6 Eylül 2026, Pazar
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Özel Haber - Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili

Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili

Seda Gökdemir - Seda Gökdemir
6 Eylül 2026
- Özel Haber
Okuma Süresi:18 dakikalık okuma
A A
0
Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Türkiye’de siyasal rekabetin geleceğini anlamanın en önemli yollarından biri genç seçmenin davranışlarını doğru okumaktan geçiyor. Yaklaşık olarak 1997-2012 yılları arasında doğanları tanımlamak için kullanılan Z kuşağının seçmen yaşına gelmiş bölümü, artık seçim sonuçlarını etkileyebilecek büyüklükte bir kitle oluşturuyor. Ancak gençleri yalnızca “muhalif”, “apolitik”, “milliyetçi” ya da “sosyal medya kuşağı” gibi tek bir sıfatla tanımlamak, Türkiye’deki yeni seçmen profilini açıklamak için yeterli değil.

Araştırmalar daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor: Gençler siyaseti takip ediyor ancak siyasi kurumlarla aralarına mesafe koyuyor; demokratik hakları önemsiyor ancak bazı toplumsal konularda güçlü muhafazakâr veya milliyetçi tutumlar gösterebiliyor; ekonomik bağımsızlık talep ediyor ancak işsizlik ve gelecek kaygısı nedeniyle aileye bağımlılığı sürüyor. Üstelik oy kullanmak gençler için hâlâ önemli bir siyasal katılım biçimi olsa da parti üyeliği, teşkilat çalışması ve klasik siyaset kanallarına katılım aynı ölçüde güçlü değil.

Bu nedenle Türkiye’de Z kuşağı seçmeni, önceki kuşaklardan farklı olarak partiye bağlılıktan çok konuya, performansa, adalet algısına ve kendi geleceğine göre hareket eden daha değişken bir seçmen kitlesi olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de genç nüfus ne kadar?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı verilerine göre, 15-24 yaş grubunda 12 milyon 708 bin 348 genç bulunuyor. Bu grup Türkiye nüfusunun yüzde 14,8’ini oluşturuyor. Genç nüfusun yüzde 51,2’si erkek, yüzde 48,8’i kadınlardan oluşuyor.

Ancak Z kuşağı, TÜİK’in 15-24 yaş biçimindeki resmi gençlik tanımından daha geniş. Yaygın kuşak sınıflandırmasına göre düşünüldüğünde 2026 itibarıyla yaklaşık 14-29 yaş aralığını kapsıyor. Siyasal açıdan asıl önemli grup ise oy kullanma hakkına sahip 18-29 yaş arasındaki gençler.

Bu kitlenin seçimlerdeki ağırlığı 2023’te açık biçimde görüldü. YSK verilerine dayanan hesaplamalara göre 18-29 yaş grubundaki seçmenler toplam seçmenin yaklaşık yüzde 24,5’ini oluşturuyordu. Başka bir ifadeyle yaklaşık her dört seçmenden biri genç seçmendi.

2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde YSK Başkanı Ahmet Yener, yalnızca yurt içinde 4 milyon 904 bin 672 kişinin ilk kez oy kullanacağını açıklamıştı. Böylece milyonlarca genç, Türkiye’nin ulusal düzeydeki en kritik seçimlerinden birinde ilk siyasi tercihini sandığa yansıttı.

Bu rakamlar genç seçmenin artık “gelecekte önemli olacak” bir grup olmadığını gösteriyor. Gençler zaten bugünün seçmen kitlesinin temel bileşenlerinden biri.

Z kuşağı gerçekten siyasetten uzak mı?

Gençlerin siyasete ilgisiz olduğu yönündeki yaygın kanaat araştırmalarla tamamen örtüşmüyor.

Friedrich-Ebert-Stiftung tarafından gerçekleştirilen Türkiye Gençlik Araştırması 2024, Türkiye’de yaşayan 14-29 yaş aralığındaki 1.233 gençle yapılan temsili araştırmaya dayanıyor. Çalışmada Türkiye’deki gençlerin siyasete ilgisinin Güneydoğu Avrupa’daki birçok ülkeye kıyasla yüksek olduğu görülüyor. Araştırma ayrıca gençlerin siyasi görev alma konusunda da bölgedeki dikkat çekici gruplardan biri olduğunu gösteriyor.

Buradaki kritik ayrım siyasete ilgi ile siyasi kurumlara katılımın aynı şey olmaması.

Bir genç; siyasi gelişmeleri yakından takip edebilir, seçimlerde oy kullanabilir, sosyal medyada siyasi görüşlerini paylaşabilir, çevrimiçi kampanyaya katılabilir veya protestoya gidebilir; buna rağmen hiçbir siyasi partiye üye olmak istemeyebilir.

Yeni kuşağın siyasal katılım biçiminin anlaşılması açısından bu ayrım oldukça önemli.

Partilerden uzak, siyasetten değil

KONDA’nın 18-30 yaş grubuna yönelik 2024 araştırması, genç seçmenin kurumsal siyasetle arasındaki mesafeyi oldukça açık gösteriyor.

Araştırmada gençlere “Bugün genel milletvekilliği seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildiğinde, yüzde 31,2’si kararsız, yüzde 14,9’u ise oy kullanmayacağını belirtti. Böylece herhangi bir siyasi parti tercih etmeyen kesimin toplamı yüzde 46’nın üzerine çıktı. Araştırma 7-18 Şubat 2024 tarihlerinde, 18-30 yaş grubunda yüz yüze gerçekleştirildi.

Bu tabloyu doğrudan “gençlerin yarısı siyasetle ilgilenmiyor” biçiminde yorumlamak hatalı olur.

Aksine bunun altında partilerle özdeşleşmenin zayıflaması bulunuyor olabilir. Genç seçmen siyaseti takip ederken kendisini mevcut siyasi seçeneklerden birine bağlamak konusunda daha ihtiyatlı davranıyor.

Dolayısıyla Z kuşağı açısından “kararsız seçmen”, her zaman politikadan habersiz seçmen anlamına gelmiyor. Kararsızlığın bir bölümü, mevcut seçeneklerden tatmin olmama veya tercihini seçim gününe daha yakın belirleme eğilimini de yansıtıyor.

Genç seçmende parti sadakati neden zayıflıyor?

Türkiye’de geçmiş kuşaklarda siyasal kimliğin aile, mahalle, ideoloji, dini kimlik veya parti aidiyeti üzerinden aktarılması daha güçlüydü.

Z kuşağında bu mekanizma tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak dijitalleşme sayesinde gençler ailelerinin siyasi çevresinin dışındaki görüşlerle çok daha erken yaşta karşılaşıyor.

TikTok, Instagram, YouTube, X ve diğer dijital platformlarda aynı genç aynı gün içerisinde birbirine tamamen zıt siyasi görüşleri izleyebiliyor. Böylece siyasi iletişim artık yalnızca televizyon, gazete, miting ve parti teşkilatları üzerinden gerçekleşmiyor.

2023 seçimlerine ilk kez katılacak 17-22 yaş arasındaki 646 üniversite öğrencisini inceleyen akademik bir araştırma da dijital ortamların gençlerin siyasal katılım süreçlerinde önemli bir alan haline geldiğini ortaya koyuyor.

Bu dönüşümün önemli bir sonucu var: Siyaset artık genç seçmene yalnızca parti üzerinden ulaşmıyor.

Bir YouTube yayıncısı, bağımsız gazeteci, TikTok videosu, arkadaş grubu veya sosyal medya gündemi genç seçmenin siyasi algısında geleneksel parti örgütlerinden daha güçlü hale gelebiliyor.

Sandık hâlâ en güçlü katılım biçimi

Dijital siyasetin yükselmesi, sandığın önemini ortadan kaldırmış değil.

Friedrich-Ebert-Stiftung’un 2024 Güneydoğu Avrupa gençlik araştırmasında oy kullanmanın bölgedeki gençler açısından en yaygın siyasal katılım biçimi olmaya devam ettiği belirtiliyor. Buna karşılık siyasi partilerde aktif görev almak daha sınırlı kalıyor. Araştırma; çevrimiçi siyasi faaliyetler, gösteriler, dilekçeler, boykotlar ve sivil toplum faaliyetlerinin de gençlerin başvurduğu alternatif katılım biçimleri arasında bulunduğunu gösteriyor.

Bu durum Türkiye açısından önemli bir siyasi dönüşüme işaret ediyor.

Geleneksel model:

Partiye üye ol → teşkilatta çalış → siyasete katıl iken yeni kuşakta model giderek:

Gündemi takip et → görüş oluştur → dijital olarak tepki ver → gerektiğinde kampanyaya veya protestoya katıl → seçim günü tercih yap şeklinde ilerliyor.

Bu nedenle gençlerin parti üyeliğinin düşük olması, onların siyasal olarak tamamen pasif olduğu anlamına gelmiyor.

Temsil sorunu: Genç seçmen çok, genç siyasetçi az

Z kuşağının siyasetle ilişkisindeki en önemli sorunlardan biri temsil.

2023 seçimlerinde 18-29 yaş grubundaki seçmenler toplam seçmenlerin yaklaşık dörtte birini oluşturmasına rağmen aynı yaş grubunun parlamentodaki temsili oldukça sınırlı kaldı. YSK verilerini analiz eden KaçGençVar çalışmasına göre 18-29 yaş grubundaki gençler seçmenin yüzde 24,49’unu oluştururken seçilen milletvekilleri içindeki gençlerin oranı yalnızca yüzde 0,83 düzeyindeydi.

Ortaya dikkat çekici bir temsil açığı çıkıyor: Sandıkta dört seçmenden biri gençken karar alma masasında gençlerin ağırlığı bunun çok altında.

FES’in bölgesel araştırmasında da Türkiye’deki gençlerin önemli bir bölümü ulusal siyasette gençlerin çıkarlarının yeterince temsil edilmediğini düşünüyor. 2024 sonuçlarında gençlerin yüzde 13,4’ü temsilin “hiç olmadığını”, yüzde 34’ü ise “kötü” olduğunu belirtti. Buna karşılık “oldukça iyi” veya “çok iyi” diyenlerin toplamı yaklaşık yüzde 19’da kaldı.

Bu temsil farkı, gençlerin siyasi partilere mesafesini açıklayan faktörlerden biri.

Ekonomi, genç seçmenin siyasi davranışının merkezinde

Z kuşağını yalnızca kimlik ve ideoloji üzerinden analiz etmek ciddi bir hata olur. Gençlerin siyasi tercihlerinin arkasındaki en güçlü değişkenlerden biri ekonomik gelecek.

TÜİK’e göre 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olarak gerçekleşti. Genç erkeklerde oran yüzde 11,7 iken genç kadınlarda yüzde 22,1’e ulaştı.

İş bulmak ise tek mesele değil.

Barınma maliyetleri, yüksek kiralar, eğitim giderleri, ücret seviyesi, ekonomik bağımsızlık, kariyer imkanları ve geleceğe ilişkin belirsizlik doğrudan siyasi tercihlere dönüşebiliyor.

FES gençlik araştırmasında gençlerin hayatlarında bağımsız olmanın önemli bir değer olarak öne çıkması da bu açıdan dikkat çekici. Aynı araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde gençlerin yaklaşık üçte birinin altı aydan daha uzun süre yurt dışında yaşamak istediği belirtiliyor.

Genç seçmenin siyasal talebi bu nedenle yalnızca “daha fazla özgürlük” veya “daha iyi ekonomi” şeklinde iki ayrı başlığa bölünemiyor.

Çoğu zaman ikisi birleşiyor:

iyi eğitim + liyakat + iş bulabilme + ekonomik bağımsızlık + hukuk güvenliği + yaşam tarzına müdahale edilmemesi.

Liyakat algısı siyaseti doğrudan etkiliyor

Gençlerin iş hayatıyla ilgili beklentilerinde liyakat meselesi özellikle dikkat çekiyor.

FES 2024 araştırmasına ilişkin verilerde gençlerin yaklaşık yüzde 60’ının işe girmek açısından güçlü kişilerle bağlantıya sahip olmayı önemli gördüğü; uzmanlık bilgisinin ardından siyasi parti bağlantısının da işe erişim açısından önemli faktörler arasında değerlendirildiği aktarılıyor.

Bu algının siyasi sonucu büyük. Çünkü genç bir seçmen çalışarak, eğitim alarak ve beceri geliştirerek sosyal hareketlilik sağlayabileceğine inanmıyorsa sorun artık yalnızca ekonomi değildir. Adalet ve fırsat eşitliği sorunu haline gelir.

Böyle bir ortamda seçim tercihini belirleyen soru: “Ekonomi iyi mi kötü mü?” olmaktan çıkıp: “Bu ülkede benim emeğimin karşılığı olacak mı?” sorusuna dönüşür.

Z kuşağının siyasetle ilişkisinde liyakat tartışmasının giderek merkezi hale gelmesinin nedeni de budur.

Gençlerin demokrasiye bakışı sanıldığından daha karmaşık

Türkiye’deki Z kuşağını otomatik olarak “özgürlükçü kuşak” olarak nitelendirmek de yanıltıcı.

FES Türkiye Gençlik Araştırması, gençlerin demokratik haklara önem verdiğini ve baskıcı politikalardan endişe duyduğunu ortaya koyarken aynı zamanda bazı kimlik gruplarına yönelik hoşgörünün sınırlı olduğunu gösteriyor. Milliyetçi tutumların gençler arasında güçlü olması da araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri.

Dolayısıyla Türkiye’deki gençlik aynı anda: Demokratik hakları önemseyebilir, ifade özgürlüğü talep edebilir, milliyetçi görüşlere sahip olabilir, göç politikalarına sert biçimde karşı çıkabilir ve bazı kültürel konularda muhafazakâr davranabilir. Bu özellikler birbirini zorunlu olarak dışlamıyor.

Z kuşağının siyasi davranışını anlamanın en kritik noktalarından biri tam olarak burada yatıyor: Genç seçmen klasik sağ-sol kalıplarına her zaman kusursuz biçimde oturmuyor.

Göç ve mülteci meselesi gençlerde neden önemli?

Genç seçmen davranışında son yıllarda yükselen konulardan biri düzensiz göç ve mülteci politikaları.

FES araştırması, Türkiye’deki gençlerin göçü ülkenin önümüzdeki yıllardaki önemli sorunlarından biri olarak gördüğünü ve mültecilere yönelik olumsuz tutumların dikkat çekici seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar ekonomik krizin gençlerin yetişkinliğe geçişini zorlaştırmasının bu algıyla ilişkili olabileceğine de dikkat çekiyor.

Konut, iş ve eğitim için yoğun rekabet hisseden gençlerde göç konusu ekonomik sorunla birleşebiliyor.

Bu nedenle göç politikası, genç seçmen açısından yalnızca kültürel veya güvenlik temelli bir mesele olmaktan çıkarak iş, kira, ücret ve gelecek beklentisiyle bağlantılı hale geliyor.

Genç kadın seçmenin profili ayrıca incelenmeli

Z kuşağını homojen bir seçmen kitlesi olarak değerlendirmenin bir başka problemi genç kadınlarla genç erkekler arasındaki farkların gözden kaçması.

Özellikle ekonomi açısından fark belirgin. TÜİK’in 2025 verilerinde genç erkeklerde yüzde 11,7 olan işsizlik oranının genç kadınlarda yüzde 22,1’e çıkması, genç kadınların ekonomik bağımsızlık önündeki daha güçlü engellerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Siyasi katılımda da benzer sorunlar bulunuyor. KONDA’nın gençlere yönelik araştırmasında kadınların siyasete katılımının önündeki en büyük engel sorulduğunda en fazla verilen cevaplardan biri ataerkil yapı ve erkek baskısı oldu.

Dolayısıyla genç kadın seçmen açısından ekonomik koşulların yanında güvenlik, kadın hakları, istihdam, eğitim, yaşam tarzı ve kamusal alandaki eşitlik gibi başlıklar da siyasal tercih üzerinde etkili olabiliyor.

Siyasi kurumlara güven parti tercihine göre değişiyor

Gençlerin siyasi kurumlara güvenini tek bir oranla açıklamak da mümkün değil.

FES’in Türkiye gençlik verileri üzerinde yaptığı analizde gençlerin yüzde 46,22’si mahkemelere az güvendiğini veya hiç güvenmediğini belirtirken, yüzde 30,34’ü oldukça fazla veya tamamen güvendiğini ifade etti.

Ancak siyasi kimlik dikkate alındığında fark çok büyüyor. İktidar ve muhalefet partilerini destekleyen gençlerin yargıya ve Türkiye’deki demokrasinin işleyişine ilişkin değerlendirmeleri ciddi ölçüde ayrışıyor.

Bu bulgu gençlerin de Türkiye’deki genel siyasi kutuplaşmanın dışında olmadığını gösteriyor.

Dijitalleşme gençleri farklı görüşlere ulaştırıyor ancak aynı zamanda algoritmalar ve sosyal çevreler siyasi yankı odaları yaratabiliyor.

Bu nedenle Z kuşağı dijital olarak daha bağlantılı olsa da otomatik olarak daha az kutuplaşmış değil.

Z kuşağı ideolojiden tamamen kopmuş değil

Genç seçmen üzerine yapılan en yaygın hatalardan biri de “ideolojileri önemsemiyorlar” iddiası.

Gerçekte daha doğru ifade şu:

Gençlerin ideolojiyle ilişkisi değişiyor.

Bir genç ekonomik politikalarda sosyal devlet yanlısı davranırken göç konusunda milliyetçi; yaşam tarzı konusunda özgürlükçü; dış politikada ise güvenlikçi bir tutum benimseyebilir.

Bu nedenle eski tip: “sağ seçmen”, “sol seçmen”, “muhafazakâr seçmen” etiketlerinin açıklama gücü azalıyor.

Bunun yerine farklı konularda farklı tutumların birleştiği hibrit siyasi kimlikler ortaya çıkıyor.

Siyasi partilerin Z kuşağını anlamakta zorlandıkları noktalardan biri de bu.

Sosyal medya seçim kazandırır mı?

Z kuşağına ulaşmak isteyen siyasi aktörlerin en büyük yanılgılarından biri sosyal medyada görünür olmayı gençlerin oyunu kazanmakla eş anlamlı görmeleri.

Bir siyasetçinin TikTok hesabı açması veya viral video üretmesi genç seçmenin desteğini otomatik olarak sağlamıyor.

2025’te yayımlanan ve 700 katılımcıyla gerçekleştirilen akademik bir çalışma, seçim kampanyalarının Z kuşağının siyasi katılımını ve oy kullanma ihtimalini artırabildiğini ancak aday tercihinin değiştirilmesi üzerindeki etkisinin çok daha sınırlı olduğunu ortaya koydu.

Genç seçmen için dijital iletişim gerekli ancak tek başına yeterli değil. Video izlenebilir. Siyasetçi eğlenceli bulunabilir. Paylaşım milyonlara ulaşabilir.

Fakat oy tercihi son aşamada ekonomik beklenti, aday güvenilirliği, adalet algısı, parti performansı ve kişisel gelecek hesabıyla şekillenebilir.

Başka bir ifadeyle viral olmak ile oy almak aynı şey değil.

Z kuşağının oyunu hangi konular belirliyor?

Araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’deki genç seçmenin karar mekanizmasında bazı başlıkların giderek daha fazla öne çıktığı görülüyor:

Ekonomik bağımsızlık gençlerin yetişkinliğe geçebilmesinin temel koşulu.

İş ve kariyer fırsatları üniversite diplomasının ötesinde doğrudan gelecek beklentisini belirliyor.

Liyakat ve adalet, kamuda veya özel sektörde ilerleyebilme inancını etkiliyor.

Barınma sorunu özellikle büyükşehirlerde yaşayan gençlerin hayat planlarını değiştiriyor.

Özgürlükler ve yaşam tarzı, bireyselliğin güçlendiği genç kuşakta önemini koruyor.

Göç ve mülteci politikaları, ekonomi ve güvenlik tartışmalarıyla birleşiyor.

Eğitim kalitesi, fırsat eşitliği açısından değerlendiriliyor.

Hukuk ve kurumlara güven, siyasi aidiyete göre ciddi farklılıklar göstermekle birlikte gençlerin ülkenin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde etkili oluyor.

Bu konuların ortak noktası ise oldukça açık: Z kuşağı siyasete “Benim hayatım nasıl olacak?” sorusundan bakıyor.

Genç seçmenin en önemli özelliği: Hareketlilik

Türkiye’deki genç seçmenin uzun vadede siyasi sistemi en fazla değiştirebilecek özelliği belirli bir partiye yönelmesi değil, seçmen sadakatinin daha zayıf olması olabilir.

KONDA’nın 2024 araştırmasında genel seçim sorusuna verilen yüzde 31,2’lik kararsızlık oranı bunun en dikkat çekici göstergelerinden biri.

Parti aidiyeti zayıfladıkça seçmen davranışı daha hareketli hale gelir. Bir seçimde verilen oy diğer seçim için garanti olmaktan çıkar. Bu da siyasi partilerin gençlerle ilişkisini sürekli hale getirmesini gerektirir.

Seçime altı ay kala hazırlanmış gençlik kampanyaları, birkaç sosyal medya videosu veya genç adayların afişlerde görünmesi yeterli olmayabilir.

Genç seçmen giderek daha fazla şu sorulara bakıyor:

Bana gerçekten karar alma alanı veriliyor mu?

İş bulabilecek miyim?

Kendi evime çıkabilecek miyim?

Eğitimimin karşılığını alabilecek miyim?

Bu ülkede liyakat işleyecek mi?

Düşüncemi özgürce söyleyebilecek miyim?

Geleceğimi burada kurmaya değer mi?

Z kuşağı seçimlerin kaderini belirleyebilir mi?

Tek başına bir kuşağın bütün seçimleri belirleyeceğini söylemek fazla iddialı olur. Çünkü Z kuşağı kendi içinde eğitim, gelir, cinsiyet, şehir, dini kimlik, etnik kimlik ve siyasi görüş açısından son derece farklı gruplardan oluşuyor.

Ancak yaklaşık dört seçmenden birinin genç olduğu bir ülkede hiçbir siyasi hareketin genç seçmeni göz ardı etmesi mümkün değil.

Üstelik gençlerin etkisi yalnızca sayısal büyüklüklerinden kaynaklanmıyor.

Gençlerin dijital iletişimde daha aktif olması, siyasi mesajların yayılma biçimini de değiştiriyor. Bir gündem, birkaç saat içerisinde TikTok, X, Instagram ve YouTube üzerinden milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. Geleneksel siyasi iletişimde günler alan tartışmalar artık saatler içinde başlayıp büyüyebiliyor.

Bu nedenle Z kuşağının etkisi sandık sayısından daha büyük bir iletişim gücüne sahip.

Sonuç: Apolitik değil, siyasetin eski biçimlerine mesafeli bir kuşak

Türkiye’deki Z kuşağını “siyasetten anlamayan”, “tamamen muhalif”, “tamamen milliyetçi” veya “yalnızca sosyal medyayla ilgilenen” bir kuşak olarak tanımlamak araştırmalarla örtüşmüyor.

Ortaya çıkan profil çok daha karmaşık.

Türkiye’nin genç seçmeni siyaseti takip ediyor fakat siyasi kurumlara koşulsuz bağlanmıyor. Demokratik hakları önemsiyor ancak milliyetçi ve zaman zaman toplumsal olarak muhafazakâr tutumlar da gösterebiliyor. Sandığa önem veriyor fakat parti teşkilatlarına aynı ilgiyi göstermiyor. Ekonomik bağımsızlık istiyor ancak ekonomik koşullar nedeniyle yetişkinliğe geçişi gecikiyor. Türkiye’de gelecek kurmak istiyor fakat önemli bir kesimi yurt dışını da alternatif olarak değerlendiriyor.

Dolayısıyla Z kuşağının temel özelliği “apolitik” olması değil.

Daha doğru tanım kurumsal siyasete karşı seçici, parti sadakati daha zayıf, dijital olarak güçlü, ekonomik ve toplumsal sorunları kendi hayatı üzerinden değerlendiren yeni bir seçmen tipi olabilir.

Türkiye’deki siyasi partiler açısından önümüzdeki dönemin temel meselesi gençlerin hangi partiye oy vereceğinden önce başka bir soruda düğümleniyor:

Gençler mevcut siyasi sistem içerisinde kendilerini gerçekten temsil edilmiş hissedecek mi?

Bu soruya ikna edici cevap veren siyasi hareketler yalnızca Z kuşağının oyunu değil, Türkiye siyasetinin gelecek dönemindeki yönünü de belirleme avantajı elde edebilir.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

2026’nın en güçlü aksesuar trendleri: Broş, eşarp ve charm kolyeler geri döndü

Sonraki Haber

‘ASELSAN Çocuk Şenliği’, Kayseri’de çocuklarla buluştu

Seda Gökdemir

Seda Gökdemir

İlgili Haberler

Evinizde haberiniz olmadan kimler kayıtlı? Birkaç dakikada kontrol edebilirsiniz
Özel Haber

Evinizde haberiniz olmadan kimler kayıtlı? Birkaç dakikada kontrol edebilirsiniz

4 Eylül 2026
Sonbahar melankolisi: Mevsimsel depresyonu anlama ve yönetme
Özel Haber

Sonbahar melankolisi: Mevsimsel depresyonu anlama ve yönetme

4 Eylül 2026
Türkiye’de tarım ilacı kalıntıları: Meyve ve sebzeler ne kadar güvenli?
Özel Haber

Türkiye’de tarım ilacı kalıntıları: Meyve ve sebzeler ne kadar güvenli?

3 Eylül 2026
SGK primleriniz yatıyor mu? e-Devlet’ten sigorta kaydı kontrolü nasıl yapılır?
Özel Haber

SGK primleriniz yatıyor mu? e-Devlet’ten sigorta kaydı kontrolü nasıl yapılır?

2 Eylül 2026
Kullanmadığınız telefon hattını nasıl iptal edebilirsiniz? e-Devlet’ten hat kapatma işlemi
Özel Haber

Kullanmadığınız telefon hattını nasıl iptal edebilirsiniz? e-Devlet’ten hat kapatma işlemi

2 Eylül 2026
Mevsim geçişinde bağışıklık nasıl desteklenir? İşte bilimin önerdiği besinler
Özel Haber

Mevsim geçişinde bağışıklık nasıl desteklenir? İşte bilimin önerdiği besinler

2 Eylül 2026
Sonraki Haber
'ASELSAN Çocuk Şenliği', Kayseri’de çocuklarla buluştu

'ASELSAN Çocuk Şenliği', Kayseri’de çocuklarla buluştu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Katar Başbakanı Al Sani Çin’i ziyaret edecek
Dış Haberler

Katar Başbakanı Al Sani Çin’i ziyaret edecek

6 Eylül 2026
Silivri’de batan gemideki 10 mürettebatı arama çalışmaları 5’inci gününde devam ediyor
Yerel Haberler

Silivri’de batan gemideki 10 mürettebatı arama çalışmaları 5’inci gününde devam ediyor

6 Eylül 2026
Denizli'de iki grup arasında silahlı çatışma: 3 ölü, 3 yaralı
Yerel Haberler

Denizli’de iki grup arasında silahlı çatışma: 3 ölü, 3 yaralı

6 Eylül 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Bakan Uraloğlu: Konya-Antalya arası seyahat süresi 20 dakika kısalacak

6 Eylül 2026
Yaşam

‘ASELSAN Çocuk Şenliği’, Kayseri’de çocuklarla buluştu

6 Eylül 2026
Yaşam

Alopesi hastası Esma Nur’un ‘kaş’ hayali gerçek oldu

6 Eylül 2026
Yaşam

Uzmanlar uyardı: Sıcak olaylarda sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat

6 Eylül 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Çay’da 150 dönüm ekili alan yandı

Çay’da 150 dönüm ekili alan yandı

- Haberton
6 Eylül 2026

Afyonkarahisar’ın Çay ilçesine bağlı Eber köyü Kaş mevkisinde çıkan yangında yaklaşık 150 dönüm ekili alan zarar gördü. İtfaiye ve AFAD...

Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili

Evinizde haberiniz olmadan kimler kayıtlı? Birkaç dakikada kontrol edebilirsiniz

Sonbahar melankolisi: Mevsimsel depresyonu anlama ve yönetme

Türkiye’de tarım ilacı kalıntıları: Meyve ve sebzeler ne kadar güvenli?

Güncel Haber

Katar Başbakanı Al Sani Çin’i ziyaret edecek

Katar Başbakanı Al Sani Çin’i ziyaret edecek

6 Eylül 2026
Silivri’de batan gemideki 10 mürettebatı arama çalışmaları 5’inci gününde devam ediyor

Silivri’de batan gemideki 10 mürettebatı arama çalışmaları 5’inci gününde devam ediyor

6 Eylül 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton