DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, motorinin litre fiyatının 100 lirayı aşmasının tarımsal üretim üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Geçen yıl aynı tarihte İstanbul’da 54 lira olan motorinin bugün 102 liraya yükseldiğini belirten Karal, çiftçinin en temel girdilerinden biri olan mazottaki yıllık artışın yaklaşık yüzde 84’e ulaştığını belirterek, “Bir yıl önce 100 litre mazot alan çiftçi yaklaşık 5 bin 440 lira ödüyordu. Bugün aynı 100 litre mazot için 10 bin liradan fazla para ödemek zorunda. Sadece 100 litre mazotta çiftçinin cebinden çıkan ilave para 4 bin 591 lira. Peki çiftçinin sattığı ürün aynı oranda arttı mı? Hayır, aksine düştü. Mazot 100 lirayı geçti; ekonomiyi yönetemeyenlerin eline yüzüne bulaştırdığı bu tablonun faturası yine çiftçiye çıktı” dedi.
“Bir litre mazot için 4 kilo buğday yetiyordu, şimdi 6 kilodan fazla gerekiyor”
Milletvekili Hasan Karal, TMO’nun 2. grup ekmeklik ve makarnalık buğday alım fiyatının 2025 yılında ton başına 13 bin 500 lira, 2026 yılında ise 16 bin 500 lira olarak belirlendiğini anımsatarak, buğdaydaki yıllık fiyat artışının yüzde 22,2’de kaldığını kaydetti. Karal, “Geçen yıl bir litre mazot almak için yaklaşık 4 kilo buğday satmak yeterliyken bugün aynı bir litre mazot için 6 kilodan fazla buğday satmak gerekiyor. Buğdayın fiyatı yüzde 22 artıyor, mazot yüzde 84 artıyor. Çiftçinin ürettiği ürünün mazot karşısındaki alım gücü açık biçimde geriliyor” ifadelerini kullandı.
“Fındık yüzde 27,5, çay yüzde 37,6 arttı; mazot yüzde 84”
Benzer tablonun diğer tarımsal ürünlerde de görüldüğünü belirten Karal, TMO’nun fındık alım fiyatlarının 2025’ten 2026’ya ortalama yaklaşık yüzde 28 arttığına dikkat çekti. Yaş çay alım fiyatının da 25,44 liradan 35 liraya yükseldiğini, buradaki artışın yüzde 37,6 olduğunu hatırlatan Karal, “Geçen yıl yaklaşık 2,1 kilo yaş çay satarak bir litre mazot alınabiliyordu. Bugün bunun için yaklaşık 3 kilo yaş çay gerekiyor. Fiyat artırılmış görünüyor ama üreticinin mazot karşısındaki satın alma gücü yine düşmüş durumda.” dedi. Karal, geçtiğimiz günlerde açıklanan çekirdeksiz kuru üzümde tablonun daha da vahim olduğuna dikkat çekerek, TMO’nun 2025 yılında kuru üzüm için kilogram başına 120 lira olarak açıkladığı alım fiyatının, 2026 yılında 95 liraya gerilediğini, bunun yüzde 20,8’lik düşüş anlamına geldiğinin altını çizdi.
“Ekonomiyi yönetemeyenlerin eline yüzüne bulaştırdığı bu tablonun faturası yine çiftçiye çıktı”
Çiftçinin artan maliyetler karşısında üretime devam edebilmesinin her geçen gün daha da zorlaştığını vurgulayan Karal, sözlerini şöyle tamamladı: “Mazot, gübre, işçilik, elektrik, nakliye derken üretimin her kaleminde maliyetler katlandı. Buna karşılık çiftçinin ürününe verilen fiyat aynı hızda artmadı. Çiftçi açıklanan rakamın kaç lira arttığına değil, o ürünle kaç litre mazot alabildiğine bakıyor. Bugün yapılması gereken, fiyatların kâğıt üzerinde artması değil, üreticinin satın alma gücünün korunmasıdır. Üretici bugün geçen yıla göre daha fazla harcıyor, deposunu doldurmak için daha fazla ürün satmak zorunda kalıyor. Tarlada alın teri döken çiftçi ürettikçe kazanması gerekirken, artık ürettikçe tükeniyor. Mazot 100 lirayı geçti; ekonomiyi yönetemeyenlerin eline yüzüne bulaştırdığı bu tablonun faturası yine çiftçiye çıktı.”












