Kıymetli okurlar merhaba. Bir çocuğun kalbine dokunan her öğretmen, aslında dünyayı değiştirir. Bu öğretmenlerden biri olan, mesleğinde ve yazarlık hayatında öğrencilerinin ve çocukların o güzel kalplerine dokunmayı başaran sevgili yazar Fadime Özkaya Furtana ile birlikteyiz.
Binlerce hayatı, yaşama filizlendiren kıymetli öğretmenimizi gelin hep birlikte tanıyalım.
Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Ben Fadime Özkaya Furtana. 1992 senesinde Alaşehir’de doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi Alaşehir’de, lisans eğitimimi Denizli’de tamamladım. 12 yıldır Türkçe Öğretmeni olarak görev yapıyorum. Şu anda Manisa Alaşehir’de yaşıyorum. Evliyim ve bir kızım var.
İlk kitabınızı çıkarmaya nasıl ve ne zaman karar verdiniz?
Yedi sene önceydi. Bir yayınevinin “çocuk romanı” dalında yarışma ilanını gördüm ve o anda yazmaya karar verdim. Yarışmayı kazanamadım. Eserim bilgisayarımın bir köşesinde beş sene bekledi. İki yıl önce bu zamanlar bir anda aklıma düştü. “Her gün birçok kitap edebiyat dünyasına merhaba diyor ve çoğunun yarışma birincisi olduğunu sanmıyorum. Benimki neden kitap haline gelmesin?” diye düşündüm ve eserimi yayımlatmak için işe koyuldum.


Sizin için edebiyatın tanımı nedir?
Benim için edebiyat, bambaşka dünyalara açılan bir kapı. O kapıdan geçtikten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. İster yaz. İster oku. Her iki durumda da farklı âlemlerin içinde buluyorsun kendini. Bu muhteşem bir duygu.
Yaşadığınız coğrafyanın edebi açıdan ruhunuzu besleme ve kaleminize olumlu etkisi var mı?
Eserlerimin mimarı, yaşadığım coğrafyadır diyebilirim. Köyde büyüdüm, ağaçların ve rüzgârın hayranıyım. Hayal ettiğim her öyküde kendimi doğanın içinde buluyorum. Yakın çevremin tarihsel yolculuğunu doğayla süsleyerek macera eşliğinde sunuyorum. Benim eserlerimde zeytin yerken uyuyakalan bir fareyi de görebilirsiniz, iki bin yıllık antik bir zeytin ağacının macerasını da… Ağustos rüzgârında yazlığınızın bahçesinde çay içerken bir anda kendinizi, Ege’nin üzüm bağlarında pekmez kaynatırken bulabilirsiniz. Hatta nesli tükenen hayvanların izini Keçi Kalesi’ne kadar sürebilirsiniz. Doğanın huzuru, dinginliği eserlerime sirayet ediyor bu nedenle yaşadığım coğrafya, yazarlık serüvenimi destekleyen ana damar.

Çocukluğunuzda kitapla ilişkiniz nasıldı? Kitap edinmek zor muydu, bulması ya da satın alması?
Kitaplarla gerçek anlamda karşılaşmam lise yıllarıma dayanıyor. Onuncu sınıftaydım, bir gün Edebiyat Öğretmenim okumam için bana bir kitap verdi. Ahmet Ümit’in “Masal Masal İçinde” kitabı hem de imzalı… O seneyi takip eden diğer senelerde Ahmet Ümit’in tüm eserlerini okudum. Derslerin bitip teneffüs zilinin çalmasını iple çekerdim, kitap okuyabilmek için. Sonrasında başka yazarlar, başka romanlar okudum.
Lise öncesinde çok az kitap okuyabildim. Kitaba ulaşmak benim açımdan zordu. İlkokulda bir gün köy okulunun kömürlüğünde, eski bir masal kitabı bulmuştum. Adını şimdi bile hatırlıyorum: Limon Kız. Çok severek okuduğum ilk kitaptı.
Fadime Hanım sizin gibi değerli bir eğitim insanını tanımaktan, tanıtmaktan oldukça keyif aldık ve onur duyduk. Yolunuzun tüm güzellikleriyle edebiyata ışık olmasını ve daha nice eserlerinizle çocuk kalplere dokunmanızı dileriz…
Teşekkür ederim. Kitap okumak özgürce uçmak gibi… Yazmak ise uçarken rüzgârın sana kanat olması gibi… Çocuk edebiyatı yazarı olma yolunda ilerlemek hedefim. Rüzgâr estikçe okumaya, yazmaya ve paylaşmaya devam edeceğim.













