Bir çocuğun gözlerinde, insanlığın yarınları saklıdır. O gözlerin içine baktığınızda sadece o çocuğun değil, bir toplumun geleceğini de görürsünüz.
Bu geleceğin nasıl şekilleneceği ise büyük ölçüde ailelerin ellerindedir. Çünkü eğitim; yalnızca okul sıralarında değil, evin duvarları arasında başlar. Ahlak ise ilk kelimelerin yankılandığı, cümlelerin can bulduğu sofralarda, oyun aralarındaki nasihatlerde filizlenir.
Bugün çocuklarımızı bilgiyle donatmak, onlara akademik başarıyı hedef göstermek elbette önemlidir. Ancak yalnızca bilen değil, bildiğiyle doğruyu seçebilen, vicdanlı, ahlaklı, karakterli bireyler yetiştirebilmek asıl gayemiz olmalıdır. Zira bilgi tek başına bir işe yaramayacağı gibi toplumsal felaketleri de beraberinde getirebilir.
Anne ve baba hatta abi ve abla, bir çocuğun ilk öğretmenleridir. Okul öncesi dönemde verilen davranış kalıpları, hayat boyu bireyle beraber var olacak olan karakterin mihenk taşlarını oluşturur. Bu nedenle ebeveynlerin sergilediği her tutum, çocukların ruhuna nakşolur. Adaletli bir anne, şefkatli bir baba; çocuklarına sadece davranış değil, değer de öğretmiş olur.
Elbette çocuklar hata yapacak, bazı zamanlar yönlerini şaşıracaklardır. Fakat önemli olan, o anlarda yanlarında tabiri caizse dimdik duran aileyi görmeleridir.
Ceza değil, rehberlik; yargı değil anlayış…
Ahlaklı bireyler böyle yetişir: Sevgiyle sabırla, anlayışla.
Unutulmamalıdır ki öğretmenler bilgiyi aktarırken aileler ise karakteri şekillendirir. Dolayısıyla bir çocuğun hayata nasıl baktığı, insanlara nasıl yaklaştığı, zorluklar karşısında nasıl durduğu, evinde yaşadıklarıyla doğrudan ilişkilidir. Kitaplara değer veren bir anne, çalışkanlık aşılayan bir baba; hem eğitimi hem de ahlakı birlikte yeşertir.
Vel hasıl
Bugün çocuklarımızın kalplerine ektiğimiz her erdem, yarının toplumu için bir umuda dönüşecektir.













