10 Ekim 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Evlat mı, Baston mu?

Evlat mı, Baston mu?

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
18 Ocak 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
1
Evlat mı, Baston mu?
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Anadolu coğrafyasında aile mefhumu, etrafı kalın duvarlarla çevrili, içine girilmesi yasak, eleştirilmesi ise adeta bir “tabu” sayılan mukaddes bir kaledir.

Bizler, “Kol kırılır yen içinde kalır” diyerek büyütüldük; lakin o yenin içinde kangren olmuş kolların, çürüyen ruhların ve sakatlanan nesillerin saklı olduğunu konuşmaktan hep imtina ettik. Bugün, işte o kalenin surlarında açılan en büyük gedikten, psikoloji literatüründe “Duygusal Ensest” (Emotional Incest) olarak tanımlanan, bizim ise “fedakâr analık” kılıfı altında meşrulaştırdığımız o marazi (hastalıklı) bağdan bahsetmek icap ediyor. Meseleyi doğru teşhis etmek için evvela kavramın namusunu teslim edelim. Burada bahsettiğimiz; fiziksel veya cinsel bir istismar değil, çocuğun ruhsal sınırlarının ihlal edilerek, ona taşıyamayacağı bir yetişkin misyonunun yüklenmesidir.

Sosyolojik bir perspektiften baktığımızda, Türk aile yapısındaki temel krizin “baba figürünün yokluğu” veya “duygusal sağırlığı” olduğunu görürüz. Tarihsel olarak savaşlardan, gurbetten veya kültürel kodların getirdiği o sert otoriteden dolayı “uzak” duran baba, evin içinde bir boşluk yaratır. Tabiat boşluk kabul etmez efendim. Kocasıyla mutsuz olan, ondan beklediği ilgiyi, sevgiyi ve dert ortaklığını bulamayan anne, bu duygusal açlığını gidermek için en savunmasız, en yakın ve en itirazsız limana sığınır: Çocuğuna.

İşte trajedi tam bu noktada, o masumane görünen “Oğlum benim her şeyim, o benim evimin direği” cümlesiyle başlar.

Bir annenin, henüz oyun çağındaki oğlunu, eşinin yerine ikame etmesi; ona “evin reisi” muamelesi yapması, kendi yalnızlığını ve mutsuzluğunu onun varlığıyla sağaltmaya çalışması, o çocuğun çocukluğunu çalmaktır. Bu çocuk, annesinin gözyaşlarını silmekten, onun kırılgan ruhunu tamir etmekten kendi karakterini inşa etmeye vakit bulamaz. O artık bir evlat değil, annesinin “küçük kocasıdır”.

Bu durum kız çocuklarında ise “sırdaşlık” maskesiyle tecessüm eder. Annesi tarafından “dert ortağı” ilan edilen, babasının çapkınlıklarını, evdeki maddi krizleri veya yatak odasındaki soğukluğu dinlemek zorunda kalan bir kız çocuğu düşünün. Bu, o minicik omuzlara, bir yetişkinin bile altında ezileceği bir yükü bindirmektir. Biz buna psikolojide “ebeveynleşen çocuk” (parentification) diyoruz. Lakin sosyolojik karşılığı, nesiller boyu süren bir travma zinciridir.

Bugün Türkiye’deki boşanma davalarının dosyalarını araladığınızda, sebeplerin ekseriyetle “üçüncü şahıslar” olduğunu görürsünüz. Ancak bu üçüncü şahıs, sanıldığı gibi bir “metres” veya “yasak aşk” değildir; çoğu zaman erkeğin annesidir. Neden mi? Çünkü o anne, oğlunu evlendirdiğinde sadece bir evladını yuvadan uçurmaz; yıllardır kendine “eş”, “sırdaş” ve “baston” yaptığı hayat arkadaşını bir başka kadına kaptırmış hisseder. Gelin-kaynana çatışması dediğimiz o kadim kavga, esasında iki kadının aynı erkeğin “partnerliği” için verdiği bir iktidar savaşıdır. Erkek, biyolojik olarak evlenmiştir lakin ruhsal kordonu hâlâ annesinin elindedir. O erkek, karısına değil, annesine sadıktır; zira çocukluğunda ona kodlanan şudur: “Annemi üzersem, dünyadaki en büyük günahı işlerim.” Bu suçluluk duygusu, bir erkeğin iradesini felç eden en büyük zehirdir.

Bu tablo, toplumumuzda “bağımlı kişiliklerin” ve narsisizmin kök hücresidir. Annesi tarafından “prensim/paşam” diye, hiçbir sınır konulmadan, sürekli övülerek ve aynı zamanda duygusal olarak sömürülerek büyütülen erkekler; yetişkinliklerinde kadınlardan hem annelik şefkati bekleyen hem de onlara hükmetmeye çalışan sorunlu profillere dönüşürler. Kadınlar ise babalarından görmedikleri ilgiyi ararken, annelerinin kaderini tekrar eden o kısır döngüye hapsolurlar.

Kültürümüzdeki “Kutsal Annelik” miti, maalesef bu sınır ihlallerini eleştirmeyi imkânsız hale getiriyor. “Cennet annelerin ayakları altındadır” hadis-i şerifini, “Annenin her türlü psikolojik tahakkümü meşrudur” şeklinde yorumlamak, inancın değil, kültürel yozlaşmanın bir sonucudur. Bir anneyi sevmek ile onun travmalarının taşıyıcısı olmak arasında dağlar kadar fark vardır.

Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki; bir çocuğun en temel hakkı, çocuk olabilmektir. Ebeveyninin dert ortağı, terapisti, hakemi veya yalnızlığının ilacı olmak çocuğun vazifesi değildir. Sevgi, boğmak demek değildir. Sevgi, o çocuğun kendi kanatlarıyla uçmasına, kendi hatalarını yapmasına, hatta gerekirse sizden uzaklaşmasına müsaade edebilmektir.

Lakin bizde anneler, çocuklarını “emeklilik projesi” veya “yalnızlık sigortası” olarak gördükleri müddetçe, bu topraklarda sağlıklı bireylerin yetişmesi ham bir hayaldir. Çocuğunuza, “Sen olmasan ben yaşayamam/ölürüm” demek, ona duyduğunuz aşkı değil, ona yüklediğiniz o korkunç sorumluluğu gösterir. Hangi çocuk, annesinin ölümü pahasına kendi hayatını kurabilir? Kuramaz. İşte o yüzden o evlilikler bitmeye, o bireyler mutsuz olmaya mahkûmdur.

Hülasa efendim; artık o kalın duvarlı kalenin kapılarını aralayıp, içerideki bu çürümeyle yüzleşmek zorundayız. Çünkü bir toplumun inşası, tuğlayla değil, sağlıklı kurulmuş aile bağlarıyla mümkündür.

Ve şimdi, o can yakıcı soruyu, soğukkanlılıkla değil, bir vicdan muhasebesi olarak soruyorum:

“Çocuğunuz gerçekten sizin evladınız, canınızdan bir parça mı? Yoksa hayatta baş edemediğiniz yalnızlığınızın, mutsuz evliliğinizin ve yaralı ruhunuzun üzerine yaslandığı bir baston mu?”

Eğer cevabınızda bir anlık bile tereddüt varsa, o bastonu kırıp atın efendim. Zira o bastonun altında, bir insanın geleceği eziliyor.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Sömestir tatilini ‘telafi kampına’ çevirmeyin

Sonraki Haber

Suriye, Tabka ilçesinin kontrolünü tamamen sağladı

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Hiç bir şeye şaşırmıyorum
Yazarlar

Hiç bir şeye şaşırmıyorum

9 Ekim 2026
Emin Pekmezci ile şiir saatinde: Şiirlere nefes, şairlere vefa
Yazarlar

Emin Pekmezci ile şiir saatinde: Şiirlere nefes, şairlere vefa

9 Ekim 2026
Simit, çay ve Tunalı boyunca yürümek: Şehrin en değerli lüksü
Yazarlar

Simit, çay ve Tunalı boyunca yürümek: Şehrin en değerli lüksü

9 Ekim 2026
İçimizdeki iki kadın
Yazarlar

İçimizdeki iki kadın

8 Ekim 2026
Yürüyen merdivende "Sol Yanım Yaralı": Kızılay metrosu savaşları ve yürüyen mimarimiz
Yazarlar

Yürüyen merdivende “Sol yanım yaralı”: Kızılay metrosu savaşları ve yürüyen mimarimiz

8 Ekim 2026
Yalan Dünyada Yalancılar
Yazarlar

Yalan dünyada yalancılar

8 Ekim 2026
Sonraki Haber
Suriye, Tabka ilçesinin kontrolünü tamamen sağladı

Suriye, Tabka ilçesinin kontrolünü tamamen sağladı

Yorumlar 1

  1. Eda says:
    9 ay önce

    Kimsenin kolay kolay kaleme alamayacağı bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık.

En Güncel Haberler

Esenler’de yeni kültür sanat sezonu Sezai Karakoç’la başladı
Yerel Haberler

Esenler’de yeni kültür sanat sezonu Sezai Karakoç’la başladı

10 Ekim 2026
Esenler’de iki grup arasında silahlı kavga: 2 yaralı
Yerel Haberler

Esenler’de iki grup arasında silahlı kavga: 2 yaralı

10 Ekim 2026
Sarıyer’de yokuşta kayan hafif ticari araç evin çatısına uçtu: 1 yaralı
Yerel Haberler

Sarıyer’de yokuşta kayan hafif ticari araç evin çatısına uçtu: 1 yaralı

10 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Eski Emniyet Genel Müdürü Yılmaz Ergun hayatını kaybetti

10 Ekim 2026
Yaşam

Yahşihan Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında 10 şüpheliden 5’i tutuklandı

10 Ekim 2026
Yaşam

Otomobil, bisikletli çocuğa çarptı: 2 yaralı

10 Ekim 2026
Yaşam

Rize’de yöresel lezzetler festivalde buluştu: 123 çeşit yemek sergileniyor

9 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

İçişleri Bakanı Çiftçi, 19 Mayıs Polis Meslek Yüksekokulu ziyaret etti

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den Samsun’da polis adaylarına mesaj

- Haberton
10 Ekim 2026

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Samsun’da 19 Mayıs Polis Meslek Yüksekokulu’nu ziyaret etti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Samsun programı kapsamında 19...

Çizgi filmlerin görünmeyen mesajları: Ebeveynler nelere dikkat etmeli?

Ankara’nın kaybolan sokak gösterisi: Ayı oynatıcılarından geriye ne kaldı?

Türkiye’de gıda bankacılığı nedir? Gıda israfını önleyen ve ihtiyaç sahiplerine umut olan paylaşım modeli

Tek bir karede koca bir hikâye: Eren Boz’un sanat yolculuğu

Güncel Haber

Esenler’de yeni kültür sanat sezonu Sezai Karakoç’la başladı

Esenler’de yeni kültür sanat sezonu Sezai Karakoç’la başladı

10 Ekim 2026
Eski Emniyet Genel Müdürü Yılmaz Ergun hayatını kaybetti

Eski Emniyet Genel Müdürü Yılmaz Ergun hayatını kaybetti

10 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton