DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, TÜİK tarafından açıklanan 6 aylık enflasyon verileri, en düşük emekli aylığına ilişkin kanun teklifi ve asgari ücretlilerin yaşadığı gelir kaybı hakkında değerlendirmelerde bulundu.
“Emekliyi, işçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm eden bu düzene yazıklar olsun”
DEVA Partili Karal, en düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarılmasını öngören kanun teklifine tepki gösterdi. Yılın ilk 5 ayında bütçeden faize ödenen 1 trilyon 262 milyar 642 milyon liranın yaklaşık 63 milyon emekli maaşına karşılık geldiğini belirten Karal, “Her saniye 4 emekli maaşı tutarında parayı faize aktaran iktidar, emekliye gelince kuruşun hesabını yapıyor. Emekliye açıklanan 6 aylık enflasyon oranının üzerinde 1 kuruş bile artış yok. Refah payı yok, alım gücündeki kaybın telafisi yok, emekliyi düşünen yok. Varsa yoksa faiz, varsa yoksa israf ekonomisi. Emekliyi, işçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm eden bu düzene yazıklar olsun” dedi.
“Faize 63 milyon emekli maaşı, emekliye 1 kuruş refah payı yok”
İktidarın bütçe tercihlerinin emekliden ve dar gelirli vatandaştan yana olmadığını belirten Karal, yılın ilk 5 ayında bütçeden faize aktarılan kaynağa dikkat çekti. Karal, “Yılın daha ilk 5 ayında bütçeden faize 1 trilyon 262 milyar 642 milyon lira ödendi. Bu para yaklaşık 63 milyon emekli maaşına karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle bütçeden her saniye yaklaşık 4 emekli maaşı tutarında para faize aktarılıyor. Faize gelince bol keseden dağıtan hükümet, konu emekli olunca kuruşun hesabını yapıyor. Verdikleri kanun teklifiyle en düşük emekli maaşını 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkaracaklar. Açıklanan 6 aylık enflasyon oranının üzerinde 1 kuruş bile artış yok. Refah payı yok, alım gücündeki kaybın telafisi yok, emekliyi düşünen yok” ifadelerini kullandı.
“Açlık sınırının 12 bin lira altında maaşı emekliye reva görüyorlar”
Karal, açlık sınırının 35 bin 759 liraya ulaştığını, iktidarın ise en düşük emekli aylığı için Meclis’e 23 bin 552 lirayı önerdiğini anımsattı. Bunun çok büyük bir sosyal adaletsizlik olduğunu kaydeden Karal, “Emekli maaşı ile açlık sınırı arasında 12 bin liradan fazla fark var. Yıllarca çalışmış, üretmiş ve prim ödemiş bir emekliye daha ayın başında ‘Sen açlık sınırının altında yaşayacaksın’ deniliyor. Bir tarafta her saniye 4 emekli maaşını yutan faiz düzeni, diğer tarafta kirasını mı ödesin, faturasını mı yatırsın, mutfağına mı alışveriş yapsın diye düşünen milyonlarca emekli var. Emekliyi, işçiyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm eden bu düzene yazıklar olsun.”
“Enflasyon yüzde 18, asgari ücretliye zam sıfır”
Yılın ilk 6 ayında tüketici fiyatlarının yüzde 18 arttığına dikkat çeken Karal, aynı dönemde asgari ücretlinin gelirinde hiçbir artış yapılmamasını emekçinin hakkı gaspı olarak değerlendirdi. Tarımsal üretimde rekor söylemleri ile vatandaşın yaşadığı gıda enflasyonu arasındaki çelişkiye de dikkat çeken Karal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tarımsal üretimin rekor yılında gıda enflasyonu yıllık yüzde 35 ise burada ciddi bir sorun vardır. Bir tarafta çiftçi ‘Üretiyorum ama kazanamıyorum’ diyor, diğer tarafta tüketici ‘Çalışıyorum ama alamıyorum’ diyor. Ülkemiz bu tabloyu hak etmiyor.
“Bütçenin önceliği faiz değil, millet olacak”
Türkiye’nin kurala dayalı, güven veren ve öngörülebilir bir ekonomi yönetimine ihtiyacı var. İktidarın tercihini faizden yana kullanırken biz tercihimizi emekliden, emekçiden, dar gelirliden ve üreticiden yana kullanacağız. Vatandaşlarımızı enflasyona karşı koruyan, öngörülebilir ve güven veren bir ekonomi politikasını inşallah biz hayata geçireceğiz. Emekçiyi de emekliyi de üreticiyi de çaresiz bırakmayacağız.”













