Mart 1925’te derginin 12. sayısında Yuliy Abramoviç Ganf ’ın imzasıyla yayımlanan “Kimin ajitasyonu yangın çıkarıcı?” başlıklı karikatürde üst bilgi olarak “İngilizler, SSCB’nin Türkiye’ye kömür ve kibrit/çimento göndermesi nedeniyle öfkeleniyor” denilmektedir.
Karikatürde İngiltere (sol tarafta) Türk petrollerine göz dikmiş olarak; SSBC ise Türkiye’ye dostluğu karşılığında yardım yapan olarak gösterilmektedir.
Karikatürde şu diyaloglar geçmektedir:
“Türkiye’de İngiliz: Yakıtını ver, dostluğu al!
Türkiye’de SSCB: Dostluğu ver, yakıtı al!”.
Karikatür, İngiliz emperyalizmini alaya alıyor: İngiltere’nin Türkiye’yle “dostluğunun” tek şartı petrol (özellikle Musul ve Kerkük petrolleri) olduğunu söylüyor. “Petrol verirsen dostuz, vermezsen değil” mesajı veriyor.
Buna karşılık SSCB, Türkiye’ye hiçbir siyasi şart koşmadan, sadece dostluk karşılığında ucuz kömür ve çimento gibi sanayi hammaddeleri sağlıyor. Yani Sovyetler “çıkarsız” ve “kardeşçe” yardım yapıyor.
Kelime oyunu: Petrol çok kolay tutuşur (son derece yanıcı/yakıcı bir yakıt), kömür ise daha zor tutuşur. Dolayısıyla İngiliz’in “ajitasyonu” (kışkırtması) petrolle çok daha kolay “tutuşuyor/tutuşturuyor”; Sovyetinki ise kömürle daha yavaş ve zor. Bu, İngilizlerin petrol hırsıyla Türkiye’yi daha kolay manipüle edebileceğini ima ediyor.
Bu karikatür Şeyh Sait İsyanı ile dolaylı ama çok güçlü bir bağlantıya sahip de olabilir… Şeyh Sait İsyanı (Şubat-Nisan 1925) sırasında ve sonrasında İngiltere, Musul petrollerini almak için Türkiye’yi zayıflatmakla suçlanıyordu. Sovyet propaganda makinesi de bunu yoğun şekilde kullanıyordu.
1925-1926’da SSCB, genç Türkiye Cumhuriyeti’yle yakınlaşma politikası izliyordu (1925’te Türk-Sovyet Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması yenilenmişti). Sovyetler Türkiye’ye kömür, çimento gibi maddi yardımlar yapıyor, karşılığında siyasi destek bekliyordu.
Bu karikatür tam da o dönemin ruhunu yansıtıyor: İngiltere’yi “petrol için her şeyi yapan emperyalist” olarak karalarken, SSCB’yi Türkiye’nin “gerçek dostu” olarak övüyor.













