Ankara denildiğinde çoğu kişinin aklına Anıtkabir, Kızılay ve Ankara Kalesi geliyor. Ancak başkent, günlük hayatın içinde fark edilmeden kalmış tarihi yapıları, müzeleri, doğal güzellikleri ve farklı hikâyelere sahip çok sayıda noktayı da barındırıyor.
Şehri turist gözüyle yeniden keşfetmek isteyenler için Ankara’da görülmeye değer pek çok alternatif rota bulunuyor. İşte başkentin daha az bilinen ve farklı hikâyeleriyle öne çıkan 10 durağı…
Augustus Tapınağı
Ulus’ta Hacı Bayram Camii’nin hemen yanında bulunan Augustus Tapınağı, Ankara’nın Roma döneminden kalan en önemli yapılarından biri. Roma İmparatoru Augustus adına inşa edilen tapınak, tarihî dokusuyla dikkat çekiyor.Bugün tapınağın kalıntıları, Ankara’nın modern şehir yaşamının ortasında geçmişten günümüze ulaşan önemli izlerden birini oluşturuyor.

Hacı Bayram Veli Camii ve çevresi
Ankara’nın tarihî merkezlerinden biri olan Hacı Bayram Veli Camii, Augustus Tapınağı’nın hemen yanında yer alıyor. Caminin çevresindeki tarihî sokaklar, Ankara’nın eski şehir dokusunu görmek isteyenlere farklı bir atmosfer sunuyor. Özellikle Ulus çevresindeki tarihî yapılarla birlikte ziyaret edildiğinde bölge, kısa bir Ankara tarih rotasına dönüşüyor.

Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi
Ankara Kalesi çevresinde yer alan Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi, Anadolu’nun geçmişine farklı bir pencereden bakmak isteyenler için alternatif bir durak. Müzede özellikle Roma dönemine ait arkeolojik eserlerin yanı sıra farklı dönemlerden koleksiyonlar da bulunuyor.


Ankara Etnografya Müzesi
Ankara’nın tarihî müzelerinden biri olan Etnografya Müzesi, Türk sanatının ve kültürünün farklı dönemlerine ait eserleri bir araya getiriyor. Müze, yalnızca sergilenen eserleriyle değil, Cumhuriyet tarihindeki yeriyle de dikkat çekiyor.

Gordion Antik Kenti
Ankara merkezden biraz uzaklaşmayı göze alanlar için Gordion Antik Kenti farklı bir gezi rotası oluşturuyor. Polatlı ilçesi sınırlarında bulunan Gordion, Frig uygarlığının önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor. Antik kent, tarih meraklıları için Ankara çevresinde günübirlik keşif rotalarının başında geliyor.


Nallıhan Kuş Cenneti
Ankara’nın doğa rotalarından biri olan Nallıhan Kuş Cenneti, şehir kalabalığından uzaklaşmak isteyenlere farklı bir seçenek sunuyor. Sulak alanları ve kuş türleriyle dikkat çeken bölge, özellikle doğa ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor.

Beypazarı’nın tarihî sokakları
Ankara’nın merkezinden uzaklaşarak farklı bir atmosfer yaşamak isteyenlerin rotasını Beypazarı’na çevirmesi mümkün. Tarihî evleri, dar sokakları, geleneksel mimarisi ve yöresel ürünleriyle Beypazarı, başkentin en karakteristik ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor.


Soğuksu Milli Parkı
Kızılcahamam’da bulunan Soğuksu Milli Parkı, Ankara’da doğayla iç içe zaman geçirmek isteyenler için alternatif oluşturuyor. Ormanlık alanları ve yürüyüş rotalarıyla özellikle hafta sonlarında şehirden uzaklaşmak isteyenlerin tercih ettiği bölgeler arasında yer alıyor.


Eymir Gölü
Ankara’nın doğal alanlarından biri olan Eymir Gölü, şehir içerisinde doğayla baş başa kalmak isteyenlerin uğrak noktalarından. Göl çevresindeki yürüyüş ve bisiklet rotaları, özellikle açık havada vakit geçirmek isteyenlere farklı bir seçenek sunuyor.


Atatürk Orman Çiftliği
Ankara’nın Cumhuriyet tarihiyle özdeşleşen alanlarından biri olan Atatürk Orman Çiftliği, yalnızca yeşil alanlarıyla değil, taşıdığı tarihî mirasla da dikkat çekiyor. Çiftlik, Ankara’nın gelişim sürecini ve Cumhuriyet döneminin şehir anlayışını anlamak isteyenler için farklı bir durak niteliği taşıyor.

Başkenti yeniden keşfetmek mümkün
Ankara, yalnızca resmi kurumların ve yoğun şehir yaşamının bulunduğu bir başkent değil. Şehrin farklı noktalarında Roma döneminden Friglere, Osmanlı’dan Cumhuriyet tarihine kadar uzanan çok katmanlı bir geçmiş bulunuyor. Üstelik Ankara’yı keşfetmek için her zaman uzun bir tatil planlamak gerekmiyor. Ulus çevresindeki tarihî yapılarla kısa bir kültür rotası oluşturulabilir, hafta sonu ise Beypazarı, Gordion, Kızılcahamam veya Nallıhan gibi ilçelere uzanılabilir. Başkentte yaşayanlar için de bu rotalar, her gün önünden geçilen ancak hikâyesi çoğu zaman bilinmeyen yerleri yeniden keşfetmek için fırsat sunuyor.













