16 Mayıs 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Kadına karşı şiddetle mücadele

Kadına karşı şiddetle mücadele

Çağdaş Özgül - Çağdaş Özgül
25 Kasım 2023
- Yazarlar
Okuma Süresi:9 dakikalık okuma
A A
0
Kadına karşı şiddetle mücadele

Kadına karşı şiddetle mücadele

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bugün 25 Kasım Uluslararası Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü. İsminden de anlaşılacağı üzere evrensel bir sorun. Hiçbir inanca, hiçbir gelenekle meşru gösterilmeyecek büyük bir insanlık suçu.

Kalıtsal cehaletin getirdiği, hurafelerle, sözde töre kanunlarıyla ortaya çıkan ataerkil anlayışın yarattığı, kadını ikinci sınıf gören zihniyetin, kadına şiddetin altyapısını oluşmasına temel olan zihniyet olduğu bir gerçek. Bu kalıtsal zihniyetin, vaktiyle Mustafa Kemal Atatürk ‘ün Kadın Hakları üzerine yaptığı devrimlere de karşı çıktığını da unutmayalım. Halen kadının toplumsal alandan soyutlanmasını isteyen bu zihniyetin, dile getirdiği sinir bozucu ifadelere de rastlıyoruz. Bu kadına şiddetin temelinde yatan sosyolojik boyutlardan.

Fiziksel, psikolojik veya ekonomik olarak maruz bırakılan kadına şiddetin bir diğer boyutu da ailesel ve çevresel faktörler. Yetiştiği ailenin kadına bakışının ileride çocuğun da bakışı haline gelmesi içten bile değil. Hiçbir kurala tabi tutulmadan herşeyin kendine mübah olduğu üzerine yetiştirilen erkek çocukların, büyüdüğünde hayatına giren kadına karşı yaptığı her türlü saygısızlığı mübah görmesi sonucunu doğurması içten bile olmuyor. Hayatıma giren kadının benden sonrası olamaz gibi ilkel bir mantık yerleşmiş oluyor. Bu değindiğim noktada ufak bir ailesel – çevresel faktörü.

Hayal kuran kadınların, hayal kurmaya cesaret bulamayan kadınlara cesaret olması çok önemli. “Ey Kahraman Türk Kadını Sen Yerlerde Sürünmeye Değil Omuzlar Üstünde Göklere Yükselmeye Layıksın.” sözünün altyapısı Türk Kadınının hayattaki büyük rolünün ne denli büyük olduğunu ortaya koyuyor. Cumhuriyetin aydın yüzleri olarak hepimizin yakından tanıdığı başarılı kadınlardan bu özel günle ilgili düşüncelerini aldık. Şimdi sözü onlara bırakıyoruz.

Ayşegül Akdemir Şahin (Oyuncu)

Kadına şiddeti durdurmak ve önlemek herkesin yani tüm insanlığın görevidir. Tüm kadınların mutlu ve sevgi dolu bir dünyada şiddete maruz kalmadan yaşamalarını gönülden diliyorum.

Kadına yönelik yapılan şiddet, insanlığa ihanettir. Yaşama hakkı elinden alınmış tüm kadınları rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ‘ünde dediği üzere; “Kadınlarını geride bırakan toplum, geride kalmaya mahkumdur.”

Hande Dane (Oyuncu)

Yüzyıllar boyu kadının yaratma enerjisi ve gücünden korkulduğu için kadın hep bastırıldı. Bunu gerek manipülasyon, gerek şiddet ve adaletsizlikle yapmaya çalışan ataerkil düzenin halen bu yüzyılda bile devam ediyor olmasını insan olabilmek adına utanç verici buluyorum.

Bize verilmiş bu “Ana-dolu” topraklarının kadim zamanlarda en kutsal saydığı kadına, anaya her zaman verilmiş değeri günümüzde de uyandırmanın vakti çoktan geldi.

Güçsüz, ego zaafları olan, içsel ve duygusal olarak yetersiz erkek çocukları yetiştirmekten vazgeçmek, belki de burada kadına düşen en önemli görevlerden biri olmalı.

