Sovyetler Birliği’nin resmi olarak dağılmasının belki biraz daha öncesinde daha belirgin bir şekilde ortaya çıkan bir durum var: Yeni bir çağın, düzenin şekillenmesi…
Amerikan hegemonyasının dünyaya tamamen egemen olduğuna doğru gidildiği düşünülürken, aslında olan tamamen çok kutuplu bir dünyaya doğru gidişti…
Şu anda da aslında o sürecin içindeyiz…
Amerikan hegemonyasını genişletirsek Avrupa ve Amerika ile birlikte Batı yanlısı diğer coğrafyalardaki ülkeler de denilebilir. Bir diğer deyişle Batı… Batı artık tek ve üstün güç değil. Kibir, küçümseme, rehavet gibi kavramlar Batı’yı artık dünyada tüm alanlarda birinci konumdan indiriyor.
Yeni dünyada Çin, Hindistan gibi iki nüfussal olarak devler ile birlikte Rusya gibi coğrafi, kültürel ve diğer birçok alanda dev olan bir ülke var. Sadece bunlar da değil, BRICS+ ile de gördüğümüz gibi diğer birçok ülke de çok kutuplu dünya fikrini benimsedi ve hızla bunu hayata tamamen geçirmek için uğraşıyorlar.
Çok kutuplu dünya, esasında tüm ülkelerin, milletlerin adil bir şekilde temsil edildiği, söz haklarının olduğu ve iyi diplomatik ilişkilerin kurulduğu bir düzen. Halbuki Dünya savaşları sonrası yaşanılan ve kısmen de yaşadığımız bu dönem Amerika’nın çok yüzlü tavırlarıyla dolu ve doluydu…
Bu dönemin sona erdiğini davulla zurnayla duyuracak değiller ama bu dönem artık bitmiştir. Çok kutuplu dünya düzenine girilmiştir ve aktörler yerlerini almaya ve belirlemeye çalışıyor şu anda. Çoğunun yeri esasında belli ama hala emin olamayanlar var.
Az kaldı, tüm yaşanan toplumsal olaylar bunların şekillenmesine katkı sağlayacak, ancak sadece bunlar değil; tarih, yaşanmışlıklar, kimlikler, bakışlar da etkili olacak.













