İşyerinde psikolojik baskı her zaman yüksek sesli tartışmalar, hakaret veya açık tehditlerle ortaya çıkmıyor. Bazen çalışanın yaptığı işin sürekli küçümsenmesi, emeğinin görmezden gelinmesi, başarılarının yok sayılması ya da ekip içerisinde bilinçli şekilde dışlanması da çalışan üzerinde ciddi bir baskı oluşturabiliyor.
İş hayatında “mobbing” olarak gündeme gelen psikolojik taciz, çalışanların yalnızca iş performansını değil, çalışma ortamındaki aidiyet duygusunu da etkileyebiliyor. Özellikle kişinin yaptığı işin değersizleştirilmesi ve kendisinin ekip içinde görünmez hale getirilmesi, zaman içerisinde çalışan açısından yıpratıcı bir sürece dönüşebiliyor.
Emeğiniz sürekli görmezden geliniyorsa dikkat
Bir çalışanın ortaya koyduğu işin sürekli başkalarının yanında küçümsenmesi, yaptığı çalışmaların sahiplenilmesi veya başarılarının yok sayılması çalışma ortamında ciddi sorunlara yol açabiliyor. “Zaten bunu herkes yapabilir”, “Senin yaptığın önemli değil” gibi küçümseyici ifadelerin sürekli tekrarlanması, çalışanın mesleki özgüvenini zedeleyebiliyor. Bunun yanında çalışanın yaptığı işlerin hiçbir şekilde takdir edilmemesi tek başına mobbing anlamına gelmeyebilir. Ancak değersizleştirme davranışlarının diğer baskı ve dışlama yöntemleriyle birlikte, sistematik biçimde sürdürülmesi durumun daha dikkatli değerlendirilmesini gerektirebiliyor.

Yok sayılmak da psikolojik baskıya dönüşebilir
Çalışanın toplantılara dahil edilmemesi, bilgi akışının dışında bırakılması, fikirlerinin sürekli görmezden gelinmesi veya ekip içerisindeki iletişimden bilinçli olarak uzaklaştırılması da çalışma hayatında karşılaşılabilen sorunlar arasında. Özellikle çalışanın sorumluluğundaki işlerle ilgili kararların kendisinden habersiz alınması, ihtiyaç duyduğu bilgilerin kendisine verilmemesi ya da diğer çalışanlarla paylaşılırken kendisinin sürekli dışarıda bırakılması, zaman içerisinde kişinin işini yapmasını da zorlaştırabiliyor. Bir çalışanın işyerinde “var ama yokmuş gibi” hissetmesine neden olan bu davranışların tek başına mobbing olarak nitelendirilmesi mümkün olmayabilir. Burada davranışların sürekliliği, sistematikliği ve çalışana yönelik bir yıldırma amacı taşıyıp taşımadığı önem kazanıyor.

Sürekli eleştirilmek, sürekli hata aranması
İşyerinde yapılan hataların yöneticiler tarafından çalışanla paylaşılması ve işin geliştirilmesine yönelik geri bildirim verilmesi olağan bir yönetim süreci olabilir. Ancak çalışanın yaptığı her işte sürekli kusur aranması, küçük hataların büyütülmesi ve olumlu çalışmalarının tamamen göz ardı edilmesi farklı bir tablo ortaya çıkarabiliyor. Çalışanın diğer personelin önünde küçük düşürülmesi, sürekli yetersiz gösterilmesi veya yaptığı iş ne olursa olsun başarısız olduğu yönünde bir algı oluşturulması da psikolojik açıdan yıpratıcı olabiliyor.

İş yükünün artırılması da baskı aracına dönüşebilir
Bazı durumlarda psikolojik baskı, çalışana sürekli olarak taşıyamayacağı ölçüde iş verilmesiyle de ortaya çıkabiliyor. Görev tanımı dışında sürekli iş yüklenmesi, diğer çalışanlara göre belirgin biçimde daha fazla sorumluluk verilmesi, verilen işlerin tamamlanması için gerçekçi olmayan süreler belirlenmesi veya çalışanın başarısız olması için uygun olmayan koşullar oluşturulduğu iddiası da çalışanların gündeme getirdiği sorunlar arasında yer alıyor. Ancak iş yoğunluğunun tek başına mobbing anlamına gelmediği; değerlendirmede olayların koşullarının ve sürekliliğinin dikkate alınması gerektiği unutulmamalı.
“Ben mi abartıyorum?” demeden önce yaşananları kaydedin
İşyerinde benzer davranışlarla karşılaşan çalışanların yaşanan olayları tarih, saat, yer ve olayda bulunan kişilerle birlikte düzenli şekilde kayıt altına alması önemli olabilir. E-posta ve kurumsal mesajlaşmaların, görev talimatlarının ve yapılan yazılı bildirimlerin saklanması da olayların bütünlüğünün ortaya konulmasına yardımcı olabilir. Özellikle “işim değersizleştiriliyor”, “toplantılara alınmıyorum” veya “sürekli dışlanıyorum” şeklindeki genel ifadeler yerine, hangi tarihte ne yaşandığının somut şekilde ortaya konulması daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını sağlayabilir.
Her kötü iş deneyimi mobbing değil
Çalışma hayatında yöneticiyle yaşanan anlaşmazlıklar, eleştiri almak, yoğun çalışmak veya bir konuda olumsuz geri bildirim almak tek başına mobbing olarak değerlendirilmiyor. Mobbing iddiasında davranışların sistematik ve süreklilik gösterip göstermediği, çalışana yönelik niteliği ve ortaya çıkan sonuçlar önem taşıyor. Bu nedenle yaşanan her işyeri problemini doğrudan mobbing olarak tanımlamak yerine olayların bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor.
İşten ayrılmayı düşünüyorsanız acele etmeyin
Psikolojik baskı nedeniyle işten ayrılmayı düşünen çalışanların, istifa etmeden önce hukuki durumlarını değerlendirmeleri önem taşıyor. İş sözleşmesinin hangi şekilde sona erdirildiği, çalışanın kıdem ve diğer işçilik alacakları bakımından farklı sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle çalışanların ellerindeki belgelerle birlikte iş hukuku alanında uzman bir hukukçudan görüş alması, hak kaybı yaşamamak açısından önem taşıyor. İşyerinde değersizleştirildiğini, yok sayıldığını veya sistematik biçimde dışlandığını düşünen çalışan için en önemli adımlardan biri, yaşananları sessizce kabullenmek yerine somutlaştırmak ve belgelemek. Çünkü tek bir olaydan ziyade davranışların zaman içerisindeki bütünü, yaşanan sürecin anlaşılması açısından belirleyici olabiliyor.





