Eşitlik değil, denkliği savunanlardanım. Bu yüzden bu korku aşıldığında ve belki de kadının kadına düşman olmamayı ilke haline getirdiğinde bu paylaştığımız dünyanın daha güzel, huzurlu ve gerçek bir yuva gibi hissedebileceğimiz bir yer olmasının mümkün olduğunu düşünüyorum.

Enginay Gültekin (Oyuncu – yönetmen)

Şiddet; daha çok fiziksel ve psikolojik etkileri bakımından ele alınsa da sosyolojik, ekonomik, siyasal ya da kültürel açıdan da gözlenebilir. Fiziksel bir zorbalığın ötesinde kadınların kimliğine, var oluş biçimlerine, bireyselliklerine yönelik gösterilen; özgürlüklerini ve haklarını kısıtlayıcı her türlü ahlaki, psikolojik, sosyal, ekonomik veya siyasal zararı, tahakkümü ve dayatmacı davranışları Şiddet’i görünür kılıyor.
Kadına yönelik şiddet alanında yapılan çalışmalara baktığımızda geleneksel toplum ve eril kültür odaklı olduğunu görüyoruz.

Çağdaş toplumlarda da kadına yönelik şiddettin oldukça yaygın olduğunu biliyoruz. Türkiye’de kadına yönelik şiddet olaylarına bakıldığında şiddete maruz kalan kadınların şiddet karşısında genellikle çaresiz kaldıklarını, ayrıca şiddet karşısında ne yapacaklarını bilmeyen bu kadınların şiddetle sürekli yüzleşmek zorunda kaldığını biliyoruz. Kadına yönelik şiddet haberlerinin genellikle; eş, sevgili, baba ve erkek kardeş zincirlemesi ile sürmekte olduğunu biliyoruz.

Türkiye’de medyada hemen hemen her gün birkaç farklı kadına yönelik şiddet haberi olduğunu biliyoruz. Araştırmalar, Türkiye’de her üç kadından birinin fiziksel veya cinsel şiddete uğramış olduğunu söylüyor. Kabul edilemez! Bütün bu bildiklerimiz artık hayatımızı değiştirmek zorunda. Şiddet’ e HAYIR!

Tüm kadınların mutlu, sağlıklı ve sevgi dolu bir dünyada şiddete maruz kalmadan yaşamalarını diliyorum.

Funda Kadıoğlu (Oyuncu)

Günümüzde tüm dünyadaki en büyük insan hakları ihlali olan kadına şiddet , cinsiyet eşitsizliğini normal görenler tarafından uygulanmaktadır. Bu bir eğitim ve ahlak sorunudur. Einstein’ın cümlesi gibi; “Şiddet, ahlak seviyesi düşük erkeklere her zaman çekici gelmiştir.”

Kadın düşmanlığına ve kadına karşı şiddete susanlar , engellenmesi için adım atmayanlar da ahlaksızdır. Çok iyi biliyoruz ki, kadına şiddet önlenebilir. Mağdur kadınların seslerini her yerde her zaman duyurmalıyız.. bu konudaki Ceza Kanunlarını sertleştirmenin yanında okullarda bununla ilgili eğitim verilmeli, her insana saygılı olunması gerektiği, erdemli bir insanın nasıl olması gerektiği öğretilmelidir.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nün kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına farkındalık yaratmasını ve tüm kadınların mutlu, sağlıklı , özgür ve sevgi dolu bir dünyada yaşamalarını diliyorum.

Nazan Arısoy (Yazar)

Şiddeti normalleştirme süreci aile ocağında yaşanan 3-7 yaş arasında başlıyor. Çocuk aile içinde fiziksel ve psikolojik şiddete şahit olurken; öfkesini cömertçe sunan baba ve annenin kavgasını, küfür ve hakaretlerini hatta fiziksel olarak birbirlerine zarar verdiğini görüyor ancak barışma, af dileme ve suçlu suçsuz kavramlarına şahit olamıyor.

Çocuklarımızın yanında yaşanan her konuya dikkat ederek yara alıp almadığı konusunda da araştırmacı olmanın yanında; şiddetin suç olduğunu öğretmeliyiz. Aksi taktirde çocuk, okuldaki arkadaş zorbalığına da karşı çıkamıyor. Çekimser, özgüvensiz bir karakter haline dönüşüyor ya da tam tersi evdeki susulunluğunun korkularının hesabını okulda hırçınlık yaparak, çete kurarak, yetişkin olduğunda da toplum tehlike yaratan bir birey olarak kesiyor.

“Peki, eğitimli kültürlü aydın kadınlar neden şiddete maruz kaldıklarında karşı çıkmıyor, evliliği sürdürüyor?” Sorusunu sıkça duyarız. Nedeni çok açık… Çocukken şiddetin aile tarafından normalleştirilmesi nedeniyle, yetişkin kadın olduklarında da ne kadar eğitimli kültürlü kendini geliştirmiş olsa da karşı çıkmamasına ve var olan düzeni devam ettirmesine gerekçe yaratıyor.

Melissa Papel (Oyuncu)

Kadına karşı şiddet sadece bir ülkeyi veya bir sosyal kategoriyi ilgilendirmiyor, her ülkede ve toplumun her kesiminde görülebilen bir olgu bu. Her yıl istatistikler, artık ‘’kadın cinayeti’’ diye adlandırılan bu tür eylemlerin dökümünü veriyor. Ama hiç bir istatistiğe girmeyen başka tür şiddet olayları da var: küfür, psikolojik baskı ve dayak gibi. Şiddet gören kadınlara sığınma evleri açmak yetersiz bir çözüm, çünkü bu sadece olup bittikten sonra yarayı sarmak gibi bir şey. Hele ki iş öldürmeye kadar gitmişse sarılacak bir yara da kalmıyor ortada.

Bugünkü toplum düzeninde gerçek çözüm ağırlıklı olarak yine kadınlardan geçiyor: erkek çocukları daha çok küçük yaştan itibaren eğitmek, onlara ilkin aile içinde kızkardeşe saygıyla yaşamayı öğretmek, kızkardeşlerini ezmelerine izin vermemek. Bu şekilde eğitilen erkek çocukları da ileride baba oldukları zaman kendi çocuklarına aynı saygılı yaşamı öğretebileceklerdir. Bu arada kız çocuklarına da kendini ezdirmeme bilincini ve yeteneğini kazandırmak, kendine güvenmeyi öğretmek aynı ölçüde önemli. Yeni bir toplum düzeni oluşana kadar da belki sığınma evlerinin yanısıra kadınlara savunma eğitimi verecek spor salonları açmak gerek.

Havva Yüksel (Makyaj sanatçısı)

Öncelikle bir kadın olarak şiddetin her türlüsüne karşı durulması gerektiğine inanıyorum. İster psikolojik, ister bir mobing isterse her türlü fiziksel temasın dahi ve hatta kati suretle hiçbirine izin verilmemesi gerekir. Ne yazık ki buna maruz kaldığımızda bunu kendi ayıbımız gibi görüp çoğu zaman susuyoruz. Halbuki bu ayıp bunu yapanın ta kendisinin. Bunu dile getirmeli ve hakkımızı aramaktan sonuna kadar vazgeçmemeliyiz. Genel bağlamda kadın olsun, erkek olsun, çocuk olsun, hayvan olsun, bitki olsun. Şiddetin her türlüsüne karşıyım.

Elif Eleskovic (Makyaj sanatçısı)

Açıkçası böyle bir günün olmasından bile utanıyorum. Kadınların el üstünde tutulması gerektiğini, toplumda saygın bir kimlikle güçlü olabileceklerini kanıtlamak zorunda bırakılmamız bile bizler için içler acısı bir durum. Kadın köle değildir, kadın hizmetçi değildir, kadın bir obje ya da kukla değildir. Kadın, annedir. Kız kardeştir. Eştir. Kadın erkeği hatta yaşamı tamamlayan ve Allah’tan sonra sizlere yaşamı sunan en güzel varlıktır.

Biz kadınlar olarak her düşüşten sonra dağ gibi ayağa kalkarız. Ve egosal boyutta problem yaşayan kişiler de buna karşı savaş meydana getirir. Ve kadına uygulayacağınız sözlü ve fiziki her şiddet acizliğin dev bir boyutudur. Güçlü olduğumuzu, yılmayacağımızı, her düşüştü yeniden dağ gibi ayağa kalkacağımızı biliniz.
Güzeliz, güçlüyüz ve daima haklarımızı arayacağız.

Etiketler: Kadına Şiddet
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Geçici ateşkes başarılı bir şekilde ilerliyor

Sonraki Haber

İklim krizinde istilacı türlerde ‘hızlı yayılma’ tehlikesi

Çağdaş Özgül

Çağdaş Özgül

Çağdaş Özgül, Mersin/Tarsus'da doğdu. İlk orta ve lise eğitimini burada tamamladı. Çağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu. Üniversite yıllarında, kurucusu olduğu kültür kulübüyle bir çok kültürel etkinliğin hazırlayıcısı oldu. Yazım dünyasına da bu etkinliklerdeki çalışmaları ile beraber başladı. 2021 yılından bu yana Haberton.com bünyesinde görev yapmaktadır.

İlgili Haberler

Yazarlar

Çocuğunuzu büyütürken aslında bir karakter inşa ediyorsunuz

16 Mayıs 2026
Caucasian man sitting on sofa watching television news broadcast, holding remote control and facing TV screen in modern living room interior, back view visible
Yazarlar

Muhabir gözüyle ekranlar

16 Mayıs 2026
Kardeşin yeri hep özeldir
Yazarlar

Kardeşin yeri hep özeldir

15 Mayıs 2026
Kalp risalesi
Yazarlar

Kalp risalesi

15 Mayıs 2026
Kötü kötüdür
Yazarlar

Kötü kötüdür

15 Mayıs 2026
Ruhsuz kalabalıklar
Yazarlar

Ruhsuz kalabalıklar

13 Mayıs 2026
Sonraki Haber
İklim krizinde istilacı türlerde ‘hızlı yayılma’ tehlikesi

İklim krizinde istilacı türlerde ‘hızlı yayılma’ tehlikesi

En Güncel Haberler

Yazarlar

Çocuğunuzu büyütürken aslında bir karakter inşa ediyorsunuz

16 Mayıs 2026
Otomobil, site duvarına çarptı; kaza ve son anda kaçan kedi kamerada
Yerel Haberler

Otomobil, site duvarına çarptı; kaza ve son anda kaçan kedi kamerada

16 Mayıs 2026
Karşıyaka'da Cicibaş'tan çağrı, Copcu'dan tepki
Spor Haberleri

Karşıyaka’da Cicibaş’tan çağrı, Copcu’dan tepki

16 Mayıs 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Bakan Tekin: Eğitim sisteminde kültüre daha fazla yer açmak için çalışıyoruz

16 Mayıs 2026
Yaşam

Erciyes, kayak sezonu boyunca 3,3 milyon ziyaretçiyi ağırladı

16 Mayıs 2026
Yaşam

Sokak ortasında tabanca ile vurulan kadın, berber dükkanına sığındı

16 Mayıs 2026
Yaşam

New York’ta ‘Türk Günü Yürüyüşü’ için bayrak çekme töreni

16 Mayıs 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Trabzonspor ve Kulüpler Birliği Başkanı Doğan'dan, Çaykur Rizespor Başkanı Turgut'a teşekkür

Trabzonspor ve Kulüpler Birliği Başkanı Doğan’dan, Çaykur Rizespor Başkanı Turgut’a teşekkür

- Haberton
16 Mayıs 2026

Trabzonspor Kulübü ve Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ertuğrul Doğan, Çaykur Rizespor Başkanı İbrahim Turgut’un yeniden aday olmama kararını üzüntüyle öğrendiğini...

Yoga spor kadar etkili mi? Uzmanlara göre etkisi sanıldığından daha büyük olabilir

Misafir sofraları için uyumlu menü önerileri

Borsada nasıl para kazanılır? Uzmanlar en kritik hatayı açıkladı

Çocuklarda kekemelik neden olur? Uzmanlara göre erken fark etmek büyük önem taşıyor

Güncel Haber

Çocuğunuzu büyütürken aslında bir karakter inşa ediyorsunuz

16 Mayıs 2026
Bakan Tekin: Eğitim sisteminde kültüre daha fazla yer açmak için çalışıyoruz

Bakan Tekin: Eğitim sisteminde kültüre daha fazla yer açmak için çalışıyoruz

16 Mayıs 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton