21 Temmuz 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Öne Çıkan - Özgür Özel CHP grubuna veda etti!

Özgür Özel CHP grubuna veda etti!

Haberton - Haberton
21 Temmuz 2026
- Öne Çıkan
Okuma Süresi:28 dakikalık okuma
A A
0
Özgür Özel CHP grubuna veda etti!
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşarak CHP grubuna veda etti!

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “Değerli yol arkadaşlarım, bizleri ekranları başından izleyen, radyolarından dinleyen, yüreği memleket sevgisiyle, maalesef gelecek kaygısıyla dolu, umudunu bu salona, bu salondakilere, bu salondakilerin partisine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine sahip çıkacak olan sizlere yöneltmiş olan değerli vatandaşlarımız hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Salonda çok değerli sendikaların, meslek örgütlerinin, derneklerin, vakıfların temsilcileri var. Türkiye’nin dört bir yanından belediye başkanlarımız, meclis üyelerimiz var. Seçildikleri günden beri; seçildiğimiz günün ertesi sabahı ayrılıkları bir tarafa bıraktığımız, kol kola girdiğimiz, o günden bugüne yüzünü birlikte millete dönen, partisine ve birbirine hiç sırtını dönmemiş, her biri mücadelenin en derinlerinden gelen bu partinin kıymetli evlatları, 74 il başkanım burada; seçilmiş il başkanlarım burada. Hoş geldiniz” dedi. Özel, şunları söyledi: 

“29 GÜNDÜR HAKSIZ YERE TUTUKLULAR”

“Bugün bu kürsüden çok farklı, çok önemli beklentiler var. Ona dair konuşacağız. Ancak bir yandan da unutmamamız gerekenler var. NATO toplantısı yaklaşırken yüzlerce gözaltı yapıldı. Toplantı geldi, geçti ki ‘Toplantı geçince bırakın’ demek ne haddimize, toplantıdan önce yapılan bu önleyici tutuklamanın utancını hafifletmek olur. Ancak 29 gündür 10’u TEMA gönüllüsü, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin üyeleri, Halkevleri üyeleri, SES ve çeşitli sendikaların üyeleri, hukukçular, Çağdaş Hukukçular, gazeteciler, 100’ün üzerinde arkadaşımız, dostumuz, kardeşimiz içeride haksız yere tutuklu bulunuyor. Buradan bu haksızlığa ve hukuksuzluğa en şiddetli itirazlarımızı bildiriyor, kendilerine dayanışma duygularımızı iletiyoruz.” 

“GEZİ HÜKÜMLÜLERİ SEBEPSİZ YERE SEVK EDİLDİ”

“Hepimizin yerine içeride yatanlar var. Gezi hükümlüleri. Bakırköy Cezaevi’nde sevgili Mine Özerden ve sevgili Çiğdem Mater, yıllardır Gezi sağ – salim sonuçlansın, kimsenin burnu kanamasın diye mücadele eden dayanışmanın üyeleri. Nasıl Tayfun Kahraman, Sayın Kavala, Can Silivri’deler. Bakırköy’deki cezaevinde, hepimiz yerine İstanbul’u, Gezi’yi, Taksim’i korudukları için, o süreçte diyalog kanallarını açıp tuttukları için ve üçer sefer beraat ettikleri halde birinin vicdanında mahkum edildiği; zihninde, saplantılarında mahkum edildikleri, ‘Darbe girişimi yapacaklardı bana’ diye bir saplantıya mahkum edildikleri için cezaevinde tutuluyorlar. Sebepsiz yere İzmir Aliağa Sakran Cezaevi’ne sevk edildiler. Mine Özerden’in ve Çiğdem Mater’in durumunu takip ediyoruz. En kısa zamanda kendilerini arkadaşımız ziyaret edecekler. Hem kendilerine bu büyük haksızlık için, hem ailelerine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.” 

“MASUMİYETLERİNİN KEFİLİYİZ”

“Mehmet Murat Çalık annesinin gözyaşları, aylar süren beklemeleri, sürekli nükseden sağlık sorunlarıyla İzmir’de tutuldu ailesinden uzak. Mahkemeler için Silivri’ye getirildi. Aynı Kocaeli Kandıra’dan getirilen Fatih Keleş, Necati Özkan, Serdal Taşkın ve Melih Geçek gibi. Mahkeme başkanının ‘Burada kalacaksınız, bir daha sevk olmayacak, zulüm olmayacak’ demesine, sözüne rağmen onlar da dün tekrar Buca‘ya, Kandıra’ya sevk edildiler. Çile çekiyorlar, zulüm görüyorlar. Arkadaşlarımıza yapılan bu haksızlığı, mahkeme başkanının taahhüdüne, vermiş olduğu söze, kamuoyu önünde tutanak altında, kayıt altında yaptığı ifadelere rağmen bu yapılan bu haksızlığı bir kez daha not ediyoruz. Yine yapılan bir operasyon sırasında mesleğini yaptığı için ama esas olarak da Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşüne inandığı için, TÜRMOB‘un iki dönem Genel Başkanlığını yapan, her siyasi görüşten mali müşavirin görevlendirilmesini partimizde takdir ettiği, desteklerini ilettiği, 81 ilde sevgiyle anılan Emre Kartaloğlu; Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisimizde görev aldığı için. Yine Avukat Ece Üner; sadece ve sadece bağış yaptığı, yaptığı bağışlardan sonra daha yüksek katkılar istendiği, verdiği parayı güçlükle geri aldığını ispatladığı halde Ekrem Başkanımızın savunmasına yaptığı katkılar ve mücadelesine yaptığı destekten dolayı hedef alınan Ece Üner tutuklu olarak bulunuyorlar. Son grup toplantımızdan sonra tutuklandılar. Bütün tutuklu arkadaşlarımıza dayanışma duygularımızı iletiyoruz. Onların masumiyetinin kefiliyiz. Onlara selamlar ve sevgiler yolluyoruz grubumuzdan.” 

“VAKTİ GELMİŞ BİR VEDANIN HÜZNÜYLE HUZURUNUZDAYIM”

“Değerli arkadaşlarım, değerli konuklarımız bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma, çok sıradışı bir konuşma değil; bugün buradan tarihe not düşen, hatırlatan, tarihe emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma, açık açık bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında hep birlikte yapmak üzere tarihe emanet ediyorum. Değerli arkadaşlarım, yol arkadaşlarım Kasım 2023’ten bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde çok önemli bir yer tuttuğundan, yer tutacağından, yıllar geçse de hatırlanacağından, unutulmayacağından hiçbirimizin şüphesi yok. Yıllar geçse de tarih sayfalarının her siyasi başarıyı, her hukuksuz saldırıyı, her acıyı, her sevinci yazacağını; emri hak vaki olduktan sonra bile bizler bu dünyadan görüştüğümüzde bugünlerdeki tutumlarımızın, bazı tutumların, bazı kumpasların ve bazı onurlu duruşların evlatlarımıza, torunlarımıza miras kalacağını hepimiz görüyoruz. Zaten bugün bu salonun atmosferinden de uğradığımız o büyük haksızlıklardan sonra darlanıp, daralıp çıktığımız sokakta karşılaştığımız herkesle kurduğumuz diyaloglardan da tüm il başkanlarımızın, tüm ilçe başkanlarımızın illerinden, ilçelerinden, beldelerinden, üyelerin mahallelerinden, ailelerin akşam sohbetlerinden gelen her şey bu memlekette bir şeyler olduğunu, bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yeniden kurulduğunu ve bu milletin kendi önüne yeni bir rota koyduğunu gösteriyor. Bunun farkında olarak bugün buradayız, hep birlikte göz gözeyiz, gönül gönüleyiz. Size söz veriyorum; herşey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki tutumlarımızdan, bugüne kadarki duruşlarımızdan, bugüne kadarki yaptıklarımızdan birileri ‘Gelir, geçer. Unutulur, biter. Bunun da üstünden yıllar geçer, bu işler unutulur. Yapanın yaptığı yanına kar kalır.’ Birtakım kişilerin, birtakım yapıların bugünlerdeki sorumluluklarının üstünden ‘Rüzgâr alır, sel alır’ diye kimse düşünmesin. Söz veriyorum; zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak, tembeli tembel, emek vereni çalışkan olarak, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak, dost olanı dost, olmayanı bugünlerdeki tutumunu unutmayarak biz de anacağız. Millet de anacak. Tarih kaydediyor, tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak.” 

“BU SALONDAKİLER O İTİRAZI BÜYÜTENLERDİR”

“Türkiye’de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış, dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk farkındalıklarımız, ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir. Ama bu salonda olanlar, bu itirazı büyütenler, bu düzenin çarkına çomak sokanlar 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Cumhuriyet’le meselesi olanların bu Cumhuriyet’i yönetmeye devam etmesine mani olamamanın bir mazeretini, kendine kabul ettiremeyenlerdir. O günlerden sonra, 14 ve 28 Mayıs yenilgilerinden sonra bu AK Parti’nin kara düzeninin bir dönem daha devam edeceği görüldüğünde müesses nizamın kurgusuna karşı milli egemenliği hakim kılmak, eski nesil siyasete karşı yeni nesil siyaseti kurmak için yola kendiliğimizden, hemen orada çıkmadık. Orada il başkanıysa il başkanı, milletvekiliyse milletvekili, genel başkan yardımcısıysa genel başkan yardımcısı, bir duyguya sahip olanlar, bu milletin duygusal kopuşunu görenler, başı önde yürüyen gençleri görenler, öğretmen evine çıkmaktan vazgeçen öğretmenleri görenler, akşam ağızların bıçak açmadığını, hatta 5 yıldır kanalı değişmemiş, kumandanın açılış düğmesine basılmadığını görenler, bu milletin karşısına çıkıp bir özeleştiri yapmanın, bu milletin karşısına çıkıp yeni bir yola açmanın, yeni bir yola çıkmanın ama kaybetmeye alışmamanın, hiçbir şey olmamış gibi yapmamanın, yapılamayacağına olan inancın, bunun en başta kendine, annesine, evladına, eşine, sevdiklerine karşı, yol arkadaşlarına karşı bunu yapmamanın izahı olmayacağını bilenler, bir tutum takıntılar.”

“O GÜN YOL AYRILDI”

“Bunları hiç görmeyenler, duymayanlar, ‘Ya aslında bir tepki yok, 3 – 5 güne geçer’ diyenler ya da efendim televizyona çıktığında ‘Bir daha Cumhurbaşkanı Adayı olmayacağım, bir daha Genel Başkan adayı olmayacağım, demokratik bir yarışın önünü açacağım, partide bir yenilenmenin, bir değişimin, Türkiye’nin önüne yeni bir muhalefet vizyonunu koymanın güvencesi ben olacağım’ demek yerine, ‘Ben aday olmadım, hiç olmadım, gösterirlerse olurum, o gün gelince düşünürüm’ diyenler, ‘Ben gemiyi güvenli limanına götürüp bırakacağım, onun için bir yerel seçimi geçireceğim, sonrasına bakacağım ama sonrasına da arkadaşlar ne derse o tarafına bakacağım’ diyenlere karşı ‘Bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek. Bu millet eğer böyle davranırsak bir daha bize yüzünü dönmeyecek, tarihin en düşük katılım oranı olacak, anketi görmüyor musunuz, parti yüzde 13’lerde, 14’lerde, gerilemeye devam ediyor, büyük bir felaket gelecek. Yerel seçimlerdeki felaketten sonra da bu milletin daha sandıktan da umudu kalmayacak. Biz bu noktada bir şeyler yapmalıyız’ diyenler işte o gün iki ayrı yola girdiler. O gün yol ayrıldı. O gün yol ayrılırken duygusal sebeplerle, örgütsel sebeplerle, idrak zamanında veya henüz meselenin farkında olma noktasında başka bir yerde durup da o günkü tavrın, özeleştirinin, inisiyatif alınmasının, değişim iradesinin doğru olduğunu görüp doğru yere milletle, örgütle birlikte gelen herkesi de o gün ilk yola çıkıldığında, ilk adım atıldığında birlikte olduklarımız kadar kıymetli gördüm. Kıymetli görmeye devam ediyorum. Tarihin doğru yerinde durmayı, buna ilk karar veren olmak değil gerekirse ilk baştaki hatadan dönmenin de bu kadar büyük bir erdem olduğunu görüyorum. Önemli olan samimiyettir. Önemli olan doğru yerde durmaktır. Önemli olan; bencillik yerine kendin için bir şey istemek yerine gerekirse kendini feda etmek, memleketin, partinin önünü açmaktır.”

“‘GENEL BAŞKANLIK OYNAYACAKSIN’ DEDİLER”

“O günü hatırlayalım. O gün ‘Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir’ diyenler, değişim kurultayına giderken bir yanda şöyle bir algı yerleşmiş, hak veriliyor ve tartışılmıyor. ‘Bu delege yapısıyla bir değişim mümkün değil. Türkiye’de değişim mi oldu? Bugüne kadar Cumhuriyet tarihinde iki Genel Başkan adayı yarışıp da mevcut Genel Başkanın kaybettiği örnek mi var 100 yıldır? Mümkün değil, olmayacak’ diyenlere hep şunu söyledik. Hep söyledim. Dedim ki ‘Evet zordu. Bu delegenin iradesini ben değiştiremem.’ Dönüp baktılar. ‘Genel Başkan adayısın, nasıl değiştiremezsin?’ ‘Biz değiştiremeyiz. Ama o delegeyi Ankara’ya gelmeden önce uğradığı berber kulağına fısıldadıklarıyla, evinin dördüncü katına asansörle çıkarken üçüncü katta oturan 16 yaşındaki kız öğrenci dönüp de komşusuna söyledikleriyle, sabahın altısında yolcu ederken eşi kendi hakkının helâlliğini ortaya koyarak, torunu dedesine, evladı babasına bir şeyler söyleyerek bu değişimi gerçekleştirecek’ demiştik. Salona girdik, salonda üç kişinin başlattığı ama 10 binlerin saatlerce sürdürdüğü bir slogan hakim oldu salona, hepiniz şahitsiniz. ‘Delege sokağın sözünü dinle.’ O gün o sandıklar açıldığında o delege sokağın sesini dinlediği için, seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi. Hiçbirimiz bu partinin dışarıdan gelmiş birileri değil, aksine öz ve öz be öz evlatlarıydık. Yarıştık, kazandık. Tarihte ilk kez mevcut Genel Başkanı bir yarışmalı seçimle değiştirdik. İşte biz değişmeyen aktörleri millete dayatan düzenin tekerlerine ilk çomağı orada birlikte soktuk. Ama bu düzenle ilgili diyeceklerim var. Şudur, seçim ilerlerken seçim yaklaşırken hep sordular bize, hep sordular. ‘Size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi? Bir mutabakata vardınız mı? Bir taahhütte uzlaştınız mı?’ Ben hep ‘Yok’ dedim. ‘O zaman olmaz’ dediler. ‘Size ne partiyi, ne bu düzeni vermezler’ dediler. ‘Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız sistemin içerisinde olduğunu kanıtlayacaksın ancak ondan sonra gelip Genel Başkanlık oynayacaksın’ dediler. Bunu o gün de yapmadık, zaten seçim sonuçları bittiğinde beyefendinin kendi MKYK’sında ‘Allah Allah ya, hiç tahmin etmedik. Bilseydik müdahale ederdik’ demesi de bundandır. O günden sonra başımıza ne geldiyse halen daha bizimle ne mücadele veriliyorsa yapılanların hepsi de bundandır. Dedim ya ‘Tarihe not düşecek, öyle tarihi bir konuşma değil; açık açık konuşulacak, açıkça söylenecek, tarihe bırakılacak, günü geldiğinde dönüp hatırlatacak ve bu milletin karşısına alnı açık çıkılacak bir konuşma yapmaya geldim.’”

“PARTİNİN ÇAYINI DEMLEYENLERİN ADINI BİLENLER GELDİ”

“O gün partide Genel Başkan değişti, yöneticiler değişti. Ama esas o gün partide ve ülkede bir yönetim anlayışı değişti. O gün ‘Tıpış tıpış oy verecekler, benim dediğimi yapacaklar. CHP’liler zaten başka ne tarafa gidecekler?’ diyen anlayış yerine; ‘Ben söyleyeceğim, onlar dinleyecek’ yerine; onları dinleyen, sokağı dinleyen, il başkanını dinleyen, ilçe başkanını dinleyen, ‘Onlar ne derse o olur, onlardan gelen sesi duyarsak doğrusu budur’ diyen bir anlayış partide yönetime geldi. ‘Örgütleri kapatsan bu partinin oyu beş puan artar’ diyen yerine; bir şehre, bir beldeye gittiğinde örgütün kapısını açmadan sokağa ayak basmayan bir anlayış partide iktidara geldi. Yedi yıllık ilçe başkanıyla üçüncü kez tanışıp memnun olan yerine; partinin 10 farklı ilinde çayı demleyen emekçinin adını bilen, torununun adını bilenler iktidara geldi. O günden sonra şahitsiniz ki, aksini söyleyenle her mecrada yüzleşmeye hazırım ki, ‘Efendim bizi ötekileştirdiler. İttiler, kaktılar.’ Vallahi tersini gördüm. Değişimcinin cenazesine gelmeyip, düğününü şereflendirmeyip aksine tutumlu olana gidenleri de gördük, hep birlikte bu örgütü kucaklayıp bir kişiyi kenarda, ötede bırakmayan, defalarca ‘Arkadaşlar bir sorun varsa bu salonda tüm haklılardan, tüm haksızlar adına Genel Başkanınız olarak ben özür diliyorum’ diyen, ‘Bundan sonra yeni bir sayfa, iktidar hedeftir, düşmeyin birbirine’ diyen… İşte tam da bu yüzden ‘Bu partiyi bölemezler, partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir. Ama bizi, bu birlikteliği bölemezler.’ Hele öyle söyledim ya, karpuz gibi yarıdan ikiye, 60’a 40, 30’a 70. Biz bir bütünüz. Bu bütünü asla bozamazlar. Çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenekle birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür.’”

“ZAMAN KISA, YOL UZUNDU AMA…”

“Değerli yol arkadaşlarım, hepiniz şahitsiniz ki kurultayımızın ardından ilk yerel seçimler için önümüzde sadece dört ay vardı, sadece dört ay. Zaman kısaydı, yol uzundu. Esas, partideki değişimin Türkiye’yi değiştirip değiştirmeyeceği, burada yapılan işin millet tarafından bir özeleştiriye sayılıp sayılmayacağı, milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği orada belli olacaktı. İşte o dört ayda hepiniz şahitsiniz ki oradan, buradan birçok iftira, odur budur. O dört ayda kadınlara önem verildi, gençlere önem verildi, ölçme değerlendirmeye önem verildi. En yakınımız, en yakınımızda duran başka adayı desteklemesine rağmen, ankette çıkmayan o listeye konmadı. En yakınımızda duran bir şey istediğinde bir rasyonalitesi yoksa hatta ve hatta her şey eşitse, değişim görüntüsünü, umudunu, sözünü kim verecekse o adaylara yöneldik. İzmir gibi yerde Cumhuriyet tarihinde bütün partiler altı kadın belediye başkanı seçtirmişken, dokuz aday gösterip sekizi seçtirdik. 14 genç aday gösterilip 13’ü seçtirildi. 31’de 29 İzmir gibi yerde, hem de seçimden sonra ‘İzmir’i kaybedeceksiniz’ denilen yerde böyle bir mucize gerçekleşti. Eldekiler kazanıldı, Türkiye’nin yüzde 65’i kazanıldı. Ufak tefek hataların bedelleri ödendi. Kırklareli’nde ödendi, Hatay’da ödendi. Ama doğru yapılan, samimiyetle arkasında durulan ve tek göstergenin başarı olan, çünkü o gün salonda Genel Başkan adaylığı sırasında sadece kendi adıma değil, yeni yönetim anlayışı adına şunu söylemiştim. ‘Artık bizi kimse bir kez daha yenilgi ile tanıştırmayacak. Nasıl Bülent Ecevit 70’lerde girdiği ikisi yerel, ikisi genel dört seçimden birinci parti çıktıysa, girdiğimiz herhangi bir seçimden ikinci parti çıkarsak ertesi gün kurultayı toplayacağım ve bir daha aday olmayacağım’ dedim. ‘Dur’ dediler, ‘Yeni seçildin’ dediler. ‘Dört ayda nereye gidiyorsun?’ dediler. Birileri, 1 Nisancılar başarısızlık olsun, gitsin diye bakarken; sevenler ‘Bu kadar erken veda mı olur, ya birinci parti olamazsan?’ dediler. Ama ben siyasetin kararlılık işi olduğunu, biz siyasetin ekip işi olduğunu, hepimiz artık bu partinin muhalefette kalmaya, yenilgiye doyduğunu, hedefinin iktidar olduğunu biliyorduk biz. Bunu söyledik biz.”

“MAALESEF İKİ SINAV GEÇİLEMEDİ”

“Şükürler olsun 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi Cumhuriyet Halk Partisi birinci partiydi. Çoktan yapmamız gerektiği gibi AK Parti artık yenilmiş, yenilgiyi tatmış ve ‘13 kere yarıştım, hep ben kazandım’ diyen bir kibrin karşısına; ‘Hadi ya bir kere yarıştık, onda da biz kazandık’ diyen bir özgüveni görmüştü. Maalesef iki sınav geçilemedi. Bunlardan bir tanesi Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Cumhuriyet Halk Partisi Demokrat Parti’ye yenildiğinde 14 Mayıs 1950 gecesi yaverini çağırıp, birileri askeri kullanarak yönetimi devretmemeyi beklerken İsmet Paşa’dan Demokrat Parti’ye yaverini yollayıp ‘Paşa devir teslime hazırdır’ deyip, evladı Erdal’a yazdığı mektupta ‘Şüphesiz kişisel olarak en büyük yenilgim, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasisinin en büyük zaferidir. Hedeflediğimiz cemiyet hayatına demokrasi yerleşmiştir’ diyebilen İsmet Paşa’ya, yıllardır kazanan, ilk kez kaybettiğinde demokratlığını gösteren İsmet Paşa’ya nasip olan bunu, kaybettiği ilk seçime kadar kazandığı 13 seçimde ‘Milli irade, milli irade’ deyip, kaybettiğinde ‘Kirli irade’ye çeviren, bir tarafta milli iradeyi baştacı yapıp öbür tarafta alaşağı etmeye çalışan Recep Tayyip Erdoğan demokratlık sınavını geçemedi. Çünkü birisinin demokrat olup olmadığına seçimi kazandığı akşam bakmanın ne kıymeti var? Birinin demokrat olup olmadığına kaybettiği akşam bakacaksın. Bir ikinci kayıp var, yine İsmet Paşa’dan. Öyle bir noktaya, geldik ki bazı gecikmiş vedalar olur. O geciken vedalar en sonunda doğru yere oturur. O noktaya oturduktan sonra dönüp de kaybedene, çekilene, bırakana ‘Ne yapıyor?’ diye bakarlar. İşte öyle günlerin yani hem seçimi kaybettiğinde rakibine teslim edebilmenin, hem seçimi kaybettiğinde emaneti teslim ettiklerinin huzur bulmasının, onların bundan sonraki görevlerini yaparken diğer partilerle rekabet etmesinin, partilerini iktidara getirmesinin önünde bir engel olmamanın tarih önünde çok büyük bir onuru ve gururu vardır. O gururu 1970’lerde yaşayan ve yaşatan İsmet Paşa’ya selam olsun. Seçim zaferleri Ecevit kadar İsmet Paşa’nın partisine huzur veren yaklaşımının eseridir. Bunu kimse unutmasın.”

“‘PARTİNİN BUNLARDAN ARINMASI LAZIM’ DİYECEK GENEL BAŞKAN ÖZGÜR ÖZEL OLAMAZDI”

“Belediye başkanlarımıza art arda operasyonlar başladı. Partinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Recep Tayyip Erdoğan tarafından basıldı. Cumhurbaşkanı adayımızı alıp tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, meclis üyelerimizi, kıymetli bürokratlarımızı aldılar, tutukladılar. O noktada millete ‘Bunlar casus, bunlar hırsız, bunlar yolsuz, bunlar terörist’ damgaları vurmaya çalıştılar. Türkiye’nin en büyük belediyesini, Esenyurt’u kazanmışız, kayyım atayarak işe başladılar. Operasyonlarla, Ekrem İmamoğlu gibi girdiği tüm seçimleri AK Parti’ye karşı kazanmış birisinin başarılarını kendisine de terör, yolsuzluk, hırsızlık, hızını alamayıp casus ve gayri ahlaki suçlamalarla 1,5 yıl boyunca devletin televizyonu dahil birkaç muhalif, birkaç özgür yayıncılık yapan televizyon ve gazeteler dışında her türlü haysiyet suikastını servis ederek önemli bir kısmında da özel ekiplerle üstünde tepinerek arkadaşlarımızı perişan etmeye çalıştılar. O Tayyip Erdoğan, ‘Dokunulmazlıkları kaldıracağım’ diye iktidara gelip üç ay sonra ‘Bu yargıyla mı?’ demiş Tayyip Erdoğan’ın bugüne getirdiği yargısının arkadaşlarımıza yaptığı kumpaslara, haysiyet suikastlarına karşı önümüzde ‘Elbette ki bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Yargı süreçlerinin tamamlanmasını takip edeceğiz. Arkadaşlarımızın aklanması lazım. Hatta aklanamazlar. Partimizin bunlardan arınması lazım’ diyecek Genel Başkan; bahçıvan Abdullah Ağa’nın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı. Olmadı, olmayacak.”

