Halk arasında “delirten hastalık” ya da “intihar hastalığı” olarak da adlandırılır. Hastalar çoğu zaman yaşadıkları ağrıyı dayanılmaz bir ağrı olarak ifade ederler. Trigeminal nevraljiyi anlamak için öncelikle trigeminal sinir anatomisini kısaca değerlendirmek gereklidir.
Trigeminal sinir duyusal ve motor lifler taşıyan karışık bir sinirdir. Duyusal parçası yüz ve başın büyük kısmının, sinüslerin, korneanın, burun ve ağız mukozasının, ve dişlerin duyusunu sağlar. Motor lifler ise çiğneme kaslarını kontrol eder.
Trigeminal nevralji yüzün bir tarafını ve genellikle alt yarısını tutan saniyeler veya bir-iki dakika süren, elektrik ya da şimşek çarpması şeklinde saplanan çok şiddetli ağrılarla karakterizedir. Nadiren alın ve kulağa doğru olan alanlara da yayılabilir. Yüz bölgesinde; yanma hissi, hassasiyet, uyuşma veya karıncalanma da gözlenebilir. Ağrı hareketle tetiklenebilir. Hatta bazı hastalar yemek yerken bile ağrı yaşayabilmektedirler
En çok orta-ileri yaşta kişilerde görülür ve hastaların %60’ı kadındır. Trigeminal sinirin beyin sapına giriş bölgesinde bir damarsal bası ve sinirde bu basıya bağlı yapısal değişiklikler görülen olgular klasik trigeminal nevralji, böyle bir damar ilişkisi görülmeyen ya da varsa bile sinirde yapısal değişiklik saptanmayan olgular idiopatik trigeminal nevralji olarak sınıflanır . Sekonder trigeminal nevraljide ise semptomların nedeni trigeminal sinire bası oluşturan bir yer kaplayıcı lezyon-kitle ya da multipl skleroz plağıdır.
Hastalığın tanısı hastanın tipik şikayetlerinden ve beyin görüntülemelerinden faydalanılarak konur. Ağrının karakteristik özellikleri tanıda oldukça önemlidir. Beyin görüntülemelerinde; özellikle beyin sapı bölgesinde damarsal bası dikkatlice incelenmelidir.
Tedavi yöntemi hastalığın hangi nedenle ortaya çıktığına göre belirlenir. Öncelikle; hastaların ağrıyı tetikleyen faktörlerden uzak kalmaları veya minumuma indirgemeleri önerilir. Özellikle yüzün belirli bölgelerine dokunma, gülme, soğuk rüzgar, makyaj uygulama veya cilt bakımı gibi hareketler ağrıyı tetikleyebilir. Tedavide ilk olarak ilaçlar tercih edilir. Kullanılan ilaçlar arasında antikonvülsanlar (örneğin Karbamezapin ve Gabapentin), trisiklik antidepresanlar bulunur. Karbamezapin ve Gabapentin ilk medikal tedavi seçeneğidir. Hatta; bu ilaçların kullanımından sonra ağrının geçici olarak azalması trigeminal nevraljinin teşhisini kesinleştirmektedir. Hastaların bu ilaçları kullanımı sırasında oluşabilecek yan etkilere karşı bilinçlendirilmeleri ve düzenli kan tahlilleri yaptırmaları önerilir. Ne yazık ki ilaçlara karşı hızlı tolerans gelişebilmektedir. İlaçlar etkili değilse veya yan etkiler tolere edilmemişse, mikrovasküler dekompresyon, gliserol enjeksiyonu, balon sıkıştırması, radyofrekans termal lezyon veya stereotaktik radyocerrahi gibi birçok farklı cerrahi seçenekten birini tercih edilebilir.
Sonuç olarak; trigeminal nevralji nadir gözlenen, çok fazla ağrı ile yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır. Tanı ve tedavinin hızlı bir şekilde planlanması gerekmektedir.
Sağlıklı günlere…













