26 Nisan 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Politika - Dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısı 120 milyonu aştı

Dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısı 120 milyonu aştı

Haberton - Haberton
30 Mayıs 2025
- Politika
Okuma Süresi:15 dakikalık okuma
A A
0
Dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısı 120 milyonu aştı
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan, son 10 yılda dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısının 120 milyonu aştığını söyledi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan’ın Sosyal Demokrasi Derneği’nin düzenlediği “Türkiye’de, Suriye’de ve Dünyada Yeni Gelişmeler Çerçevesinde Türkiye’deki Mülteciler” çalıştayında konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Murat Bakan’ın konuşması şu şekilde;

Cumhuriyet Halk Partisi, Sayın Genel Başkanım Özgür Özel ve şahsım adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada, Türkiye’de ve dünyada insanlığın en temel ve karmaşık meselelerinden biri olan göç ve sığınmacı politikalarını, bölgesel ve küresel gelişmeler ışığında değerlendirmek üzere bulunuyoruz.

Türkiye açısından son derece önemli olan bu konuyla ilgili düşüncelerimizi cumhuriyet halk partisi adına sizlerle paylaşmak isterim. 

Göç, insanlığın geçmişinden bugüne taşıdığı bir olgu olmakla birlikte, son yıllarda yaşanan çevresel, siyasal ve ekonomik krizlerle birlikte bir insanlık dramına, hatta küresel bir güvenlik krizine dönüşmüştür.
İklim krizi, kuraklık, su kaynaklarının tükenmesi, deniz seviyesinin yükselmesi, gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi; savaşlar, iç çatışmalar ve silahlı şiddetin yaygınlaşması; ekonomik yoksulluk, gelir adaletsizliği, genç işsizlik ve baskıcı rejimlerin neden olduğu sistematik insan hakları ihlalleri…

Bunlar milyonlarca insanı doğdukları topraklardan koparmakta, hem göç yollarında hem varış ülkelerinde dramatik insani krizler yaratmaktadır.

Son 10 yılda dünya genelinde zorla yerinden edilen insan sayısı 120 milyonu aşmıştır. Suriye’den Sudan’a, Afganistan’dan Yemen’e, Bangladeş’ten Somali’ye kadar sayısız coğrafyada insanlar, yaşamlarını ve geleceklerini kurtarmak için göç yollarına düşmektedir. Bu tabloda, göç artık sadece bir insani mesele değil, aynı zamanda ulusal güvenlik, toplumsal barış ve bölgesel istikrar meselesi olarak görülmektedir.

Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak konuya iki yönüyle yaklaşıyoruz birincisi kurucu parti olarak ülkemizin varlığını korumayı maruz kaldığımız ve bir yönüyle iktidarın politikalarının sonucu olan olağanüstü büyüklükteki göç dalgasının yarattığı ulusal güvenlik, toplumsal barış ve bölgesel istikrar sorunlarını gözeten bunu çözmeyi hedefleyen bir yaklaşım içerisinde değerlendirirken diğer taraftan bir sosyal demokrat parti olarak aynı zamanda temel insan hakları ve insan onuru açısından da bakıyoruz.

Göçmenlerin ve sığınmacıların en temel hakkı yaşama hakkıdır. Her insanın, etnik kökeni, dini, dili veya geldiği coğrafya ne olursa olsun, varlığını sürdürme hakkı, temel ihtiyaçlarına ulaşma hakkı vardır. İnsanlar, bir lokma ekmek, bir damla su ve güvenli bir barınma için sınırları aşmak zorunda kalmaktadır.

Biz göçmenlerin, kadınların ve çocukların, faşist ve ırkçı saldırılara maruz kalmadan, sosyal dışlanmaya itilmeksizin, insan onuruna yakışır bir yaşam sürmelerini savunuyoruz.

Ancak takdir edersiniz ki derin bir yoksulluğun yaşandığı ülkemizde de milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bu olanaklardan yoksun şekilde yaşamaktadır kendi yurttaşına bu olanakları sağlayamayan bir devletin düzensiz göçmenlere bu olanakları sağlaması son derece güçtür.

Diğer taraftan Cumhuriyet Halk Partisi olarak göçü yalnızca bir güvenlik, insani ya da demografik mesele değil; aynı zamanda siyasal kutuplaşmayı, kimlik inşasını ve toplumsal barışı dönüştüren bir olgu olarak değerlendirmek zorundayız.


Göç, farklı etnik, kültürel ve dini kimliklerin topluma katılmasıyla, yerli halk ile göçmenler arasında gerilimlere, kültürel homojenlik ile çokkültürlülük arasındaki çatışmalara, sosyal haklar ve kaynak paylaşımında adaletsizliklere yol açabilmektedir.

Göçmen emeği, özellikle kayıt dışı ya da düşük ücretli sektörlerde yaygın olduğunda, işçi sınıfı içinde:

  • “Yerli işçi – göçmen işçi” gerilimi
  • Sosyal devlet kaynaklarının paylaşımı üzerinden sınıfsal gerilimlerin yeniden üretilmesine neden olmakta

Bu durum, işçi sınıfının bir kısmının göçmen karşıtı, radikal sağ popülist söylemlere yönelmesine sebep olmaktadır.


Bu dinamikler, hem siyasi partiler sisteminde yeni fay hatları yaratmakta hem de yerel ve ulusal düzeyde toplumsal gerilimleri tetikleyebilmektedir. Partimizin göç politikaları, hem güvenlik hem insani ilkeler hem de ülkemizdeki toplumsal barış vizyonuyla şekillendirilmektedir.

Göç politikamız, tüm bu yaklaşımların denge içerisinde olmasını esas alır. Biz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi olarak,bir taraftan  güçlü, kararlı, koyduğumuz kurallar ve yasal düzenlemeler noktasında sıfır tolerans içeren düzensiz göçü sona erdiren, mevcut düzensiz göçmenleri ülkelerine bir plan dahilinde ancak insani koşulları gözeten bir tutum içerisinde geri gönderen adil bir göç yönetimi savunuyoruz.

ABD’den, Avrupa’ya tüm ülkeler ulusal güvenlikleri bakımından bu konuyu en hassas gündem maddelerinden birisi ve yüksek politika alanı olarak ele alıyor ve çözüm üretmek için çaba sarfediyor.

Bizim açımızdan da göç politikaları üzerinde en çok durduğumuz siyasi çalışma alanlarımızdan birisidir.  Partimiz koordinasyonunu benim yaptığım Sayın Genel Başkanımız başkanlığında gölge içişleri, dışişleri, milli savunma bakanlarımız ve akademisyenlerin bulunduğu bir göç politikaları kurulu kurdu. Bu kurul iktidarımızda uygulayacağımız göç politikalarını oluşturmaya yönelik kapsamlı bir çalışma içerisindedir.

Küresel olarak değerlendirdiğimizde Avrupa Birliğinin ve üyesi ülkelerin bu konudaki tutumuna da değinmek isterim. ABD’ye değinmek istemiyorum zira oradaki politikaların Türkiye göç politikasına etkisi çok sınırlıdır.

Avrupa Birliği, yıllardır yüksek demokrasi ve insan hakları standartlarıyla öne çıkarken, göç ve mülteci politikaları konusunda sınıfta kalmıştır. Temelde serbest dolaşım ve insan haklarına dayalı bir ideal üzerine kurulan Avrupa Birliği, son yıllarda artan göç ve mülteci akını nedeniyle sınırlarını kapatma, sınır güvenliğini ulusal düzeye indirme ve ortak sınır düzenlemelerini olumsuz yönde etkileme eğilimine girmiştir.

AB’nin 2024 yılında kabul ettiği Göç ve İltica Paktı, sığınma başvurularının hızla değerlendirilmesini ve reddedilenlerin hızlıca geri gönderilmesini öngören bir sistem getirmiştir. Ancak bu sistem, sığınmacıların haklarının yeterince korunmaması ve insan hakları ihlalleri riskleri nedeniyle uluslararası kamuoyunda yoğun eleştirilere neden olmuştur.

AB’nin sınır güvenliğinden sorumlu kurumu Frontex, özellikle Ege ve Akdeniz’de gerçekleştirilen geri itme (pushback) operasyonlarıyla anılmış ve insan hakları ihlalleriyle ilişkilendirilmiştir. Frontex’in bu uygulamaları, Avrupa’nın göç politikalarının insani değerlerden uzaklaştığını ve sadece sınır kapatma amacına odaklandığını göstermektedir.

AB, göçü sınırlarının dışında tutmak için Tunus, Mısır ve Moritanya gibi ülkelerle anlaşmalar yaparak, sığınmacıların Avrupa’ya ulaşmadan önce durdurulmasını hedeflemektedir. Ancak bu ülkelerdeki insan hakları ihlalleri ve sığınmacılara yönelik kötü muameleler, AB’nin bu politikalarının çelişkili ve ikiyüzlü olduğunu ortaya koymaktadır.

Avrupa, göçün insani yönünü vurgularken, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevreler üzerinden göçmenlerin geldikleri ülkelerde kalması için entegrasyon projeleri ve araştırma destekleri sağlamaktadır. Bu durum Türkiye’de de aynı şekildedir. AB kendisine gelecek muhtemel göçü önlemek için Türkiye’de sivil toplum kuruluşları aracılığıyla entegrasyon ve uyum çalışmaları yapmakta ve bunları fonlamaktadır. Ancak konu kendi sınırlarına dayandığında, sıfır göçmen ve sıfır mülteci politikaları uygulanarak insani değerler geri plana atılmaktadır. İngiltere’nin ve AB üyesi ülkelerin bu tutumu, göçü bir insanlık meselesi değil, bir tehdit unsuru olarak görmenin açık göstergesidir.

Bu noktada Türkiye, İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanan resmi rakamlara göre 28 Mayıs tarihi itibari ile yaklaşık 3 milyon 988 bin yabancıya ev sahipliği yapan, dünyada en fazla düzensiz göçmen barındıran ülke konumundadır. Ancak, AB’nin Türkiye’ye sunduğu destek, özellikle mali yardımlar ve yük paylaşımı açısından yetersiz kalmış; Türkiye, AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde, Avrupa’nın sınır güvenliği politikalarının bir parçası haline getirilmiş, ancak üzerindeki yük tek başına artmıştır.

Bu tablo, göçün yalnızca sınırda değil, aynı zamanda değerlerde de bir sınav olduğunu ortaya koymaktadır. AB’nin ve İngiltere’nin göçü sınırlarının dışında tutmaya çalışırken insan hakları ve uluslararası sorumluluklarını ihmal etmesi, Türkiye’yi hem insani hem de siyasi olarak yalnız bırakmıştır.

BÖLGESEL GELİŞMELER IŞIĞINDA SURİYE’li SIĞINMACILAR HAKKINDA DEĞERLENDİRMEMİZ

Türkiye’nin mevcut göç politikaları, özellikle Suriyeli nüfusun geçici koruma altında bulunmasına dayanmaktadır. Ancak geçici koruma statüsünün tanımı gereği, “ülkesine geri dönemeyen, ülkesinde can güvenliği ve temel hakları tehdit altında olan kişilere geçici süreyle sağlanan koruma”dır. Bugün gelinen noktada, Suriye’deki iç savaş sona ermiş, ülkede rejim değişikliği yaşanmış ve bölgesel dengeler köklü biçimde değişmiştir.

Her ne kadar Suriye’deki mevcut yönetim, demokratik bir anayasal sistem kuramamış, insan hakları ve özgürlükler konusunda ciddi eksiklikler barındırsa da, bölgesel ve küresel düzeyde bu rejimle temas kurmakta olan aktörlerin sayısı hızla artmıştır. Başta Türkiye olmak üzere Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve diğer bölge ülkeleri Suriye ile diplomatik ilişkilerini yeniden tesis etmekte, Fransa bu yönetimle aktif iş birliği yürütmektedir. ABD dahi Suriye’ye uyguladığı yaptırımları süreli olarak askıya almıştır. Suriye rejimi artık bölgede ve küresel alanda fiili olarak tanınmakta, uluslararası aktörlerin muhatap aldığı bir aktör haline gelmiştir.

Dolayısıyla, Suriyelilerin Türkiye’deki geçici koruma statüsünün hukuken sona ermesi gerekmektedir. Sığınma gerekçesi ortadan kalktığında, geçici koruma statüsü de hukuki zeminini kaybeder. Suriye’deki mevcut ekonomik zorluklar veya rejimin eksiklikleri, Suriyelilerin sığınmacı statüsünü sürdürmesini meşrulaştıramaz. Nitekim Türkiye’de geçici koruma altındaki Suriyelilerin büyük bir kısmı, Suriye’deki eski muhalif bölgelerden bilhassa Halep’ten gelmiştir. Bu nüfus, uzun yıllardır Türkiye’de seküler bir sistem içinde, eksik bir demokrasi ortamında da olsa görece özgür bir yaşam sürmüş, sosyal, ekonomik ve kültürel açılardan deneyim kazanmıştır.

Bu demografik yapının Suriye’ye dönüşü, hem Türkiye açısından hem de Suriye açısından stratejik bir fırsat sunmaktadır. Türkiye’nin yıllardır yaşadığı ekonomik yük, toplumsal gerilimler ve sosyal çatışmalar azalacak; Suriye ise yeniden inşa sürecine katılabilecek nitelikli ve tecrübeli bir insan gücüne kavuşacaktır. Türkiye’de farklı sektörlerde tecrübe kazanmış bu nüfus, Suriye’nin yeniden inşasında önemli bir rol üstlenebilir. Ayrıca, Türkiye’de görece özgürlükler içinde yaşamış bu topluluklar, Suriye’de daha demokratik ve seküler bir rejimin oluşmasına da katkıda bulunabilir.

Bu çerçevede, Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü, bölgesel istikrar, uluslararası hukuk, Türkiye’nin toplumsal barışı ve Suriye’nin yeniden inşası açısından en doğru ve sürdürülebilir çözüm olacaktır. Bu dönüş süreci, uluslararası kamuoyunun, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve bölgedeki diğer aktörler tarafından ekonomik olarak desteklenmeli, Suriye’nin yeni dönemine adaptasyon için gerekli altyapılar hazırlanmalı, Lübnan, Almanya ve diğer ülkelerdeki Suriyelilerin de dönüşü için insani ve koordineli bir plan uygulanmalıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, geçici koruma statüsünün kaldırılması ve Suriyelilerin planlı, kontrollü ve uluslararası destekli bir şekilde ülkelerine dönüşü için kararlıyız. Bu hem Türkiye’nin hem de Suriye’nin geleceği için en doğru ve insani çözüm olacaktır.

Tüm bunlara ilave olarak iktidara geldiğimizde uygulamak istediğimiz politikalar ve yasal düzenlemeler ile ilgili de çalışmalarımızı paylaşmak istiyorum.

Amacımız kaynak ve transit ülkelerle diyaloğa dayalı, geri kabul süreçlerinin insani krize yol açmadan işletildiği, ülkemizin göçmen kampına dönmesine izin vermeyen bir tutumla hareket etmektir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak, göçmen kaçakçılığının yalnızca yasa dışı bir faaliyet değil, aynı zamanda devletin ulusal güvenliğine ve toplumsal barışına yönelik ciddi bir tehdit olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle, göçmen kaçakçılığına verilecek cezaların artırılması ve bu fiilin terörle bağlantılı bir suç olarak düzenlenmesi gerektiğini savunuyoruz.

Birçok Avrupa ülkesi ve Amerika Birleşik Devletleri, göçmen kaçakçılığı faaliyetlerini, terör örgütlerinin finansmanı, lojistik destek sağlama ve organize suç şebekeleriyle iş birliği bağlamında değerlendirmektedir. Bu ülkelerde, göçmen kaçakçılığı eylemleri, hem insan ticaretiyle hem de terörle mücadele stratejileriyle entegre bir biçimde ele alınmakta ve ağır yaptırımlarla karşılanmaktadır.

Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle göç yollarının merkezinde yer almakta ve bu durum, göçmen kaçakçılığı şebekelerinin faaliyetlerini kolaylaştırmakta, terör örgütlerinin ve organize suç gruplarının bu ağlardan yararlanmasına zemin hazırlamaktadır. Kaçak yollarla ülkeye giriş yapan düzensiz göçmenler, yalnızca ekonomik ve sosyal sorunlar yaratmakla kalmamakta, aynı zamanda terör örgütlerinin potansiyel militan devşirme ve finansman kaynağı haline gelebilmektedir.

Bu çerçevede, göçmen kaçakçılığı fiilinin Türkiye’de de terörle bağlantılı suç olarak düzenlenmesi, yalnızca cezaların artırılması değil, aynı zamanda güvenlik güçlerinin bu suç tipine karşı daha etkin tedbirler alabilmesini sağlayacaktır.

Bu düzenleme, Türkiye’nin hem ulusal güvenliğini hem de uluslararası itibarını güçlendirecek, göçmen kaçakçılığı şebekeleriyle ve bu şebekelerin olası terör bağlantılarıyla daha kararlı bir mücadele imkânı yaratacaktır.

AB Göç ve İltica Paktı, AB topraklarına girişe ilişkin tüm kriterleri sıkılaştırılıyor; sığınma talepleri kabul edilmeyen tüm göçmenlerin işlem ve geri dönüş süreleri ise hızlandırılıyor, bunu yapabilmek için de radikal adımlar atıyor.

Bunların en önemlisi, toplanan biyometrik verileri depolayacak büyük ölçekli bir veri tabanı olan Eurodac’ı güncelliyor. Veri tabanı, başvuruları saymak yerine başvuru sahiplerini sayacak ve aynı kişinin birden fazla talepte bulunmasını önleyecek. Parmak izi toplamak için asgari yaş 14’ten 6’ya düşürülecek. Çocuklar da dahil bütün sığınmacılar, parmak izleri ve yüz görüntüleri de dahil olmak üzere Eurodac veri tabanına kaydedilecek. Bu veri tabanında, kaçak göçmenlerin güvenlik tehdidi oluşturup oluşturmadığı, şiddete başvurup başvurmadığı ya da silahlı olup olmadığı  geçmişte silah kullanma eğitimi alıp almadığı gibi bilgilerde yer alacak. Türkiye olarak yaşadığımız coğrafya ve içinde bulunduğumuz güvenlik risklerini düşündüğümüzde benzer tedbirleri almak zorundayız.

  • Türkiye’deki yabancı uyruklu sayısına dair spekülasyonları sonlandırmak için sokağa çıkma yasağının uygulanacağı bir sayım yapılmalıdır.
  • Yabancı uyruklulara vatandaşlık verilmesi konusunda genel yaklaşımımız: Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağına, kuruluş değerleri ve felsefesine bağlı kişilerin vatandaş olabileceğine inanıyoruz.

Siyaset Bilimi literatürüne göre kimlik kavramını iki farklı şekilde açıklanabilir.

Yurttaşlık Kimliği: Burada yurttaşın kimliği, kendisinin siyasi sistem ile ilgili olan bağıyla ilintilidir. Siyasi kurumlar aracılığı ile bireyin hak ve ödevlerini ortaya konulmaktadır.

Kültürel Kimlik: Burada kimlik, kişinin kendisini belirli bir gruba ait/yakın hissetmesiyle ilgilidir. Bu durum, kültür, dil, din, tarih, sosyal benzerlik, ortak değerler veya etnik köken olabilir. Ortak miras önemlidir.

Hiçbir şekilde ülkeye aidiyet hissi olmayan, olması da mümkün olmayan kişilere vatandaşlık verilmesini doğru bulmuyoruz.

Altın Vize/Altın Pasaport uygulamaları ile çok sayıda yabancı uyuşturucu ve silahlı suç örgütü lideri ülkemizde vatandaşlık ve oturum izni erişimi edindi. Bu durum da bugün yaşadığımız “vize krizi”nin sebeplerinden.

Altın vize Altın Pasaport Uygulamasına derhal son verilmelidir

Geleneksel olarak mikro devletler, yani nüfusu 1 milyondan az olan ülkeler eski İngiliz kolonileri, yatırım planlarına göre vatandaşlık vermiştir. 2018`den bu yana Türkiye -gerçek bir ulus- devlet kimliğiyle bir istisna olarak küresel pazara hakim olmaya başlamış, hatta küresel pazarın yarısını karşılar hale gelmiştir ve şu anda (Yatırım yoluyla vatandaşlık/CBI) vatandaşlığa kabullerinin yarısına ev sahipliği yapar hale gelmiştir.

Türk pasaportu dünya sıralamasında nispeten zayıf olsa dahi; Suriye, Irak, Afganistan ve İran pasaportlarından çok daha iyi durumda olduğu için tercih edilmektedir. Türk pasaportu ile Birleşik Krallık veya ABD vizesine başvurmak İran pasaportuna göre daha kolay ve daha az riskli.

Pasaportunuzu kolayca dağıtırken bir taraftan da değerini daha da aşağıya çekiyorsunuz. Ülke vatandaşlarımız bırakın vize almayı, vize randevusu dahi alamayacak duruma gelmiştir. Eğer vize randevusu için milletvekili makamları aranıp yardım istenmeye başlanmışsa burada çok ciddi bir sorun olduğu ortadadır.

Bununla birlikte, yatırım yoluyla ikamet programları suçlular tarafından, kimlik aklama, suç gelirlerini (kara para) aklamak ve gizlemek veya yeni suçlar işleme, vergi kaçırma gibi finansal suçlar da dâhil olmak üzere geniş riskler de barındırıyor.

“Yatırım Yoluyla Vatandaşlık ve İkametin Kötüye Kullanımı” hakkında hazırlanan OECD ve “FATF raporları, suçluların, bu programlarında büyük vurgunlar yapmak ve milyarlarca dolarlık suç ve yolsuzluk gelirlerini aklamak için bir dizi boşluktan yararlandığını ortaya koymuştur.

CHP göç yönetimi konusunda daha öncede belirttiğim üzere dengeli bir yaklaşım sergiler.

Türkiye’ye yasal yollarla göç edenlerin ve ikamet izni ile Türkiye’de bulunanların haklarını korurken, yasadışı göçle mücadelede etkili bir sistem kurmayı taahhüt eder. Yasa dışı göçle mücadele edilmesi için sınır güvenliğinin sağlanması konusunda etkili adımlar atılmasını savunur.

İnsan Haklarına Dayalı Göç Yönetimi ve Sıfır tolerans ilkesini benimser, Yasal göçmenlerin istismar edilmemesi ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için düzenlemeler getirmeyi önerirken yasadışı göçmenler ile ilgili olarak ise güçlü ve caydırıcı önlemler alır ve bunların sınır dışı edilmesini sağlar.

CHP, sınır güvenliğinin etkin bir şekilde sağlanması gerektiğini savunur. İnsan/göçmen kaçakçılığı ve modern kölelikle mücadele konularında uluslararası iş birliğinin artırılmasını ve bu suçlara karşı sert önlemler alınmasını destekler.

CHP, sınır güvenliği politikalarında teknolojik çözümlerin kullanılmasını destekler. Bu kapsamda, izinsiz girişleri engellemek için sınırda yüksek teknoloji kullanılan ve aynı zamanda fiziki kontrolün de bulunduğu sistemleri geliştirmeyi hedefler.

Yasadışı göçe karşı göçü kaynağında engelleme politikası izler.

Biz aklı ve bilimi rehber alan bir siyasi partiyiz o bakımdan sizlerin yaptığı çalışmaları çok değerli buluyoruz burada konuşulan üretilen her çalışma bizim de çalışmalarımıza feyz olacaktır.

Hem sosyal demokrasi derneğine hem de Frederich Ebert vakfına bu toplantıyı düzenlendiği için çok teşekkür ediyor hepinize tekrar partim, genel başkanım ve şahsım adına saygılarımı sunuyorum.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Ümraniye’de bayram öncesi tüm hazırlıklar tamamlandı

Sonraki Haber

Bayram ikramiyesiyle kurban kesmek hayal oldu

Haberton

Haberton

Son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, spor ve ekonomideki gelişmeler, yerel ve dünya haberleri haberton.com'da. Haberton, sizin için tonla haber! Türkiye’de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşabileceğiniz yeni mecranız.

İlgili Haberler

Dışişleri Bakanlığı Hocalı Katliamı'na ilişkin anma mesajı yayınladı
Politika

Dışişleri’nden Mali’deki terör saldırılarına kınama

25 Nisan 2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü mesajı
Politika

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü mesajı

25 Nisan 2026
Ağıralioğlu: Çiftçinin hüznüne son vereceğiz
Politika

Ağıralioğlu: Çiftçinin hüznüne son vereceğiz

25 Nisan 2026
Özgür Özel: Hep birlikte iktidara yürüyeceğiz
Politika

Özgür Özel: Hep birlikte iktidara yürüyeceğiz

25 Nisan 2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyoğlu'nda kafede vatandaşlarla sohbet etti
Politika

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyoğlu’nda kafede vatandaşlarla sohbet etti

25 Nisan 2026
Bakan Çiftçi, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle İstanbul'da bir araya geldi
Politika

Bakan Çiftçi, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle İstanbul’da bir araya geldi

25 Nisan 2026
Sonraki Haber
Bayram ikramiyesiyle kurban kesmek hayal oldu

Bayram ikramiyesiyle kurban kesmek hayal oldu

En Güncel Haberler

Kayseri’de iki grup arasında silahlı kavga: 2 yaralı
Yerel Haberler

Kayseri’de iki grup arasında silahlı kavga: 2 yaralı

26 Nisan 2026
Avcılar'da düşerek bariyerlere çarpan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti
Yerel Haberler

Avcılar’da düşerek bariyerlere çarpan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti

26 Nisan 2026
Trabzon'da boks maçında kavga kamerada
Spor Haberleri

Trabzon’da boks maçında kavga kamerada

26 Nisan 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Emine Erdoğan, Rami Çocuk ve Sanat Bienali’nin açılışına katıldı

25 Nisan 2026
Yaşam

Ankara’da hayvanseverlerden yürüyüş

25 Nisan 2026
Yaşam

Deniz kaplumbağası ölüsü sahile vurdu

25 Nisan 2026
Yaşam

Tarihi kervansarayda Kadın Emeği Yöresel Ürünler Pazarı açıldı

25 Nisan 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Merih Demiral’lı Al-Ahli üst üste ikinci kez AFC Şampiyonlar Ligi şampiyonu

Merih Demiral’lı Al-Ahli üst üste ikinci kez AFC Şampiyonlar Ligi şampiyonu

- Haberton
25 Nisan 2026

Al-Ahli - Machida Zelvia: 1-0 Milli futbolcu Merih Demiral’ın formasını giydiği Al-Ahli, Afc Şampiyonlar Ligi finalinde Japonya ekibi Machida Zelvia’yı...

Kalori açığı nasıl oluşturulur?

Komşu gürültüsünde haklar neler?

İşten çıkarılınca tazminat nasıl alınır?

Duygusal manipülasyon nasıl anlaşılır?

Güncel Haber

Kayseri’de iki grup arasında silahlı kavga: 2 yaralı

Kayseri’de iki grup arasında silahlı kavga: 2 yaralı

26 Nisan 2026
Avcılar'da düşerek bariyerlere çarpan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti

Avcılar’da düşerek bariyerlere çarpan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti

26 Nisan 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton