‘İrtikap’ soruşturmasında gözaltına alınan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan tutuklandı.
Savcılıkta ifadesinin ardından tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can ‘İcbar suretiyle irtikap’ suçlamasıyla tutuklanırken Bolsev Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız ev hapsi ile cezalandırıldı. 10 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Mahkemenin ardından adliye önünde açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın tutuklanmasına tepki göstererek, “Utanç verici bir kararla daha karşı karşıyayız. Bugün hiçbir delil olmamasına rağmen belediye başkanımız ve yardımcısı tutuklandı. Bir başsavcı tamamen şahsi husumeti ve aldığı talimatları harfiyen yerine getirdi ve belediye başkanımızı cezaevine attı. Ben bu başsavcıya sormak isterim.
78 tane yurttaşımız Kartalkaya’da hayatını kaybettiğinde bir tek bakanlık bürokratını sabah 06.30’da alabildin mi? Ama bundan dolayı seni şikayet eden belediye başkanımızdan intikam alır gibi bu soruşturmayı yürüttün. Bakın, dosyada hiçbir somut delil olmadığı gibi bu vakıf Bolu’nun tüm unsurlarını, Ak Parti’sini, MHP’sini, meslek örgütlerini bünyesinde barındırıyor. Bu marketler tamamen rızasıyla öğrenciler okuyabilsin, eğitimini devam ettirebilsin diye burs veriyor ve bu bağışları alıyor.
Belediye başkanının hiçbir alakası yok. Ama bundan dolayı bir belediye başkanı tutuklandı” dedi.
Başarır, Türkiye’de yargı eliyle darbe yapıldığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
“Bir şehri kimin yöneteceğine o şehrin insanları, halkı değil bir sulh ceza mahkemesi ve başsavcı karar vermektedir. Türkiye’de yargı eliyle İstanbul’da, Adana’da, şimdi de Bolu’da darbeye devam ediliyor. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bolu belediye başkanının tek başına bir sorunu değil, 86 milyonun sorunu. İstanbul’da da aynı şeyi söyledik, Cumhurbaşkanı adayımız tutuklandığı zaman.
Adana’da aynı şeyi söyledik. Seyhan’da, Ceyhan’da aynı şeyi söyledik. İlçe belediyelerimizde aynı şeyi söyledik. Rahat uyuyabilecek mi bu kararı veren Sulh Ceza Mahkemesi hakimi.
Rahat uyuyabilecek misin? Ama bir gün bunların hesabı sorulacak hukuk çerçevesinde. Ben kimseyi tehdit etmiyorum. Asıl tehdit milli iradeye, millete, demokrasiye.
O yüzden Bolu’dan, İstanbul’dan, Adana’dan Türkiye’ye sesleniyoruz. Hep beraber bu tepkiyi ortaya koyalım. Yarın çok geç olabilir.”
TANJU ÖZCAN’IN SAVCILIK İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Tutuklanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın savcılık ifadesi ortaya çıktı. Tanju Özcan, ifadesinde Bolsev’in herhangi bir kademesinde görevli olmadığını belirterek, “Bolu’yu Seviyorum Vakfı benim başkanlığını yaptığım, mahkeme kararı ile kurulmuş bir vakıftır.
Bolu’yu Seviyorum Eğitim Ticaret A.Ş. bu vakfın iştirakidir. Bu anonim şirketinin yönetim kurulu başkanı ben değilim. Bolu Bel A.Ş. ise bunlardan farklı olup yüzde 100’ü belediyeye ait olan bir şirkettir. Ben bu şirketin de herhangi bir kademesinde görevli değilim. Vakıf kurmamızın amacı Bolu ilindeki fakir ailelere, öğrencilere ve engelli vatandaşlara ve yatalak hastalara yardım yapma amacıydı.
Nihai amacı ise büyük bir huzur evi yapmak idi. Vakfı kurma kararımızdan sonra ben Bolu Belediye başkanı olarak birçok yerde bu vakfa yardım yapılabileceğini söyledim. Bilboardlar aracılığı ile halka da çağrıda bulundum.
Bolu’nun ileri gelenlerinden, maddi olarak kazancı yüksek olan şirketlerden, hayırsever olduğunu bildiğimiz kişilerden bu vakfa yardımda bulunmalarını istedim. Bunların dışında Bolu ilinde faaliyet gösteren bankalara da marketlere de bu şekilde yardım edebileceklerini söyledim. Yapıldığı iddia edilen toplantıda yine vakfa yardım toplamak amacıyla yapılmış bir toplantıdır. Bu toplantıya Bolu içinde faaliyet gösteren bazı marketlerin temsilcileri katıldılar.
Toplantıda da vakıf kurulduğunu, bu vakfın öğrencilere, yaşlılara, engellilere yardım yapacağını söyledim ve vakfa bağışta bulunup bulunamayacaklarını sordum. Özellikle büyük market yetkilileri doğrudan bağış yapamayacaklarını, ancak reklam vermek için ciddi bütçelerinin olduğunu, bu parayı reklam vermek suretiyle verebileceklerini söylediler.
Toplantı günü kesinlikle reklam sözleşmesine ilişkin bir teklif metni ve mektubu verilmedi. Söylediğim gibi reklam konusu büyük market yetkililerin bunu bize söylemesi üzerine açıldı. Dolayısıyla daha önceden reklam verme hususunda hazırlanmamız ve reklam teklifi verme planlamamız olmadı” dedi.
‘BOLU’NUN YARARINA OLAN HER ŞEY İÇİN YARDIM TALEP EDERİM’
Özcan, sonradan verilen ifadelerin kendisine karşı olan husumet nedeniyle olduğunu düşündüğünü belirterek, “Geçen sene meydana gelen Kartalkaya yangını olayından sonra başsavcılığın belediyeye karşı olan tutumu nedeniyle ben kendisini bizzat HSK’ya şikayet etmiştim.
Bundan dolayı husumet olduğunu düşünüyorum. Toplantı sonrasında market sorumlularının reklam vermek suretiyle yardım etmek istediklerini belirtmeleri üzerine Bolu Bel A.Ş olarak reklam teklifi düzenlenip market yetkililerine gönderildiğini biliyorum.
Şunu da belirtmek isterim ki ilk zamanlar Bolu Bel A.Ş bilboardları kiralamak suretiyle reklam sözleşmesi yapıyordu. Daha sonra Bolu Bel A.Ş yasal prosedür çerçevesinde billboardları, Bolsev Eğitim ve Yardımlaşma Ticaret Anonim Şirketi kullanımına geçirildi. Daha sonraki yapılan reklam sözleşmeleri Bolsev Eğitim ve Yardımlaşma Ticaret ve Anonim Şirketi ile yapıldı.
Bu şirkette Bolsev vakfının iştirakidir. İcbar yolu ile menfaat sağlamaya çalışacak olsam yazılı bir teklif mektubu sunmam. Mağdurlar da gerçekten icbar edilmiş olsalardı yapılan her işleme karşı dava açamazlardı.
Ben yardım yapılması gerektiğinde açıkça yardım istediğimi zaten belirtirim. Hatta SMA hastası Rüzgar bebek ile ilgili şu an kampanyamız vardır. Onun içinde açıkça yardım istiyoruz. Ayrıca bunun dışında Boluspor’a, Bolu ilinde yapılan camilere, konserlere, fuarlara da yardımda bulunulması için hayırseverlerden ricacı oluyorum.
Yani sadece kendi vakfımız için değil Bolu’nun yararına olan her şey için yardım talep ederim” ifadelerini kullandı.













