Çanakkale Savaşları'nda elde ettiği başarılarla savaşın kaderini değiştiren 57'nci Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey'in savaş sırasında eşine yazdığı mektup, torunu Hüseyin Avni Tanman’a miras kaldı.
Mektuba ilişkin bilgi veren Tanman, "Mektupta 18 Mart Deniz Harbi'nden bahsediyor. Yaşananları, 'Düşman denizden bir şey yapamadı. Karadan da asker çıkartmaya cesaret edemedi. Fakat bize bunlar eğlence gibi geliyor. Çıkan askeri de top ve tüfekle defediyoruz' diye tarif ediyor" dedi.
Çanakkale Kara Savaşları'nda 57'nci Alay, karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri'ne geçit vermeyerek savaşın kaderini değiştirdi. Tarih yazan o 57'nci Alay'ın Komutanı Yarbay Hüseyin Avni Bey'in Çanakkale Savaşları sırasında eşine yazdığı mektuplar, ailesinden ona gönderilen kartpostallar ve bazı şahsi eşyaları torunu Hüseyin Avni Tanman'a miras olarak kaldı.
Dedemin İzinde Yürüyüş Gerçekleştirdim
Tanman, dedesi Hüseyin Avni Bey'den ailelerine kalan çeşitli hatıralar olduğunu belirtip, "Bana göre, hatıralar içinden bugün için en anlamlısı, önemli olanı eşine 111 yıl önce 23 Nisan'da yazmış olduğu mektup var. 57'nci Alay'ın Bigalı'dan cepheye intikal ettiği yolu takip ederek dedemin izinde bir yürüyüş gerçekleştirdim. 57’nci Alay'ın ayak bastığı topraklarda tekrar yürümek gurur vericiydi. Bigalı ve çevresi dedemin mektupta yazdığı gibi bir cennet bahçesi. Bugün burada onların sayesinde varız, hepsinin ruhları şad olsun" diye konuştu.
Mektupta Dikkat Çekici Birkaç Tane Nokta Var
"Dedemin 23 Nisan tarihli mektubunda dikkat çekici birkaç nokta var" diyen Hüseyin Avni Tanman, şöyle devam etti:
"Bunlardan ilkini, diğer mektuplarında da vurguladığını görüyoruz. Çünkü mektuba o şekilde giriş yapıyor. Ailesinin ekonomik durumu, en çok sıkıldığı konu. Maaşını almıyor, hep ailesine gönderiyor ve onun takibini yapıyor. Mektubun girişi bu şekilde. Daha sonra ilginç bir başka nokta da Bigalı'daki ordugahını bir cennet bahçesi olarak tasvir ediyor. Yeşillikler içerisinde, çadırının eteğinin rüzgardan sallandığını, kapısından İstinye'deki gibi bol kavaklı yemyeşil tarlaları göründüğünü, bir akarsuyun başında olduğunu ve etrafın güzelliğini tarif ediyor. Askerlerinin suyun başında çamaşır yıkadıklarını, çalılara güneşte kurusun diye serdikleri elbiselerin bir çiçek tarlasını andırdığını yazıyor. Bunun yanında önemli olan bir başka noktada öğlen saatlerinde talim yaparlarken üzerlerinden 4 düşman tayyaresinin geçtiğini ve o tayyareyi tüfekle uzaklaştırdıklarını anlatıyor. Aynı tayyareler o gün Eceabat'ı bombalamışlar. Bunu mektubun içerisinde okuyabiliyoruz."
Dedesinin mektupta 18 Mart Deniz Harbi'nden de bahsettiğini belirten Tanman, "Yaşananları, 'Düşman denizden bir şey yapamadı. Karadan da asker çıkartmaya cesaret edemedi. Fakat bize bunlar eğlence gibi geliyor. Çıkan askeri de top ve tüfekle defediyoruz' diyerek tarif ediyor. Mektubu yine ailesinin ekonomik sıkıntısını tekrarlayarak ve 'İnşallah bu sene rahat edeceksiniz, maaşlarınızı tam alacaksınız' gibi kelimeler kullanarak ve ailesine hasretlerini yazarak noktalıyor" ifadelerini kullandı.
O Tarihten Sonra Ailemizin Elinde Hüseyin Avni Bey'den Bir Mektup Maalesef Yok
25 Nisan sabahı da 57'nci Alay'ın Anzak çıkartmasını engellemek üzere harekete geçtiğini söyleyen Hüseyin Avni Tanman, "Hepimizi bildiği gibi önce Kocaçimen Tepesi'ne sonra Conkbayırı istikametine, hücuma geçerek Cesaret Tepesi'ne doğru iniliyor. O tarihten sonra ailemizin elinde Hüseyin Avni Bey'den bir mektup maalesef yok, yazamamış. Ya da cepheden yazdığı mektuplar İstanbul'da yaşadıkları ev daha sonra 1918'de yandığı için bize ulaşmadı. Ancak telgrafı ulaştı. Cepheden savaş haberini alan ailesi merak etmesin diye 3 gün sonra bir telgraf çekiyor. Telgraf, 'Sıhhatteyim, merak etmeyiniz' cümlesini kullanıyor. Telgraf bir gün sonra Fatih'te oturan ailesine teslim edilmiş, telgrafın arkasında teslim edildiğine dair not bulunmakta" dedi.
Harp tarihi açısından büyük önem taşıyan söz konusu mektubun ilk olarak 'Şanlı 57’nci Alay'ın Cesur Komutanı Şehit Yarbay Hüseyin Avni Bey' adlı kitapla literatüre kazandırıldığını da belirten torun Tanman, bu konuda kendisiyle gerçekleştirilen özel söyleşinin tamamının ise Çanakkale Savaşları Enstitüsü'nün süreli yayını Anafarta Dergisi'nin 27'nci sayısında tarih meraklılarıyla buluşturulduğunu ifade etti.

















