Dünya genelinde 1,5 milyardan fazla kişinin bir dereceye kadar işitme kaybı yaşadığı belirtilirken, uzmanlar işitme sorunlarının günlük yaşamda fark edilmeden ilerleyebileceği konusunda uyarıyor. Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, televizyon sesinin giderek yükseltilmesi, özellikle kalabalık ortamlarda konuşmaları takip etmekte zorlanma ve karşıdaki kişilerin sözlerini sık sık tekrar ettirme ihtiyacının işitme kaybının erken belirtileri arasında yer alabileceğini söyledi.
Medicana Sağlık Grubu Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Eda Tuna Yalçınozan, işitmenin yalnızca çevredeki sesleri algılamayı değil, iletişim kurmayı, öğrenmeyi ve sosyal yaşama katılmayı da doğrudan etkilediğini belirtti. İşitme kaybının her zaman belirgin şekilde ortaya çıkmadığını ifade eden Yalçınozan, özellikle yaşa bağlı işitme kaybında kişilerin çevresindekilerin daha kısık sesle konuştuğunu veya konuşmaların anlaşılmaz hale geldiğini düşünerek yaşadıkları değişikliği uzun süre fark etmeyebildiğini söyledi.
‘Herkes çok alçak sesle konuşuyor’düşüncesi işaret olabilir
İşitme kaybının yalnızca ileri yaşlarda görülen bir sorun olmadığını belirten Yalçınozan, çocukluk döneminden itibaren farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini ve bazı durumlarda uzun süre fark edilmeyebileceğini ifade etti. Yalçınozan, yetişkinlerde konuşulanları sık sık tekrar ettirme, kalabalık ve gürültülü ortamlarda konuşmaları takip etmekte zorlanma, televizyonun sesini çevresindekileri rahatsız edecek seviyelere çıkarma ve telefonda konuşulanları anlamakta güçlük çekme gibi belirtilerin önemsenmesi gerektiğini söyledi. İşitme kaybının yavaş ilerlemesinin kişilerin yaşadıkları iletişim sorunlarını zamanla normalleştirmesine neden olabileceğini belirten Yalçınozan, bu tür değişikliklerin günlük yaşamın doğal bir parçası olarak görülmemesi ve işitmenin değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çocuklarda işitme kaybı gelişimi de etkileyebilir
Çocuklarda işitme sorunlarının erken fark edilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Yalçınozan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 5-19 yaş grubunda yaklaşık 90 milyon çocuk ve ergenin işitme kaybıyla yaşadığını söyledi. Çocukluk çağında fark edilmeyen işitme sorunlarının konuşma ve dil gelişimi, bilişsel gelişim, eğitim hayatı ve sosyal etkileşim üzerinde olumsuz sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Yalçınozan, çocuklarda ismine tepki vermeme, sesin geldiği yöne dönmeme, konuşmanın yaşıtlarına göre gecikmesi, yönergeleri takip etmekte zorlanma veya okulda öğretmenin söylediklerini anlamakta güçlük çekme gibi belirtilerin işitmenin değerlendirilmesini gerektirebileceğini kaydetti. Yalçınozan, özellikle konuşma ve dil gelişiminde beklenen basamakların gerisinde kalınması durumunda, bunun yalnızca dikkat dağınıklığı veya çocuğun konuşmaya ilgisizliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Yüksek ses maruziyetine dikkat
İşitme kaybının nedenleri arasında yaşlanma, kulak hastalıkları, genetik faktörler ve bazı enfeksiyonların yanı sıra uzun süre veya yoğun şekilde yüksek sese maruz kalmanın da bulunduğunu belirten Yalçınozan, özellikle kişisel ses cihazlarının yüksek ses seviyesinde kullanılması, konser ve eğlence mekanları gibi gürültülü ortamlarda uzun süre bulunulması ve iş yerindeki yoğun gürültünün işitme sağlığı açısından risk oluşturduğunu söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 1 milyardan fazla genç insanın eğlence amaçlı yüksek ses maruziyeti nedeniyle işitme kaybı riski altında olabileceğine dikkat çektiğini belirten Yalçınozan, yüksek sesli ortamlarda geçirilen sürenin azaltılması, kişisel ses cihazlarında güvenli ses seviyelerinin tercih edilmesi ve gürültülü çalışma ortamlarında koruyucu önlemlerin alınmasının işitme sağlığının korunmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti. Yalçınozan, işitmede yeni başlayan veya giderek artan değişiklik, kulakta çınlama, konuşmaları anlamada belirgin güçlük ya da çocuklarda işitme ve iletişim gelişimiyle ilgili şüphe bulunması halinde işitmenin değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.
İşitme Engelliler Haftası’nın işitme kaybıyla yaşayan bireylerin karşılaştığı iletişim güçlüklerine dikkat çekmek ve işitme sağlığının korunması konusunda farkındalık oluşturmak açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Yalçınozan, işitme kaybının erken fark edilmesinin iletişim, eğitim ve sosyal yaşam üzerindeki olası etkilerin azaltılması açısından önem taşıdığını söyledi.













