Gerçeğin sesini yükseltme zamanı… Memleketimizi seviyoruz, çalışıyoruz, çabalıyoruz. Ama ne yazık ki, hakkımız olan değeri görmüyor, hak ettiğimiz saygıyı alamıyoruz.
Çünkü bizim arkamızda anadan, babadan kalma miras yok. Zengin ailelerin, rant peşinde koşanların, çıkarcıların çocukları gibi değiliz. Bizler, kendi emeğimizle kazandıklarımızla ayakta durmaya çalışan, ayakta kalmak için mücadele eden Anadolu evladıyız. Ama gel gör ki, toplumda hâlâ “sessiz azınlık” diye bir kavram var. Gerçeği bilen, farkında olan, ama sustukça, suskunluklarıyla adeta teslim olmuş insanlar. Neden susarız? Çünkü çıkarlarımız ve menfaatlerimiz söz konusu olduğu için susarız. Yakınlarımız, dostlarımız, toplum için uğraş verenler, çıkarlarımız zarar görebilir diye korkup, sesimizi kısmayı tercih ederiz.
Oysa, susmak, teslim olmaktır. Susmak, vatanını, hakkını, onurunu satmaktır. Bizler, bu memleketin gerçek evlatlarıyız. Çocuklarımız, torunlarımız, bu topraklar için uğraşan, inançla, azimle ayakta duran insanlarız. Susuyorsak, bu, güçsüzlük değil, bilakis, teslimiyetin itirafıdır. Gerçeği haykırmak, hakkı savunmak, en büyük görevimizdir. İşte bu yüzden susmayız. Susmak, bizim işimiz değil. Vazgeçmeyiz. Hakkımızı, hakikatimizi, onurumuzu savunmak için her zaman ayakta dururuz. Çünkü, unutmayın; gerçek güç, susmamaktır. Gün gelir, suskunluk değil, sözümüz geçer. Sandığınız gibi olmuyor.
Bu memleket, bu millet, bu vatan, suskunların değil, susmamayı göze alanların eseridir. Korkmayın, yılmayın. Hakikatin, adaletin, onurun sesi olun. Susmayın, çünkü susmak, vatanınıza, geleceğinize ihanettir.













