12 Ekim 2026, Pazartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Hazan Gülü Fatoş ile suskunluktan mısralara

Hazan Gülü Fatoş ile suskunluktan mısralara

Filozof Sosyolog - Filozof Sosyolog
12 Ekim 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:15 dakikalık okuma
A A
1
Hazan Gülü Fatoş ile suskunluktan mısralara
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

“Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizim kapsamında, edebiyata gönül veren, şiirle kendini ifade eden ve birikimiyle kültür dünyamıza katkı sunan isimlerin hayatlarına ve düşünce dünyalarına ışık tutmaya çalışıyorum.

İnanıyorum ki her insanın bu hayatta söyleyecek bir sözü, kendine özgü bir hikâyesi ve bir hayat felsefesi vardır. Edebiyata gönül vermek yalnızca kitap yazmakla sınırlı değildir. Okuyan, araştıran, şiir yazan, seslendiren ya da edebiyat için zaman ve emek harcayan herkes, görünür olsun ya da olmasın, bu kültürel birikime katkı sunar. Çünkü her insan, kendi hikâyesi ve taşıdığı değerlerle tanınmayı hak eder.

Vefa anlayışımın temelinde de bu düşünce yer alıyor: Yaşayan değerlerimizi tanımak, emeklerini görünür kılmak; aramızdan ayrılanları ise rahmet ve saygıyla anmak.

Bugün bu anlayışla, şiirleri ve kalemiyle kendi duygu dünyasını ifade eden şair Fatma Arı, namıdiğer Hazan Gülü Fatoş ile bir aradayız.

Sayın Fatma Hanım, merhaba, hoş geldiniz. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Sizi, hayat hikâyenizi ve şiir yolculuğunuzu kendi anlatımınızla tanımak üzere sorularımıza geçmek isterim.

Öncelikle sizi tanımak isteriz. Bize kendinizden, ailenizden, ilgi alanlarınızdan ve hayatınızda önemli bir yere sahip olan uğraşlarınızdan söz eder misiniz?

Merhaba, Jale hanım; bu güzel söyleşi için öncelikle çok teşekkür ederim. Benim için bir onur kaynağı oldu, İsmin; Fatma Arı: Mahlasım; Hazan Gülü… Hayatımın merkezinde her zaman ailem, sevdiklerim ve sanat olmuştur. Evli ve üç (3) evlat sahibi bir anneyim; aile bağları benim için her şeyden önce gelir. Günlük yaşamımda evimin huzuru, doğanın içinde olmak, bitkilerle ilgilenmek ve elbette kelimelerin dünyasında kaybolmak en büyük sığınaklarımdandır. Şiir yazmak, kitap okumak ve insan ruhuna dokunan her türlü edebi çaba hayatımın vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

Hayat yolculuğunuzu çocukluk yıllarınızdan başlayarak bugüne kadar anlatır mısınız? Sizi bugün olduğunuz kişiye dönüştüren, hayatınızda iz bırakan olaylar ve dönüm noktaları nelerdi?

Karadenizin Ordu, Fatsa ilçesinde, Yassıtas köyünde doğup büyüdüm, Kalabalık bir ailenin kız çocuklarından en küçüğüyüm.
​Karadeniz’in cömert ama bir o kadar da çetin doğasında, geleneklerine bağlı bir köyde ilkokulu okudum. Çocukluk yıllarımda bize öğretilen örf ve adetler gereği, kız çocuklarının sesini yükseltmesi veya kendini uzun uzun ifade etmeye çalışması pek hoş karşılanmazdı. Konuşmak yerine susup dinlemek en büyük terbiye ve saygı sayılırdı. Karadeniz kadınının doğası gereği güçlü bir kişilikle yetişiyorduk ama sıra kendimizi anlatmaya geldiğinde susmak kuraldı. İşte yazmak, benim hayatımda tam da bu noktada başladı. Benim için yazmak; susturulduğum yerde konuşmak, kısıtlandığım yerde özgürleşmek demekti. Balık burcunun getirdiği o derin duygusallık ve geniş hayal gücü ruhumla birleşince, hislerimi kağıda dökmeye başladım. Kimsenin bana “sus” demediği, sınır çizmediği, duygu ve düşüncelerimi yasaksızca yaşadığım tek yer şiir defterim oldu. O defter, çocukluğumdan itibaren benim en sadık sırdaşım, en güzel dert ortağımdı. Zamanla şiir yazmak benim için vaz geçilmez bir döngü haline geldi.. Kalemle ve kâğıtla dost olmak, o sessizliği bir özgürlük alanına dönüştürmemi sağladı. Yaşadığım her zorluk, her içsel fırtına beni bugün “Hazan Gülü” adıyla eserler veren bugünkü kimliğime taşıdı. Her insanın hayatı yatağını bulana kadar nice sarp kayalardan geçen bir nehir gibidir. Beni bugün usta olmasa da samimi bir şair ve güçlü bir kadın yapan şey; tattığım sevinçler kadar göğüs gerdiğim acılar, hasretler ve hayatın karşıma çıkardığı ağır sınavlardır. Her dönüm noktası ruhumda iz bırakırken, o izler mısralar olarak hayat buldu.

Özellikle de ( psikolojik danışmanlık alanlara) tavsiyem yazmaları olur. Çünkü insanın yüreğine ve ruhuna ağır  gelen her şeyin dışarı akmasıdır. Ve şiir benim için kendi iç dünyam ile dertleşmek ve yüreğimi ruhumu dinlemektir.

Şiirle tanışmanız nasıl gerçekleşti? İlk şiirinizi ne zaman yazdınız ve o günlerde şiir sizin için ne ifade ediyordu?

Şiirle tanışmam öyle planlı bir şey değil, Ruhumun kendiliğinden bulduğu bir yoldu. İçimde taşan, konuşarak anlatamayacağım kadar büyük duyguları, sevinçleri ve sitemleri başkalarına duyuramadığım için kağıda dökmeye başladım. İlk şiirimi yazmam sadece kalbimin sesini dinleyip kelimelere dökmek ile başladı. O günlerde şiir benim için sadece bir sığınak, içimi dökebileceğim sessiz bir limandı.

Şiir yazmak zamanla hayatınızda nasıl bir yer edindi? Kalemi elinize almanıza neden olan duygular, yaşanmışlıklar veya düşünceler nelerdi?

​“Zamanla şiir yazmak benim için sıradan bir uğraş, lüks olmaktan çıkıp tıpkı ekmek gibi, su gibi vazgeçilmez bir hayat döngüsü haline geldi. Ruhumun nefes alabilmesi, içimde birikenlerin o ağır yükünden arınabilmesi için mısralara sığınmak zorundaydım; çünkü şiir benim için kelimelerin en masum sığınma evi, suskunluğun en gür sesli halidir. Kalemi elime almamı tetikleyen unsurlar genellikle hayatta yarım kalmışlıklar, bastırılmış duygular, hayatın sillesini yemiş sessiz insan öyküleri, uğranılan haksızlıklar ve içimde hiç dinmeyen o gurbet/hasret rüzgarları oldu. Kimi zaman kulak verip dinlediğim o derin ezgilerin, içimdeki gurbet ateşini alevlendirmesiyle oturdum kağıdın başına; kimi zaman da ruhumun adını koyamadığı uzaklara olan özlemini dindirmek için yazdım. Yazarken sadece kendi iç dünyamı, kendi kırık dökük umutlarımı değil; yolda yürürken dokunduğum, hayatın kıyısında kalmış, tanık olduğum başka insanların hikayelerini de taşıdım satırlara. Çünkü inandım ki şair, yalnız kendi derdinin değil, etrafındaki masum kalplerin de tercümanıdır. Onların sessiz çığlıklarına ses olmaya, kaybolmaya yüz tutmuş duygulara mısralarla yeniden can vermeye çalıştım. Kalem benim elimde hiçbir zaman sıradan bir araç olmadı; o, içimdeki yangını dindiren en sadık yoldaş, ömrümün en vefalı tanığı oldu.” İnsanları mutlu etmek, hayat ve yürek hikâyelerine dokunmak en mutlu olduğum anlardır.

Hazan Gülü Fatoş mahlasıyla tanınıyorsunuz. Bu mahlası nasıl seçtiniz? İsminizin ardında sizin için özel bir hikaye veya anlam var mı?

​”Hazan Gülü” mahlası ruhumun, ömrümün ve kalbimin aynasıdır. Hazan; sonbaharın sükûnetini, dökülen yaprakların ardındaki derin olgunluğu ve hayatın benden eksilttiklerini simgeler. Gül ise; tüm dikenli yollara, acılara ve fırtınalara rağmen vazgeçmeyen o inatçı zarafetin, sevginin ve sadakatin adıdır. Hayatın bana yaşattığı her hazanı, her çetin imtihanı bir gülün sabrıyla, dikeniyle ve nihayetinde şiirin iyileştirici gücüyle sarıp sarmaladım. Acıyı güzelliğe, hüznü kelimelere dönüştürme çabamdır bu isim. Kısacası Hazan Gülü; sadece bir mahlas değil, kalbimin imzasıdır.

Şiirlerinizde hangi konuları işlemeyi seviyorsunuz? Bir şiire başlarken sizi harekete geçiren duygu mu, yaşanmış bir olay mı, yoksa zihninizde beliren bir düşünce mi oluyor?

​Şiirlerimin ana eksenini; insanın iç dünyasını sarsan aşk, ayrılık, hasret, sitem, vefa ve bu duyguların gölgesindeki sessiz kabullenişler oluşturur. Beni kaleme sarılmaya iten asıl güç, çoğunlukla yaşanmışlığın ta kendisidir. Bazen ruhumda derin izler bırakan bir hüzün, bazen rüzgârın savurduğu bir yaprak, bazen de derinden gelen hüzünlü bir türkü… Ama en çok da zihnime ansızın düşen o tek bir kıvılcım mısra tetikler bu süreci. Şiir benim için sıfırdan kurulan bir dünya değil; içimde birikenlerin, kelimelerle kabuğunu kırmasıdır. O ilk mısra zihnime mühürlendiği an, ardındaki nehir kendiliğinden akmaya başlar; bana sadece o coşkuya eşlik etmek düşer. Çünkü ben, birilerinin yüreğine dokunabilmek ve onların kendi seslerini, kendi duygularını bulabilmesini anlatmaya çalıştım hep şiirlerde.

Şiirinizi ve edebî kimliğinizi oluştururken hangi şairlerden, edebî eserlerden veya şiir geleneklerinden etkilendiniz? Örnek aldığınız, şiir anlayışına değer verdiğiniz şairler kimlerdir?

​Türk halk edebiyatının kökleri, şiir dünyamın hem toprağı hem de nefesidir. Karacaoğlan’ın o duru, yüreğe direkt dokunan Türkçesi, Seyrani’nin inceden inceye işleyen zarif sitemleri ve halk ozanlarımızın o samimi, dağlara taşlara seslenen edası bana her zaman rehber olmuştur. Geleneksel şiirimizin asil ruhunu bugüne taşımaya çalışan, kelimelerin hakkını veren tüm usta şairleri kendime üstat kabul ederim. Bu edebiyat yolculuğunda bana tecrübe katan, şiir teknikleriyle yolumu aydınlatan çok kıymetli hocalarım da oldu. Özellikle Mesut Altınkaynak ve Mustafa Yılmaz Boz hocalarımın şiirleri ve emekleri benim için çok değerlidir. Tabii ismini buraya sığdıramayacağım, kaleme sarılmamda bana omuz veren nice değerli kalem ve kıymetli hocam var. Çünkü bilirim ki; her kaleme alınan şiir, insanın kendi ruhuna tuttuğu ve o yolda yürürken asla kaybolmamasını sağlayan en sadık yol gösterici aynadır. Benim aynam da şiirler oldu…

​Türk şiirinde hece ölçüsü ve halk şiiri geleneğinin önemli bir yeri var. Sizin şiir anlayışınızda ölçü, ahenk, kafiye ve şiirin anlam bütünlüğü nasıl bir önem taşıyor?

​Şiir yolculuğuma serbest vezinle, yalın bir duygu akışıyla başladım. Ancak zamanla anladım ki şiir, duyguların hecelerde kusursuz bir ritimle can bulmasıdır. Birkaç ay önce değerli hocalarımın teşvikiyle Türk halk şiirinin en zarif formlarından biri olan koşma tarzına yöneldim. Hece şiiri başlı başına bir müziktir; matematiği olan bir sestir. Bu yüzden 11’li ve 14’lü hece ölçüsüyle yazmayı, zengin kafiyelerle, çapraz ya da düz kafiye örüntüsüyle o ilahi ahengi yakalamayı çok önemserim. Ölçü ve kafiye şiire bir zırh ve estetik kazandırır; anlam bütünlüğüyle perçinlendiğinde zamansız bir eser ortaya çıkar. Elbette kendimi hece vezninde hâlâ bir öğrenci, yolda yürüyen bir şair olarak görüyorum.

​Şiirlerinizde kadınların yaşadıklarına ve kendilerini ifade etme mücadelesine yer veriyor musunuz? Bir kadın şair olarak kadınların duygu ve düşüncelerini edebiyat aracılığıyla dile getirmenin nasıl bir sorumluluk taşıdığını düşünüyorsunuz?

​Asla sessiz kalmadığım, kalamayacağım bir konudur bu. Toplumun karanlıkta bıraktığı, suskunluğa mahkûm ettiği, yüreğindeki yangını içine gömen kadınların sesi olmak benim en büyük vicdani sorumluluğumdur. Bir kadının çilesini, direnişini, onurlu sevdasını ve gizli gücünü kaleme almak bu topraklara borcumdur.

Örneğin “Bitmedi mi kadının namus borcu?” dizesiyle sorduğum hesap gibi; “Gülüşü Güzel Kadın” şiirimde de yüzündeki sahte gülümsemenin ardına acılarını gizleyen nice kadının çığlığına nacizane kalemimle tercüman olmaya çalıştım.

​Şiirin yanı sıra başka insanların hayat hikayelerini de kaleme alıyor musunuz? Başka bir insanın yaşadıklarını yazıya aktarırken onun duygularını doğru anlatabilmek sizin için ne ifade ediyor?


Her insan hayatı, sayfalar dolusu kitaptan çok daha derin, yazmakla tükenmeyen eşsiz birer hazinedir. Çevremde dinlediğim, şahit olduğum ya da bir şekilde yüreğime değen her gerçek hikâye, zamanla mısralarımda yeniden can bulur, nefes alıp verir. Başka bir insanın acısını, sevincini ya da kırgınlıklarını kendi ruhumun duvarlarında hissetmeden kalemi elime alamam. Çünkü bir başkasının hayatını kaleme almak; sadece bir yazı eylemi değil, onun mahremiyetine ve ruhuna duyulan en derin saygıdır. O yükü omuzlamak, dökülen gözyaşının ya da saklanan sevincin kutsal birer emanetçisi olmaktır. O duyguya ihanet etmemek, yazarken aynı ateşte yeniden yanmak demektir…

Müzik ile şiir arasında güçlü bir bağ olduğu düşünülür. Sizin yazma sürecinizde müziğin yeri nedir? Belirli müzikler, ezgiler veya sesler şiirlerinize ilham veriyor mu?

​Şiir, zaten başlı başına kulaktan ruha süzülen gizli bir ezgidir. Yazma yolculuğumda müziğin yeri ise kelimelerle ifade edilemeyecek kadar derin; o, doğrudan kalemimin akışına yön veren en büyük ilham kaynağımdır. Özellikle türküler, Karadeniz’in hırçın ve dağ kokulu ezgileri, bağlamanın tınısı ve ruhuma dokunan derin eserler şiirlerimin gizli mimarıdır. Bazen mutlak bir sessizlik yazma anlarımda en gürültülü ses olsa da, bu köklü melodiler zihnimdeki mısraların ritmini bulmasında bana her daim yoldaşlık eder. Melodi sussa bile zihnimde yankılanmaya devam eden o ses, dizelerimin nefesi olur. Çünkü benim için; müziğin dokunmadığı bir şiir, kanatları kırık bir kuştur..

Şiirlerinizi okurlarla hangi yollarla buluşturuyorsunuz? Sosyal medyanın şiire olan ilginin artmasında ve şairlerin daha geniş kitlelere ulaşmasında nasıl bir rolü olduğunu düşünüyorsunuz?

Şiirlerimi ağırlıklı olarak sosyal medya platformları ve dijital mecralar aracılığıyla okurlarla buluşturuyorum. Günümüzde sosyal medyanın, şiirin daha geniş kitlelere ulaşmasında ve unutulmaya yüz tutmuş bazı değerlerin yeniden hatırlanmasında büyük bir rolü var. Doğru kullanıldığında, şiir seven yüreklerin buluştuğu çok hızlı ve sıcak bir köprü görevi görüyor. Ve sosyal medya benim edebiyat yolculuğumda bana çok büyük katkıları olmuştur.

Günümüzde şiirin ve şairin toplumdaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce şiir, insanın kendisini ifade etmesinin ötesinde toplumsal sorunlara dikkat çekme ve insanları düşünmeye yöneltme gücüne sahip midir?

Şiir ve şair, toplumun vicdanıdır. Şiir sadece bireysel bir aşkı ya da hasreti anlatmaz; aynı zamanda toplumsal yaralara merhem olma, haksızlıklara karşı durma ve insanları düşünmeye sevk etme gücüne sahiptir. Günümüzde bazen hayatın koşturmacası içinde şiirin sesi kısılsa da, yüreğinde hala incelik taşıyan insanlar oldukça şiir o toplumu ayakta tutan en güçlü harçtır. Şiir; yazılana kadar şaiirindir. Yazıldıktan sonra, içinde kendinden bir şeyler bulan herkesindir. Ve şiir doğru kalbe misafir olduğunda anlamını bulur..

“Vefa” kavramı sizin için ne ifade ediyor? Edebiyat dünyasında geçmişten bugüne emeğiyle iz bırakmış şairlerin hatırlanması, eserlerinin yaşatılması ve yeni kuşaklara aktarılması konusunda neler düşünüyorsunuz?

Vefa, benim için yalnızca insani bir erdem değil; aynı zamanda bu topraklara, vatana ve sanata duyulan derin saygının en temel şartıdır. Vefa; rengini şehit kanından, ruhunu ise bu toprağın ezgilerinden alan bayrak ve vatan sevdasıyla doğrudan mühürlüdür. Köklerine ve vefasına sadık kalmayan bir sanat anlayışının geleceği inşa etmesi asla mümkün değildir. Geçmişte bu topraklara ses veren, kelimeleriyle bize yolu gösteren usta şairleri unutmamak, eserlerini yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin boynunun borcudur. Nasıl ki bayrağımız bu ülkenin bağımsızlığının sembolüyse, ustalarımızın bıraktığı miras da kültürümüzün ölümsüz bayrağıdır. En büyük temennim; yeni kuşakların bu ustaları yakından tanıması, bu toprağın sesine kulak vermesi ve o kutsal bayrağı aynı bilinçle yarınlara taşımasıdır…

Geleceğe dair edebî hedefleriniz neler? Henüz gerçekleştirmediğiniz bir şiir veya kitap hayaliniz var mı? Yıllar sonra eserlerinizle anıldığınızda okurların Hazan Gülü Fatoş’u nasıl hatırlamasını istersiniz?

En büyük hayalim, yazdığım tüm şiirleri ve dokunduğum hayat hikayelerini kalıcı bir kitap çatısı altında toplamak ve bu mirası yarına bırakmaktır. Yıllar sonra adımız silinip gittiğinde dahi, okurların beni “Hazan Gülü” olarak anarken; ayazda üşüse bile kalemiyle çiçek açmayı başarmış, yüreği insan ve vatan sevgisiyle çarpan samimi bir ses olarak hatırlamasını dilerim… Ve  vefat ettikten sonra hayır duaları ile anılmakdır. Çocuklarıma, ve edebiyata bir kaç eser miras bırakmak şair yolculuğumda en mukaddes emelim olmuştur.. Tüm okurlarıma ve dost kalemlere Sevgiler saygılar sunuyorum..

Bu güzel ve içten söyleşi için değerli şairimiz Fatma ARI’ya, namı diğer Hazan Gülü Fatoş’a teşekkür ediyorum. Hayat hikâyesini, şiire duyduğu sevgiyi ve kelimelere yüklediği anlamı bizlerle paylaştığı için kendisine şükranlarımı sunuyorum.

Diliyorum ki kaleminden dökülen her mısra yeni yüreklere dokunsun, şiirleri daha çok okura ulaşsın ve edebiyat yolculuğu nice güzel eserle devam etsin. Çünkü her insanın hikâyesi anlatılmaya, her emek hatırlanmaya ve her değer görülmeye layıktır.

Söyleşimizi, Hazan Gülü Fatoş’un şiirlerinden birini sizlerle paylaşarak tamamlamak istiyorum. Dilerim bu dizeler, onun duygu dünyasına açılan bir kapı olur ve okuyan herkes kendi yüreğinden bir iz bulur.

Şiirle, edebiyatla ve vefayla kalın.

MEFTUNLU BAHAR

Ey vakti ömrümün en gizli, en mahrem saklı sırrı,
Seninle başlayan, yine seninle nihayete eren kalp atışım…

Sana bu satırları…
Yüreğimin dibindeki o dilsiz sessizlikten,
Çöl ortasında yağmur bekleyen çatlamış topraktan,
Ve kışın en sert ayazında bile dik duran bir Goncanın;
Sessiz, çığlığıyla yazıyorum.
SEN…
Dilimdeki hüzünlü türkü,
Yamaçlarında beklediğim, aşılmaz dağımsın.
Bakışınla ufkumu bölen,
Her geceyi vuslatın şafağına mahkum eden,
Başkasını bilmediğim, başka sırra ermediğim,
Yüreğimde; aşka mühürlü yârimsin…

Ben” de ki SEN…
Ay tutulur da kararır ya efsunlu gece,
Tıpkı öyle, sana tutuldu güneşim.
Işığımın söndüğü yerde bile seni görüyorum,
Zira görmediğim her an, bir uçurumun kıyısında bekleyişimdir…
Gökyüzünden bir parça cennet kopup düşse avuçlarıma,
Yine senin kokunu arar, senin Cehennemine sığınırım..

Bilmez misin; ey kalbimin dar kafesi,
Sensiz her an, ezelden ebede bir hicrandır.
Seninle soluduğum, her nefes, yeniden dirilişim…
Hayata tutunma gayemdir…
Zaman, sen yoksan sadece bir yanılgı,
Ben, senin varlığın da duran, yokluğunda kaybolan bir yolcuyum.
Ne yolların sonu belli, ne de varacağım durak,
Bir sende vuslat bulur, sana meftun bu yürek,

Ey hüznümün gün doğumu…
Sadece senin “yârim” deyişin,
Evrenin en büyük sırrına eş, tek hakikatimdir.
Hadi, çözülsün artık bu mesafeler…
Ayın gölgesinde değil, Nurunda buluşalım,
Sana tutulan Güneşimle ruhunu ruhuma sar,
Bırak bu dünya dursun, zaman vuslatı vursun…

Gel artık… meftunlu baharım,
Yalnızlık, sadece senin yokluğunla ölçülen bir uçurum.
İçimde biriken bu koskoca aşk,
Bir ömre değil, bin asra sığmayacak kadar ağır,
Ve bir o kadar mağrur, seni bekliyor…

Kaleme her dokunduğunda ellerim,
Kelimelerim senin isminde titriyor,
Ve gün gelir de, vuslat kapısı sonuna dek açılırsa,
Sana anlatacaklarım, gönlüme sığmayanlarım var,

Sadece bir kez “buradayım” de,
Tüm cihanı bir kalemde silip, huzuruna varacağım.
Çünkü sen, ruhumdaki bitmeyen nida,
Sen, sustuğumda bile adın ebedi lisan.
Artık kaderim, senin dudağında bir harflik hece,
Gelmezsen gündüzler bile bana karanlık bir gece…

Kapat gözlerini yârim, birkez düşün,
Senden bana kalan bu son nefesle,
Seni bulduğum yerde özgürüm,
Gayrısı artık ateşten bir kafes,
Gayrısı artık hasretin kurşunu,
Hazan Gülü’ ne kış, kalbime mezar taşı..
Ahiretlik bir sevdanın bitmek bilmeyen yürek sancısıdır…


Hazan Gülü Fatoş

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Mersin’de sağanak nedeniyle yolları su bastı

Sonraki Haber

Meteoroloji 3 il için saat verdi! Kuvvetli sağanak ve sel riskine dikkat

Filozof Sosyolog

Filozof Sosyolog

Jale ERDOĞMUŞ, İstanbul'da doğdu. Muğla Üniversitesi İİBF Dış Ticaret ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi İİBF İşletme ve yine aynı üniversitede Sosyoloji eğitimleri aldı. 2010 yılında Kanada Toronto LSC'de dil eğitimi, 2018'de Siyaset Akademisi, 2019 Kuantum Düşünce Teknikleri Eğitimi ve 2024'te İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim kapsamında Dijital Pazarlama Yönetimi Sertifika Eğitimleri aldı. Çeşitli internet gazetelerinde köşe yazarlığı ve içerik üretici yazarlığı yaptı. Kendine özgü yazılar yazmayı ve şiirler yazıp, yorumlamayı seviyor. Antoloji.com ve Edebiyat Defteri'nde şiirleri mevcuttur. Yayınlanmış çeşitli kitaplarda makaleleri yer almaktadır. “Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairleri” başta olmak üzere; bilim, sanat ve topluma katkı sunan farklı meslek alanlarında başarılı çalışmalar gerçekleştiren isimlerle “Vefa” yazı dizisi kapsamında söyleşiler gerçekleştirmektedir. Eseri: "Filozof Sosyolog Gözüyle Dijital Çağ: Toplumsal Çürümeye Yol açan Tiktok Sorunsalı" ve Filozof Kırmızısı Kitaplarının Yazarı (Yazım aşamasında, süreç devam ediyor)

İlgili Haberler

Sakarya Caddesi ve "Bir balık-ekmek, bol soğanlı olsun": Gece sanatı
Yazarlar

Sakarya Caddesi ve “Bir balık-ekmek, bol soğanlı olsun”: Gece sanatı

12 Ekim 2026
Kış geldi la: Bot, gocuk ve "Gözünü sevdiğimin ayazı"
Yazarlar

Kış geldi la: Bot, gocuk ve “Gözünü sevdiğimin ayazı”

11 Ekim 2026
Anne Carson’a Nobel: Edebiyatın sınırlarını aşan bir yazarın hikâyesi
Yazarlar

Anne Carson’a Nobel: Edebiyatın sınırlarını aşan bir yazarın hikâyesi

11 Ekim 2026
Zamanın durduğu koridorlar
Yazarlar

Zamanın durduğu koridorlar

10 Ekim 2026
Berika Karadağ, “Eylülzede”nin hafızalarda neden yer ettiğini anlattı!
Yazarlar

Berika Karadağ, “Eylülzede”nin hafızalarda neden yer ettiğini anlattı!

10 Ekim 2026
Kokpitte sofra adabı
Yazarlar

Kokpitte sofra adabı

10 Ekim 2026
Sonraki Haber
Trakya için 'kuvvetli yağış' uyarısı

Meteoroloji 3 il için saat verdi! Kuvvetli sağanak ve sel riskine dikkat

Yorumlar 1

  1. Hazan Gülü Fatoş says:
    17 dakika önce

    Sevgili şairim kıymetli kalem “Jale hanım….

    Bu söyleşi de zaman zaman duygusal anlar yaşandım ve zaman zaman da iç dünyamda yolculuk yaptım

    ​”Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa” başlığı altında kaleme aldığınız, edebiyatımıza gönül veren isimlerin hayatlarına, düşünce dünyalarına ve şiir yolculuklarına ışık tutan bu kıymetli yazı dizisi için yürekten teşekkür ederim.
    ​Köklerimize, vefa duygusuna ve unutulmaya yüz tutmuş değerlerimize sahip çıkan bu anlamlı çalışmanızda bana da yer vermeniz, şahsım ve Hazan Gülü mahlasıyla yürüttüğüm şiir yolculuğum adına büyük bir onur kaynağıdır. Edebiyatımızın yaşatılmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına sunduğunuz bu değerli katkının daim olmasını diler, çalışmalarınızda başarılar ve kolaylıklar temenni ederim.
    ​Sevgilerimle,
    Fatma Arı (Hazan Gülü)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Muğla'da göçmen kaçakçılığı operasyonu; 3 tutuklama
Yerel Haberler

Muğla’da göçmen kaçakçılığı operasyonu; 3 tutuklama

12 Ekim 2026
Çanakkale Boğazı'nda sürüklenen tekne kurtarıldı
Yerel Haberler

Çanakkale Boğazı’nda sürüklenen tekne kurtarıldı

12 Ekim 2026
Uzak Şehir oyuncularından Döğer: Yeni bir karakter oynuyormuş gibi hissediyorum
Kültür ve Sanat

Uzak Şehir oyuncularından Döğer: Yeni bir karakter oynuyormuş gibi hissediyorum

12 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Şehit uzman çavuş, Kahramanmaraş’ta toprağa verildi

12 Ekim 2026
Yaşam

Saros Körfezi’nde oltayla 175 kiloluk orkinos yakalandı

12 Ekim 2026
Yaşam

Mersin’de sağanak nedeniyle yolları su bastı

12 Ekim 2026
Yaşam

Silivri’de ahırda yangın çıktı: Hayvanları öldü; besici ve eşi hastaneye kaldırıldı

12 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Kayseri'de bıçaklı kavgada ortalık karıştı: Yaralayıp kaçmak isterken kaza yaptı

Kayseri’de bıçaklı kavgada ortalık karıştı: Yaralayıp kaçmak isterken kaza yaptı

- Haberton
12 Ekim 2026

Kayseri'de tartıştığı akrabası M.A.’yı bacağından bıçaklayan B.C. kaçarken aracıyla özel halk otobüsüne çarptı. Kavgada yaralanan M.A. ile B.C., hastaneye kaldırıldı....

2026-2027 KYK burs ve kredi başvuruları başladı! Kimler başvurabilir, şartlar neler?

Dijital miras nedir? Ölen kişinin Instagram, WhatsApp ve banka hesapları ne oluyor? Mirasçılar için kritik detaylar

Türkiye’de engelli çalıştırma zorunluluğu 2026: İşverenler kaç engelli personel çalıştırmalı, cezası ne kadar?

Ekim 2026 kira zammı hesaplama: 10 bin, 15 bin ve 20 bin TL kira ödeyenler ne kadar ödeyecek?

Güncel Haber

Muğla'da göçmen kaçakçılığı operasyonu; 3 tutuklama

Muğla’da göçmen kaçakçılığı operasyonu; 3 tutuklama

12 Ekim 2026
Çanakkale Boğazı'nda sürüklenen tekne kurtarıldı

Çanakkale Boğazı’nda sürüklenen tekne kurtarıldı

12 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton