“Sen doğru ol, eğri belasını bulur.” Muğla’nın parlayan yıldızı: Ahmet Aras! Senin liderliğinle bu şehrin kaderi değişti.
Somurtkan yüzlere inat, sen hep gülümsedin. Bizler de senin yanındayız! Muğla’nın geleceğinde umut var! Ahmet Aras, bu şehri yeniden sevgiyle buluşturdu. Kötü günler geride kalırken, seninle beraber gülüyoruz! Dönüşümün simgesi Ahmet Aras! Muğla’da değişimin rüzgarı seninle esti. Gözlerindeki umut ve gülümseme, bu şehri harekete geçiriyor! Muğla’nın makus talihini değiştiren lider: Ahmet Aras! Şehrimizi sevgiyle yoğurdun ve yüzlerdeki somurtmayı gülümsemeye dönüştürdün.
“Protesto iktidardaki hükümete karşı neden yapılmıyor?”
Geçen gün termik santral işçileri, Ahmet Aras’ı protesto etti. Ancak buradan hareketle sormak istediğim bir soru var: Sizce aynı protesto, iktidardaki hükümete karşı neden yapılmıyor? Hükümet politikalarının doğrudan işçileri etkileyen sonuçları varken, bu durumu neden gündeme getirmiyoruz? Ahmet Aras veya başka birini protesto etmek yerine, sorunların kaynağına el atmak daha etkili bir çözüm değil mi? Ahmet Aras, termik santral işçileri ile buluştu. Ancak bu buluşma, provokasyon dolu bir ortamda gerçekleşti. Toplumsal dayanışmanın önemi artık daha fazla hissediliyor. Çünkü insanlar, birbirlerine destek olmayı öğrenmeli. Bu noktada, dayanışma ağı kurmak elzem.

“Vatandaş Ahmet”
Değerli dostlar, bir yıl önce söylediğim gibi, ‘Vatandaş Ahmet’ olarak Muğla’nın çehresinin değiştiğine tanıklık etmek gerçekten gurur verici!. Kendisi, vizyonu ve misyonu ile bu şehirde büyük bir fark yarattı. Muğla’nın güzelliklerini ve potansiyelini daha iyi bir geleceğe taşımak için yaptığı çalışmalara saygı duyuyorum. Geçtiğimiz yıl attığı adımlar, bugün hepimizin yaşam kalitesini artırmaya ve şehrimizi daha da güzelleştirmeye hizmet ediyor. “İşçi olan, baret atmaz” Son günlerde sosyal medyada büyük yankı uyandıran bir olayla karşı karşıyayız. Ahmet Başkan’a atılan baret, sadece bir protesto değil, aynı zamanda yıllardır süregelen bir umutsuzluğun ardından gelen umudun sembolü olan bir başkana atılmıştır. 25 yıldır bu şehri yönetenler, halkın sesini duymaktan uzak kalmışken, Ahmet Başkan’ın dinlemek için geldiği bir ortamda bu tür davranışlar sergilemek ne kadar doğru? Unutmayalım ki, halkın dertlerini dinleyen bir yöneticinin karşısında bu şekilde hareket etmek, sorunların çözümüne katkı sağlamaz. Sorunlarımızı dile getirmenin yolu, iletişim kurmak ve fikir alışverişinde bulunmaktan geçiyor. Hep birlikte, yapıcı bir diyalog geliştirelim ve bu kenti daha iyi bir yer haline getirmek için el birliğiyle çalışalım. Ahmet Başkan’ın çabalarını desteklemek, sorunlarımıza daha etkili çözümler bulmamıza yardımcı olabilir.
“Gazeteci döven, işci mi olur?”
Gazetecilik, toplumun sesini duyurmanın ve hakların savunuculuğunu yapmanın önemli bir parçasıdır. Bu meslek, emekçilerin haklarını savunmak ve adaletin yanında durmak üzere kurulmuştur. Ancak, son zamanlarda yaşanan üzücü olaylar, gazetecilerin görevlerini yerine getirirken nasıl bir tehdit altında olduklarını açıkça göstermektedir. Gazeteci döven işçi mi olur? sorusu, mesleğin onurunu zedeleyen ve gazeteciliğin temel değerleriyle çelişen bir durumu sorgulamaktadır. Gazeteciler, her daim emekçilerin yanında durmuş ve onların haklarının savunuculuğunu yapmışlardır. Bu nedenle, herhangi bir çatışma anında veya hak arayışında gazetecilere yönelik şiddet asla kabul edilemez. Bu olayda tartaklanan Gülsüm Dural kardeşime geçmiş olsun diliyorum. Umarım en kısa sürede iyileşir ve bu tür olayların bir daha yaşanmadığı bir ortamda, özgürce mesleklerini icra edebilirler. Gazetecilerin sesi, emekçilerin sesi olmalıdır; birlikte daha güçlü bir topluma ulaşabiliriz.













