FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, bacağındaki alçıyı çıkararak Genelkurmay Başkanlığı önüne gidip darbecilere direnen ve helikopterden açılan ateş sonucu şehit olan Selim Cansız'ın eşi Müzeyyen Cansız, "Ben her gün 15 Temmuz'u yaşıyorum. O gece benim için karanlık bir gece ama eşimin bize bıraktığı gururla anıyorum" dedi.
Ankara'nın Keçiören ilçesinde yaşayan ve 13 Temmuz 2016'da geçirdiği kazada ayağa kırılan inşaat işçisi Selim Cansız, darbe girişimi haberini aldıktan sonra ayağındaki alçıyı çıkarıp abdest aldı ve sokağa çıktı. Evli ve 1 çocuk babası Cansız, darbecilere direnmek için arkadaşı Beytullah Yeşilay ile birlikte Genelkurmay Başkanlığı önüne gitti. Cansız, darbeciler tarafından helikopterden açılan ateş sonucu arkadaşıyla birlikte şehit oldu.
Helalleşti Ve Sonra Gitti
Şehit Selim Cansız'ın eşi Müzeyyen Cansız ve babası Bahattin Cansız, darbe girişiminin 10'uncu yıl dönümünde
'Çok Gururlu Bir Gün'
Kızlarını tek başına büyüttüğünü söyleyen Müzeyyen Cansız, "Acımı hiçbir kelime anlatamaz. Bir şekilde yaşayıp geçiyoruz. Ama şükür ki öyle bir eşim var. Çok duyguluyuz, bir de 10’uncu yıl olması beni çok hüzünlendiriyor. Dün gibi ama 10 yıl geçmiş. Kızımız soruyor her zaman, 'Babam beni seviyor muydu? Nasıl öpüyordu' diye soruyor. Çok yürekli bir çocuk o da. Hatırlıyor ve babasını çok özlüyor. Babası ona böyle bir hayat bıraktığı için, babası yok ama geride bıraktığı hayat için hep teşekkür ediyor. İnşallah tekrar yaşanmasın öyle şeyler. Hiçbir yerde yaşanmasın ama bizim vatanımızda hiç yaşanmasın. O gece benim için karanlık bir gece ama eşimin bize geride bıraktığı vasıf olarak da çok gururlu bir gün. Şehit eşi olmak, şehit babası, şehit çocuğu olmak; inanın duygularımı anlatabilecek kelime bulamıyorum. Bu sene Millet Bahçesi'ndeki törenlere biz de katılacağız" diye konuştu.
Selim Çok Cesur Bir Çocuktu
Şehit Selim Cansız'ın babası Bahattin Cansız da darbe girişiminin ardından 10 yıl geçmesine rağmen oğlunu çok özlediklerini anlatarak, "Onun bir tane kızı var; Defne. O da çok seviyordu babasını. Babası da onu çok seviyordu. Kız büyüdükçe tabii ki babasının yokluğunu hissediyor. O gece televizyonda Boğaz Köprüsü’nü gördük. Tanklar ve askerler yolu kesmişler. 'Bunlar ne yapıyor, askerin burada ne işi var? Asker kışlada olur, hudutlarda olur' dediğimi hatırlıyorum. Ardından ben uyumuşum. Selim, Cumhurbaşkanımızın davetiyle ayağındaki alçıyı kırarak duşa giriyor. Abdest alıyor ve dışarı çıkıyor. Eşi diyor ki, 'Yahu alçıyı niye söküyorsun? Dur çıkma, ayağın kırık, gidemezsin.' Selim de 'Bugün çıkmazsak daha çıkamayız. Çıkartmazlar bizi dışarıya' demiş. Genelkurmay'ın önünde, 'Biz canımızı ortaya koyduk da geldik. Biz ölmeye geldik' demiş. Orada helikopterle tarama yapılmış. O arada gazi olanları kaldırmışlar; şehit düşen orada kalmış. Selim çok cesur bir çocuktu. İki eli, iki kolu da kopsa, ayakları kopsa beni muhakkak arar, bulurdu bizi. Kesin Selim şehit düştü, diye düşündüm. Ertesi gün hastanede olduğu haberi geldi, Selim’in her tarafı sarılıydı. Sakinleştirici ilaçlar yapmışlardı bana, biraz uyumuşum, Selim'in şehadeti bana rüyada geldi. Aradan 10 yıl geçti ama her zaman Selim'in yokluğunu arıyoruz. Bazen gidiyoruz, mezarını ziyaret ediyoruz, orada Selim'le konuşuyoruz, kendimizi öyle avutuyoruz. Ama bir yerde Allah'a şükürler olsun ki ülkemiz için şehit oldu. Cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Var olsun. Onun ömrü uzun olsun. Devletimizin başında daim olsun. Çünkü onun gelişiyle beraber ülkemiz çok değişime uğradı. Darbe oldu ama Allah’a şükür biz kazandık" ifadelerini kullandı.























