İyi olmak önce kendin için… İnsan sosyal bir varlıktır; çoğu zaman takdir görmek ve beğenilmek ister, yalnız olmayı istemez, sevdiğinde fazla verici olur. Tüm bunlar görülmeyen yükler edinmenize sebep olabilir. Sonrasında yorgun, mutsuz, asosyal bir karaktere dönüşür, çevrenize duvarlar örersiniz.
Nezaket saflık değil, zarafettir. Günümüzde insan, yapay dünyanın kölesi olmuş; insani duygularından uzaklaşmış, beyin bazı duyguları yok sayıyor. Eskiden güzel olan şeyler günümüzde bulunmaz olmuştur. Birlikte yenen akşam yemekleri, ailece gidilen geziler, bayramlarda büyüklerin evlerine ziyarete gitmek, komşuya yapılan ikramlar artık unutulmuştur.
Birilerine bir şey kanıtlama çabası vardır. “Ben gezdim, yemeğe gittim, eşim bunu aldı” diyerek bunları fotoğraflayıp sosyal medyada paylaşmak gereklilik hâlini almıştır. Mutlu olmak için beğenilmek, takdir edilmek ve tüketmek üzerine kurulmuş bir hayatımız var. En pahalı düğünü yapmak, en mükemmel tatile gitmek, moda olan bir çantayı almak, en moda yemeği yemek… Bunları yapınca mutlu oluyoruz.
Gece evi olmadığı için sokakta uyuyan, yemek bulamadığı için çöpleri karıştıran, okula gidemediği için çocuk yaşta çalışan insanları hiç düşünmüyor muyuz? İyilik sadece mübarek aylarda mı yapılır? Yaptığımız iyilik rol model olsun diye duyurulabilir ama insanların gözüne sokmayı lütfen bırakın. “Bakın, bu adamı ben doyurdum, evini döşedim” diyerek reklam yapmak doğru değildir.
Eskiden sahabeler, durumu olmayan insanların kapısına çuvalla erzak bırakırmış, kimse bilmezmiş. İnsan önce kendini sevmeli, değer vermeli ama bu bencil olmak değildir. İnsan olmak; sevebilmeyi, empati kurmayı ve alçakgönüllü olmayı gerektirir. Başarabilene ne mutlu… Sevgiyle kalın. Başkaları için değil, kendiniz için yaşayın ve sevdiğiniz şeyleri yapın…













