Türkiye’nin ihracat haritası incelendiğinde Avrupa’nın ağırlığı açık biçimde görülüyor. Ancak son yıllarda Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Fas ve Mısır gibi pazarlardaki hareketlilik, Türkiye’nin ihracatının yalnızca Avrupa ekseninde ilerlemediğini, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da da yeniden güç kazandığını gösteriyor.
2025, bu açıdan dikkat çekici bir yıl oldu. TÜİK’in Genel Ticaret Sistemi verilerine göre Türkiye’nin mal ihracatı 2025’te yüzde 4,4 artarak 273,36 milyar dolara ulaştı. 2026’nın ilk yarısında da ihracat yüzde 3,5 artışla yaklaşık 135,98 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Ticaret Bakanlığının daha güncel verilerine göre ise 2026’nın Ocak-Ağustos döneminde ihracat yüzde 4 artarak yaklaşık 185 milyar dolara, yıllıklandırılmış ihracat da 280,3 milyar dolara çıktı.
Bu analizde ülke sıralaması için son tamamlanmış yıl olan 2025 verileri esas alındı. TİM ile TÜİK’in toplam ihracat rakamları kapsam ve metodoloji farklılıkları nedeniyle birebir aynı olmadığı için ülke bazındaki değerler TİM serisi üzerinden değerlendirildi.
Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkeler
2025 TİM verilerine göre Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı 19,84 milyar dolarla Almanya oldu. Almanya’yı 14,18 milyar dolarla Birleşik Krallık, 13,16 milyar dolarla ABD, 12,36 milyar dolarla İtalya ve 10,48 milyar dolarla Fransa izledi. Irak’a 10,35 milyar dolar, İspanya’ya 10,14 milyar dolar, Romanya’ya 7,91 milyar dolar ve Hollanda’ya 7,17 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Birleşik Arap Emirlikleri 6,83 milyar dolar, Polonya 6,22 milyar dolar, Rusya 5,94 milyar dolar, Belçika 4,77 milyar dolar ve Bulgaristan 4,70 milyar dolarlık ihracatla üst sıralarda yer aldı. Fas’a 3,91 milyar dolar, Yunanistan’a 3,47 milyar dolar, Ukrayna’ya 3,42 milyar dolar, Mısır’a 3,34 milyar dolar, Slovenya’ya 3,19 milyar dolar ve Suudi Arabistan’a yaklaşık 3,15 milyar dolarlık ihracat yapıldı.
İlk 20 pazarın toplam ihracatı yaklaşık 154,5 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu tutar, TİM kapsamındaki toplam ihracatın yaklaşık yüzde 65’ine karşılık geliyor. Dolayısıyla Türkiye çok sayıda ülkeye ihracat yapsa da gelirinin önemli bölümü sınırlı sayıdaki pazarda yoğunlaşıyor.
Almanya, Türkiye’nin en güçlü ihracat pazarı olmayı sürdürüyor
Almanya uzun yıllardır Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olmayı sürdürüyor. 2025’te TİM kapsamındaki ihracat yaklaşık 19,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. TÜİK’in daha geniş Genel Ticaret Sistemi verilerinde ise Almanya’ya yapılan ihracat yaklaşık 22,2 milyar dolar düzeyinde hesaplandı.
Almanya pazarının gücü yalnızca ülkede yaşayan Türk nüfustan kaynaklanan tüketici talebine dayanmıyor. Türkiye, Alman sanayisinin tedarik zincirlerinde önemli bir üretim merkezi konumunda bulunuyor. Otomotiv ve yan sanayi, makine, elektrik-elektronik, hazır giyim, metal ürünleri ve çeşitli sanayi ara malları Türkiye-Almanya ticaretinin temelini oluşturuyor.
Almanya aynı zamanda kalite, sertifikasyon ve sürdürülebilirlik açısından zorlayıcı bir pazar. Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm düzenlemeleri nedeniyle karbon ayak izi, enerji verimliliği ve ürün izlenebilirliği giderek daha önemli hale geliyor. Bu nedenle Alman pazarındaki rekabet artık yalnızca fiyat üzerinden değil, üretim kalitesi ve sürdürülebilirlik standartları üzerinden de şekilleniyor.
2026’nın ilk yarısında Türkiye’nin Almanya’ya ihracatı 11,25 milyar dolara ulaştı ve Almanya yine Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olmaya devam etti.
Birleşik Krallık Brexit sonrası daha stratejik hale geldi
Birleşik Krallık, Türkiye’nin ikinci büyük ihracat pazarı konumunda bulunuyor. 2025 TİM verilerine göre ülkeye yaklaşık 14,18 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. TÜİK verilerinde ise aynı dönemde ihracat yaklaşık 16,8 milyar dolar seviyesinde yer aldı.
Otomotiv, hazır giyim, tekstil, elektrik-elektronik, beyaz eşya, makine ve tüketici ürünleri Türk ihracatçılarının bu pazardaki güçlü olduğu başlıca alanlar arasında bulunuyor. Brexit sonrasında İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması, Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın önemini daha da artırdı.
Önümüzdeki dönemde ticaret anlaşmasının hizmetler, yatırımlar ve daha geniş ürün gruplarını kapsayacak şekilde geliştirilmesi durumunda Türk şirketlerinin İngiltere pazarındaki konumu daha da güçlenebilir.
ABD yüksek potansiyeliyle öne çıkıyor
ABD, 2025 yılında yaklaşık 13,16 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin üçüncü büyük pazarı oldu. TÜİK’in Genel Ticaret Sistemi verilerinde Türkiye’nin ABD’ye ihracatı yaklaşık 16,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
ABD pazarını Avrupa’dan ayıran en önemli özellik, coğrafi uzaklığa ve yüksek lojistik maliyetlerine rağmen sahip olduğu devasa tüketim hacmi ve yüksek satın alma gücü. Türkiye açısından makine, otomotiv yan sanayi, kimya, çelik ve metal ürünleri, halı, doğal taş, mobilya, gıda ve savunma-havacılık ürünleri önemli fırsat alanları oluşturuyor.
Bununla birlikte ABD, korumacı ticaret politikaları, antidamping soruşturmaları ve ek vergi uygulamaları nedeniyle dikkatle yönetilmesi gereken pazarlardan biri. Buna rağmen 2026’nın ilk yarısında ABD’ye yapılan ihracatın 8,48 milyar dolara ulaşması ve ülkenin İngiltere’yi geçerek ikinci sıraya yükselmesi, pazarın Türkiye açısından giderek daha önemli hale geldiğini gösteriyor.
İtalya sanayi entegrasyonunun güçlü olduğu pazar
İtalya’ya 2025 yılında yaklaşık 12,36 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Türkiye ile İtalya arasındaki ticaret büyük ölçüde sanayi ürünleri üzerinden ilerliyor. Otomotiv, makine, demir-çelik, tekstil, kimya ve çeşitli ara malları iki ülke arasındaki ticaretin temelini oluşturuyor.
Türkiye’nin İtalya’ya coğrafi yakınlığı ve Akdeniz üzerinden güçlü deniz yolu bağlantıları önemli lojistik avantajlar sağlıyor. 2026’nın ilk yarısında İtalya’ya yapılan ihracatın 7,24 milyar dolara çıkması, ülkenin Türkiye için taşıdığı stratejik önemin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Fransa güçlü ve istikrarlı pazarlardan biri
Fransa’ya yapılan ihracat 2025’te yaklaşık 10,48 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Fransa özellikle otomotiv endüstrisi açısından Türkiye’nin kritik pazarlarından biri olurken elektrik-elektronik, hazır giyim, tekstil, makine ve metal ürünlerinde de yüksek ticaret hacmi bulunuyor.
Fransa büyük ve satın alma gücü yüksek bir pazar olsa da ürün standartları, çevre düzenlemeleri ve Avrupa Birliği’nin giderek sıkılaşan sürdürülebilirlik kriterleri pazara giriş maliyetlerini artırabiliyor. Buna rağmen 2026’nın ilk yarısında Fransa’ya ihracat 5,71 milyar dolar seviyesine ulaştı ve ülke Türkiye’nin ilk beş ihracat pazarı arasında kalmaya devam etti.
Irak yakınlık avantajıyla öne çıkıyor
Irak’a ihracat 2025 yılında yaklaşık 10,35 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Irak’ın diğer büyük ihracat pazarlarından farkı, tüketim malları ve temel ihtiyaç ürünlerinin ticarette daha yüksek paya sahip olması.
Gıda, mobilya, plastik, kimya, elektrik ekipmanları, yapı malzemeleri, tekstil ve makine Türkiye’nin Irak pazarında güçlü olduğu alanlar arasında yer alıyor. Karayolu taşımacılığı sayesinde Türkiye’nin Avrupa dışındaki birçok rakibine göre çok daha hızlı teslimat yapabilmesi önemli bir rekabet avantajı sağlıyor.
Buna karşılık siyasi istikrarsızlık, ödeme riski, sınır geçişlerinde yaşanan sorunlar ve petrol gelirlerine bağlı ekonomik dalgalanmalar Irak pazarındaki temel riskler arasında bulunuyor.
İspanya otomotiv ve tekstilde güçlü bir pazar
İspanya’ya ihracat 2025 yılında yaklaşık 10,14 milyar dolar seviyesine ulaştı. Otomotiv, hazır giyim, tekstil, demir-çelik ve makine sektörleri iki ülke arasındaki ticaretin temelini oluşturuyor.
İspanya’nın Türkiye açısından önemli avantajlarından biri, Batı Avrupa’nın büyük ekonomilerinden biri olmasına rağmen Almanya ve Fransa kadar doymuş bir pazar olmaması. Bu durum özellikle yeni müşteri arayan Türk ihracatçıları için önemli fırsatlar yaratıyor.
Romanya, Doğu Avrupa’nın yükselen pazarlarından
Romanya’ya ihracat 2025 yılında yaklaşık 7,91 milyar dolar oldu. Avrupa Birliği üyeliği, büyüyen iç pazarı, sanayi yatırımları ve Karadeniz üzerinden Türkiye’ye olan yakınlığı Romanya’yı önemli bir ticaret merkezi haline getiriyor.
Otomotiv, makine, elektrik-elektronik, metal ürünleri ve tüketici ürünlerinde Türk şirketleri açısından ciddi fırsatlar bulunuyor. Romanya aynı zamanda Orta ve Doğu Avrupa’da Türkiye’nin giderek daha fazla önem kazanan ihracat merkezlerinden biri haline geliyor.
Hollanda yalnızca tüketici pazarı değil
Hollanda’ya ihracat 2025’te yaklaşık 7,17 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Ancak Hollanda’yı yalnızca nüfusu üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Rotterdam Limanı ve gelişmiş lojistik altyapısı sayesinde ülke aynı zamanda Avrupa’nın en önemli dağıtım merkezlerinden biri.
Türkiye’den Hollanda’ya gönderilen bazı ürünler daha sonra diğer Avrupa ülkelerine yeniden dağıtılıyor. Kimya, makine, tekstil, gıda, otomotiv yan sanayi ve çeşitli tüketici ürünlerinde önemli ticaret fırsatları bulunuyor.
Birleşik Arap Emirlikleri, Körfez’in önemli ticaret merkezi
Birleşik Arap Emirlikleri’ne ihracat 2025’te yaklaşık 6,83 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Türkiye ile BAE arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin normalleşmesi ticaret hacmine de doğrudan yansıdı.
Mücevherat, değerli metaller, makine, elektrik-elektronik, savunma sanayii, gıda, mobilya ve tüketici ürünleri öne çıkan ihracat alanları arasında yer alıyor. BAE aynı zamanda Dubai üzerinden Körfez, Afrika ve Güney Asya’ya ulaşılmasını sağlayan önemli bir yeniden ihracat merkezi konumunda bulunuyor.
Polonya, Türkiye için önemli bir büyüme alanı
Polonya’ya ihracat 2025 yılında yaklaşık 6,22 milyar dolar seviyesine ulaştı. Yaklaşık 38 milyonluk nüfusu, güçlü üretim altyapısı ve Avrupa Birliği üyeliği Polonya’yı Orta Avrupa’nın en önemli pazarlarından biri yapıyor.
Otomotiv, beyaz eşya, elektrik-elektronik, tekstil, mobilya ve makine sektörlerinde Türk şirketleri için önemli fırsatlar bulunuyor. Polonya’nın Almanya merkezli üretim zincirlerine giderek daha fazla entegre olması, ülkeyi yalnızca tüketici pazarı değil aynı zamanda önemli bir sanayi tedarik pazarı haline getiriyor.
Rusya büyük ama riskli bir pazar
Rusya’ya ihracat 2025’te yaklaşık 5,94 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Yaş meyve-sebze, gıda, makine, kimya, tekstil ve çeşitli tüketici ürünleri Türkiye’nin Rusya’ya yaptığı ihracatın önemli bölümünü oluşturuyor.
Bununla birlikte Ukrayna savaşı, uluslararası yaptırımlar, ödeme sistemlerindeki sıkıntılar, bankacılık işlemleri ve ikincil yaptırım riski Rusya’yı Türkiye’nin en riskli büyük pazarlarından biri haline getiriyor.
Belçika lojistik ve sanayi açısından önemli
Belçika’ya ihracat 2025 yılında yaklaşık 4,77 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Küçük nüfusuna rağmen Belçika, Avrupa’nın sanayi, kimya ve lojistik merkezlerinden biri.
Antwerp-Bruges Limanı sayesinde Türkiye’den gönderilen ürünlerin bir bölümü buradan diğer Avrupa ülkelerine dağıtılıyor. Otomotiv, kimya, tekstil, makine ve metal ürünleri Türkiye’nin güçlü olduğu başlıca alanlar arasında yer alıyor.
Bulgaristan komşuluk avantajını ticarete dönüştürüyor
Bulgaristan’a ihracat 2025 yılında yaklaşık 4,70 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Türkiye’ye yakınlığı sayesinde özellikle karayolu taşımacılığında çok kısa teslim süreleri sağlanabiliyor.
Bu durum özellikle küçük ve orta ölçekli Türk üreticiler açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Makine, metal ürünleri, elektrik ekipmanları, kimya, tekstil ve gıda ürünleri iki ülke arasındaki ticaretin temelini oluşturuyor.
Fas Kuzey Afrika’nın üretim merkezlerinden biri
Fas’a ihracat 2025 yılında yaklaşık 3,91 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Otomotiv, tekstil, havacılık ve yenilenebilir enerji yatırımları Fas’ı Kuzey Afrika’nın dikkat çeken sanayi merkezlerinden biri haline getiriyor.
Türk şirketleri açısından tekstil hammaddeleri, makine, demir-çelik, kimya ve otomotiv tedarik zinciri önemli fırsatlar barındırıyor. Ancak Fas’ın yerli üreticileri korumaya yönelik dönemsel gümrük ve ticaret politikaları yakından takip edilmeli.
Yunanistan’da yakınlık önemli avantaj sağlıyor
Yunanistan’a ihracat 2025 yılında yaklaşık 3,47 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler dönemsel olarak dalgalansa da ticaret önemli ölçüde devam ediyor.
Kimya, demir-çelik, makine, plastik, gıda ve çeşitli sanayi ürünlerinde önemli ticaret hacmi bulunuyor. Özellikle Türkiye’nin batısındaki üreticiler açısından düşük lojistik maliyeti Yunanistan’ı cazip bir pazar haline getiriyor.
Ukrayna uzun vadede yeniden yapılanma fırsatı sunuyor
Ukrayna’ya ihracat 2025 yılında yaklaşık 3,42 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Savaş nedeniyle ülkenin ticaret yapısı olağan koşullardan oldukça farklı olsa da Türkiye-Ukrayna ticareti tamamen durmadı.
Makine, taşıt, enerji ekipmanları, inşaat malzemeleri ve çeşitli sanayi ürünleri Türkiye açısından öne çıkıyor. Uzun vadede ise Ukrayna’nın yeniden inşası, Türk şirketleri açısından çok daha büyük bir fırsat yaratabilir. İnşaat malzemeleri, çimento, cam, çelik, enerji altyapısı, makine ve mühendislik hizmetlerinin bu süreçte öne çıkması bekleniyor.
Mısır normalleşmeyle yeniden büyüyor
Mısır’a ihracat 2025 yılında yaklaşık 3,34 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. 100 milyonun üzerindeki nüfusu, Süveyş Kanalı ve Afrika-Orta Doğu bağlantısı Mısır’ı Türkiye açısından stratejik bir pazar haline getiriyor.
Demir-çelik, kimya, makine, tekstil hammaddeleri ve çeşitli sanayi ürünleri iki ülke arasındaki ticaretin temel alanları arasında bulunuyor. Türkiye-Mısır ilişkilerindeki siyasi normalleşmenin orta vadede ekonomik ilişkilere de olumlu yansıması bekleniyor.
Slovenya ilk 20’ye giren dikkat çekici pazar
Slovenya’ya ihracat 2025 yılında yaklaşık 3,19 milyar dolar seviyesine çıktı. Ülkenin nüfusu küçük olsa da Orta Avrupa’ya açılan lojistik konumu ve sanayi tedarik zincirleri nedeniyle Türkiye açısından dikkat çekici bir pazar konumunda.
Otomotiv, makine, metal ve çeşitli sanayi ara malları ihracatın önemli bölümünü oluşturuyor. Slovenya’nın 2025’te ilk 20 ihracat pazarı arasına girmesi, Türkiye’nin Orta Avrupa’daki etkinliğinin genişlediğini gösteriyor.
Suudi Arabistan yeniden güçlü pazarlardan biri oluyor
Suudi Arabistan’a ihracat 2025 yılında yaklaşık 3,15 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerindeki iyileşme sonrasında ticaret hacminde belirgin bir artış yaşandı.
Suudi Arabistan’ın Vision 2030 programı kapsamında inşaat, turizm, enerji, altyapı ve şehirleşme alanlarında dev yatırımlar gerçekleştiriliyor. Mobilya, gıda, yapı malzemeleri, makine, elektrik-elektronik, tekstil, savunma sanayii ve müteahhitlik hizmetleri Türk şirketleri açısından önemli fırsatlar sunuyor.
Avrupa Türk ihracatının merkezi olmayı sürdürüyor
Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı 20 ülkeye bakıldığında Avrupa ülkelerinin açık üstünlüğü görülüyor. Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, İspanya, Romanya, Hollanda, Polonya, Belçika, Bulgaristan, Yunanistan ve Slovenya ilk 20 pazar içinde yer alıyor.
Bu yapı Türkiye’nin Avrupa’ya olan coğrafi yakınlığı, Gümrük Birliği, gelişmiş kara ve deniz taşımacılığı, otomotiv ve makine tedarik zincirleri ile Türk sanayisinin Avrupa standartlarına uygun üretim kapasitesinden kaynaklanıyor.
Türkiye açısından temel stratejinin Avrupa pazarındaki payı azaltmak değil, Avrupa’daki güçlü konumu korurken ABD, Körfez, Afrika ve Asya pazarlarında daha hızlı büyümek olması gerekiyor.
İlk 20 ülkeye yoğunlaşma hem avantaj hem risk yaratıyor
Türkiye’nin ihracatının yaklaşık yüzde 65’inin ilk 20 pazarda toplanması güçlü ticari ilişkilerin ve oturmuş dağıtım kanallarının bulunduğunu gösteriyor. Ancak aynı zamanda bu durum belirli pazarlara karşı önemli bir bağımlılık yaratıyor.
Özellikle Avrupa’da yaşanabilecek ciddi bir ekonomik yavaşlama, enerji krizi veya jeopolitik sorun Türkiye’nin ihracat performansını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle Türkiye’nin mevcut güçlü pazarlarda derinleşirken aynı zamanda Afrika, Güneydoğu Asya, Latin Amerika ve Körfez ülkelerinde yeni ticaret kanalları oluşturması önem taşıyor.
Yeni fırsat pazarları giderek öne çıkıyor
ABD, büyük pazar hacmi ve 2026 yılında Türkiye’nin en büyük ikinci ihracat pazarı konumuna yükselmesi nedeniyle en dikkat çekici büyüme alanlarından biri. Polonya ve Romanya Orta ve Doğu Avrupa’nın büyüyen üretim merkezleri olarak dikkat çekerken BAE ve Suudi Arabistan Körfez’de devam eden büyük yatırım projeleri nedeniyle güçlü fırsatlar sunuyor.
Fas ve Mısır, Türkiye’nin Kuzey Afrika’daki etkinliğini artırabilecek pazarlar arasında yer alıyor. Ukrayna ise savaş sonrası başlayacak yeniden yapılanma süreci nedeniyle uzun vadeli ihracat ve müteahhitlik fırsatları açısından ayrı bir önem taşıyor.
Türk ihracatında katma değer giderek önem kazanıyor
Türkiye’nin ihracatındaki değişim yalnızca toplam ihracat tutarının artmasıyla sınırlı değil. Daha yüksek teknolojili ve daha yüksek katma değerli ürünlerin payı da giderek artıyor.
2025 yılında yüksek teknolojili ürün ihracatı yaklaşık 9,9 milyar dolara, orta-yüksek teknolojili ürün ihracatı ise 102 milyar doların üzerine çıktı. Otomotiv, makine, elektrik-elektronik, kimya, savunma ve havacılık sektörlerinin ihracattaki ağırlığının artması, Türkiye’nin ihracat yapısının giderek daha sanayi ve teknoloji odaklı hale geldiğini gösteriyor.
Otomotiv ihracatının 2025 yılında 40 milyar doların üzerine çıkması da bu dönüşümün en güçlü göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
2026 verileri ihracat haritasındaki değişimi gösteriyor
2026’nın ilk yarısında Almanya yine Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olurken ABD’nin hızla yükselerek ikinci sıraya çıkması dikkat çekti. Birleşik Krallık, İtalya ve Fransa da ilk beşteki yerini korudu.
Ocak-Haziran 2026 döneminde Almanya’ya yaklaşık 11,25 milyar dolar, ABD’ye 8,48 milyar dolar, Birleşik Krallık’a 8,03 milyar dolar, İtalya’ya 7,24 milyar dolar ve Fransa’ya 5,71 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.
2026’nın ilk sekiz ayında toplam ihracatın yaklaşık 185 milyar dolara, yıllıklandırılmış ihracatın ise 280 milyar doların üzerine çıkması Türkiye’nin ihracatta büyüme eğilimini koruduğunu gösteriyor.
Sonuç
Türkiye’nin ihracat yapısının merkezinde halen Avrupa bulunuyor. Almanya, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa ve İspanya gibi ülkeler yakın gelecekte de Türkiye’nin en önemli ticaret ortakları olmaya devam edecek.
Bununla birlikte ABD’nin hızla yükselmesi, Körfez ülkeleriyle ticaretin büyümesi, Romanya ve Polonya gibi Doğu Avrupa pazarlarının gelişmesi, Fas ve Mısır’ın Kuzey Afrika’daki öneminin artması Türkiye’nin ihracat haritasının giderek çeşitlendiğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde Türkiye açısından temel hedef yalnızca ihracat rakamını artırmak olmayacak. Daha yüksek katma değerli ürünlerin payını yükseltmek, yeni pazarlarda kalıcı dağıtım kanalları oluşturmak, ülke bazında ihracat bağımlılığını azaltmak ve Avrupa’daki mevcut rekabet gücünü korumak da en az toplam ihracat miktarı kadar önemli olacak.
Türkiye bunu başarabilirse ihracat büyümesi yalnızca daha yüksek rakamlara değil, aynı zamanda daha dengeli, daha dayanıklı ve daha yüksek katma değerli bir dış ticaret yapısına dönüşebilir.