“YA KÖRDÜĞÜME SUSACAK YA DA MİLLETİN ÖNÜNÜ AÇACAĞIZ”

“İşte bu arada o derin devlet dediklerim bir daha geliyor. İşte bu arada ‘Bizimle uzlaşacak mı, yoksa biz onunla uğraşalım mı?’ diyenler tekrar geliyorlar. Açık açık konuşmaya geldim, açık açık. Geliyor diyor ki sana, ‘Ankara merkezli siyaset yap. Otobüsün üzerinden in’ diyor. ‘Ekrem’i bırak’ diyor. ‘Onu AK Parti yargı kolları parçalayacak. Gel burada çimento var, kum var, harç var. Karalım, eline verelim, arkadaşlarının üzerine betonu sen dök. Daha yaşın genç, 50 yaşındasın. 80’e kadar 30 yıl partinin başında oturursun’ diyorlar. İşte bugün ‘Yol ayrımındayız, tarihin kritik kavşağındayız’ diyoruz ya, öyle ‘Çok tarihi bir konuşma yapmayacağım’ dediğim budur. Tarihi hatırlatacağım. Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı; AK Parti’nin kadın kolları ile yenemediği, gençlik kollarıyla yenemediği, ana kademesinden umudunun olmadığı, siyasetçiler, dışlayıp bürokratları getirdiği yeni düzen, kara düzen siyasetine; bu memleketin namuslu temiz evlatlarını, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp, o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, kardeşlerim için mücadele mi edeceğim? Onun kararının verildiği gündür. Kurultayı kaybedip hazmedemeyenler ile yerel seçimleri kaybedip hazmedemeyenlerin, büyük kurguyu yapıp içinde bir memur çocuğuna, bir parasız yatılı öğrenciye, arkasında lobilerin, çıkar gruplarının olmadığı, geçmişinde bağlantıları, geleceğe yönelik taahhütleri olmayan birine ana muhalefeti ki durmaz ki o zaman onlar ana muhalefette… ‘Yarının iktidarını verecek miyiz yoksa derin devletin kirli hesabına uyacak bir işbirliği mi yapacağız?’ sorusuna verilmiş cevaptır bizim yürüyüşümüz. O yüzden butlan kararının üstünden 61 gün geçti. ‘Bayram geçsin, tepki durur’ diyenler, ‘Bayramdan önce strateji yaptık. Üç gün konuşulur, dördüncü gün durulur. Sonra geçilir, partinin başına oturulur’ diyenlerin bugün içinde bulundukları durum da sahadaki enerji de salondaki beklenti de memleketin geleceğe dair umutları da tam bu noktada, bu kördüğümün olduğu yerde ya biz bu kördüğüme oturup susacağız. Milletin mahkumiyetine mahcubiyetle cevap vereceğiz. Ya bu kördüğümleri teker teker koparıp atacağız. Memleketin önünü açacağız.” 

“BUGÜN HALA AYNI YERDEYİZ”

“O gün bugündür… O günlerde çıktım, herhalde partimin benim için olan kıymetimi, Altı Ok’un kıymetini, bu partide dokuz yıl Grup Başkanvekilliği yapmış, üç yıldır Grup Başkanlığı yapan, bu partiye, geçmişine, tarihine, üyesine, neferine söz söyletmeyen, toz kondurmayan Özgür Özel’in herhalde o günden bugüne gelene kadar mücadelenin en iyisini yapmak için; hukuken, siyaseten, fiziken, salonda, mahkemelerde ve sokakta en iyisini yapmak için üzerine düşeni yapacağından hiçbirimizin şüphesi yoktu. Bu konuda kendime şu kadarcık güvenmem. Bin 333 oy aldım son seçimde. Bin 333 oy. Tarihin en yüksek Genel Başkanlık oyu. Dedim ki ‘Üçünü kendime saymıyorum. Böyle bir oy yok. Böyle bir birliktelik yok. Yeniden kurulmuş sandıklarla 2025 yılında mahalleden ilçeye, ilçeden ile, ilden genel merkeze kurultayda gelen bu oyun bir anlamı var. Bu oy Özgür Özel’in şahsına, ekibine verilmiş oy değildir. Bu oy partinin birlik ve beraberlik ihtiyacına, bu partinin iktidar yürüyüşüne, bunun ancak güçlü bir birliktelikle ayrışmadan, hep birlikte durarak, bu inancı paylaşanların oylarını sandığa atarak gösterdikleri dayanışmanın ürünüdür. Bin 333 oyun üçü bile şahsıma ait değildir. Partinin iktidar yürüyüşüne verilmiş destektir’ dedim. Aynı noktadayım. O gün bugündür, butlandan beri… Ha önce ilk telefon; ‘Böyle bir karar çıktı, ne yapalım?’ ‘Kurultaya gidin efendim. Kurultaya gidin; omuz omuza yürüyelim, el ele yürüyelim. Partide bir tartışma yapmayalım, milleti umutsuzluğa sürüklemeyelim.’ ‘Yapamam ki, tedbir var.’ ‘Kim diyor?’ ‘Bir arkadaş diyor, bir avukat arkadaş diyor.’ O avukat arkadaşı yetiştiren hukukçuları yetiştiren 32 hukukçu… Aksini iddia eden bir kişi yok. 32 profesör yazdı, altına imza attı; ‘Tedbir kararı kurultaya engel değildir.’ Kanun var. Kanunun müellifi üç hoca; o kanun çıkarken Meclis’e kanun tasarısını yazan üç hukuk profesörü dedi ki ‘Tedbir kurultaya aykırı değildir. Aksine kurultay yapılmasını zorunlu kılar tedbir. Bu aşamada tedbir olmaz. Sonuç doğurup derhal külli irade yeniden kurulmalıdır.’ Anayasa Mahkemesi geçmiş örnekler; ‘Delege imza topladıysa mutlaka kurultay yapılmalıdır.’ Onlarca, yüzlerce geçmiş örnek… Hepsini koyduk, verdik. ‘Yapamazsın’ diyorlar. ‘Yapmayacağım, yeniden başlatacağım. 11 aya yayacağım. Mayısta geldim, gelecek sene nisanda belki yapacağım.’ Hala aynı yerdeyiz. PM’de kararı alınabilir arkadaşlar bu kurultayın, PM’de. PM’de sekiz farkla öndeyiz. Dokuz arkadaşımızı ihraç kararıyla birlikte… Dokuz milletvekilimizi ihraç kararıyla birlikte, dört PM üyemizi ihraç etmek suretiyle PM’de çoğunluğu düşürmeye, kendisine almaya çalışmalar… O dokuz arkadaşı; bu partinin sokakta tanınan, saatin vidasından gelen, emek veren, mücadele veren, AK Parti’nin hedefi olan, bir günden bir güne bu partililiğinde bir savrulma yaşamayan arkadaşları hem disipline veriyor oradaki oylamayı kazanmak için, hem de sonra çıkıyor utanmadan ‘Gidecekler, yargılanacaklar…’ Yani diyor ki AK Parti’ye ‘Dokunulmazlıklarını kaldırın, hep beraber bunlardan kurtulalım. Ben parti içindeki mücadeleye bu dokuz evladın boynunu size vermeye hazırım.’ Dönüyorlar diyorlar ki ‘PM yok.’ Bu sefer PM’den geriye kalan arkadaşlar ‘PM’de çoğunluk yoksa biz de yokuz’ diyorlar. 60 kişilik PM 40’ın altına düşemez, 23’e düşüyor. 23’le toplanıyorlar. Kanun diyor ki ‘Derhal kurultay.’ ‘Yapmam kurultay.’” 

“KADINLARIN, GENÇLERİN SEÇTİKLERİNİ DEĞİŞTİRDİLER”

“Mücadeleye devam; bin 40 arkadaştan imza alırız. O bin 40 arkadaşın 500’ü son seçimde yani bizim yarıştığımız son seçimde Kemal Bey’e oy vermiş delegedir. Üç sene sonra diyor ki ‘Yapma, etme Kemal Bey. O gün sana verdik ama biz partiliyiz Kemal Bey. Bu partide kurultay yapmazsan felaket gelir Kemal Bey. Gel kurultayı yapalım, kararı biz söyleyelim.’ Kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip o kurultayı da yapmıyor. Bunun üzerine 2023 seçimi; yarışmışız, biz kazanmışız. ‘Yok ben kazanacaktım.’ Peki… Burada yoksun, burada yoksun, burada yoksun, burada yoksun. Dört mazbata var. Ya şimdi soruyorum. ‘Burada yokum, Fatma kazandı.’ ‘Burada yokum, Ayşe kazandı.’ ‘Burada yokum, Emine kazandı.’ Ya senin bu kurultayından son kurultayı kazanan Emine’ye ne?  Buradan AK Parti’den karar çıkarttırıp son kurultayın sonucunu değiştiriyorsun. Burada il başkanları var, 74 il başkanı. İçlerinden 56’sı geçen dönemde, Kemal Bey’in döneminde de il başkanı olanlar. 2025 yılında bir daha aday olmuşlar. Bir daha seçilmişler. 2025’te kararı Trabzon vermiş, kararı Burdur vermiş, Hakkari vermiş, Edirne vermiş, Hatay vermiş, Sinop vermiş 2005’te. 2023’ten onlara ne? Gelip, 2025’in başkanlarını bugün butlancılık yapmadıkları için, ‘O gün sizinle beraberdik ama bugün Özgür Bey’le beraberiz’ dediğiniz için 38’i. ‘Biz bu partinin iktidar yürüyüşüne inanıyoruz. Biz ‘ocu- bucu’ değiliz, biz  Cumhuriyet Halk Partiliyiz’ dedi diye görevden alınıyorlar. Daha kötüsünü söyleyeyim mi, daha içimi yakanı? Açık açık konuşmaya geldim. Dün Bilecik’teydim. Bilecik’teki bütün kadın üyeler, birleşik bir kadın il başkanı seçiyorlar; Kadın Kolları İl Başkanı. Kadınlar seçiyor, görevden alıyor onu. Bütün illerde yaptılar. Kadın üyelerin seçtiği kadın il başkanını ‘Sen bilmezsin, biz biliriz’ diyen erkekler seçiyor Ankara’dan ve değiştiriyorlar. Kadın üyelerin belirlediği il, ilçe ve genel başkanlarını ‘Butlanla yetki aldık’ diyen erkekler belirliyor. 30 yaş altı gençlerin seçtiği gençlik kolları başkanlarını 70 yaş üstü yaşlılar belirliyor Ankara’dan. O yüzden bugünlerde yaşananları bir kere konuşacağız, tam konuşacağız. Bugünlerde yaşananları herkes görsün. Kadının iradesine karar veren erkekler. Yetki nereden? ‘Butlandan.’ Butlan yetkisi nereden? Saraydan.”

“SONRA DİYOR Kİ ‘ARKADAŞLAR GİTMEYİN PARTİDEN’”

“Kadının seçtiğine karşı sarayın seçtirdikleri karar verecek. Gençlerin seçtiklerine karşı sarayın yetkilendirdikleri karar verecek. Delegenin seçtiklerine karşı sarayın yetkilendirdikleri karar verecek. Sonra diyor ki ‘Arkadaşlar gitmeyin partiden. Durun burada, oturun burada. Bakın yakında, eylülün sonunda kurultay başlatacağım. Seneye nisana doğru sonlandıracağım. Yedi ay boyunca bizim birbirimizi yememizi, mahallelerde kavga etmemizi, bilmem neyi izlemek istiyor saray. Ben teşneyim bana verilen role. Gel sen de geç karşıma, tutuşalım parti içi güreşe. AK Parti bir dönem daha seçtirmek için Erdoğan’ı, baksın kendi işine.’ Yok öyle yağma, yok öyle yağma. Herkes şunu bilsin ki CHP binalarına, örneğin partiye genel sekreter yardımcısı atayacaksın; son yerel seçimde Adana’da aday olamayınca karşımızda başka partiden aday olmuş, Zeydan Karalar’a ağzına geleni söylemiş birisi şimdi gelecek ve partide yönetime geçecek. Bilecik’e ilk başkanı atayacaksın; Bilecik’in kadın belediye başkanına her iftirasıyla burnundan getiren birisi olacak. İllere il başkanları atayacaksın; seçimde karşımızda olmuş, mücadele etmiş, başka partiye gitmiş, başka adaya destek vermiş, partiyi teslim almaya pavyon fedaileriyle gelmiş. Sonra bunlar mahallelerden seçim başlatacakmış. Kasaturalar orada geldikleri gün gibi. Ben bu partinin gencecik evlatlarını mahalle seçimlerinde, onların belirlediği belirsiz adreslerde delege yazacakları yere; ‘Gidin, orada delege olmaya çalışın. Dövmezlerse, vurmazlarsa, kırmazlarsa mücadele edin. Yedi ay boyunca uğraşalım, Türkiye’ye rezil olalım…’” 

“İSTİKAMETİ MİLLETLE BULDUĞUMUZ BİR YOLDAYIZ”

“Buradan geçen hafta söyledim. Ne söylediğimi bilerek söyledim. Bir kez daha söylüyorum. ‘Partiliyim’ diyene söylüyorum. ‘CHP’liyim’ diyebilene söylüyorum. İster yarıştığımız kongrenin delegesiyle, ister son kongrenin delegeleri ile ister ki en doğrusu odur, 2 milyon üyemizin her birisiyle sandığı koyalım ortaya, karar versinler Genel Başkana. Yüzde 90’ın altını güvensizlik sayarım. Partinin önünü açarım. Hodri meydan. Var mısınız? İşte tam bu kararlılığın olduğu noktadayız arkadaşlar. Tam buradayız. Hani tarih bir yerde kırılacaksa burada kırılacak. İnceldiği yerden kopacaksa burada kopacak. Kimse bana particilik oynamayacak. Ya Cumhuriyet Halk Partili gibi davranılacak ya da saraydan alınan talimatlar unutulacak. Başkası yoktur. Böyle bir şey yok. Dünyanın lafını duyduk senelerce, bir kelime cevap vermedik. Ama milletin, partililerin gözünün önüne geçip de böyle bir şey yok. Ha şaşıyor musunuz sokakta sel olup akanlara? Şaşarsınız. Çünkü orada akan duygu, adalet duygusudur. Taşan duygu, yenilgiye isyan duygusudur. Kabaran duygu, iktidara yürüme duygusudur. O yüzden biz akıp gidiyoruz. Siz dört kişiyle, davul-zurna tedbirli esnaf ziyareti yapmaya kalkıyorsunuz. Şükürler olsun ki bugün istikameti millete soran ve doğru yolu milletle bulan bir yolda ilerliyoruz. Bütün başvuruları yaptık. Delege imzalarını veriyoruz, yapmıyor. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne gidiyoruz, ‘Haksızsın’ demiyor. Biliyor yapılacak o kongre. ‘3 Ekim’de görüşeceğim başvurunu’ diyor dün görüşmesi gerekirken. Yargıtay karar verecek. İstinaf Mahkemesi yedi günde gidecek kararı, 59 gün tutuyor. Ne zaman adli tatil başlayacak, pazartesi. Cuma günü öğlen yolluyor. Talimatı bakanlıktan alıyor, Yargıtay’ın yetkisini gasp ediyor, kendi kararının arkasında durmuyor.” 

“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN GÖSTERDİĞİ YOL, YOLUMUZDUR”

“Şimdi bugün geldiğimiz noktada, biz milletimize hep şunu söyledik. İlk gün sokağa çıktık, sokakta bizi gören kolumuzdan tuttu, kimi ‘Partiyi bunlara bırakma’ dedi, kimi ‘Yeni parti kur’ dedi. Hep ‘Sabır’ dedik. ‘Bekleyin’ dedik. ‘Ya bir yol bulacağız, ya yeni bir yol açacağız’ dedik. Milletimize onları asla ve asla yalnız bırakmayacağımızı, asla ve asla onların umutlarını köreltmeyeceğimizin sözünü verdik. Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş, hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da milletimizle paylaşmak isterim. Bu partinin evlatları Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu ülkenin kurucu partisi olduğunun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu partinin kurucusu olduğunun, bu partinin onun iki eserinden birisi, gurur duyduğu bir eseri ve onun emaneti olduğunun farkındadır. Demokrasi mücadelesinin ağır bedellerini ödemiş bir siyasi partidir bu. Kurulduğu gündeki Milli Mücadele’nin yanında; demokrasi mücadelesinde, il başkanlarının suikastlara feda etmiş, il başkanları hapislere atılmış, işkenceler görmüş, mal varlıklarına el konmuş, darbeler görmüş, saldırılar görmüş bir partidir. Bugün geldiğimiz noktada biz bu büyük bir mirasın her satırına, her emekçisine, her neferine ezbere bildiğimiz hatırasının geçmişteki her gününe sonuna kadar sahip çıkıyoruz. Ancak artık partimiz butlanla, yargı kollarıyla, saray duvarları arasına sıkışmış bir esaretin ve bir işgalin altındadır. İşgal altında olan; Atatürk’ün mirasını korumanın sorumluluğu da artık bu salondadır, bizim omuzlarımızdadır. Biz binayı terk ettik ama çıkarken mirası, emaneti alıp da çıktık. Miras bizdedir. Meşruiyet bizdedir. Yetki bizdedir, görev bizdedir. Cumhuriyeti kuran geleneğin bugünkü kuşakları ve anlayışı bizimle birliktedir. Biz asla ve asla 47 yıl sonra parti birinci parti yapan, AK Parti’ye ilk yenilgisini tattıran, Ankara’da partinin işgaline direnen, partiyi işgale gelenlerin sabahleyin fedailerle, kriminal tiplerle gelişine göğüsleriyle direnen, devletin polisi gelip üzerine gaz sıkılan, cop vurulan, Atatürk’ün emaneti tarumar edilen, odada her bir çekmecesi açılıp açılıp yere atılan o günden sonra; milletvekillerimizle, üyelerimizle, Türkiye’nin dört bir yanından gelen il başkanlarımızla, Parti Meclisi üyelerimizle birlikte o binadan çıktık. Yenilgileri, teslimiyetleri, hüzünleri geride bıraktık ve karşımıza umuda yürüyüşü, iktidara yürüyüşü aldık. Bir rahmet başladı, bir yağmur başladı, doluya döndü. Birilerinin dediği gibi namuslu, çalışkan, ülkenin umudu arkadaşlarımızdan değil; ama haksız yere ülkemize sıkılan biber gazlarından ve kulaklarımızda duymak istemediğimiz o kendi arkadaşlarımızın teslimiyet sözlerinden arınarak adım adım ilerledik. Meclis’e geldik, önünde buluştuk, binaya sığındık. O günden sonra bugüne kadarki bu mücadeleyi hep birlikte yürüttük. Bugün gelinen nokta, sarayla uzlaşmanın ya da uzlaşanlarla uzlaşmanın, teslim olmanın noktası değildir. Sinmek, susmak, durmak asla değildir. İşgal altındaki İstanbul’da saray kuklası bir paşa olmak yerine; ölümü göze alıp Anadolu’ya geçip kurtuluş mücadelesini veren Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yol, bizim yolumuzdur.”

“ATEŞTEN GÖMLEĞİ GİYİYORUZ”

“Bugün geride bıraktığımız şey ne Cumhuriyettir, ne demokrasi mücadelesidir, ne de bu büyük tarihi mirastır. Biz oradan buraya yaptığımız yürüyüşte, o günden bugüne yaptığımız yürüyüşte ve bugünden sonra yapacağımız yürüyüşte her adımda; eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış siyaseti geride bırakıyoruz. Eski nesil siyaseti geride bırakıyoruz. Yeni nesil siyaseti, yeni bir rekabet ahlakını, özgür ve onurlu insanların ülkesini kurmak için yola çıkan ve bu konuda kararlılıkla yürüyen bir anlayışı hayata geçiriyoruz. Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz. Kısır tartışmaları, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları birbirine düşüren dili, devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği ve umutsuzluğu geride bırakıyor, bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz. Bu bir ayrılık değil, bu bir vazgeçiş değil. Bu Türkiye’de daha güçlü şekilde değişimi sürdürme ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir. Hiçbir siyasi parti kurucusunun gösterdiği hedefe ulaşma azmini terk edemez. Hiçbir makam demokrasiden ileride, hiçbir yapı Cumhuriyet ideallerinden daha büyük önemde değildir. Biz dün olduğu gibi bugün de milletin emrindeyiz. Herkesin haberi olsun, buradan ilan ederiz. Dosta, olmayana, yanımızda olanlara, düne kadar karşımızda olanlara ilan ederiz ki; biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz.”

“ANA MUHALEFET GRUP KÜRSÜSÜNÜ BIRAKMIYORUZ”

“Korkanlar, çekinenler, üç günlük dünyada şerefini değil de rahat koltuklarını düşünenler varsınlar geride kalsınlar. Biz demokrasiyi milletin gerçek gücü, adaleti devletin temel vasfı ve umudu bu milletin evlatlarının en büyük hakkı olarak görüyoruz. Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisimiz MYK’mızla, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz. Teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizle de hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün bu kürsüye Cumhuriyet Halk Partisi’nin grup kürsüsüne veda ederken, ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz. Ancak artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın da gününü sayıyoruz.”

“KONTROLLÜ MUHALEFET OLMAYI ASLA KABUL ETMİYORUZ”

“Elbette bizler sosyal demokratız, Altı Ok’a sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce beş parti, yüzde 25 oy aldığımız yerden, yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokratlarla, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucaklamışsak, onlarla birlikte Türkiye İttifakı’nı kurmuşsak, Atatürk’le sorun olmayan, Misak-ı Milli sınırlarıyla sorunu olmayan, Cumhuriyet’le sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye İttifakı’nda kucaklamaya, birlikte iktidara yürümeye davet ediyorum. Bu davetin sahibiyiz. Ayrıca milletvekillerimiz bu büyük yürüyüşün ilk adımını atarken; doğru tasarlanmış, doğru hazırlanmış, doğru takvimlenmiş, riskleri doğru analiz edilmiş şekilde elbette büyüyeceğiz, güçleneceğiz, hep birlikte olacağız. Buradan önemle ricamdır. Bugünlerde bizim bu partiyi milletvekilleri ile kurmamızla birlikte, doğru bir takvimlendirme ve ölçeklendirme içinde iktidar yürüyüşümüze herkes güvensin. Yarın sabah kimse belediye başkanına ‘Sen niye geçmedin?’ Belediye üyesine ‘Hala niye buradasın?’ Falanca kişiye ‘Halen daha niye ordasın?’ demesin. Bir tane kuralımız var. Bir kere kimseyi geride bırakmayacağız, kimseden ayrı ya da uzak değiliz. Şu kadarını söyleyeyim, ‘Ben yeni partide yokum. Özgür Özel ile arkadaşlarıyla birlikte değilim’ diye kulağınızla duymadığınız herkes, emin olun ki bizimle birliktedir.”

“YENİ YOLU AÇIYORUZ”

“Kimse şundan şüphe etmesin. Bu iktidar yürüyüşünde, bizler, sizler, biz, hepimiz. Ne Ekrem İmamoğlu’nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş’ı. Ne Zeydan Karalar kalır Adana’da, ne Vahap Seçer Mersin’de. Selam olsun Edirne’den Iğdır’a, Trabzon’dan Antalya’ya. Bir daha söylüyorum. ‘Ben onlarla değilim’ diyen diyebilir. Tarihin önünde, milletin gönlünde ayrışabilir. Bu lafı duymadığımız herkes bizimle birliktedir, iktidar yürüşündedir. Sahipsiz vatanın, batması haktır. Sen, siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır. Bu büyük yürüyüşe, bu yeni yürüyüşe hazır mısınız? Yolları kapattılar, yeni bir yol açmaya var mısınız? Yeni yolu açıyoruz. İktidara yürümeye var mısınız? Haydi bakalım yolunuz açık olsun. Yeni yolda hep birlikte yürüyeceğiz. İktidara yürüyeceğiz. Yürüyelim arkadaşlar.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Eşya taşıma asansörünün minibüsün üzerine devrildiği anlar kamerada

Haberton

Haberton

Son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, spor ve ekonomideki gelişmeler, yerel ve dünya haberleri haberton.com'da. Haberton, sizin için tonla haber! Türkiye’de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşabileceğiniz yeni mecranız.

İlgili Haberler

Endonezya'da patlama: 3 ölü
Öne Çıkan

Endonezya’da patlama: 3 ölü

21 Temmuz 2026
CHP Silivri İlçe Başkanı Doruk Bulut gözaltına alındı
Öne Çıkan

CHP Silivri İlçe Başkanı Doruk Bulut gözaltına alındı

21 Temmuz 2026
Gülistan Doku soruşturmasında 15 gözaltı! Eski Vali Tuncay Sonel'in eşi de listede
Öne Çıkan

Gülistan Doku soruşturmasında 15 gözaltı! Eski Vali Tuncay Sonel’in eşi de listede

21 Temmuz 2026
Kulüp yöneticilerine bahis operasyonu: Ev hapsi ve yurt dışı yasağı kararı
Öne Çıkan

Kulüp yöneticilerine bahis operasyonu: Ev hapsi ve yurt dışı yasağı kararı

21 Temmuz 2026
Oğuzhan Uğur tutuklandı
Öne Çıkan

Oğuzhan Uğur tutuklandı

21 Temmuz 2026
2026 YKS sonuçları açıklandı
Öne Çıkan

2026 YKS sonuçları açıklandı

21 Temmuz 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Özgür Özel CHP grubuna veda etti!
Öne Çıkan

Özgür Özel CHP grubuna veda etti!

21 Temmuz 2026
Eşya taşıma asansörünün minibüsün üzerine devrildiği anlar kamerada
Yerel Haberler

Eşya taşıma asansörünün minibüsün üzerine devrildiği anlar kamerada

21 Temmuz 2026
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Kılıçdaroğlu ile görüştü
Politika

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştü

21 Temmuz 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

TYT’de Türkiye birincisi olan Uslu: Düzenli ve disiplinli çalıştım

21 Temmuz 2026
Yaşam

İklim değişikliği Likya semenderlerinin yaşam alanlarını daraltıyor

21 Temmuz 2026
Yaşam

Antalya turizminde tek artış Ukrayna’da

21 Temmuz 2026
Yaşam

Şoförünü arı sokan TIR, akaryakıt istasyonuna daldı: O anlar kamerada

21 Temmuz 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Irak’ta

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Irak’ta

- Haberton
21 Temmuz 2026

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Irak’a resmi ziyarette bulundu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sanal medya hesabından yaptığı...

Kredi borcu ödenmezse ne olur? Uzmanlar gecikmenin yol açabileceği sonuçları tek tek anlattı

Sabah baş ağrısıyla uyanıyorsanız dikkat! Uzmanlar olası nedenleri ve ne zaman doktora başvurulması gerektiğini açıkladı

E-Devlet üzerinden adınıza işlem yapıldığını nasıl öğrenebilirsiniz? İşte kontrol etmeniz gereken adımlar

Sabah kalkınca ilk ne içilmeli? Uzmanlar güne doğru içecekle başlamanın sağlığa etkilerini anlattı

Güncel Haber

Özgür Özel CHP grubuna veda etti!

Özgür Özel CHP grubuna veda etti!

21 Temmuz 2026
Eşya taşıma asansörünün minibüsün üzerine devrildiği anlar kamerada

Eşya taşıma asansörünün minibüsün üzerine devrildiği anlar kamerada

21 Temmuz 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton