Türkiye, binlerce yıllık köklü tarihinin yansıması olarak, Kapadokya’dan Nemrut Dağı’na, Efes’ten Pamukkale’ye kadar UNESCO listesinde yer alan eşsiz dünya miraslarına ev sahipliği yapmaktadır.
Türkiye’nin UNESCO listesine giren ilk yerleri neresidir?
1985 yılında listeye aynı anda dahil edilen İstanbul’un Tarihi Alanları, Göreme Milli Parkı ve Kapadokya ile Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’dır.
Nemrut Dağı’ndaki dev heykeller kime aittir?
Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından Tanrılara ve atalarına minnettarlığını göstermek için 2150 metre yüksekliğe yaptırılan anıt mezarlardır.
Pamukkale neden UNESCO listesindedir?
Hem göz alıcı beyazlıktaki doğal traverten terasları hem de hemen yanı başındaki antik Hierapolis kentinin kalıntıları nedeniyle “karma” miras olarak listeye alınmıştır.
Binlerce yıllık köklü geçmişi ve medeniyetlerin beşiği olması haysiyetiyle Türkiye, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde birbirinden eşsiz tarihi ve doğal güzelliklerle temsil edilmektedir. Bu alanlar sadece Türkiye’nin değil, tüm insanlığın ortak mirası kabul edilir. Listenin en ikonik yerlerinden biri, hem doğanın mucizevi peri bacaları oluşumlarını hem de ilk Hıristiyanların kayalara oyduğu yeraltı şehirleri ve kiliseleri barındıran Göreme Milli Parkı ve Kapadokya’dır (Karma Miras).
Antik çağın en görkemli metropollerinden biri olan İzmir‘deki Efes Antik Kenti, Celsus Kütüphanesi ve devasa tiyatrosuyla Roma döneminin ihtişamını günümüze taşır. Adıyaman’daki Nemrut Dağı ise Kommagene Kralı’nın 2150 metre yüksekliğe diktirdiği devasa tanrı heykelleriyle, özellikle gün doğumu ve gün batımında nefes kesici bir gizem sunar. Şifalı suları ve beyaz travertenleriyle doğa harikası Pamukkale ve hemen yanı başındaki Hierapolis Antik Kenti, Divriği Ulu Camii’nin taş işçiliğindeki deha, Truva’nın efsanevi kalıntıları ve tarihin sıfır noktası Göbeklitepe, Türkiye rotasında mutlaka görülmesi gereken evrensel değerlerdir.













