17 Ekim 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Özel Haber - Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili

Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili

Seda Gökdemir - Seda Gökdemir
6 Eylül 2026
- Özel Haber
Okuma Süresi:18 dakikalık okuma
A A
0
Türk genç nüfusu ve siyasal Katılım: Z kuşağı seçmen profili
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Türkiye’de siyasal rekabetin geleceğini anlamanın en önemli yollarından biri genç seçmenin davranışlarını doğru okumaktan geçiyor. Yaklaşık olarak 1997-2012 yılları arasında doğanları tanımlamak için kullanılan Z kuşağının seçmen yaşına gelmiş bölümü, artık seçim sonuçlarını etkileyebilecek büyüklükte bir kitle oluşturuyor. Ancak gençleri yalnızca “muhalif”, “apolitik”, “milliyetçi” ya da “sosyal medya kuşağı” gibi tek bir sıfatla tanımlamak, Türkiye’deki yeni seçmen profilini açıklamak için yeterli değil.

Araştırmalar daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor: Gençler siyaseti takip ediyor ancak siyasi kurumlarla aralarına mesafe koyuyor; demokratik hakları önemsiyor ancak bazı toplumsal konularda güçlü muhafazakâr veya milliyetçi tutumlar gösterebiliyor; ekonomik bağımsızlık talep ediyor ancak işsizlik ve gelecek kaygısı nedeniyle aileye bağımlılığı sürüyor. Üstelik oy kullanmak gençler için hâlâ önemli bir siyasal katılım biçimi olsa da parti üyeliği, teşkilat çalışması ve klasik siyaset kanallarına katılım aynı ölçüde güçlü değil.

Bu nedenle Türkiye’de Z kuşağı seçmeni, önceki kuşaklardan farklı olarak partiye bağlılıktan çok konuya, performansa, adalet algısına ve kendi geleceğine göre hareket eden daha değişken bir seçmen kitlesi olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de genç nüfus ne kadar?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 yılı verilerine göre, 15-24 yaş grubunda 12 milyon 708 bin 348 genç bulunuyor. Bu grup Türkiye nüfusunun yüzde 14,8’ini oluşturuyor. Genç nüfusun yüzde 51,2’si erkek, yüzde 48,8’i kadınlardan oluşuyor.

Ancak Z kuşağı, TÜİK’in 15-24 yaş biçimindeki resmi gençlik tanımından daha geniş. Yaygın kuşak sınıflandırmasına göre düşünüldüğünde 2026 itibarıyla yaklaşık 14-29 yaş aralığını kapsıyor. Siyasal açıdan asıl önemli grup ise oy kullanma hakkına sahip 18-29 yaş arasındaki gençler.

Bu kitlenin seçimlerdeki ağırlığı 2023’te açık biçimde görüldü. YSK verilerine dayanan hesaplamalara göre 18-29 yaş grubundaki seçmenler toplam seçmenin yaklaşık yüzde 24,5’ini oluşturuyordu. Başka bir ifadeyle yaklaşık her dört seçmenden biri genç seçmendi.

2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde YSK Başkanı Ahmet Yener, yalnızca yurt içinde 4 milyon 904 bin 672 kişinin ilk kez oy kullanacağını açıklamıştı. Böylece milyonlarca genç, Türkiye’nin ulusal düzeydeki en kritik seçimlerinden birinde ilk siyasi tercihini sandığa yansıttı.

Bu rakamlar genç seçmenin artık “gelecekte önemli olacak” bir grup olmadığını gösteriyor. Gençler zaten bugünün seçmen kitlesinin temel bileşenlerinden biri.

Z kuşağı gerçekten siyasetten uzak mı?

Gençlerin siyasete ilgisiz olduğu yönündeki yaygın kanaat araştırmalarla tamamen örtüşmüyor.

Friedrich-Ebert-Stiftung tarafından gerçekleştirilen Türkiye Gençlik Araştırması 2024, Türkiye’de yaşayan 14-29 yaş aralığındaki 1.233 gençle yapılan temsili araştırmaya dayanıyor. Çalışmada Türkiye’deki gençlerin siyasete ilgisinin Güneydoğu Avrupa’daki birçok ülkeye kıyasla yüksek olduğu görülüyor. Araştırma ayrıca gençlerin siyasi görev alma konusunda da bölgedeki dikkat çekici gruplardan biri olduğunu gösteriyor.

Buradaki kritik ayrım siyasete ilgi ile siyasi kurumlara katılımın aynı şey olmaması.

Bir genç; siyasi gelişmeleri yakından takip edebilir, seçimlerde oy kullanabilir, sosyal medyada siyasi görüşlerini paylaşabilir, çevrimiçi kampanyaya katılabilir veya protestoya gidebilir; buna rağmen hiçbir siyasi partiye üye olmak istemeyebilir.

Yeni kuşağın siyasal katılım biçiminin anlaşılması açısından bu ayrım oldukça önemli.

Partilerden uzak, siyasetten değil

KONDA’nın 18-30 yaş grubuna yönelik 2024 araştırması, genç seçmenin kurumsal siyasetle arasındaki mesafeyi oldukça açık gösteriyor.

Araştırmada gençlere “Bugün genel milletvekilliği seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildiğinde, yüzde 31,2’si kararsız, yüzde 14,9’u ise oy kullanmayacağını belirtti. Böylece herhangi bir siyasi parti tercih etmeyen kesimin toplamı yüzde 46’nın üzerine çıktı. Araştırma 7-18 Şubat 2024 tarihlerinde, 18-30 yaş grubunda yüz yüze gerçekleştirildi.

Bu tabloyu doğrudan “gençlerin yarısı siyasetle ilgilenmiyor” biçiminde yorumlamak hatalı olur.

Aksine bunun altında partilerle özdeşleşmenin zayıflaması bulunuyor olabilir. Genç seçmen siyaseti takip ederken kendisini mevcut siyasi seçeneklerden birine bağlamak konusunda daha ihtiyatlı davranıyor.

Dolayısıyla Z kuşağı açısından “kararsız seçmen”, her zaman politikadan habersiz seçmen anlamına gelmiyor. Kararsızlığın bir bölümü, mevcut seçeneklerden tatmin olmama veya tercihini seçim gününe daha yakın belirleme eğilimini de yansıtıyor.

Genç seçmende parti sadakati neden zayıflıyor?

Türkiye’de geçmiş kuşaklarda siyasal kimliğin aile, mahalle, ideoloji, dini kimlik veya parti aidiyeti üzerinden aktarılması daha güçlüydü.

Z kuşağında bu mekanizma tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak dijitalleşme sayesinde gençler ailelerinin siyasi çevresinin dışındaki görüşlerle çok daha erken yaşta karşılaşıyor.

TikTok, Instagram, YouTube, X ve diğer dijital platformlarda aynı genç aynı gün içerisinde birbirine tamamen zıt siyasi görüşleri izleyebiliyor. Böylece siyasi iletişim artık yalnızca televizyon, gazete, miting ve parti teşkilatları üzerinden gerçekleşmiyor.

2023 seçimlerine ilk kez katılacak 17-22 yaş arasındaki 646 üniversite öğrencisini inceleyen akademik bir araştırma da dijital ortamların gençlerin siyasal katılım süreçlerinde önemli bir alan haline geldiğini ortaya koyuyor.

Bu dönüşümün önemli bir sonucu var: Siyaset artık genç seçmene yalnızca parti üzerinden ulaşmıyor.

Bir YouTube yayıncısı, bağımsız gazeteci, TikTok videosu, arkadaş grubu veya sosyal medya gündemi genç seçmenin siyasi algısında geleneksel parti örgütlerinden daha güçlü hale gelebiliyor.

Sandık hâlâ en güçlü katılım biçimi

Dijital siyasetin yükselmesi, sandığın önemini ortadan kaldırmış değil.

Friedrich-Ebert-Stiftung’un 2024 Güneydoğu Avrupa gençlik araştırmasında oy kullanmanın bölgedeki gençler açısından en yaygın siyasal katılım biçimi olmaya devam ettiği belirtiliyor. Buna karşılık siyasi partilerde aktif görev almak daha sınırlı kalıyor. Araştırma; çevrimiçi siyasi faaliyetler, gösteriler, dilekçeler, boykotlar ve sivil toplum faaliyetlerinin de gençlerin başvurduğu alternatif katılım biçimleri arasında bulunduğunu gösteriyor.

Bu durum Türkiye açısından önemli bir siyasi dönüşüme işaret ediyor.

Geleneksel model:

Partiye üye ol → teşkilatta çalış → siyasete katıl iken yeni kuşakta model giderek:

Gündemi takip et → görüş oluştur → dijital olarak tepki ver → gerektiğinde kampanyaya veya protestoya katıl → seçim günü tercih yap şeklinde ilerliyor.

Bu nedenle gençlerin parti üyeliğinin düşük olması, onların siyasal olarak tamamen pasif olduğu anlamına gelmiyor.

Temsil sorunu: Genç seçmen çok, genç siyasetçi az

Z kuşağının siyasetle ilişkisindeki en önemli sorunlardan biri temsil.

2023 seçimlerinde 18-29 yaş grubundaki seçmenler toplam seçmenlerin yaklaşık dörtte birini oluşturmasına rağmen aynı yaş grubunun parlamentodaki temsili oldukça sınırlı kaldı. YSK verilerini analiz eden KaçGençVar çalışmasına göre 18-29 yaş grubundaki gençler seçmenin yüzde 24,49’unu oluştururken seçilen milletvekilleri içindeki gençlerin oranı yalnızca yüzde 0,83 düzeyindeydi.

Ortaya dikkat çekici bir temsil açığı çıkıyor: Sandıkta dört seçmenden biri gençken karar alma masasında gençlerin ağırlığı bunun çok altında.

FES’in bölgesel araştırmasında da Türkiye’deki gençlerin önemli bir bölümü ulusal siyasette gençlerin çıkarlarının yeterince temsil edilmediğini düşünüyor. 2024 sonuçlarında gençlerin yüzde 13,4’ü temsilin “hiç olmadığını”, yüzde 34’ü ise “kötü” olduğunu belirtti. Buna karşılık “oldukça iyi” veya “çok iyi” diyenlerin toplamı yaklaşık yüzde 19’da kaldı.

Bu temsil farkı, gençlerin siyasi partilere mesafesini açıklayan faktörlerden biri.

Ekonomi, genç seçmenin siyasi davranışının merkezinde

Z kuşağını yalnızca kimlik ve ideoloji üzerinden analiz etmek ciddi bir hata olur. Gençlerin siyasi tercihlerinin arkasındaki en güçlü değişkenlerden biri ekonomik gelecek.

TÜİK’e göre 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı 2025 yılında yüzde 15,3 olarak gerçekleşti. Genç erkeklerde oran yüzde 11,7 iken genç kadınlarda yüzde 22,1’e ulaştı.

İş bulmak ise tek mesele değil.

Barınma maliyetleri, yüksek kiralar, eğitim giderleri, ücret seviyesi, ekonomik bağımsızlık, kariyer imkanları ve geleceğe ilişkin belirsizlik doğrudan siyasi tercihlere dönüşebiliyor.

FES gençlik araştırmasında gençlerin hayatlarında bağımsız olmanın önemli bir değer olarak öne çıkması da bu açıdan dikkat çekici. Aynı araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde gençlerin yaklaşık üçte birinin altı aydan daha uzun süre yurt dışında yaşamak istediği belirtiliyor.

Genç seçmenin siyasal talebi bu nedenle yalnızca “daha fazla özgürlük” veya “daha iyi ekonomi” şeklinde iki ayrı başlığa bölünemiyor.

Çoğu zaman ikisi birleşiyor:

iyi eğitim + liyakat + iş bulabilme + ekonomik bağımsızlık + hukuk güvenliği + yaşam tarzına müdahale edilmemesi.

Liyakat algısı siyaseti doğrudan etkiliyor

Gençlerin iş hayatıyla ilgili beklentilerinde liyakat meselesi özellikle dikkat çekiyor.

FES 2024 araştırmasına ilişkin verilerde gençlerin yaklaşık yüzde 60’ının işe girmek açısından güçlü kişilerle bağlantıya sahip olmayı önemli gördüğü; uzmanlık bilgisinin ardından siyasi parti bağlantısının da işe erişim açısından önemli faktörler arasında değerlendirildiği aktarılıyor.

Bu algının siyasi sonucu büyük. Çünkü genç bir seçmen çalışarak, eğitim alarak ve beceri geliştirerek sosyal hareketlilik sağlayabileceğine inanmıyorsa sorun artık yalnızca ekonomi değildir. Adalet ve fırsat eşitliği sorunu haline gelir.

Böyle bir ortamda seçim tercihini belirleyen soru: “Ekonomi iyi mi kötü mü?” olmaktan çıkıp: “Bu ülkede benim emeğimin karşılığı olacak mı?” sorusuna dönüşür.

Z kuşağının siyasetle ilişkisinde liyakat tartışmasının giderek merkezi hale gelmesinin nedeni de budur.

Gençlerin demokrasiye bakışı sanıldığından daha karmaşık

Türkiye’deki Z kuşağını otomatik olarak “özgürlükçü kuşak” olarak nitelendirmek de yanıltıcı.

FES Türkiye Gençlik Araştırması, gençlerin demokratik haklara önem verdiğini ve baskıcı politikalardan endişe duyduğunu ortaya koyarken aynı zamanda bazı kimlik gruplarına yönelik hoşgörünün sınırlı olduğunu gösteriyor. Milliyetçi tutumların gençler arasında güçlü olması da araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri.

Dolayısıyla Türkiye’deki gençlik aynı anda: Demokratik hakları önemseyebilir, ifade özgürlüğü talep edebilir, milliyetçi görüşlere sahip olabilir, göç politikalarına sert biçimde karşı çıkabilir ve bazı kültürel konularda muhafazakâr davranabilir. Bu özellikler birbirini zorunlu olarak dışlamıyor.

Z kuşağının siyasi davranışını anlamanın en kritik noktalarından biri tam olarak burada yatıyor: Genç seçmen klasik sağ-sol kalıplarına her zaman kusursuz biçimde oturmuyor.

Göç ve mülteci meselesi gençlerde neden önemli?

Genç seçmen davranışında son yıllarda yükselen konulardan biri düzensiz göç ve mülteci politikaları.

FES araştırması, Türkiye’deki gençlerin göçü ülkenin önümüzdeki yıllardaki önemli sorunlarından biri olarak gördüğünü ve mültecilere yönelik olumsuz tutumların dikkat çekici seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar ekonomik krizin gençlerin yetişkinliğe geçişini zorlaştırmasının bu algıyla ilişkili olabileceğine de dikkat çekiyor.

Konut, iş ve eğitim için yoğun rekabet hisseden gençlerde göç konusu ekonomik sorunla birleşebiliyor.

Bu nedenle göç politikası, genç seçmen açısından yalnızca kültürel veya güvenlik temelli bir mesele olmaktan çıkarak iş, kira, ücret ve gelecek beklentisiyle bağlantılı hale geliyor.

Genç kadın seçmenin profili ayrıca incelenmeli

Z kuşağını homojen bir seçmen kitlesi olarak değerlendirmenin bir başka problemi genç kadınlarla genç erkekler arasındaki farkların gözden kaçması.

Özellikle ekonomi açısından fark belirgin. TÜİK’in 2025 verilerinde genç erkeklerde yüzde 11,7 olan işsizlik oranının genç kadınlarda yüzde 22,1’e çıkması, genç kadınların ekonomik bağımsızlık önündeki daha güçlü engellerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Siyasi katılımda da benzer sorunlar bulunuyor. KONDA’nın gençlere yönelik araştırmasında kadınların siyasete katılımının önündeki en büyük engel sorulduğunda en fazla verilen cevaplardan biri ataerkil yapı ve erkek baskısı oldu.

Dolayısıyla genç kadın seçmen açısından ekonomik koşulların yanında güvenlik, kadın hakları, istihdam, eğitim, yaşam tarzı ve kamusal alandaki eşitlik gibi başlıklar da siyasal tercih üzerinde etkili olabiliyor.

Siyasi kurumlara güven parti tercihine göre değişiyor

Gençlerin siyasi kurumlara güvenini tek bir oranla açıklamak da mümkün değil.

FES’in Türkiye gençlik verileri üzerinde yaptığı analizde gençlerin yüzde 46,22’si mahkemelere az güvendiğini veya hiç güvenmediğini belirtirken, yüzde 30,34’ü oldukça fazla veya tamamen güvendiğini ifade etti.

Ancak siyasi kimlik dikkate alındığında fark çok büyüyor. İktidar ve muhalefet partilerini destekleyen gençlerin yargıya ve Türkiye’deki demokrasinin işleyişine ilişkin değerlendirmeleri ciddi ölçüde ayrışıyor.

Bu bulgu gençlerin de Türkiye’deki genel siyasi kutuplaşmanın dışında olmadığını gösteriyor.

Dijitalleşme gençleri farklı görüşlere ulaştırıyor ancak aynı zamanda algoritmalar ve sosyal çevreler siyasi yankı odaları yaratabiliyor.

Bu nedenle Z kuşağı dijital olarak daha bağlantılı olsa da otomatik olarak daha az kutuplaşmış değil.

Z kuşağı ideolojiden tamamen kopmuş değil

Genç seçmen üzerine yapılan en yaygın hatalardan biri de “ideolojileri önemsemiyorlar” iddiası.

Gerçekte daha doğru ifade şu:

Gençlerin ideolojiyle ilişkisi değişiyor.

Bir genç ekonomik politikalarda sosyal devlet yanlısı davranırken göç konusunda milliyetçi; yaşam tarzı konusunda özgürlükçü; dış politikada ise güvenlikçi bir tutum benimseyebilir.

Bu nedenle eski tip: “sağ seçmen”, “sol seçmen”, “muhafazakâr seçmen” etiketlerinin açıklama gücü azalıyor.

Bunun yerine farklı konularda farklı tutumların birleştiği hibrit siyasi kimlikler ortaya çıkıyor.

Siyasi partilerin Z kuşağını anlamakta zorlandıkları noktalardan biri de bu.

Sosyal medya seçim kazandırır mı?

Z kuşağına ulaşmak isteyen siyasi aktörlerin en büyük yanılgılarından biri sosyal medyada görünür olmayı gençlerin oyunu kazanmakla eş anlamlı görmeleri.

Bir siyasetçinin TikTok hesabı açması veya viral video üretmesi genç seçmenin desteğini otomatik olarak sağlamıyor.

2025’te yayımlanan ve 700 katılımcıyla gerçekleştirilen akademik bir çalışma, seçim kampanyalarının Z kuşağının siyasi katılımını ve oy kullanma ihtimalini artırabildiğini ancak aday tercihinin değiştirilmesi üzerindeki etkisinin çok daha sınırlı olduğunu ortaya koydu.

Genç seçmen için dijital iletişim gerekli ancak tek başına yeterli değil. Video izlenebilir. Siyasetçi eğlenceli bulunabilir. Paylaşım milyonlara ulaşabilir.

Fakat oy tercihi son aşamada ekonomik beklenti, aday güvenilirliği, adalet algısı, parti performansı ve kişisel gelecek hesabıyla şekillenebilir.

Başka bir ifadeyle viral olmak ile oy almak aynı şey değil.

Z kuşağının oyunu hangi konular belirliyor?

Araştırmalar birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’deki genç seçmenin karar mekanizmasında bazı başlıkların giderek daha fazla öne çıktığı görülüyor:

Ekonomik bağımsızlık gençlerin yetişkinliğe geçebilmesinin temel koşulu.

İş ve kariyer fırsatları üniversite diplomasının ötesinde doğrudan gelecek beklentisini belirliyor.

Liyakat ve adalet, kamuda veya özel sektörde ilerleyebilme inancını etkiliyor.

Barınma sorunu özellikle büyükşehirlerde yaşayan gençlerin hayat planlarını değiştiriyor.

Özgürlükler ve yaşam tarzı, bireyselliğin güçlendiği genç kuşakta önemini koruyor.

Göç ve mülteci politikaları, ekonomi ve güvenlik tartışmalarıyla birleşiyor.

Eğitim kalitesi, fırsat eşitliği açısından değerlendiriliyor.

Hukuk ve kurumlara güven, siyasi aidiyete göre ciddi farklılıklar göstermekle birlikte gençlerin ülkenin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde etkili oluyor.

Bu konuların ortak noktası ise oldukça açık: Z kuşağı siyasete “Benim hayatım nasıl olacak?” sorusundan bakıyor.

Genç seçmenin en önemli özelliği: Hareketlilik

Türkiye’deki genç seçmenin uzun vadede siyasi sistemi en fazla değiştirebilecek özelliği belirli bir partiye yönelmesi değil, seçmen sadakatinin daha zayıf olması olabilir.

KONDA’nın 2024 araştırmasında genel seçim sorusuna verilen yüzde 31,2’lik kararsızlık oranı bunun en dikkat çekici göstergelerinden biri.

Parti aidiyeti zayıfladıkça seçmen davranışı daha hareketli hale gelir. Bir seçimde verilen oy diğer seçim için garanti olmaktan çıkar. Bu da siyasi partilerin gençlerle ilişkisini sürekli hale getirmesini gerektirir.

Seçime altı ay kala hazırlanmış gençlik kampanyaları, birkaç sosyal medya videosu veya genç adayların afişlerde görünmesi yeterli olmayabilir.

Genç seçmen giderek daha fazla şu sorulara bakıyor:

Bana gerçekten karar alma alanı veriliyor mu?

İş bulabilecek miyim?

Kendi evime çıkabilecek miyim?

Eğitimimin karşılığını alabilecek miyim?

Bu ülkede liyakat işleyecek mi?

Düşüncemi özgürce söyleyebilecek miyim?

Geleceğimi burada kurmaya değer mi?

Z kuşağı seçimlerin kaderini belirleyebilir mi?

Tek başına bir kuşağın bütün seçimleri belirleyeceğini söylemek fazla iddialı olur. Çünkü Z kuşağı kendi içinde eğitim, gelir, cinsiyet, şehir, dini kimlik, etnik kimlik ve siyasi görüş açısından son derece farklı gruplardan oluşuyor.

Ancak yaklaşık dört seçmenden birinin genç olduğu bir ülkede hiçbir siyasi hareketin genç seçmeni göz ardı etmesi mümkün değil.

Üstelik gençlerin etkisi yalnızca sayısal büyüklüklerinden kaynaklanmıyor.

Gençlerin dijital iletişimde daha aktif olması, siyasi mesajların yayılma biçimini de değiştiriyor. Bir gündem, birkaç saat içerisinde TikTok, X, Instagram ve YouTube üzerinden milyonlarca kişiye ulaşabiliyor. Geleneksel siyasi iletişimde günler alan tartışmalar artık saatler içinde başlayıp büyüyebiliyor.

Bu nedenle Z kuşağının etkisi sandık sayısından daha büyük bir iletişim gücüne sahip.

Sonuç: Apolitik değil, siyasetin eski biçimlerine mesafeli bir kuşak

Türkiye’deki Z kuşağını “siyasetten anlamayan”, “tamamen muhalif”, “tamamen milliyetçi” veya “yalnızca sosyal medyayla ilgilenen” bir kuşak olarak tanımlamak araştırmalarla örtüşmüyor.

Ortaya çıkan profil çok daha karmaşık.

Türkiye’nin genç seçmeni siyaseti takip ediyor fakat siyasi kurumlara koşulsuz bağlanmıyor. Demokratik hakları önemsiyor ancak milliyetçi ve zaman zaman toplumsal olarak muhafazakâr tutumlar da gösterebiliyor. Sandığa önem veriyor fakat parti teşkilatlarına aynı ilgiyi göstermiyor. Ekonomik bağımsızlık istiyor ancak ekonomik koşullar nedeniyle yetişkinliğe geçişi gecikiyor. Türkiye’de gelecek kurmak istiyor fakat önemli bir kesimi yurt dışını da alternatif olarak değerlendiriyor.

Dolayısıyla Z kuşağının temel özelliği “apolitik” olması değil.

Daha doğru tanım kurumsal siyasete karşı seçici, parti sadakati daha zayıf, dijital olarak güçlü, ekonomik ve toplumsal sorunları kendi hayatı üzerinden değerlendiren yeni bir seçmen tipi olabilir.

Türkiye’deki siyasi partiler açısından önümüzdeki dönemin temel meselesi gençlerin hangi partiye oy vereceğinden önce başka bir soruda düğümleniyor:

Gençler mevcut siyasi sistem içerisinde kendilerini gerçekten temsil edilmiş hissedecek mi?

Bu soruya ikna edici cevap veren siyasi hareketler yalnızca Z kuşağının oyunu değil, Türkiye siyasetinin gelecek dönemindeki yönünü de belirleme avantajı elde edebilir.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

2026’nın en güçlü aksesuar trendleri: Broş, eşarp ve charm kolyeler geri döndü

Sonraki Haber

‘ASELSAN Çocuk Şenliği’, Kayseri’de çocuklarla buluştu

Seda Gökdemir

Seda Gökdemir

İlgili Haberler

Türkiye'de şehirlerin gizli sakinleri: Beton binaların arasında yaban hayatı nasıl varlığını sürdürüyor?
Özel Haber

Türkiye’de şehirlerin gizli sakinleri: Beton binaların arasında yaban hayatı nasıl varlığını sürdürüyor?

16 Ekim 2026
Markette aldığınız her ürün güvenli mi? Gıda etiketlerinde gözden kaçan 10 kritik ayrıntı!
Özel Haber

Markette aldığınız her ürün güvenli mi? Gıda etiketlerinde gözden kaçan 10 kritik ayrıntı!

16 Ekim 2026
Zayıflama iğneleri sanıldığı kadar masum mu? Uzmanları endişelendiren yan etkiler ve bırakınca yaşananlar!
Özel Haber

Zayıflama iğneleri sanıldığı kadar masum mu? Uzmanları endişelendiren yan etkiler ve bırakınca yaşananlar!

15 Ekim 2026
Türkiye’de dondurulmuş gıda sektörü büyüyor: Soğuk zincir ve lojistikte yeni dönem
Özel Haber

Türkiye’de dondurulmuş gıda sektörü büyüyor: Soğuk zincir ve lojistikte yeni dönem

15 Ekim 2026
21 Ekim gecesi gökyüzünde görsel şölen! Halley Kuyruklu Yıldızı'ndan gelen meteor yağmuru başlıyor Spot: Gökyüzü meraklıları için yılın dikkat çeken doğa olaylarından biri yaklaşıyor. Halley Kuyruklu Yıldızı'nın geride bıraktığı parçacıkların oluşturduğu Orionid meteor yağmuru, 21-22 Ekim gecesi zirveye ulaşacak. Türkiye'den de izlenebilecek doğa olayında uygun koşullarda saatte 10 ila 20 meteor görülebilecek. Ancak bu yıl Ay ışığı gözlem koşullarını zorlaştıracak. Ekim ayının en dikkat çekici gökyüzü olaylarından biri olan Orionid meteor yağmuru için geri sayım başladı. Her yıl Dünya'nın Halley Kuyruklu Yıldızı'ndan kalan parçacıkların arasından geçmesiyle ortaya çıkan meteor yağmuru, 2026 yılında 21 Ekim'i 22 Ekim'e bağlayan gece en yoğun dönemine ulaşacak. Gökyüzünde anlık parlak ışık izleri oluşturan meteorlar, uygun hava koşullarında Türkiye'nin farklı bölgelerinden çıplak gözle izlenebilecek. NASA'nın yayımladığı astronomi verilerine göre Orionid meteor yağmuru, yılın düzenli olarak gözlemlenen gök olayları arasında bulunuyor. Özellikle hızlı hareket eden meteorlarıyla tanınan bu doğa olayı, şehir ışıklarından uzak bölgelerde daha belirgin hale geliyor. Ancak 2026 yılında Ay'ın parlaklığı nedeniyle gözlemlenebilecek meteor sayısının ideal koşullardakinden daha düşük olması bekleniyor. Astronomi meraklılarının merak ettiği konuların başında ise meteor yağmurunun hangi saatte başlayacağı, Türkiye'den görülüp görülmeyeceği ve gözlem için özel bir ekipman gerekip gerekmediği geliyor. Uzman kuruluşların yayımladığı takvimler, bu yılki en yoğun gözlem döneminin 21-22 Ekim tarihleri olduğunu ortaya koyuyor. Orionid meteor yağmuru ne zaman, saat kaçta görülecek? Orionid meteor yağmuru, 2026 yılında 2 Ekim ile 7 Kasım tarihleri arasında etkinliğini sürdürüyor. Ancak meteorların görülme sıklığının artacağı zirve dönemi 21 Ekim Çarşamba gecesi başlayıp 22 Ekim Perşembe sabahına kadar devam edecek. Meteor yağmurlarında en uygun gözlem zamanı genellikle gece yarısından sonraki saatler oluyor. Bunun nedeni, Dünya'nın dönüşü ve meteorların gökyüzündeki görünür çıkış noktasının zaman içinde yükselmesi. Türkiye'de gökyüzünü izlemek isteyenler için özellikle gece yarısından sabahın ilk ışıklarına kadar olan zaman dilimi önem taşıyor. Bununla birlikte meteorların hangi dakika görüleceğine ilişkin kesin bir saat bulunmuyor. Gökyüzünde kısa süreli ışık izleri halinde beliren meteorlar, gözlem süresince farklı aralıklarla ortaya çıkabiliyor. Halley Kuyruklu Yıldızı ile Orionid meteor yağmuru arasındaki bağlantı ne? Orionid meteor yağmurunu özel kılan en önemli özellik, kaynağının astronomi tarihinin en ünlü gök cisimlerinden biri olan Halley Kuyruklu Yıldızı olması. Bilimsel adı 1P/Halley olan kuyruklu yıldız, Güneş çevresindeki bir turunu yaklaşık 76 yılda tamamlıyor. Güneş'e yaklaştığı dönemlerde yüzeyindeki buz ve diğer uçucu maddelerin etkisiyle gaz ve toz açığa çıkıyor. Bu süreçte uzaya yayılan küçük parçacıklar, kuyruklu yıldızın yörüngesi boyunca dağılıyor. Dünya her yıl ekim ayında bu parçacıkların bulunduğu bölgeden geçiyor. Atmosfere büyük hızlarla giren parçacıkların oluşturduğu ışık izleri ise yeryüzünden meteor olarak gözlemleniyor. Bu nedenle Orionid meteor yağmuru, Halley Kuyruklu Yıldızı'nın Dünya yakınından geçmesini beklemeden onun geride bıraktığı izleri görme fırsatı sunuyor. Halley Kuyruklu Yıldızı'nın Dünya'dan yeniden gözlemlenebileceği bir sonraki dönüşünün ise 2061 yılında gerçekleşmesi bekleniyor. Saatte kaç meteor görülebilecek? NASA ve Amerikan Meteor Derneği'nin yayımladığı verilere göre Orionid meteor yağmuru, normal koşullarda en yoğun döneminde saatte yaklaşık 10 ila 20 meteor oluşturabiliyor. Ancak bu sayı, her gözlemcinin mutlaka aynı miktarda meteor göreceği anlamına gelmiyor. Meteorların görünürlüğünü etkileyen faktörler arasında atmosfer koşulları, bulutluluk, yapay aydınlatma, Ay'ın parlaklığı ve gözlem yapılan bölgenin özellikleri bulunuyor. Orionid meteorlarının dikkat çeken özelliklerinden biri de son derece hızlı olmaları. Atmosfere saniyede yaklaşık 66 kilometre hızla giren bu parçacıklar, gökyüzünde anlık parlak izler oluşturabiliyor. Bazı meteorların arkasında bıraktığı ışıklı izler, birkaç saniye boyunca görülebiliyor. 2026 yılında Ay ışığı meteor yağmurunu etkileyecek Bu yılki Orionid meteor yağmurunda gözlem koşullarını etkileyecek önemli bir gökyüzü ayrıntısı bulunuyor. 21 Ekim tarihinde Ay, büyüyen şişkin Ay evresinde olacak. Ankara için hesaplanan verilere göre Ay'ın aydınlık oranı 21 Ekim'de yaklaşık yüzde 78, 22 Ekim'de ise yüzde 86 düzeyine ulaşacak. Bu durum, özellikle gökyüzündeki daha sönük meteorların fark edilmesini zorlaştırabilecek. Parlak meteorlar görülebilse de ideal karanlık gökyüzü koşullarındaki kadar yoğun bir görüntü oluşmayabilecek. Ay ışığının etkisinden uzaklaşmak isteyen gözlemciler için Ay'ın battığı saatlerden sonraki dönem daha avantajlı olabilir. Ankara'da 21 Ekim'i 22 Ekim'e bağlayan gece Ay'ın yaklaşık 02.46'da batması bekleniyor. Dolayısıyla sabaha karşı saatler, bulutsuz bir gökyüzü olması halinde daha elverişli bir gözlem fırsatı sunabilir. Orionid meteor yağmuru Türkiye'den görülebilecek mi? Orionid meteor yağmuru yalnızca belirli bir ülkeden gözlemlenen bir doğa olayı değil. Kuzey ve Güney Yarım Küre'deki pek çok bölgeden izlenebilen meteor yağmuru, Türkiye'den de görülebiliyor. Ancak İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer büyükşehirlerin yoğun aydınlatmaya sahip merkezlerinde meteorların fark edilmesi daha zor olabilir. Gözlem için şehir merkezlerinden uzak, mümkün olduğunca karanlık ve ufuk görüşü açık alanların tercih edilmesi öneriliyor. Bulutlu hava, sis ve yağış gibi meteorolojik koşullar da görünürlüğü önemli ölçüde azaltabiliyor. Bu nedenle 21-22 Ekim gecesi gözlem yapmak isteyenlerin bulundukları bölgenin güncel hava tahminlerini kontrol etmesi önem taşıyor. Meteor yağmurunu izlemek için teleskop gerekiyor mu? Orionid meteor yağmurunu izlemek için teleskop, dürbün ya da özel bir astronomi ekipmanına ihtiyaç bulunmuyor. Meteorların geniş bir gökyüzü alanında belirmesi nedeniyle çıplak gözle yapılan gözlemler daha avantajlı olabiliyor. Meteorlar, adını aldıkları Orion yani Avcı Takımyıldızı çevresindeki bir noktadan yayılıyormuş gibi görünse de gökyüzünün farklı bölgelerinde ortaya çıkabiliyor. Gözlemcilerin gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre telefon ve diğer parlak ekranlardan uzak durması, mümkün olduğunca geniş bir gökyüzü alanını takip etmesi öneriliyor. Meteorların belirli bir takvimde en yoğun döneme ulaşması, gökyüzünde kesintisiz bir ışık gösterisi yaşanacağı anlamına gelmiyor. Bazen birkaç dakika boyunca meteor görülmezken kısa aralıklarla birden fazla meteorun belirmesi mümkün olabiliyor. Orionid meteor yağmuru neden her yıl gerçekleşiyor? Meteor yağmurlarının her yıl benzer tarihlerde ortaya çıkmasının nedeni, Dünya'nın Güneş çevresindeki hareketi sırasında uzaydaki belirli parçacık akıntılarından tekrar tekrar geçmesi. Halley Kuyruklu Yıldızı'nın geçmiş geçişlerinde bıraktığı parçacıklar da bu doğal döngünün bir parçasını oluşturuyor. Orionidlerin yanı sıra mayıs ayında gözlemlenen Eta Aquarid meteor yağmuru da Halley Kuyruklu Yıldızı'ndan kalan parçacıklarla ilişkili. Böylece aynı kuyruklu yıldızın bıraktığı izler, yılın iki farklı döneminde gökyüzü olaylarına neden oluyor. 21-22 Ekim gecesi zirveye ulaşacak Orionid meteor yağmuru, gökyüzüne merak duyanlar için teleskop gerektirmeyen bir gözlem fırsatı sunacak. Ancak bu yıl Ay ışığının güçlü olması nedeniyle meteorların en net şekilde izlenebilmesi için karanlık alanların ve uygun saatlerin seçilmesi daha da önem kazanacak.
Özel Haber

21 Ekim gecesi gökyüzünde görsel şölen! Halley Kuyruklu Yıldızı’ndan gelen meteor yağmuru başlıyor

15 Ekim 2026
Alışveriş fişini kaybedenler dikkat! İade hakkınız bitmiyor, paranızı geri alabilirsiniz
Özel Haber

Alışveriş fişini kaybedenler dikkat! İade hakkınız bitmiyor, paranızı geri alabilirsiniz

14 Ekim 2026
Sonraki Haber
'ASELSAN Çocuk Şenliği', Kayseri’de çocuklarla buluştu

'ASELSAN Çocuk Şenliği', Kayseri’de çocuklarla buluştu

En Güncel Haberler

Traktör ile kamyonet çarpıştı; 1 ölü, 1 yaralı
Yerel Haberler

Traktör ile kamyonet çarpıştı; 1 ölü, 1 yaralı

17 Ekim 2026
Zalgiris Kaunas - Anadolu Efes : 70-85
Spor Haberleri

Zalgiris Kaunas – Anadolu Efes : 70-85

17 Ekim 2026
Beşiktaş - Bayern Münih: 95-87
Spor Haberleri

Beşiktaş – Bayern Münih: 95-87

17 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

AFAD: 60 bin 395 personel ve 8 bin 927 araç görev yapıyor

17 Ekim 2026
Yaşam

Ankara’da sağanak etkili oldu

17 Ekim 2026
Yaşam

İçişleri Bakanlığı’ndan ‘sağanak’ ve ‘fırtına’ uyarısı

17 Ekim 2026
Yaşam

YÖK Başkanı Erol Özvar’dan üniversitelere ‘Terörsüz Türkiye’ çağrısı

16 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Ankara’da sağanak etkili oldu

Ankara’da sağanak etkili oldu

- Haberton
17 Ekim 2026

Ankara’da akşam saatlerinde etkili olan sağanak nedeniyle bazı cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken, ulaşımda aksamalar yaşandı. Ankara’da akşam saatlerinde...

Türkiye’de şehirlerin gizli sakinleri: Beton binaların arasında yaban hayatı nasıl varlığını sürdürüyor?

Markette aldığınız her ürün güvenli mi? Gıda etiketlerinde gözden kaçan 10 kritik ayrıntı!

Zayıflama iğneleri sanıldığı kadar masum mu? Uzmanları endişelendiren yan etkiler ve bırakınca yaşananlar!

Türkiye’de dondurulmuş gıda sektörü büyüyor: Soğuk zincir ve lojistikte yeni dönem

Güncel Haber

AFAD: 60 bin 395 personel ve 8 bin 927 araç görev yapıyor

AFAD: 60 bin 395 personel ve 8 bin 927 araç görev yapıyor

17 Ekim 2026
Traktör ile kamyonet çarpıştı; 1 ölü, 1 yaralı

Traktör ile kamyonet çarpıştı; 1 ölü, 1 yaralı

17 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton