Ankara’nın Nallıhan ilçesinde zabıt katipliğinden emekli olduktan sonra ipek iğne oyası sanatına yönelen Hüseyin Tırıl’ın (58) kooperatif bünyesinde kadınlarla birlikte yaptığı ipek iğnesi oyası takıları, birçok ülkeye ihraç ediliyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Sanatçı Kimliği’nin sahibi de olan Tırıl, kendi tasarımlarıyla festivallerde birçok ödül aldı.
Hüseyin Tırıl, yaklaşık 15 yıl adliyede zabıt katibi olarak görev yaptıktan sonra 2010 yılında emekli oldu. Tırıl, emekliliğinin ardından kendisini geleneksel el sanatlarına adadı. Tırıl, 2 yıl eğitim aldıktan sonra Nallıhan Turizm Gönüllüleri Derneği tarafından kurulan Nal-Etik Kadın Kooperatifinde kadınlarla birlikte ipek iğne oyası (saf ipek ipliklerin özel bir iğne yardımıyla düğüm atılarak işlenmesiyle oluşturulan Anadolu el sanatı) üretmeye başladı. Yaptığı ipek iğne oyası takılar yurt dışına ihraç edilen Tırıl, Nallıhan’da düzenlenen Uluslararası İpek İğne Oyaları ve Tapduk Emre’yi Anma Festivali kapsamında gerçekleştirilen yarışmalarda 3’üncülük, 2’ncilik ve mansiyon ödülleri kazandı.
Kendisini geliştiren ve birçok kadına da bu alanda eğitim veren Tırıl’a, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Sanatçı Kimliği’ verildi. Tırıl’ın, kooperatif bünyesinde kadınlarla yaptıkları takılar Japonya, Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelere ihraç ediliyor.
720 Kadınla Çalışıyoruz
Hüseyin Tırıl, Nallıhan Turizm Gönülleri Derneği ile birlikte bölgede İpek böceği yetiştiriciliğinin tekrar canlandığını belirtti. Tırıl, bir kozadan 450 ile 900 metre arasında iplik çıkabildiğini söyledi. Tırıl, “Bizim çalıştığımız iplerin yüzde 80’i ipek, yüzde 20’si sentetiktir. Yapacağımız esere göre ipleri büküyoruz.
Ondan sonra ne hayal ediyorsanız, onu iğneyle buluşturuyoruz. Tek tek ilmek ata ata, bazen döndürerek, bazen ip atarak o yapılacak esere göre değişiyor sistem. Teknik bu; iğne, makas, ipek. Üçü bir araya geliyor ve eser süreleri değişmekle birlikte 1-5 ayda ortaya çıkıyor.
Nallıhan Turizm Gönülleri Derneği’nin bünyesindeki kooperatifte 720 kadın çalışıyor. Ben de yaptığım eserlerle onlara örnek olmaya çalışıyorum” dedi.
‘Dünyaya Tanıtıyoruz’
2020 yılında yaşanan pandemi öncesi ipek iğne oyalarını 23 ülkeye ihraç ettiklerini ifade eden Tırıl, “Pandemi ile beraber bu sayı düştü. Şu anda Japonya, İngiltere ve geçtiğimiz günlerde Bali’ye gönderdim. Almanya, Fransa ve bazı Avrupa ülkelerine satışlarımız devam ediyor. Bu satışları yaparken de yine kooperatif aracılığıyla kadınlarımızın yapmış olduğu bu eserleri dünya pazarına sunmuş oluyoruz.
Ayrıca fuarlara katılıyoruz. Fuarlarda kadınlarımızın emeğini hem tanıtıyor hem de satışını gerçekleştiriyoruz. Amacımız orada da müşteri bulmak. Ben Belçika’da 57 ülkeye sunum yaptım.
Karadağ’a eğitmen olarak gittim. Orada çalışan Türkler ve yabancı uyruklu kadınlara 3 ay iğne oyası kursu verdim. 150 tasarımın olduğu bir sergi açtık. İğne oyamızı Türkiye’ye ve dünyaya tanıtmaya devam ediyoruz” diye konuştu.
Her Eserin Bir Mesajı Vardı
Cumhuriyet dönemi öncesinde kadınların kendilerini kültürel olarak takılarıyla ifade ettiğini belirten Tırıl, “Geçmişte kadınlar eserlerini yaparken her birine bir hikaye, bir mesaj bırakıyordu. Özellikle ‘biber oyası’ sandıklarda var ama çok kullanılan bir eser değil. Çünkü bir gelin ile kaynana arasındaki çatışmayı anlatır. Eğer kadın hamileyse; ailesine, eşine ve çevresine hamile olduğunu anlatabilmek için ‘menekşe oyası’ takardı. Eğer evde mutluysa ‘papatya oyası’, evde tatlılık varsa ‘üzüm oyası’, evin bereketi varsa ‘mısır oyası’ takardı. Ama hayatından memnun değil de memnunmuş gibi kendini göstermek istiyorsa ‘kızılcık oyası’ takardı” dedi.
Tırıl, kültürel miras taşıyıcısı sanatçı kimliği sahibi olduğu için de mutlu ve gururlu olduğunu söyledi.
























