Çocukluğumdan beri listemin en üst sıralarında yer alan isimlerden biri olan Sean Connery’nin bir başka yönünü, özelliğini ortaya çıkaralım…
Sean Connery, özellikle James Bond serisiyle tanınan İskoç aktör, Atatürk’e derin bir hayranlık beslemiştir. Bu hayranlık, Atatürk’ün biyografilerini okuduktan sonra Atatürk’ü canlandırmak istemesine kadar uzanmıştır. Connery’nin bu konudaki görüşleri, 2005 yılında İstanbul ziyareti sırasında Türk medyasına verdiği röportajlarda detaylı olarak dile getirilmiştir. Aşağıda, doğrulanmış kaynaklara dayalı olarak Connery’nin ilgili sözlerini ve görüşlerinden bahsedeceğim…
Not: Connery’nin Atatürk hayranlığı, onun İskoç milliyetçiliğiyle de paralellik gösterir; her ikisi de modern ulus inşası ve bağımsızlık temalarına odaklanır.
Ayrıca, 2005 yılında İstanbul ziyaretinde Leyla Umar’a verdiği röportajdan kısımlardan da bahsedeceğim…
Soru: Kendi film şirketiniz vardı. Ama sizi hayli istismar eden Fox’la çalışmaya başlayınca uzun süre niçin onlara bağlı kaldınız?
Sean Connery: Şu sırada yapmak istediğim tek şey ‘Tarafsız Medya Birliği’nin danışma kurumunda İskoçya’nın bağımsızlığı için çalışmak. İskoçya’ya birsüre önce doksan gazeteci davet etmiştim. Sırf ülkemdeki gerçekleri görmelerini istemiştim. O gazeteciler: ‘Sean Connery nihayet basınla iyi geçinmenin gerekliğini anladı’ diye yazdılar. O kadar üzüldüm ki, Murdoch’ı arayıp, bu yayını basında ve televizyona sokmamasını rica ettim. Yanıtı kısaca: ‘Benim kontrolümde değil’dir.

Soru: Bugün bütün dünyadaki basın patronları Mordoch’la ortak olmaya can atmıyor mu?
Sean Connery: Gandi ölünceye kadar Hindistan’da hiçbir yabancı ülkenin medyayı kontrol etmesine izin vermedi. Ve böylelikle onun yolunda yürüyenler sayesinde ‘The Indipendent’ (Bağımsızlar) gazetesi yayınlanmaya başladı. Bence medyanın yabancılar tarafından ele geçirilmesi ülkelerin yararına olamaz.
Soru: Blair’le aranız nasıl?
Sean Connery: Başbakan olmadan önce tanıştığım zaman onu çekici, iyi konuşan bir hatip olarak beğenmiştim. Ama Bush’la beraber büyük bir tehlike oluşturuyor, hep daha ileri gitmeye başlıyorlar. Ama nereye kadar?
Savaşların ruhunu konuşmak imkânsız. Savaşta düşmanın kim olduğunu bilirsin ama artık bilemiyorsun, çünkü her şey yer altında geçiyor.
Soru: İskoçya özgürlüğüne kavuşursa orada yaşayacak mısınız?
Sean Connery: Sanmam. Çünkü orada da bütün medya İskoç olmayan insanlar, daha doğrusu Murdoch tarafından yönetiliyor. Bu nedenle hiçbir zaman İskoçya’da demokrasi olamaz. Siz de biliyorsunuz, ülkem tamamen Westminister tarafından yönetiliyor zaten.
Soru: Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?
Müthiş bir Atatürk hayranıyım. Lord Kingros ve Andrew Mango’nun ‘ATATÜRK’ kitaplarını okuduktan sonra onu canlandırma isteğim çok şiddetliydi. Ama aklıma yıllardan beri bu projenin nasıl baltalandığı gelince hislerime gem vurdum. Aslında Türkler’in yardımı olmadan bu film yapılamaz. Her şeyin hallolduğunu ve mekanların o zamanki duruma getirildiğini farzedelim… Belki bunlar sağlanabilir ama bazı insanların duyguları, örneğin Ermeniler’in daha önce yaptıkları gibi bu projeyi engelleyeceklerinden eminim…
Connery, Atatürk’ü ulusal bağımsızlık ve aydınlanma sembolü olarak görmüş; kendi İskoçya bağımsızlık kampanyasında (örneğin, 2014 referandumu öncesi makaleleri) Atatürk’ün reformlarını referans almıştır. Bir kaynakta, Connery ve Atatürk’ün “kapsamlı ve aydınlatıcı eğitim” ile “ülke sevgisi” gibi konuları tartıştığı hayali bir sahne tasvir edilmiş, bu da hayranlığını simgeliyor.













