Patrice Lumumba, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı, 14 Eylül 1960’ta Joseph Mobutu (daha sonra Mobutu Sese Seko olarak bilinen) tarafından gerçekleştirilen bir darbe ile devrildi. Bu darbe, ABD ve Belçika’nın gizli desteğiyle organize edildi; CIA’nın rolü de belgelenmiştir.
Lumumba yakalandıktan sonra işkenceye uğradı ve 17 Ocak 1961’de Katanga eyaletinde Belçikalı paralı askerler ve ayrılıkçı güçler tarafından infaz edildi.
Bu olay, Soğuk Savaş dönemindeki emperyalist müdahalelerin bir örneğidir ve Lumumba’nın özgün siyaseti ve pan-Afrikanist idealleri nedeniyle hedef alınmasına yol açmıştır.
Patrice Lumumba, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı olarak, öncelikle milliyetçi ve pan-Afrikanist bir liderdi. İdealleri, sömürgecilikten tam bağımsızlık, Afrikalı değerlere dönüş, ekonomik özerklik ve kıta birliği etrafında şekilleniyordu.
Size birisini hatırlattı mı?
“Pozitif tarafsızlık” ilkesini benimseyerek, ithal ideolojileri (komünizm veya kapitalizm gibi) reddediyor, yerine Afrikalı milliyetçiliği ve seküler bir ulus-devlet yapısını savunuyordu.
Yine size birisini hatırlattı mı?
Kongo’yu kabile farklılıklarını aşacak birleşik bir yapıya kavuşturmayı, demokrasi ve ulusal bağımsızlık ilkelerini ön planda tutuyordu; sosyalist eğilimleri olsa da, kendini “Afrikalı milliyetçi” olarak tanımlıyor, komünist veya dini bir ideolojiye bağlanmıyordu. Bu idealler, onun sömürgecilik karşıtı mücadelesini ve Afrika’nın emperyalizmden kurtuluşunu merkeze alıyordu.
Peki şimdi birisini hatırlattı mı?
Lumumba, ideolojik olarak tarafsız bir duruş sergilese de, Soğuk Savaş döneminde Batı’nın (özellikle Belçika ve ABD’nin) muhalefeti karşısında Sovyetler Birliği’ne (SSCB) yaklaştı. Kongo krizi sırasında, ordu isyanlarını bastırmak ve ayrılıkçı eyaletleri kontrol altına almak için Sovyet yardımını kabul etti; bu, zorunlu bir ittifak olarak görülebilir ve Lumumba’nın komünizme doğal bir eğilimi olmadığını gösterir. Pan-Afrikanist vizyonu nedeniyle, diğer Afrika bağımsızlık liderleriyle (örneğin Gana Cumhurbaşkanı Kwame Nkrumah ile) yakın bağları vardı ve kıta çapında bir birlik çağrısı yapıyordu. Batı’ya karşı eleştirel olsa da, başlangıçta uluslararası topluluktan genel destek aramıştı.
Hatırlatmalı artık…













