6 Ağustos 2026, Perşembe
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?

Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?

Buket Yağcı - Buket Yağcı
23 Eylül 2021
- Yazarlar
Okuma Süresi:6 dakikalık okuma
A A
0
Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?

Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?

Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Bu sorunun cevabını tüm okurlara bırakmak istiyorum. Bu, bir modernite eleştirisidir. Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?

Modern bireyler olarak bu zamana kadar bize öğretilen, daima “akıllı-uslu” insanlar olmamız, aklımıza mukayyet olmamız ve aklımızın referansıyla düşünüp eyleme geçmemiz gerektiği üzerinedir. Nitekim bunun arkasında felsefi, sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve kültürel birçok olgu ve tartışma var; ancak bugün bunları tartışmak yerine modernizme karşı en değerli şeylerimizden olan özgürlükten, özel olarak da delirebilmekten bahsetmek istiyorum.

“Deli” derken klinik bir vaka durumundan söz etmiyorum elbette. Bu bir metafor. Modern çağın ve otoritelerin bizlere atamış olduğu “normal”e karşı bir başkaldırı denebilecek şekilde “anormal”, kendiliğinin bilincinde davranmak gibi bir şeyden söz ediyorum aslında. Bu metafor, bence bu çağdaki en değerli özgürlüğümüz. Çünkü modernizm, bizlere her bakımdan rasyonel ve hesaplanabilir çizgilerde bulunmamızı öğütlüyor. Bunun tersi şekilde davranıldığında da toplumsal deli gömlekleri giydirerek öteki haline getiriyor. Örnek vermek gerekirse, marjinalleştirilerek toplum tarafından baskılanan Z kuşağı ya da evliliği ve anne olmayı kendi benliğinin ve hayatının bir parçası olarak görmediğini düşünen bir kadın, bu “deli” anormal kişileri ifade edebilir. “Delilik” metaforu, burada anlam kazanmaya başlıyor. Aslında metaforlar, doğaları gereği tanımdan ve keskin anlamlardan yoksundur, fakat anlaşılır olabilme kaygısıyla biraz bunu açmak istedim.

Akıllı-uslu davranmak elbette birçok soruna çözüm getiriyor ve toplumsal ilişkileri düzenliyor. Fakat, bu yaşamın içinde öyle büyük çıkmazlara dönüşüyor ki “kriz” anlarında eylemsizleşebiliyor ya da deli deli tavırlar sergileyebiliyoruz. Çünkü esas olarak kendimizi ve benliğimizi bilerek davranmak yerine kültürün ve çevrenin bizden beklentilerini sergilemeye başlıyoruz.

Günün sonunda da yaşanmamış bir hayatın ıstırabıyla anksiyete ya da stres atakları geçirip kendimizi suçlar hale geliyoruz ya da gereksiz yükselişler eşliğinde öfke patlamaları yaşayıp kendimize ya da çevremize zarar verebiliyoruz. İşte tam da bu yüzden, bu dayatmalar yüzünden, bir miktar delirebilme özgürlüğümüz olsun isterdim. En azından bir süre, kendi köşene çekilip dinlenmek ve tüm bu koşturmalı telaşeden uzaklaşabilmek adına.

Farkında değil misiniz? Her şey o kadar hızlı akıp gidiyor ve “tükeniyor” ki-buna dünyanın kaynakları da dahil- zihinlerimiz ve bedenlerimiz senkronize şekilde bu akışa uyum sağlayamıyor artık. Üstelik bütün bu akış öyle büyük bir belirsizlik eşliğinde hayatımıza dahil oluyor ki kararsızlık ve eylemsizlik halinde düşünüp duruyor ve sessizce adım adım delirmeye yürüyoruz. Yaşantısı karşısında adım adım deliren insanların hikayesi (Gogol, Bir Delinin Hatıra Defteri’nde olduğu gibi), modern yaşamın kendisi olmuş sanki.

Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?
Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?

Özgürlük hakkında uzun uzadıya konuşmaya gerek var mı emin değilim. Ama, insan düşününce hayal kırıklığına uğruyor. İnsan hakları ve özgürlükler çağında yaşıyoruz, sözgelimi. Çünkü modern yaşam özgür yaşam demek bir bakıma. Fakat, dönüp baktığımızda özgürlük kaotik bir hal almaya başladı. İnsanların ve yöneticilerin özgürlük anlayışlarında biraz tutarsızlık var gibi görünüyor bu yönüyle bakınca. Bu kaotikliğin derinliği ve temelleri bu metnin kapsamını aşacağı için çok da dallandırıp budaklandırmak istemem. Ama üzerine düşünülebilecek bir konu ve soru işareti olarak okurların zihninde kalması hoşuma giderdi.

Özgürlüğün tanımı herkesin aklına gelebileceği gibi, başkasının hak ve özgürlüklerini engellememek suretiyle, kişilerin istemlerine göre hareket edebilmeleri demek. Ama işte “değer”ler söz konusu olunca, bir de işin içine başka insanlar, öteki’ler girince ortalık biraz karışıyor. Peki neden “delirebilmek, bir özgürlük olabilir mi?” diye sordum? Çünkü, bu koşullar altında özgürce istemlerimizi, iç seslerimizi dinleyip, hayattan beklediklerimizin farkındalığıyla eyleme geçmek çok zor ve oldukça da kısıtlı bir hareket alanı sağlıyor. Çünkü, özgürlük denen şeyin otoriteler tarafından belirlenmiş sınırları var. Burada parantez açıp belirtmekte fayda var: Eleştirmek istediğim kısım, bu belirlenmiş sınırların insanları tektipleştirmesi ve belirli bir “normal” etkiketine sıkıştırmaya çalışması. Bu ortamda, kendimizi bilmeden yaşamı sürdürmeye çalışıyoruz.

Oldukça yorucu.

Bunu düşünürken aklıma mitolojiden Apollon-Dionysos karşıtlığı geliyor. Kısaca bahsedeyim: Apollon akıl ve tekniği, Dionysos ise duygular, tutkular ve coşkuları simgeler. Hatta “in vino veritas”ı bilenler vardır belki, Dionysos şarap tanrısıdır, şarabın coşkunluğundan doğan sanatsal yaratım genelde hep onunla anılır. “İn vino veritas” da hakikat şaraptadır, demek. Bunun altında büyük bir bilgelik var aslında, keramet şaraptan ziyade içsel benliğin zenginlikleri ve derinliklerinde sanırım. Fakat modern yaşam bize Apollon olmayı dayatıyor.

İçten içe, herkesle bir araya sıkışmış yaşamda “Aklını kullanırsan, herkes gibi olursan kaybetmezsin” söylemini kodluyor farkında olmadan zihinlerimize. Ve bu söylemin kendisi, insanlar arası ilişkilerdeki zedelenmeyi de oldukça besleyen bir problematiğe dönüşmeye başlıyor. İş dünyasında ya da okul çağındaki rekabetçi davranışlarımızın temeli, hep bu “en iyi” ya da “en mükemmel” olmaya adanmış, diğerlerini ezip geçmeye yönelmiş bir güdüden geliyor. Bunu söyleyen ses modernitenin rasyonel aklı, yani Apolloncu modern düşünce.

Oysa bir parça Dionysos’a da ihtiyacımız yok mu? Sonuçta, beden denen şey bir avuç teknolojiden oluşturulmuş bir makine değil. Evet, sistem olarak makine gibi işliyor olabilir ama zihinsel faaliyet duygular ve tutkulardan bağımsız olamaz. Bu yüzden aslında insanı tek başına Apollon ya da Dionysos olarak düşünmemek gerek. İnsan biri olmadığında eksik kalır. İnsan hem Apollon’u hem Dionysos’u içinde barındıran, müthiş gizemlerle dolu bir varlık. Sanırım mühim olan bu dengeyi koruyabilmek.

Bu sorunun cevabını tüm okurlara bırakmak istiyorum. Bu, bir modernite eleştirisidir. Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?
Bu sorunun cevabını tüm okurlara bırakmak istiyorum. Bu, bir modernite eleştirisidir. Delirebilmek bir özgürlük olabilir mi?

Delirebilme konusuna dönecek olursam, tahmin edileceği üzere ben bu tartışmanın Dionysos’çu tarafına daha yakınım. Ama elbette özgürleşme tadında bir farkındalık olarak ifade ediyorum bunu. Sonuçta insan, sevmek, üretmek ve paylaşmak için yaşıyor her şeyi ve bu yaratımı harekete geçirmek için her ikisine muhtaç olsak da Dionysos, iç sesimize işaret eder. Mesela, birisi sizden teknik bir şey istiyorsa bunu öğrenir ve hatta kolayca da yapabilirsiniz ama buradaki mesele neyi isteyip istemediğinizi bilmeniz. Dionysos’a kulak verirseniz işte bu sorunun cevabını kendinize vermiş olursunuz. Ben delirebilme özgürlüğüm olsun isterdim.

Sokaklarda çıldırmışça dolaşmak ya da saldırganca tavırlar sergilemek gibi değil, başta söylediğim gibi “normalleştirilmiş” ve dayatılmış kalıpların dışında kurduğum kendi sınırlarıma ait yaşantımı sürdürebilmek için. Tıpkı Camus’nün Başkaldıran İnsanı ve Nietzsche’nin Zerdüşt’ü gibi… Bu metaforlar hayatlarımıza yeni anlamlar katmakta oldukça etkililer. Bu nedenle denge ve ölçüden örülmüş bir miktar “delilik” bize zarardan çok fayda sağlar gibi geliyor bana. Fakat, yine de denge ve ölçüye vurgu yapmak lazım.

Başta sorduğum soruya cevap vermek mümkün mü, emin değilim. Bu sebeple bunu okura bırakıyorum. Kendimce düşüncelerime göre, elbette cevaplar her zaman vardır. Fakat, yaşam dünyasında kesin ve katı sınırları olan doğrular olduğunu pek sanmıyorum. Özellikle bu gibi konularda keskin yargılarda bulunmak insani ilişkileri zedeleyebilecek ve önyargıyı körükleyecek bir şey. O yüzden, sanırım bu soruya net cevaplar vermeden, ara ara üzerine düşünmek gerekiyor.

Takdir sizin!

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Gerçekte ünlü olmak nedir?

Sonraki Haber

Emre Demir Barcelona’da

Buket Yağcı

Buket Yağcı

Buket Yağcı, Felsefe yüksek lisans öğrencisi. Etik ve ahlak felsefesi alanlarında çalışıyor. Aynı zamanda insan hakları ve politik felsefe alanlarında da akademik gündemi takip etmeye çalışıyor. Okumayı, yazmayı, bildiklerini paylaşmayı ve üretmeyi yaşam felsefesi haline getirerek hayatı sürdürmeye çalışıyor. Dolayısıyla üzerine düşünüp tartıştığı konuları insanlara da açmak, eleştirel perspektifi toplumsal düzeyde efektif hale getirmek için yazma işini daha aktif yürütmek istiyor.

İlgili Haberler

Yeni James Bond kim olacak: Yıl sonunda açıklanabilir
Yazarlar

Yeni James Bond kim olacak: Yıl sonunda açıklanabilir

5 Ağustos 2026
Renklerin gizli dilini hiç düşündün mü?
Yazarlar

Renklerin gizli dilini hiç düşündün mü?

4 Ağustos 2026
Sorgulamamanın sessizliği
Yazarlar

Sorgulamamanın sessizliği

3 Ağustos 2026
Ankara insanı ile sarı etiketin dillere destan hikâyesi
Yazarlar

Ankara insanı ile sarı etiketin dillere destan hikâyesi

3 Ağustos 2026
Gamsız mektup
Yazarlar

Gamsız mektup

2 Ağustos 2026
Ankara’nın parklarında romantizm sökmez, racon işler!
Yazarlar

Ankara’nın parklarında romantizm sökmez, racon işler!

2 Ağustos 2026
Sonraki Haber

Emre Demir Barcelona'da

En Güncel Haberler

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı
Yerel Haberler

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı

6 Ağustos 2026
Bursa'da İznik Gölü'ne düşen bir kişi hayatını kaybetti
Yerel Haberler

Bursa’da İznik Gölü’ne düşen bir kişi hayatını kaybetti

6 Ağustos 2026
Bursa'da elektrikli  bisiklet uçuruma yuvarlandı: 3 yaralı
Yerel Haberler

Bursa’da elektrikli bisiklet uçuruma yuvarlandı: 3 yaralı

6 Ağustos 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Okul saldırısında ölen Adnan Göktürk’ün babası: Cumhurbaşkanımız taleplerimizi olumlu karşıladı

5 Ağustos 2026
Yaşam

2 yaşındaki bebeği Heimlich manevrasıyla kurtaran personele ödül

5 Ağustos 2026
Yaşam

Çiftliğin havalandırması arızalanınca 4 bin tavuk öldü

5 Ağustos 2026
Yaşam

Denizde boğulma tehlikesi geçiren Batın, kurtarılamadı

5 Ağustos 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Nefes borusuna cisim kaçan kadın, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı; o anlar kamerada

Nefes borusuna cisim kaçan kadın, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı; o anlar kamerada

- Haberton
6 Ağustos 2026

Ankara’nın Altındağ ilçesinde bir kuaförün önünde nefes borusuna cisim kaçan kadın, kuaför çalışanının yaptığı Heimlich manevrası ile kurtarıldı. O anlar...

Yapay zekâ dolandırıcılığı nedir? Sesinizi ve görüntünüzü kopyalayarak hedef alabiliyorlar

İnsanlar neden giderek daha unutkan oluyor? Günlük alışkanlıklar hafızayı sessizce zayıflatıyor

Sürekli terleme hangi hastalıkların habercisi olabilir?

Kelebekler gerçekten sadece 1 gün mü yaşıyor? Yıllardır doğru sanılan bilgi ortaya çıktı

Güncel Haber

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı

Eskişehir’de şarampole devrilip takla atan otomobilde 2 kişi yaralandı

6 Ağustos 2026
Bursa'da İznik Gölü'ne düşen bir kişi hayatını kaybetti

Bursa’da İznik Gölü’ne düşen bir kişi hayatını kaybetti

6 Ağustos 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton