17 Mayıs 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Bir Onur meselesi

Bir Onur meselesi

Hazal Harlıoğlu - Hazal Harlıoğlu
23 Haziran 2024
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
Bir Onur meselesi

Bir Onur meselesi

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

“Seni ölesiye seviyorum, ölesiye…” Bir romanda okunduğunda kulağa son derece romantik gelen bu cümle gerçek hayatta nasıl yankılanıyor dersiniz?  

Ölmek ile sevmek eylemlerinin iç içe geçtiği bu anlam karmaşasında var olmak hangi kelimeden geçiyor sizce? Sevmek mi? Ölmek mi?  

Sevgisi öldürülmekle sınanan, aşkı; Ölümüne tercih edilen ya da kendisine ait olan hayatı yaşadığı için öldürülen daha da ilerisi kendini öldürmesi boyutuna sürüklenen hayatların varoluş mücadelesi içindeki bu yok oluş hikayesi bize neyi anlatmak istiyor? 

Aslında birbirinden bağımsız bu iki yol, nasıl olmuşta bir yol ayrımında bir araya gelmiş? Birini sevmek için kendinden vazgeçmek ya da kendinden vazgeçerek sevmeye çalışmak, hangisi daha acı? Ya da hangisi bir zorunluluk olarak karşımıza çıkarılma hakkına sahip?  

Şimdiden birçok soru işareti ile dolu bu yazı, söyleyecek sözleri olanlara suskunluk bahşeden sistemin duymak istemeyeceği türden söylemlerin “Onur” dolu şölenine davet ediyor sizi.  

Eğer Shakira kemerlerinizi taktıysanız direnmeye başlıyoruz.  

Bundan tam 55 yıl önce 28 Haziran günü, ABD’nin New York kentinde bulunan Stonewall isimli mekâna yönelik istismarlaşan polis baskınları ve baskısı, tarihteki ilk büyük eşcinsel ayaklanmasının fitilini ateşledi ki o ateş hala yürekler de bir deli orman misali yanmaya devam ediyorken tüm yasaklara inat, hayatın bir cilvesi mi? Yoksa kendini güvenli sınırlarda hissetmek ihtiyacının getirisi mi bilinmez; Dilimiz de ki çevirisi “Taş Duvar” olacak bu mekanın önünde toplanan hak arayışında ki kalabalık, polise direnmek pahasına eylemlerini günlerce sürdürdü. Ölüp de yine boyun eğmediğimiz aşk, toplumun sözde ahlak kurşunlarına dizilirken, ONURLU varoluş mücadelesinin ilk cephesi burada açılmış oldu.

Direnişi takip eden günlerde, ismi Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi’nden esinlenilen “Gey Kurtuluş Cephesi” (GLF) kuruldu. GLF sadece homofobiye değil ırkçılığa, Vietnam işgaline ve kapitalizme karşı olduğunu da duyurdu. Bir sene sonra Los Angeles ve New York şehirlerinde ayaklanmanın yıldönümü vesilesiyle ilk Onur Yürüyüşleri düzenlendi. Onur Yürüyüşleri süreç içinde, daha geniş bir zamana yayılan etkinliklerden oluşan Onur Haftası’na evrildi.  

Ülkemiz de bu yıl 24-30 Haziran tarihleri arasında kutlanacak demeyi çok istediğim Onur Haftası her sene olduğu gibi bu yıl da ataerkil zihniyetin yasaklayıcı tavrının en etkin enstrümanı olan orantısız şiddetin mağduriyetinin tadına baktırılarak hiçbir şey yaşanmamış gibi görülmez kılınıp bizden uzaklaşacak, taa ki öbür yıla kadar. Ancak bu uzaklaştırma sadece eril egemen sistemin korkuya teslim olmuş sanrılarının, duygular üstüne şimşeklerini yollaması ile değil, biçimselliğini koruma telaşına düşmüş homofobik muhafazakar tavrın da korku temelli öfkesini sergilemesi için ışıltılı bir sahne haline dönüştürülüyor. 

Gün geçtikçe sarmal halde artarak devam eden bu “Nefret Bulimia”sı sevdaya, duygulara, haklara, özgürlüğe ve insanca olan her ne varsa yok etmeye yeminli gibi görünse de unutmamalı ki ne yeminler bozulmuştur aşk uğruna.  

Kerem’in Mecnun’u, Aslı’nın Leyla’yı sevdiğini haykıramadığı bu dünya her gün güneşe değil, ataerkil düzenin yetersizlik kompleksi ve bunun getirisi olarak üstün hissetme kaygısı sonucu dışlayarak dönüştürmeye zorladığı duyguların toplumsal düzen tarafından yok sayılmasıyla karanlığa boğuluyor.  

O karanlık ki içinde tonlarca örtülmüş, gizlenmiş ve söz de ahlaka büründürülmüş yok edilmesi gereken milyonlarca insanlık dışı şeyi barındırırken, halihazırda yaşatılmaya çalışılan bu kötülüğün altında, tüm başkaldırısına rağmen hala aşk ezdiriliyor. Bu ikiyüzlü, kayırmacı ve ataerkil kaygılar ile bezendirilmiş ahlak anlayışının kodlamaları üzerine dayatılan; duyguyu cinsiyetleştirmenin sonucu olarak birbirini sevmeye zorlanan insanlar mutsuzluk deryasının en büyük dalgasının altında kalıp boğularak kıyıya vuruyor. Olan yine Leyla’lara, Mecnun’lara, Kerem’lere ve Aslı’lara oluyorken mutsuzluktan beslenmeyi hayat tarzı haline getirmiş geyşa ruhlu toplumlar hizmetkarı oldukları eril tahakkümü doyurma görevini büyük bir iştah ve şevk ile yerine getirmek için adeta yarışıyor.  

Ama tüm yaşatılanlara rağmen “Top” oldukları, yaşamaları söylenen hayata mahkum edildikleri hatta maktul oldukları bu dünya da “Onurlu Aşıklar” olmalarını bir türlü kaldıramayanlara inat, onlar kendilerine sarılmaya devam eden yürekli bir o kadar da meydan okuyan tavırları ile aşklarını gün yüzünde tutmaya devam edecekler bir Onur Haftasında daha, gecenin kuytusunda gündüzün saklısında yasaklı zihniyetlerde çok şeyler yaşayanlara inat, LGBT’li bireyler meydanlarda tüm engellemelere rağmen varız demeye devam edecekler.  

Hiç sevmemiş hiç sevilmemiş ama her şeyin en doğrusuna hakim olma da zirve olan hayat hırsızları tarafından dayatma doğrular ile çevrelenmiş doğru hayatlarının yanlışı olarak görüldüler, üzerimize yıkılan o ahlakçılık duvarının taşları ile yaralandılar ama aşk ile sarmalarına izin verilmediler. Sevmenin izne tabii olduğu dünya da yaralanmak hatta yaşamamak serbest sayıldı öyle ki isimlerimizi bile seçemeyerek geldiğimiz bu dünya da kimi seveceğimizi, nasıl yaşayacağımızı seçmek Ahmet Amcaya, Fatma Teyzeye, Nermin’e, Osman’a dert oluyor gibi görünse de; 

“Yıldızların hırsızları mı var? 

Tutamam, Tutamam hep yeni bir gün doğar”. 

Hatırlatmasını yapmadan geçmek istemem. Yıldızların gökyüzüne sığdığı bu dünya da duygularımızı hayata sığdıramamak bize verilene bize ait olana, sırt dönmek değil de nedir? Her sırt dönüş vicdanının sesine sağırlaşmış hırsızların heybesini hazinelerle doldurmaktan başka neye yarar? Her gün homofobik hezeyanlar üzerinden hayatlarını talan ettiğiniz, aşağıladığınız, dışladığınızı sandığınız ve anlamlarını kaybettirmek için uğraştığınız LGBT bireyleri yıldızlar gibi, tüm ışıklarını; Korkusuzca ve tüm geceye inat kuşandıkları cesaretleriyle, siz, karanlıktan beslenen korkak ruhların saklı gizlerinin üzerlerine, saçmaya devam ediyor hem de en gökkuşağından.  

Öyle ki her yeni doğan güne inat, karanlık tarafın, Süperego bataklığında ilerlemek için insan üstü çaba sarf eden eril tavrın ahlak bekçileri ve gönüllerine asma kilit vurmuş ataerkil dünyanın kurmay askerleri öz de değil söz de gelenek, inanç ve ahlak kutsal üçgenlerinde minik patriarşik dünyalarını homofobik söylem ve davranışlar üzerinden yüceltirken çok önemli bir gerçeği kaçırmaktan yine kendilerini alıkoymak istemiyorlar;  

Eğer inanç kişiselse,  

Günah ve sevap karşılığında insana hür irade verilmişse,  

Mutluluk yürekli olana yakışıyorsa, ben sevdiysem buna kim karışır, 

Modern zamanlarda aşk 
Dibdidirırum, 

Peki, Aşk Onursuz olur mudur? 

Bu sorular içinde sonsuz döngülerinde savrulan ve sevmekten çok korkan toplumlar sadece sevmeyi bilmiyor değil her gün sevme ve sevilme şansından da uzaklaşıyordur hem de hiç geri dönmemecesine. Aşka erişmek için atılan her adım insanı yok etmemeli, öldürmemeli ya da sevgisizliğe mahkum etmemeli. Sevgi çok yollardan geçmeye zorunlu tutulmuş olsa da bu ne cinsiyet, ne din, ne ırk ne de başka bir şeyle örülü olabilir.  

Ömer Hayyam diyor ki; 

  • Yolumun üstünde bir tuzak kurdun, 
  • Bir de diyorsun ki: Yürü iznim var! 
  • Cihanda kudretin her şeye hakim, 
  • Beni yürüten sen, adım günahkar! 
  • Onurlu haftamızın günahkar yürüyüşü kutlu olsun! 
  • Yaşasın Tam Bağımsız LGBT, yaşasın Onurlu Aşıkların varoluş savaşı! 
Etiketler: AnkaraAntalyaİstanbulİzmir
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Aile yapısındaki değişiklikler

Sonraki Haber

Yaz, lütfen iyi gel hepimize

Hazal Harlıoğlu

Hazal Harlıoğlu

Hazal Harlıoğlu,1990 İzmir doğumlu. İlk ve orta öğrenimini İzmir Özel Türk Koleji'nde tamamladıktan sonra lise eğitimini Milli Piyango Anadolu Lisesinde bitirdi. Çankaya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler mezunu. İyi derece de İngilizce bilmektedir.

İlgili Haberler

Yazarlar

Çocuğunuzu büyütürken aslında bir karakter inşa ediyorsunuz

16 Mayıs 2026
Caucasian man sitting on sofa watching television news broadcast, holding remote control and facing TV screen in modern living room interior, back view visible
Yazarlar

Muhabir gözüyle ekranlar

16 Mayıs 2026
Kardeşin yeri hep özeldir
Yazarlar

Kardeşin yeri hep özeldir

15 Mayıs 2026
Kalp risalesi
Yazarlar

Kalp risalesi

15 Mayıs 2026
Kötü kötüdür
Yazarlar

Kötü kötüdür

15 Mayıs 2026
Ruhsuz kalabalıklar
Yazarlar

Ruhsuz kalabalıklar

13 Mayıs 2026
Sonraki Haber
Yaz, lütfen iyi gel hepimize

Yaz, lütfen iyi gel hepimize

En Güncel Haberler

Hatay'da otomobilin bahçe duvarına çarptığı anlar kamerada
Yerel Haberler

Hatay’da otomobilin bahçe duvarına çarptığı anlar kamerada

17 Mayıs 2026
Bursa'da kaldırıma ve site duvarına çarpan motosikletin sürücüsü yaralandı
Yerel Haberler

Bursa’da kaldırıma ve site duvarına çarpan motosikletin sürücüsü yaralandı

17 Mayıs 2026
Gaziantep FK – RAMS Başakşehir FK maçının ardından
Spor Haberleri

Gaziantep FK – RAMS Başakşehir FK maçının ardından

17 Mayıs 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

‘İstanbul’un Fethi Edirne’den Başlar’ etkinliği coşkuyla gerçekleştirildi

17 Mayıs 2026
Yaşam

Osmaniye’de ‘Lezzet Festivali’ renkli görüntülerle başladı

16 Mayıs 2026
Yaşam

Fener Rum Patriği Bartholomeos, ayin için Nevşehir’e geldi

16 Mayıs 2026
Yaşam

Erzincan’da saklı cennet; Sohmarik Yaylası

16 Mayıs 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Mezarlıktaki plastik varilde 21 insan cenini bulundu

Mezarlıktaki plastik varilde 21 insan cenini bulundu

- Haberton
16 Mayıs 2026

Şanlıurfa’da bir mezarlıkta bulunan plastik varilin içinde, 21 insan cenini bulundu. Kaplar içerisinde muhafaza edilen ceninlerin, hastaneden gömülmek üzere gönderildiği...

Yoga spor kadar etkili mi? Uzmanlara göre etkisi sanıldığından daha büyük olabilir

Misafir sofraları için uyumlu menü önerileri

Borsada nasıl para kazanılır? Uzmanlar en kritik hatayı açıkladı

Çocuklarda kekemelik neden olur? Uzmanlara göre erken fark etmek büyük önem taşıyor

Güncel Haber

Hatay'da otomobilin bahçe duvarına çarptığı anlar kamerada

Hatay’da otomobilin bahçe duvarına çarptığı anlar kamerada

17 Mayıs 2026
Bursa'da kaldırıma ve site duvarına çarpan motosikletin sürücüsü yaralandı

Bursa’da kaldırıma ve site duvarına çarpan motosikletin sürücüsü yaralandı

17 Mayıs 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton