Bizim başkent’te gökyüzüne bakarak yürümek öyle romantik bir film sahnelenesine benzemez, can tam manasıyla bir strateji ve karga gözlemleme sanatıdır. Geçen gün sabahın erken saatlerinde sokaktan aşağı sallanıyom, hava serin, ortalıkta hâlâ uykulu bir sessizlik var. Bizim apartmanın önündeki o meşhur yamuk elektrik direğinin tepesine bi baktım; bizim mahallenin kargaları yine olağanüstü uluslararası bir zirve toplamış gibi tele dizilmişler.
Tam o sırada altından bizim mahallenin emekli postacısı Hakkı Amca geçiyodu. Elinde file, kafasında kasket, durdu şöyle direğin altına, ellerini arkaya bağladı ve başladı kargalara veri vermeye: “Ulan sizin yapacağınız toplantıya da aldığınız kararlara da! Her sabah buradasınız ama mahallenin çöplerini kimin devirdiğini bi türlü tutanağa geçirmiyonuz!”
Yol üstünden bakan bizim manaf Celal Dayı dayanamadı tabii, dükkanın önünden seslendi: “Hakkı amca naptın, kargalara da zabıta muamelesi yapmaya başladıysan yandık, bunlar devlete vergi de vermiyo!” Hakkı Amca hiç istifini bozmadan kargalara bakmaya devam etti, ciddiyetle cevap yaktı: “Vergi vermiyolar ama haberi benden önce alıyolar gardaş, asıl denetçi bunlar!” Kargalardan biri tam o an ses çıkarınca Hakkı Amca ciddiyetle başını sallayıp “Bak bak, haklı buldu beni,” dedi. Sokaktakiler gülmekten kahvehanenin duvarına yaslandı valla.
Gelelim işin diğer elektrikçi boyutuna; hani şu bizim mahallenin trafo arızaları var ya, asıl sinema orda kopuyo. Arıza için TEDAŞ’ı arıyon, ekipler geliyo. Trafo kutusunu açan usta elindeki tornavidayla içeri bi bakıyo, derin bir iç çekip yanındakine dönüyo: “Gardaşım bu kablolar resmen benim evlilik geçmişime dönmüş, hangisi artı hangisi eksi belli değil!” Mahalleden geçen bi teyze dayanamayıp balkondan sesleniyo: “Evladım orayı karıştırma, geçen hafta da kurbağa girdiydi, mahalleyi karanlıkta bıraktınız!” Usta hiç istifini bozmadan tornavidayı havaya kaldırıp lafı yapıştırıyo: “Teyze, kurbağa haklı, bu elektrik faturalarını görünce o bile kurbağalığını unuttu, bocaladı!” Adamdaki o hazırcevaplık ve soğukkanlılık başka hiçbir meslekte yok yeminle.
Özetin özeti can; Ankara’nın direği de, kargası da, trafosu da kendi içinde bir roman yazdırır adama. Hayatın bu elektrikli ortamında ne kadar sıkıntı olursa olsun, gülmeyi ve o tatlı dili elden bırakmamak lazım.
Hadi kalın sağlıcakla, gözünü seveyim!











