Merhaba sevgili yol arkadaşlarım!.. İnsan arıyor değil mi? O eski bayramları, o statta çocukların rengârenk görüntüsünü, coşkulu, saygılı resmi geçit törenlerini, ekmek derdinde olan su satan emekçileri, simitçileri…
Folklor gösterilerinde tıklım tıklım tribüne oturmuş, nefesini tutmuş, tören başlasın diye bekleyen o duyarlı halkı… Kimler özlemiyor ki o günleri!..
Artık ne törenler yapılıyor ne de çocuklar bu millî değerleri tam idrak edebiliyor. Her şey yapılmak için yapılıyor… Sonra değersiz çocuklar, sosyal medya bağımlısı aileler, yalnız ve manevi değeri olmadan büyüyen çocuklar… Sonuç: ölen, öldüren çocuklar ve psikolojisi bozulmuş bir nesil… Aslında bu sene hiç yapılmasa daha iyiydi ya bu törenler…
Urfa ve Kahramanmaraş’taki olaylar malum. Hepimiz derinden sarsıldık… O kadar öldürülen çocuk varken ve öldüren de bir çocukken bir çocuk bayramı kutlamak abesle iştigaldir… O çocukların mezarı bile soğumamışken çocuk bayramı kutlamak neyin ispatı ya da neyin rahatlığıdır?..
Eskiden sosyal medya yoktu. Ben 90’larda çocuk olanlardanım. Tetris vardı. Birkaç tane internet kafede oyuna giderdi benim jenerasyon… Şimdi evin içinde, yatak odasında, hatta tuvalette ya da bir odadan bir odaya giderken kullandığımız bir teknoloji söz konusu… Biz telefonu değil, telefon bizi yönetir oldu…
Sosyal medya ve oyun bağımlılığı gitgide artmakta…
Ebeveynin ilgisizliği, anne babanın çalışıyor olması, anne babanın farkındalığı olmasına rağmen kendi itibarı için çocuğun duygularını, hastalığını görmezden gelmesi, onu fark etmemesi, çocuğun okulda zorbalığa uğraması, arkadaşı olmaması ve en önemlisi anne babadan sonra öğretmenin yetkilerinin genişletilmemesi, her öğretmenin çocuklarla ilgili psikolojik destek vermeye çalışınca “Aman hocam dikkat et! Başımız ağrımasın.” kılıfına sokulup itibarsızlaştırılması… Ah! Say say bitmez… İşte bu kadar sebep ve aklıma gelmeyen birçok sebepten çocuk bu durumu yalanlamak ve kendi dünyasını kurmak için sosyal medya ve oyun dünyasına dalıyor. Çünkü orada kendini iyi hissediyor ve herkes onu fark ediyor… Tabii bu olayda yani son saldırıda çocuğun psikolojisi zaten bozukmuş… Gerçek dünyadan kaçıp sanal dünyada var olmak istemiş… Zaten son yazdığı mektupta fark edilmek istediğini, o yüzden yapacağını yazıyor. Dikkatli okursanız tatminkâr olmayan bir anne baba var orada… Çünkü çocuk “Benden nefret ediyorsunuz.” diyor… “Sizi hayal kırıklığına uğrattım.” Bu satırlara rağmen o mektubu bulsunlar ve onu vazgeçirip önemsesinler istemiş… Çünkü o hasta bile olsa bir çocuktu!..!
Çözüm olarak; anne baba kesinlikle dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığı hakkında eğitilmeli… Aynı zamanda velilere psikolojik ve sosyal açıdan ergen psikolojisi ile ilgili eğitim verilmeli. Devlet siber güvenlik adına gerekeni bir an önce yapmalı… Öğretmenin vasfı artırılmalı ve psikososyal açıdan öğrenciye destek verebilmeli… Mutlaka yetkili merci tarafından okullara güvenlik vs. kamera gibi tedbirler alınmalı… Okul idareleri daha sık arama yapmalı… Özellikle çanta kontrolü yapılmalı ve kimlik kontrolü yapılmalıdır… Anne babalar, çocuklarının takibi için satın alınan uygulamalar sayesinde çocuğu o bilmeden takip edip hem de girdiği güvensiz siteleri, oyunları bu şekilde kontrol edebilir. En iyi programlardan biri Find My Child’dır. Google Play’den belli bir ücret karşılığında indirilebilir, çocuğunuz için güvenli bir yol bulunmuş olur.
Sonuç olarak; 23 Nisan neşe doluyor mu insan? Bilmem, tartışılır… Valla sizi bilmem, ben buruk… Sosyal medyayı böyle kullanan çocukların bu kadar yalnız kalması, sokağa çıkmayan, oynamayan, hiçbir genel kültürü olmayan bomboş çocukların böyle ziyan olması, ekran oyun bağımlılığı taşıyan ve hayatlarını heba eden çocuklar… Bunlar bizim çocuklarımız, bunlar gelecek…
Tabii bir de buna çanak tutan, çocuğundan önce Instagram’a story atan, kahve içerken paylaşan, TikTok’ta izlenen, gezinen anne babalar var…
Siz ne yaparsanız çocuğunuz onu model alır ve yapar. Eğitim anne babada başlar, okulda devam eder. Çocuklarınızı görün, kaliteli zaman geçirin, onları fark edin, sorunlarını küçümsemeyin, kendi itibarınız ve egonuz için onların yaşadığı hastalık, buhran vs. görmezden gelmeyin…
Yoksa çok geç kalmış olursunuz ki o vicdan sizi bu dünyada mapus eder…
Size Kahramanmaraş’ta yaşanan olaydaki o çocuğun, Aras’ın mektubu ile veda ediyorum… Umarım tüm bu satırları okuyanlara ibret olur… Ne diyelim, 23 Nisan kutlu mu oldu sizce?
ARAS MERSİNLİ’NİN DERS ÇIKARILACAK SON MEKTUBU
11 NİSAN NOTU
Bunu yazarken tarih 11 Nisan 2026. Sen bunu okuduğunda ya bir şey planlıyor olacağım, yapmış olacağım ya da yapmak üzere olacağım. Hayatım boyunca hep yalnız kaldım. Nedenini bilmiyorum, aslında çok fazla şeyim vardı. Hep insanlarla kaynaşmaya çalıştım ama yalnız kaldım.
“VERDİĞİM ZARARI HİSSETSİNLER İSTİYORUM…”
“İnsanların beni tanıması, fark etmesi hoşuma gidiyor. Bu dünyadaki varlığımı ve verdiğim zararı hissetsinler istiyorum ki sonunda beni fark etsinler. Bunun nasıl olacağını bilmiyorum ama yapacağım. Ancak yalnızlık yaptığım şeyin sebebi değil. Yapmak istesem de yalnızlık yüzünden suçlayamam. İnsanlar bunu yapıyor ama bu doğru değil. Yalnızlık bir sebep değildir. Ben bir dahiyim. Herkesten daha iyiyim. En üstün insanım. Kendime sadığım. Ben daha iyiyim. Ortalama zekânın çok üstündeyim. 130 IQ testim vardı. Okulda hiç çalışmadan hep yüksek notlar aldım. İnsanlar hep yaşıma göre olgun olduğumu söyledi. İngilizceyi okuldan öğrenmedim. Evde de konuşmuyordum. Sadece birkaç yıl içinde kendiliğinden akıcı hâle geldim. İngilizceyi, insanların söylediklerini Türkçeye çevirerek öğrendim. Zamanla direkt İngilizce düşünmeye başladım.”
Tüm okuyanlara ibret olması dileğiyle, sevgiyle kalın…













