Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Terörsüz Türkiye sürecinde Abdullah Öcalan'ın statüsü ve İmralı'da inşa edilen konuta ilişkin, 4 alt komisyondan birinin silahsızlanma ve fesih sürecinin takibiyle ilgili olduğunu hatırlatarak, "Muhtemelen Öcalan'a bu komisyonda bir görev verilecektir. Buradaki statüden kasıt; bekleneni daha iyi yapabilmesi için ona sağlanan bir imkandır. Bu, farklı şekillerde değerlendirilmesi gereken bir durum değildir. Cezaevine bağlı ek bir ünite olarak inşa edilmiş yapı da bu süreçteki rolünü daha rahat yerine getirebilmesi için oluşturulmuş bir imkandır" dedi.
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu'nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Uçum, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin silahların bırakılması ve tasfiye sürecinin tamamlanması aşamasının devam eden bir süreç olduğunu söyledi. Uçum, bu aşamadan sonra yasanın gerektirdiği diğer aşama olan teyit ve ilan aşamasına geçileceğini söyleyerek, "Yani silahların bırakıldığı, tasfiye sürecinin gerçekleştiği, fesih sürecinin tamamlandığı teyit edilecektir. Bu teyit de Mgk kararıyla ilan edilecektir. Şu anda tespit aşaması devam etmekte, teyit ve ilan aşamasının mümkünse ekim ayında, değilse kasım ayında, en geç bu yıl bitmeden gerçekleşmesi beklenmektedir. Yani tespit ve teyit aşamaları en geç bu yılın sonuna kadar tamamlanması gereken aşamalardır" dedi.
Bekleneni Daha İyi Yapması İçin Sağlanan Bir İmkandır
Uçum, Abdullah Öcalan'ın statüsü ve İmralı'da inşa edilen konuta ilişkin soru üzerine, yürütme bünyesinde kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun 4 alt komisyon oluşturduğunu hatırlattı. Bu alt komisyonlardan birisinin de silahsızlanma ve fesih sürecinin takibiyle ilgili bir komisyon olduğunu belirterek "Muhtemelen Öcalan'a bu komisyonda bir görev verilecektir. Buradaki statüden kasıt; bekleneni daha iyi yapabilmesi için ona sağlanan bir imkandır. Bu, farklı şekillerde değerlendirilmesi gereken bir durum değildir. Cezaevine bağlı ek bir ünite olarak inşa edilmiş yapı da bu süreçteki rolünü daha rahat yerine getirebilmesi için oluşturulmuş bir imkandır. Bunlardan 'Hükümlülük statüsü ortadan kalktı' şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Bunlardan 'Fiilen serbest bırakıldı' şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Çünkü Öcalan'la ilgili yürütülen süreç bir diyalog sürecidir. Bu diyalogda hedef bellidir; tasfiye sürecinin fiilen tamamlanması, silahların bırakılmasının tamamlanması. Dolayısıyla orada muhatap odur zaten. Örgütü kim kurduysa, silahı kim kullandırdıysa, fesih edecek olan da, silahı bıraktıracak olan da odur. Öbür türlü devlet bunu güvenlik pratiği ile yapar. Ama bunu bu yöntemle tercih ettiğine göre, o diyalog üzerinden onu yapar. Diyalogda muhatap aldığı kişinin de bu görevi daha rahat yerine getirebilmesi için bir komisyonda görevlendirilmesi, daha rahat bir çalışma ortamına kavuşturulması bir gerekliliktir. Bu sağlanan bir imtiyaz değildir, tam tersine görevin gerektirdiği bir ortam sağlamaktan ibarettir" dedi.
Rutin Dışı Süreçler Rutin Dışı Yöntemlerle Yenitilir
Uçum, bunun ötesindeki değerlendirmelerin çok isabetli olmadığını söyleyerek, "Bu hukuken resmi bir görev görev değil. Sonuçta komisyonun yapısında her kişiden yararlanmaya ilişkin kanunda bir düzenleme var. Sen bir hükümlü üzerinden bir diyalog yürütüyorsan terör örgütünün tasfiyesine ilişkin, silah bırakmaya ilişkin ona da o süreci ilerletmek için üstlendiği görevleri yerine getirmesi için bir imkan verirsin. Bunun hukuka aykırı bir tarafı yok. Rutin dışı süreçler rutin dışı yöntemlerle yönetilir. Terörsüz Türkiye süreci olağan bir süreç, rutin bir süreç değildir; olağan dışı rutin dışı bir süreçtir. Rutin dışı süreçleri rutin yöntemlerin kısıtları üzerinden ilerletemezsiniz. Burada Öcalan'la ilgili geliştirilen yaklaşım; bu rutin dışı süreçte bir rol üstlenmiş, o rolün gereğini yerine getirmesi için bir takım imkanlara sahip olması gereken kişiye sunulan imkanlardır. Sağlanan imkanlar bir araç tespit sürecine ilişkin görevlerinin yerine getirilmesi için. Olağan süreçlerin bakışlarıyla bu süreci eleştirmek, değerlendirmek haksızlık olur" diye konuştu.
Seçim 16 Nisan 2028'De
Uçum, seçim ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adaylığı tartışmalarıyla ilgili soru üzerine de, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığının siyasi olarak gerçekleştiğine vurgu yaptı. Uçum, "Siyasi olarak Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki seçimlerde son kez aday olması gerçekleşmiştir. Bu gerçeği kabul etmek gerekir. Bunun hukuki olarak sürecini tamamlamak gerekir. Anayasamıza göre Meclis seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa cumhurbaşkanı son kez aday olur. Buna 'istisnai adaylık' diyoruz. Kural, 2 dönem cumhurbaşkanlığı yapmaktır. Burada 3'üncü dönem imkanı veriyor. Siyasi olarak adaylığı gerçekleşmiş, adaylığı belli olmuş, toplumsal olarak da adaylığı beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığının hukukileştirilmesi için 7 Mayıs 2028'de yapılacak genel seçimlerin erkene alınması gerekir, öne alınması gerekir. Bunun için de Meclis'in 2028 mart ya da nisanında seçimlerin yapılacağı şekilde bir karar alacağı bekleniyor. Ben zannediyorum hiçbir parti cumhurbaşkanının aday olmasına engel olacak bir tutum almayacaktır. Benim öngörüm seçimler 2028'de yapılacak, 7 Mayıs'tan kısa bir süre önce yapılacak. Eğer 9 Şubat ile 15 şubat arası bir tarihte Meclis 360 ve üzerindeki milletvekili ile seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa seçim 16 Nisan'da yapılacak. 16 Nisan 2028 tarihi seçimin yapılacağı tarihlerden biri. 16 Nisan'ın sembolik bir değeri var. 16 Nisan 2017, referandumun 11'inci yıl dönümü. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmenin yıl dönümü. Bu sembolizm de önemli. Ben 2027'nin son çeyreğinde seçim yapılma ihtimalini düşük görüyorum" dedi.
50+1 Değişme İhtimali Olmayan Temel Norm
Uçum, 50+1 kuralının değişmesine yönelik tartışmalara ilişkin soruya da, "Anayasa değişikliği olmadan 50+1 değişmez. 50+1 bu sistemin temel normudur. 50+1, hem sosyal istikrar, hem siyasal yönetim istikrarı sağlar. 50+1, Türkiye toplumunun tamamına hitap edebilmek demektir. 50+1'le halkın bir sorunu yoktur. Siyaset açısından bu konu her zaman tartışma gündemi olabilir. Ancak 50+1 değişme ihtimali olmayan temel bir norm olarak varlığını sürdürür. Ancak seçim hukukuna ilişkin, siyasi partiler hukukuna ilişkin değerlendirmeler öteden beri yapılıyor. Bunlar gündeme gelebilir" dedi.
Yeni Anayasa 29'Uncu Döneme Kalır
Uçum, yeni anayasa konusunu ise seçimden önce meclise gelmesini beklemediğini söyleyerek, "Belki Sayın Cumhurbaşkanımız bu son dönem adaylığında seçime; son derece kapsayıcı, en yüksek desteği alacağı, tüm siyasi partilerin desteğini alacağı, belki de referandumda yüzde 60'ı geçebilecek yeni bir anayasa yapma sürecine öncülük etme vaadiyle girecektir. Yeni anayasa gündemi Türkiye'nin olağan gündemidir. Ancak 28'nci döneme bunun yapılma ihtimalini ben düşük görüyorum. Bir anayasa yapma hazırlığı için 20-24 aya ihtiyaç var. Seçimlere 20 ay kaldı. Zaten 1 Ekim'de başlasak bile böyle bir kapsamlı anaysa hazırlık süreci açısından yetişmez. İrade TBMM'dedir. TBMM bunu gündeme alır yapar, buna bir şey demiyorum. Ama olağan şartlar altında bu dönemde yeni anayasa teklif olarak meclise gelmez. 29'uncu döneme bir taahhüt olarak gündemde olur. 29'uncu dönemde Türkiye yeni anayasaya kavuşur, benim öngörüm bu" dedi.
İnfaz Düzenlemesi Üzerinde Çalışılıyor
Uçum, cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklu sayısının 440 bini geçtiğini ve cezaevlerinde bir kalabalıklaşma sorunu olduğunu da söyleyerek, "Bunu gidermek için Adalet Bakanlığımızın çalışması var. Hukuk Politikaları Kurulumuz ile yaptığı çalışmalar da var. Genel bir infaz hukuk düzenlemesi üzerinde çalışılıyor. Önümüzdeki dönemde infaz hukukuna ilişkin reformcu bir bakış açısıyla bir düzenleme gündeme gelebilir" dedi.















