Ahşabın Cazibesi belgeselinin yönetmeni Doç. Dr. Ersoy Soydan ile belgeselin ortaya çıkış sürecini, Kastamonu’nun ahşap kültürünü ve 11 Ekim’de İtalya’da gerçekleştirilecek gösterimini konuştuk.
“Ahşabın Cazibesi” fikri nasıl ortaya çıktı? Kastamonu’yu belgeselin merkezine yerleştirmenizde hangi düşünce etkili oldu?
2018 yılında “Ahşabın Cazibesi” başlıklı bir kitap bölümü yazmıştım. Ahşabın Cazibesi belgeselinin esin kaynağı da bu çalışma oldu. Üçte ikisi ormanlarla kaplı bir ilimiz olan Kastamonu’da tarih boyunca ahşap yapı malzemesi olarak bolca kullanılmıştır. Benzersiz güzellikteki ahşap yapıları ve Kastamonu’nun eşsiz doğasını anlatmak bu belgeseli gerçekleştirmede en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Ekip arkadaşlarımla birlikte Kastamonu Üniversitesi Ormancılık ve Tabiat Turizmi İhtisas projesi olarak belgeseli hazırlamaya başladık.
İki yıla yayılan bu çalışma boyunca Kastamonu’nun ahşap kültürüne bakışınız nasıl değişti? Bu süreç size neler kattı?
İki yıl süren çekim süreci boyunca dere tepe gezdik, 10 bin km’den fazla yol yaptık, böylece hem içinde yaşadığımız kenti daha yakından tanıma fırsatı bulduk hem de birçok ayrıntıya vakıf olduk. Kastamonu’nun ahşap kültürel mirasını en iyi biçimde yansıtabilmek için büyük çaba sarf ettik, 300 saati bulan çekimler gerçekleştirdik. Bu bizim için eşsiz bir deneyim oldu. Biz belgeselde bir yandan tarihi ahşap yapıların korunmasını önerirken, bir yandan da yeniden ahşap yapılar inşa etmenin zorunlu olduğunu anlattık. Zira ülkemiz bir deprem ülkesi, bu çekimler sırasında öğrendik ki 1943 Tosya depreminden yalnızca ahşap gümelelerde yaşayanlar kurtulabilmiş. Biz de depreme karşı dayanıklı, sağlıklı ve sürdürülebilir yapılar inşa edebilmek için ahşaba dönmek gerektiğini belgeselde işledik.








