5 Ekim 2026, Pazartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - ‘Yaşama Uğraşı’ ile bir düet

‘Yaşama Uğraşı’ ile bir düet

Güliz Yıldız Zeren - Güliz Yıldız Zeren
24 Aralık 2021
- Yazarlar
Okuma Süresi:7 dakikalık okuma
A A
0
‘Yaşama Uğraşı’ ile bir düet

‘Yaşama Uğraşı’ ile bir düet

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

İtalyan Şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen… Cesar Pavese’nin günlüklerinden derlenen ‘Yaşama Uğraşı’ kitabı sarısıcı bir kitap…

Hayatına kendi elleriyle son veren yazarın odasında yeşil bir dosyanın içinde aynı adla bulunmuş. Pavese, hayatını sonlandırmadan önce bütün özel yazılarını yok etmiş. Kitap her ne kadar yazarın psikolojisini yansıtsa da edebiyatçı ve eleştirmen tarafını da ortaya koymaktadır.

Her insanın yaşamakla ilgili aklına gelenleri cesurca ortaya koyan Pavese ile kendimce bir düet yaptım… Bunu da sizlerle paylamak istedim. Sizin de düet yaptığınız kitaplarınız var mı? Varsa ne mutlu size…

***

Yaşamak bazen tutunamadığımız bir ağacın dalı gibidir. Korkunun ahmaklığa dönüştüğü, o eşsiz delilik labirentinde kaybolduğumuz anlarda, çoğu zaman peynir arayan bir fare edasıyla dolanır dururuz. Bazen de hayatın uzunluğunun, kısalığının, doluluğunun ya da boşluğunun hesabını tutan bir muhasebeci gibiyizdir. Kim bilir; bazen hayatı, bir eteği teyeller gibi yaşarız. Ne zaman kurtuluruz bu geçici dikişlerimizden…

‘Yaşama Uğraşı’ ile bir düet
‘Yaşama Uğraşı’ ile bir düet

Kimbilir.Kanımız çekilir bazen, kuru, hiç taşmayan bir nehir gibi oluruz. Yağmur yağsa, bir de sel bassa toprağımıza ayağını, yüzse bir kız çocuğu suyumuzda akıntıya karşı ya da kana kana içse biri suyumuzdan, diye düşünürüz öyle zamanlarda.  Yaşamak zahmet verici olur bazen, bir odada, karşımızda bir ayna, aynada kendimiz, kendimize yabancı benliğimiz…

“Kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum.  Bir şey sona ermek üzere. Oturmuş sigaranı tüttürürken, içini kemiren, seni tedirgin eden bir şey olduğunu seziyorsun. Gündelik hayatın dertleri mi seni korkutan? Hayır. Seni korkutan içindeki boşluk.”

Her zaman güzel doğmuyor güneş, güzel kokmuyor her zaman toprak ve bazen, ay yüzümüzü aydınlatmıyor. Bazen de insan, çok sesli bir koroda, dudak kıpırdatmak zorunda kalıyor. Yalnız kalıyor insan eninde sonunda…

“Tek korkusuz kural yalnız, yalnız, yalnız olmaktır. Anladığıma göre ben yalnız kalmayı öğrendiğim zaman olgunlaştım, başkaları ise insanlarla birlikte olma gereğini duydukları zaman”

Bazen kendimizi bu hayata yakıştıramayız. Beynimizin içinde dolanan karmaşık yumağı çözüp, onu öreceğimiz günü, öylece bekleriz. Beklemek, durmakla aynı mıdır? Ya da duraksamakla… Bilemiyorum. Elimizde olmaz işte bazen yaşamak. Acı verir sadece. Her gün uyanmak, her gece uyumak, her an durmak, duraksamak, birden bire durulmak ve zamanın içinde beklemek, anlamsız gelir. Yatağımız bazen bir mezar gibidir; bu algılama sürecinde uyanmak işkence gibi gelir insana. Ve insan düşünmeye başlar, hayata yüklenmiş anlamların nerede olduğunu.     

“Kendini yıkan kişi yalnızlığa dayanamaz.Ama sürekli olarak, bir gün, hiç farkında olmadan, bir şey yaratmak ya da her şeyi düzene koymak tutkusuna kapılacağı korkusuyla yaşar. İşte o zaman durmadan acı çeker, belki de kendini bile öldürür.

“Yaşamak uzun bir toplama işlemi gibidir, arada bir toplama yanlışı yaparsan, doğru sonucu hiçbir zaman bulamazsın. Bir başka deyişle, zincirleme bir çarkın içinde kalırsın, vb.”

Ve benzeri… Her şey ve herkes “benzeri”. Farklılaşabileceğimiz hatta farklılaştırabileceğimiz bir dünyayı yeniden keşfedebilir miyiz? Aydınlık yerine karanlıkta yaşayabileceğimiz bir dünyada olamaz mıyız? Mantıktan ve hayattan uzaklaştıkça içimize işleyen yaşama bıkkınlığı, daha da büyüyor. Uzak bir köşede kendisiyle kalan insan için, belki de artık, düşünme vakti gelmiştir…

“İntiharı düşünen insan için en kötü şey kendisini öldürmesi değil, bunu düşünüp yapmamasıdır. İntihar düşüncesine -bir alışkanlık haline gelen intihar düşüncesine- yol açan manevi çöküntü kadar aşağılık bir şey yoktur.”

Sıcak bir yaz gününde, vücudumuzu titreten bir soğuk rüzgar gibi, kulağımıza çarpar onun adı. Ya da ilkbaharın üstüne abanmış bir kış gibidir o. “ Artık sayıklamıyorum. Sanatım için yaşayarak kafa dirliğine kavuştum. Öte yandan, ölümden korkar oldum, bedenimin bana bir oyun oynamasından ödüm kopuyor.” Yıllar ilerledikçe, bir makine gibi bozulmaya yüz tutmuş bedenlerimizde gizlenmekte sanki…

“Ölüm için hiçbir şey avuntu olamaz. Ölümün kaçınılmazlığı, değeri, atılan bu adımın önemi konusunda söylenen bütün sözler onun yanlılığını ve korkunçluğunu artırmaktan ve hükümlü bir insanın acı gülüşü gibi durumun ölçüsüzlüğünü kanıtlamaktan başka bir işe yaramaz.”

Sabahları kulaklarımıza çarpan kuşların cıvıltıları bile bunaltmaya başlar bazen ruhumuzu, gözlerimize yerleşen bakışların ardındaki o kirlilik, kör olmaktan beter eder adamı.

Yaşamak kolay bir uğraş değildir, insanlarla yaşamak, onları anlamak, onlara kendini anlatmak, onlara karşı sorumlu olmak, onlardan bir şeyler beklemek… İnsansız olamamak zindanıdır yaşamak.

İnsan, hayattan tiksinmeye başladığında,  ölümü düşler belki de, terk edildiğinde, aldatıldığında, başına gelen tüm olumsuzluklar karşısında diz çöküp, çekip gitmeyi tercih edecektir insan bir gün.

Ne de olsa “Çok acı çekmenin karşılığı sonradan köpekler gibi ölmektir.” Ve “ İnsanın ancak tutkuyu aşarak gerçekleştirebileceği tutkulu bir davranıştır intihar”

Ölüme tutkuyla bağlanmaktan ileri gelir intihar etme isteği…

İçinizdeki ses umutsuz, gözünüzün feri sönük, yanaklarınızdaki allıktan eser yok, üstünüzdeki gömlek kirli, ayakkabılarınız tozlu, saçlarınız yağlı… Artık kendi yalnızlığınızın doruklarındasınızdır.

“Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır”

Tahammül edilmez bir şey yaşamak, sanki kafanız bir tencere, insanlar da aşçı.  Düşüncelerinizi doğruyorlar, rendeliyorlar, haşlıyorlar, tuzluyorlar ve üstüne bol acı serpip, ateşe koyuyorlar.

İtalyan Şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen… Cesar Pavese’nin günlüklerinden derlenen ‘Yaşama Uğraşı’ kitabı sarısıcı bir kitap…
İtalyan Şair, romancı, çevirmen ve eleştirmen… Cesar Pavese’nin günlüklerinden derlenen ‘Yaşama Uğraşı’ kitabı sarısıcı bir kitap…

“Gerçek yalnızlık, acı çektiren yalnızlık, öldürme isteğini de birlikte getirir. Ölüm huzurdur, ama ölüm düşüncesi her türlü huzuru ortadan kaldırır” 

Geriye çekilirken herkesi öldürmek gibidir bazen yaşamak…

Bu hayattaki varlığınızın zerre kadar önemi yoktur, bir yıkıntıya dönüşmek üzereyken, insanların meraklı bakışlarıyla yaralanırsınız önce.

İntihar; iyi insanlara yaraşır. Yolun sonunda, bir eflatun ölüm bekler onları.

“Kendini yıkan kişi yalnızlığa dayanamaz. Ama sürekli olarak, bir gün, hiç farkında olmadan, bir şey yaratmak ya da her şeyi düzene koymak tutkusuna kapılacağı korkusuyla yaşar. İşte o zaman durmadan acı çeker, belki de kendini bile öldürür.”

Bu dünyadan gitmek için, kendinize yazdığınız mektupları postaya verirsiniz. Planlar yapılmıştır, cesaret başköşeye kurulmuştur, korku silinmiştir fikrinizden, kaybedebileceğiniz hiçbir şey kalmamıştır artık, zaten en kıymetli şeyinizi, kendinizi kaybetmişsinizdir. Sessiz ve derinden bir müzik çalar kulaklarınızda, çocuksu bir sızıdır artık yüreğinizdeki.

“Gizlice en korkulan şey gerçekleşir en sonunda.

Yazıyorum: Ey sen, acı. Peki sonra?

Bütün gerekli olan biraz cesaret.

Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde. Zayıf kadınlar yapmıştı bu işi. Alçakgönüllülük istiyor,  kendini beğenmişlik değil.

Tiksiniyorum bütün bunlardan.

Sözler değil. Eylem. Artık yazmayacağım.”  

………………………………….

Dipnot: İtalik ve bold yazılar Cesare Pavese’ nin “Yaşama Uğraşı” kitabından alıntılardır.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Erbakan: Hükümet bizi şaşırttı

Sonraki Haber

Sarıkamış Harekatı’nın 107’nci yılında anma töreni

Güliz Yıldız Zeren

Güliz Yıldız Zeren

Güliz Yıldız Zeren, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi mezunu. Ankara’nın Polatlı ilçesinde yerel gazetede muhabir olarak başladığı meslek hayatına İzmir’de sağlık sektöründe kurumsal iletişim-hasta hakları sorumlusu olarak devam etti. Yine İzmir’de yerel gazetede editör-muhabir olarak görev yaptı. Ardından İzmir’de bir kamu kurumunda basın departmanında basın danışmanlığı görevinde bulundu. Çeşitli platformlarda içerik editörü olarak metin yazarlığı gerçekleştirdi. Serbest Gazeteci olarak meslek hayatına devam ediyor. Fotoğraf ve röportaj özel ilgi alanları dışında, kanaviçe sanatı ile ilgileniyor.

İlgili Haberler

Aşkla yazılmış bir ömür: Fatma Aleçakır 
Yazarlar

Aşkla yazılmış bir ömür: Fatma Aleçakır 

5 Ekim 2026
Nadasa bırakamayanlar
Yazarlar

Nadasa bırakamayanlar

4 Ekim 2026
Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’ye vefa: Felsefeye ve insan onuruna adanmış bir ömür
Yazarlar

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’ye vefa: Felsefeye ve insan onuruna adanmış bir ömür

4 Ekim 2026
Yazarlar

Serpil Koçar ile şiirden hayata: Sözün, sesin ve vefanın izinde

3 Ekim 2026
Budizm -Budan'nın- öğretisi
Yazarlar

Budizm -Budan’nın- öğretisi

2 Ekim 2026
Şiddetin gürültüsünde Gandhi’nin sessiz gücü
Yazarlar

Şiddetin gürültüsünde Gandhi’nin sessiz gücü

2 Ekim 2026
Sonraki Haber
Sarıkamış Harekatı'nın 107'nci yılında anma töreni

Sarıkamış Harekatı'nın 107'nci yılında anma töreni

En Güncel Haberler

Fabrikada çıkan yangın, 3 saatte kontrol altına alındı
Yerel Haberler

Fabrikada çıkan yangın, 3 saatte kontrol altına alındı

5 Ekim 2026
ABD’de kaybolan ambulans uçağının enkazı bulundu: 6 kişi aranıyor
Gündem

ABD’de kaybolan ambulans uçağının enkazı bulundu; 6 kişiden haber yok

5 Ekim 2026
Azure Yapı, Anadolu Hisarı’ndaki yeni projesini tanıttı
İş Dünyası

Azure Yapı, Anadolu Hisarı’ndaki yeni projesini tanıttı

5 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

4 aracın karıştığı zincirleme kaza kamerada

5 Ekim 2026
Yaşam

Van Gölü’nde inci kefalinin boyu, koruma çalışmalarıyla yüzde 30 uzadı

5 Ekim 2026
Yaşam

Bolu Dağı’nda sis etkili oldu

5 Ekim 2026
Yaşam

İzmirli çocuklar su altı dünyasını keşfetti

5 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

‘Telefondan uzak kalınca yaşanan huzursuzluk problemli kullanıma işaret edebilir’

‘Telefondan uzak kalınca yaşanan huzursuzluk problemli kullanıma işaret edebilir’

- Haberton
5 Ekim 2026

Telefonu bıraktıktan kısa süre sonra yeniden kontrol etme isteğinin öğrenilmiş ödül döngüsü, merak, dopamin sistemi ve dikkat mekanizmalarının birlikte çalışmasıyla...

Arabanız sürekli su eksiltiyorsa dikkat: Motor arızasının habercisi olabilir

Garanti belgesini kaybedenler dikkat: Ürün gerçekten garanti dışı mı kalıyor?

Kiralık ev arayanlar dikkat: Sahte ilanı anlamanın 10 kritik yolu

e-Devlet’te adınıza açılmış dava var mı? Saniyeler içinde kontrol edebilirsiniz

Güncel Haber

Fabrikada çıkan yangın, 3 saatte kontrol altına alındı

Fabrikada çıkan yangın, 3 saatte kontrol altına alındı

5 Ekim 2026
ABD’de kaybolan ambulans uçağının enkazı bulundu: 6 kişi aranıyor

ABD’de kaybolan ambulans uçağının enkazı bulundu; 6 kişiden haber yok

5 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton