16 Mayıs 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Korku ve Umut insanı ayakta tutar

Korku ve Umut insanı ayakta tutar

Zeynep Demir - Zeynep Demir
9 Kasım 2021
- Yazarlar
Okuma Süresi:5 dakikalık okuma
A A
0
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Korku ve Umut insanı ayakta tutan hayat savaşına karşı beraber savaşan iki güçlü cephedir. Ne korkmadan ne de umut etmeden yaşayamayan insanlara…

Bir gün dayanamayacağım bir noktaya geldiğimi anladığım anda gitmeye karar verdim dişçiye. Çok da güzel bir ayrılık cümlesi, uzunca da bir devamı olabilirdi lakin, canı yakan bir kalp sızısı değil diş ağrısıydı.

Randevuyu aldığım anda başladı karnımın ağrısı. Sayılı günler çabuk geçer dediler, geçmedi saatleri dakikaları saymaya başladım. Kafanı takma hemen biter sonra unutursun dediler, yok takmadan duramadım. Beklenen gün geldiğinde dizlerimden sıcak sıcak başlayan korku furyası yukarı doğru çıkmaya başladığında ani bir mide bulantısına dönerek hızla kulaklarımdan çıkmaya başladı.

O soğuk koltuğa uzandığımda bana doğru gülerek yaklaşan, parmaklarını oynatarak eldivenini yerleştirirken çok sevimli olduğunu düşünen, sözde hiçbir şey hissetmeyeceğimi söyleyen doktor kılıklı amca beni rahatlatmıyor daha da çok geriyordu. Ah be doktor ya, sen beyaz bir melek olmalıydın değil mi? Kurtarıcı, şifa kaynağı… Benim gözlerim neden şuan seni sekiz kollu bir ahtapot görüyor o zaman?

Gözlerimi sıkıca kapattım. Çocukken geceleri uyandığımda, gözlerimi açtığım anda yanıma birilerinin geleceğini hayal etmem gibi bir savunma psikolojisiydi bu. Kışın bir de sobanın ışıkları tavana vurdu mu sorma gitsin. Oluşturduğu şekillerden illa bir canavar hayal ederdim, neden başka çocuklar gibi uçan balon, dondurma, at gibi figürler aklıma gelmezdi benim de…

Korku ve Umut insanı ayakta tutar
Korku ve Umut insanı ayakta tutar

Daha küçükten sağ ve sol yanımızdaki melek anlatımlarıyla görünmeyen varlıklara alıştırılmış bir toplumda, şeytan her zaman seni kandırmaya çalışır ve damarlarının içinde gezer diye ikna edilmiş bir çocuk nasıl korkmaz yalnız uyumaktan. Korktuğumuzdan ağlasak, bu sefer yok öyle görünmeyen varlıklar diye bir de tersine ikna edilmeye çalışılırdık.

“İki ameliyat oldum, bu kadar titremedim be doktor.” Dedim bir ara. Maskesinin altından attığı kahkahadan sonra bir utanma da gelmedi değil…

Şu korkular nasıl da biçim değiştiriyordu süre gelen yıllarda. Kimisi soyut korkular, kimisi somut. Ama hep bir korku yaşar insan. Bebekken açlık, çocukken canavar, ergenken beğenilmeme, biraz yetişince kabul görmeme, orta yaşta sevilmeme, yaşlılıkta yalnız kalma. Sadece bunları yaşayınca şanslılardan olduğumuzu söylesem yeridir halbuki.

Korku denilen duygu, tehlike ânında alarm vererek kendimizi korumamızı sağlaması açısından, insanın varlığını sürdürebilmesinin en önemli önkoşuludur. Fakat sadece tehlike anında korkmuyoruz. Kendimizi yetersiz, savunmasız hissettiğimizde de korkuyoruz.

Ayrıca hayatta beklentisi olan, bir maddeselliğe ya da manevi olarak bir olguya bağlı kalan herkeste bir korku duyusu gelişir. Korku bizi hayatta tutan en büyük direktir. Hayvani bir iç güdü…

Peki nasıl ters köşe edecektim ben bu korkuyu, doktor “haftaya gel diğer dişini de çekelim” dediğinde. Tekrar mı yaşayacaktım şimdi bunu?

Dişçiyi geçtim de, bu ay zam istedim diye işten çıkarılma korkum ne olacaktı? Ya da çocuğumun kalbinin delik olduğunu öğrendiğimde? Akşama kocam geldiğinde yemeği beğenmediğinde kafama fırlatır mıydı tabağı? Alt komşum gece terlikle yürüyüş sesimden rahatsız olurda kapıma gelir miydi? Çocuğum üniversite sınavını kazanamazsa? Geçen gün yaptığım dedikodu ortaya çıkarsa ne cevap vereceğim? Babam hasta, ya kaybedersek? Bu ay faturaları ödeyemezsem, kira için de ev sahibi kapıma dayanır mı? Hastalığım da artmış, ölürsem çocuklarıma kim bakar? Söylediğim yalanlar bir ortaya çıkarsa, çok sevdiğim ya beni sevmezse, ya da çocuğum olmazsa…

Herkesin seçebileceği bir madde var bu listede.

Korku ve Umut insanı ayakta tutan hayat savaşına karşı beraber savaşan iki güçlü cephedir. Ne korkmadan ne de umut etmeden yaşayamayan insanlara…
Korku ve Umut insanı ayakta tutan hayat savaşına karşı beraber savaşan iki güçlü cephedir. Ne korkmadan ne de umut etmeden yaşayamayan insanlara…

Kırmızı köşede kocaman, iri yarı, altın kemer sahibi, ısınan “korku”yu ters köşe edebilecek tek bir rakip var. O da mavi köşede sakince bekleyen “umut”.

Umut insanı yaşama bağlayan ince bir iplik ve var oluş savaşıdır. Sadece ruhu beslemesine rağmen bedeni de ayakta tutan bir “bekle, yaşa, hayal et” biçimidir. Filozof Gabriel Marcel’a göre umut insanda varoluş duygusunu oluşturur. Bu kavram, kendi içinde çelişkilidir. Ne pasif bir bekleyiştir, ne de gerçekleşmesi olanaksız koşulların gerçekçi olmayan bir şekilde zorlanmasıdır.

Bilincimiz umut etmeye o kadar müsait yaratılmıştır ki, artık beklentiniz bittiyse bile “belki bir gün” olgusu hiç geçmez. Bir yerlerde saklanmış ve hiç ummadığımız anda sahneye fırlayarak, rolünü bir gün oynayacaktır.

Umut geçmişi ve geleceği birbirine bağlar, yaşananlardan beslenerek bizi geleceğe baktırır. Bazen hoş bir bekleme bazen ise acı bir bekleyiş. Fakat umutsuzluk halindeyken bile mutlu olunabilir. Çünkü tam bir umutsuzluk halinde bile durumun umutsuzluğu kabul edilirken de aşılır.

Velhasıl kelam; Korku ve Umut insanı ayakta tutan hayat savaşına karşı beraber savaşan iki güçlü cephedir. Ne korkmadan ne de umut etmeden yaşayamayan insanlara…

Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.

AHMET ARİF

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Perre’deki konutlar depremlerden etkilenmiş

Sonraki Haber

Kur’an’ı Türkçe’ye tercüme ettiren ilk kişi, Atatürk

Zeynep Demir

Zeynep Demir

Okuma - yazma yedi yaşında başlasa da, gerçekten okur - yazarlığı on beş yaşında başladı. Ve o günden beri, sürekli okumaya ve yazmaya devam ediyor.

İlgili Haberler

Caucasian man sitting on sofa watching television news broadcast, holding remote control and facing TV screen in modern living room interior, back view visible
Yazarlar

Muhabir gözüyle ekranlar

16 Mayıs 2026
Kardeşin yeri hep özeldir
Yazarlar

Kardeşin yeri hep özeldir

15 Mayıs 2026
Kalp risalesi
Yazarlar

Kalp risalesi

15 Mayıs 2026
Kötü kötüdür
Yazarlar

Kötü kötüdür

15 Mayıs 2026
Ruhsuz kalabalıklar
Yazarlar

Ruhsuz kalabalıklar

13 Mayıs 2026
Yazarlar

Ya sevdiğini al ya da aldığını sev!

11 Mayıs 2026
Sonraki Haber
Kur'an'ı Türkçe'ye tercüme ettiren ilk kişi, Atatürk

Kur'an'ı Türkçe'ye tercüme ettiren ilk kişi, Atatürk

En Güncel Haberler

Avcılar'da iş yerinden hırsızlık kamerada
Yerel Haberler

Avcılar’da iş yerinden hırsızlık kamerada

16 Mayıs 2026
SIEDRÉS ile Trendyolmilla’dan yaz koleksiyonu
İş Dünyası

SIEDRÉS ile Trendyolmilla’dan yaz koleksiyonu

16 Mayıs 2026
Karşıyaka'ya potada Bursaspor faturası
Spor Haberleri

Karşıyaka’ya potada Bursaspor faturası

16 Mayıs 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Otobüs bileti 12 saat kalana kadar iade edilebilecek

16 Mayıs 2026
Yaşam

Hava ısındı, Konyaaltı Sahili’nde yoğunluk oluştu

16 Mayıs 2026
Yaşam

Geçen yıl kuruyan Sülüklü Göl, son yağışlarla yeniden doldu

16 Mayıs 2026
Yaşam

Yaralı bulunan ebabiller tedavi edilip doğaya salındı

16 Mayıs 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Yaralı bulunan ebabiller tedavi edilip doğaya salındı

Yaralı bulunan ebabiller tedavi edilip doğaya salındı

- Haberton
16 Mayıs 2026

Ankara'da farklı noktalarda yüksekten düşerek yaralanan 3 ebabil kuşu, tedavi edildikten doğaya salındı. Farklı alanlarda binaların çatı arasındaki yuvalarından düşerek...

Yoga spor kadar etkili mi? Uzmanlara göre etkisi sanıldığından daha büyük olabilir

Misafir sofraları için uyumlu menü önerileri

Borsada nasıl para kazanılır? Uzmanlar en kritik hatayı açıkladı

Çocuklarda kekemelik neden olur? Uzmanlara göre erken fark etmek büyük önem taşıyor

Güncel Haber

Avcılar'da iş yerinden hırsızlık kamerada

Avcılar’da iş yerinden hırsızlık kamerada

16 Mayıs 2026
SIEDRÉS ile Trendyolmilla’dan yaz koleksiyonu

SIEDRÉS ile Trendyolmilla’dan yaz koleksiyonu

16 Mayıs 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton