Düne kadar (meâlen) yaramaz çocuk, uyumsuz çocuk gibi davranılan Türkiye’ye yaklaşık olarak son yıllarda ardı ardı yağlamalar yıkalamalar geliyor, dikkatinizi çekti mi…
Bunun en sonuncusu 5 Kasım 2025’te Helsinki’de Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Valtonen’in ortak basın toplantısında dile getirildi. Valtonen, eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Mauno Koivisto’nun The Russia Idea (Rus Fikri) adlı kitabını Fidan’a hediye ederken, kitabın bir bölümünden alıntı yaptı: “Rus İmparatorluğu’nun tarih boyunca saygı duyduğu tek güç Osmanlı İmparatorluğu’ydu.” Bu, Osmanlı-Rus savaşları gibi tarihi çatışmalara atıf yaparak, Rusya’nın “güçlü ve kararlı rakiplere” karşı tutumunu simgeliyor.
Rusya’ya karşı bizimle yer alın demek istiyor mu?
Evet, Elina Valtonen’in bu ifadesi, büyük ölçüde Rusya’ya karşı NATO ittifakında Türkiye’yi daha sıkı bir şekilde yanlarında tutma çağrısı olarak yorumlanabilir – ama doğrudan bir “savaş ilanı” değil, diplomatik bir motivasyon ve hatırlatma sinyali.

Temel Neden: Rusya’nın Ukrayna işgali ve Baltık-Karadeniz gerilimleri karşısında NATO’nun birliğini güçlendirmek. Finlandiya, 2023’te NATO’ya katılırken Türkiye’nin onayını almıştı (Erdoğan’ın PKK/YPG talepleri müzakere edilerek); Valtonen’in ifadesi, bu “borcu” hatırlatarak Türkiye’yi motive ediyor. Rusya’nın “tarihsel haklar” söylemine (örneğin Finlandiya’nın eski Rus toprağı iddiaları) karşı bir karşı-argüman: “Rusya sadece güçle anlaşıyor” mesajı vererek, Osmanlı mirasını (yani modern Türkiye’yi) caydırıcı bir unsur olarak konumlandırıyor.
Neyi Amaçlıyor? “Bizimle Yer Alın” mesajı mı?
Kesinlikle evet, ama pragmatik ve ittifak odaklı bir çağrı: Fidan’la yüz yüze görüşmede söylenmesi, tesadüf değil. Amaç, Türkiye’nin NATO’daki “dengeci” rolünü (örneğin Rusya ile enerji ticareti veya arabuluculuk) Batı çıkarlarına daha fazla yönlendirmek. “Osmanlı gibi güçlü olun, Rusya’ya karşı bizimle birlikte durun” alt metni var – özellikle Ukrayna’ya destek, Karadeniz güvenliği veya Suriye’deki Rus etkisine karşı.
Rusya’ya Dolaylı Uyarı: NATO’nun (ve Türkiye’nin) tarihsel gücünü hatırlatarak, Moskova’ya “provokasyon” sinyali. Finlandiya gibi sınır ülkeler için bu, caydırıcılık sağlıyor; Valtonen, kitabın hediyesini “tarihsel ders” olarak sunarak diplomatik esneklik katıyor.
Daha Geniş Etki: AB-NATO-Türkiye ilişkilerini canlandırmak. Son bir yılda Batılı övgülerin (Trump-Erdoğan diyaloğu, AB göç raporu) devamı niteliğinde; Türkiye’nin jeopolitik konumu (Orta Doğu köprüsü) vazgeçilmez kılınıyor. Amaç, iç gerilimleri (örneğin demokrasi eleştirileri) gölgede bırakarak pratik işbirliğini artırmak.
Potansiyel Sonuçlar
Olumlu: Türkiye-Finlandiya ilişkilerini ısıtabilir; örneğin savunma anlaşmaları veya Ukrayna yardımlarında Türkiye’nin rolü artabilir.
Riskler: Rusya, bunu “NATO provokasyonu” olarak görüp misilleme yapabilir (örneğin enerji kesintileri). Ancak Valtonen’in tonu mizahlı-tarihsel, yani yumuşak bir diplomatik hamle.
Son değerlendirmede, ne olursa olsun, Türkiye’yi Rusya’ya karşı bir savaş gücü veya dolaylı yıpratıcı güç olarak kullanma düşüncesinden Batı bir kere vazgeçmeli. Defalarca kez hatırlattığımız gibi, Rusya ile Türkiye’nin kader birlikteliği mevcuttur.













