18 Haziran 2026, Perşembe
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Öne Çıkan - “B planı hazır” diyen Özgür Özel’den siyaseti sarsacak açıklamalar

“B planı hazır” diyen Özgür Özel’den siyaseti sarsacak açıklamalar

Haberton - Haberton
18 Haziran 2026
- Öne Çıkan
Okuma Süresi:32 dakikalık okuma
A A
0
“B planı hazır” diyen Özgür Özel’den siyaseti sarsacak açıklamalar
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, NOW TV canlı yayınına konuk oldu.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Öncelikle günaydınlar, çok teşekkür ediyoruz. Zor günlerden geçiyor hem partimiz, hem ülkemiz. Büyük bir belirsizlikler var. Oysa ki insanlar büyük krizlerin içinde hem ekonomik olarak, hem sosyal olarak ciddi endişeler taşırken bir yanda seçimlerin gelmesi ve iktidarın değişme umuduyla hayata tutunuyorken bir yanda ülkenin ana muhalefet partisine yapılan bu saldırı ve iktidar yürüyüşüne karşı yapılan bu hamleler herkesi fevkalade rahatsız etti, büyük bir umutsuzluğa ve öfkeye sevk etti” dedi. Özel, şunları söyledi: 

“AKIL TUTULMASI, HUKUKDIŞILIK VE ŞAŞKINLIK YAŞANIYOR”

“Bir ay önce Cumhuriyet Halk Partisi’ne butlan kararıyla birlikte bu darbe yapıldığında hemen bayramın önünü tercih etmişlerdi ve demişlerdi ki ‘Bayram süresince tedbirler soğur, bu iş yatışır. Bayramdan sonra da yeni yönetim gelir ve yönetim devam eder bir şekilde.’ Öyle olmadığı görülüyor. Bir ay olmak üzere ve tepkiler ilk günkü kadar sıcak. Hatta her geçen gün biraz daha öfke artıyor. Biz bu öfkeyi kontrol etmeye, bu öfkenin ve tepkinin enerjisini birlikte bir hak arama mücadelesine dönüştürmeye gayret ediyoruz. O yönde çabalar içindeyiz. ‘Ne olacak?’ dediniz, olması gereken şu. Aslında tabii Siyasi Partiler Kanunu, yerleşip bütün uygulamalar o kadar açık ki bir siyasi partinin en üst karar mercii kurultayıdır. Öyle ki kurultay toplanır ve tüzük ile Siyasi Partiler Kanunu’nda yazan sayı kadar delege irade gösterirse o partiyi kapatabilir. Kurulurken kurultayla kurulur, kapanırken kurultayla kapanır. Kurultay ne derse o olur ve kurultay kimi seçerse o yönetir. 2023 yılına kadar yapılan kurultaylarda partide Genel Başkan değişimi ne bizim partimizde, ne Türkiye siyasetinde hiçbir partide böyle bir değişim mümkün olmamıştı. 2023 seçimleri o açıdan çok anlamlı seçimlerdi. Bizim kaybettiğimiz bir seçimden sonra tartıştığımız, özeleştiriye muhtaç bir durumda olduğunu gördüğümüz, sonra kurultayımızı topladığımız ve kurultayda delegenin bir karar verdiği bir seçimdi. O seçimde ilk kez bir Genel Başkan değişimi yaşandı. O seçim 2023 yılında yapıldı. O günden şu ana kadar da tabii partinin saldırı altında olduğu 2,5 yıllık bir dönemi hep birlikte yaşadık. Özellikle son bir yılı çok yıkıcı şekilde saldırı altında geçti. Onun üstüne o kurultaydan sonra iki olağanüstü kurultay yaptık. Sonra günü geldi ve kanunun emrettiği şekilde, her mahallemize sandık kurarak, mahallelerden delegeler, orada ilçe delegeleri, il delegeleri, kurultay delegeleri seçerek yeni bir kurultay yaptık. Verilen butlan kararıyla bu kurultay, sonra o delegelerin, şimdi konuştuğumuz delegelerin oybirliği ile beni seçtiği 6 Nisan kurultayı, sonra 12 Eylül günü bu sefer İstanbul delegeleri olmaksızın delegelerin oybirliği ile beni seçtiği olağanüstü kurultay, üstüne bir de olağan kurultay yaptık. (Şimdi sizde en son olağan kurultayın mazbatası var değil mi?) En son olağan kurultayın mazbatası var. Şu kadar ki ‘Bu kurultayda biz yarıştık, bu kurultayı tartışıyoruz’ diyelim. Üstüne o tartışmayı gidermek için iki kurultay yapıldı. ‘Haydi onları da yok sayıyoruz’ diyelim. Sıfırdan bir kurultay yapıldı ve ben seçildim ya, aday olmayabilirdim. Benle siz yarışabilirdiniz… (Kemal Bey de aday olabilirdi?) Kemal Bey de adayı olabilirdi ya da Tülay Hanım veya Fırat Bey partinin Genel Başkanı olmuş olabilirlerdi. Şimdi siz bu kurultay ile ilgili bir karar verip son seçilen Genel Başkan Tülay Hanım’a ‘Sen gideceksen, bundan dört önceki Genel Başkan geri gelecek’ diye nasıl diyebilirsiniz? Şimdi böyle bir akıl tutulmasının, böyle bir hukuk dışılığın, böyle bir şaşkınlığın içinde siyasi sistem.” 

“BİN 4 DELEGE İRADESİNİ ORTAYA KOYDU”

“Bugün Cumhuriyet Halk Partisi olmayan bütün siyasetçiler de ‘Bu olmaz’ diyor zaten. Bakın Adalet Bakanı Akın Gürlek… Bu butlan kararı çıktıktan 20 dakika sonra yargının bir kararını, yürütmenin bir temsilcisi ‘Demokrasi açısından önemli bir karar verilmiştir, çok iyi bir iş olmuştur’ diye savundu. O günden bugüne savunan tek siyasetçi yok. Sayın Erdoğan grup toplantılarında 25 dakika ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ diyor. Var, tam göbeğinde. Onu biliyoruz. Ama ‘Yokuz’ diyor, sahiplenebilen yok, savunabilen yok. Gazetelere sayfa sayfa demeçler veriliyor, ‘Karar doğrudur’ diyebilen yok. Sadece bize sabır telkin ediliyor, sükûnet telkin ediliyor, sağduyu telkin ediliyor. (‘Sokakları hareketlendirmeyin’ diyorlar) Öyle diyorlar. Şimdi net olarak sorunuzun cevabı şu. Olması gereken bu iradesini tartışmaya açtıkları delege… İşte ilk turda aramızda 16 oy fark vardı Kemal Bey’le, ikinci turda 200 farkla. Kemal Bey çünkü salt çoğunluğu sağlayamadı o delegeden, çekilmesi gerekirdi. Israrla ikinci tura geçince salonda kendi delegesinden bir tepki oldu. 200 oy daha kaybetti. Şimdi o delege öyle kapalı kapılar ardında falan değil, kendi şehirlerinde, ilçelerinde… Türkiye’nin 973 ilçesinden delegemiz var. İlçelerinde bu arkadaşlarımız notere gidiyorlar, imza atıyorlar, para ödüyorlar ve iradelerini şu yönde ortaya koyuyorlar. Bin 4 delege irade ortaya koydu. Diyorlar ki ‘Biz yeniden bir kurultay yapılmasını ve yeniden kararımızı söylemek istiyoruz. Bundan önce üç kez söyledik ama bu kez bir kez daha madem ki geriye döndünüz oraya, biz irademizi söylemek istiyoruz.’ Şu kadar net bir durum var. Kemal Bey’e oy veren 600’ün üzerindeki delegenin 500’ün üzerindeki bugün bizim için imza verdiler. Yani bize oy verenlerin hepsi verdiği gibi, oy vermeyen 500 kişi daha imza verdi. İradesini ortaya koyan bin 4 tane delege var. Tabi İstanbul delegeleri sayılmıyor, disipline verenleri ayırdılar, PM’den istifa edenleri ayırdılar falan, sayıyı düşürüp düşürüp işte 830’lara falan düşürdüler. Esasen bin 4 delegenin ortaya koyduğu net bir irade var. Buradan sonra siz bu delegeye direnirseniz partinizin getirdiği demokrasiye direnirsiniz. Bu ülkeden zaten eskiden ne seçim vardı ne sandık vardı ne siyasi partiler vardı ne onların üyeleri vardı ne delegeleri vardı. Şimdi 100 yıl geriye götürüp bu ülkeyi ‘Bizi görevlendirdiler, biz atayacağız, biz görev yapacağız’ derseniz bu iş olmaz. Yapılması gereken şey; mesela şöyle bir şey yok. Biliyorsunuz 550 delegenin imzası yetiyor şu anda. 554 imza verirsin de araştırılır ‘Acaba içinde eksik var mı gedik var mı veya üç-beş gün içinde artık o süreler de geçti ama imzasını çeken var mı?’ 300 fazlasıyla gelmiş.” 

“PARTİYİ KURULTAYA GÖTÜRMEK, KAOSU BİTİRMEK GEREK”

“Artık siz buna direnemezsiniz ve bugün yakışanı, Cumhuriyet Halk Partisi’nde genel başkanlık yapmış olan birisine yakışanı, bugün yargı kararıyla margı kararıyla butlanla şutlanla gelip de oraya oturanlara; eğer ki bu rozeti takmaya utanmıyorlarsa yakışanı partiyi kurultaya götürmektir. Delegeler de gelecekler ve iradelerini bir kez daha ortaya koyacaklar. Bu kaosu bitirmektir. Siz onun dışında ‘Biz inceleyeceğiz, süre var, onu yapacağız bunu yapacağız. Oyalayacağız ki araya adli tatili sokacağız, Kurultay yapılamasın. O sırada da olmadık işler yapacağız.’ Bültende vardı, ben de buradan dinledim. Bu kamu hukuku alanı, bu alanda adı bilinen, sözüne değer verilen, söyledikleri her söz gerçekten doğru kabul edilen, dünyadaki hakemli dergilerde yazı yazan, Türkiye’de makaleler yazan 34 profesör ve doçent, yani şimdi üçünün ismini söylesem diğerleri eksik olur ama alanında en yetkin isimler ki hepsi bir metinde ortaklaştılar. (Dün o metin de genel merkeze verildi.) O metni verdik. O metin aslında kamuoyunun malumu haberler de yapıldı, NOW TV de yaptı, bir çok şey de yaptı. Ama bir kez daha hatırlatmak için biz o metni 34 imzasıyla birlikte ve o 34 hocamızın bu konuda yazdığı makaleleri, görüşleri, ortaya koyduğu iradeyi yazarak götürdük teslim ettik. Yani birleştirilerek teslim ettik dosyayı. Özeti şu; tedbir kararı kurultaya engel değildir. Hatta tedbir kararı kurultay için zarurettir, kurultay yapılır, başka bir şey yapılmamalı. Şu anda her şeyi yapıp kurultay yapmayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Örneğin, dün işte il başkanlarımızı, Kadın Kolları Genel Başkanımızı görevden aldılar. Tülay Hanım şöyle bir durumla karşı karşıyayız. O ilçedeki bütün kadınların seçtiği, ildeki bütün kadınların seçtiği, erkeklerin hiç karışmadığı bir Kadın Kolları Genel Başkanı seçimi vardı, en son Ankara’da çare yok, ilçelerden ve ilden gelen bütün kadın üyelerimizin seçtiği, delegelerin seçtiği bir Kadın Kolları Başkanımız var. Erkeklerin hiç karışmadığı bir seçim. Ve o Kadın Kolları Başkanını dün erkekler görevden aldılar, yerine atama yaptılar. Gençlik Kolları da aynı şekilde seçiliyor. Gençlik Kollarında onlarca genç arkadaşımıza teklif gidiyor, arıyorlar, ‘Genel Başkanım kabul etmedim ama bana da teklif ettiler’ diye. Onlarca genç arkadaş reddettiği için henüz bulamadılar. Bulurlarsa oraya da atama yapacaklar. Düşünsenize 18-30 yaş arasındaki arkadaşlarımızın kendi aralarında yaptıkları seçimle seçtikleri Gençlik Kolları Başkanını götürüp, ben yapsam utanırım. 51 yaşında birisi, ‘Sizin seçtiğinizi tanımıyorum yerine bunu atıyorum’ diyeceğim. Bir başka yaşta birisi işte dün bunu yaptı. Olacak iş değil. Bunları yapıyorlar, ama kurultaya gelince yapmıyorlar. Ne yapacağız? İlleri görevden alacağız, ilçeleri görevden alacağız, onu yapacağız bunu yapacağız. Biz burada oturacağız, partiyi yöneteceğiz belli bir dönem seçimsiz gideceğiz. Ne zaman ki sizi yıldıracağız, siz gideceksiniz, herkes gidecek, meydan bize kalacak bir parti bize kalacak. ‘O zaman kendimiz şekli bir seçimde kendimize meşrutiyet tanımlayacağız ve bu partiyi biz böyle yöneteceğiz.’”

“HEMEN BUGÜN YAPMALILAR”

“(Bu aşamadan sonra İlçe Seçim Kurulu süreci başlatmalı mı?) Seçim Kurulu, Genel Merkez, ‘Tamam’ derse imzaları bile görmek istemiyor. Bu olağanüstü kurultayın bu yöntemi, genel merkeze rağmen kurul yapma yöntemidir. Yani genel merkez istese zaten Genel Başkan kararıyla gidiyor, PM kararıyla gidiyor. Bunlar yapılmadığı için, delege, ‘Durun kardeşim, işin sahibi benim’ deyip imza veriyor. İlçe Seçim Kurulu imzaları bile sormuyor biliyor musunuz? Çünkü size rağmen… Yeterli imza var ki veriyorsunuz. Gidecek, İlçe Seçim Kurulu’na diyecek ki ‘Yeterli imza geldi, olağanüstü kurultay kararı aldım, şu tarihte yapıyorum.’ Burada bir Genel Başkanın bunu yapmama hakkı yok. Zaten sana verilen hakla kurultayı toplamamışsın, PM’yi düşmeye çalışmışsın, PM’nin çoğunluğunu müdahale etmişsin, PM düşmüş. Olağanüstü olarak sana rağmen delege gelmiş. Sen şimdi burada Genel Başkanlık sıfatınla delegenin bu iradesinin önüne bariyer koyacaksın. Olacak iş değil. Bugün yapması lazım.” (Bunu yapmadıkları vakit bunun yaptırımı da yok.) “Var, şöyle var. Sulh Hukuk Mahkemelerine gidip başvuruyorsunuz. ‘Bunlar yapmıyor’ diyorsunuz. O da diyor ki ‘Yapacak bir heyet atadım.’ (Çağrı heyeti bu o zaman?) Çağrı heyeti denilen bu. Normalde makul bir süre bekleriz, bu kadar açık bir şey var. Ondan sonra Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvururuz, Sulh Hukuk Mahkemesi de der. Ama şüphe o ki hani koşa koşa mahkeme kararını olumlayan Akın Gürlek; hiç karışmaması gereken, yargıya müdahale etmemesi gereken yürütmenin başı, koşa koşa onu olumlayan Akın Gürlek herhalde yani bu arkadaşlara bir güvence vermiş ki ‘Siz yapmazsanız, biz onu oradan da yaptırmayız’ falan diyorlar herhalde. Dört başı mamur bir darbe girişimi ile karşı karşıyayız.”

“O GÜNE IŞINLANDIYSAN ÇAĞIR O DELEGEYİ”

(Yüksek Seçim Kurulu’nun bu sürecin içerisinde yer alması gerekmiyor mu? Ya da oraya bir gidiş olacak mı?) “YSK’‘nın kararı tabii o moral bozukluğu içinde hep olumsuz yönden tartışıldı ama YSK’nın kararı içinde şu var. ‘Alınmış bir kongre ya da kurultay kararı olmadığı için yapacağım bir işlem yok’ dedi. Şimdi kararı alıp bizim imzaları götürdüklerinde elbette başlatacaklar. Hatta o kararın içinde yazıyor. ‘Alınmış bir karar yok’ diyor. Hatta YSK, ‘Ben Bölge Adliye Mahkemesi’nin, BAM’ın temyiz mercii değilim’ dedi. Şimdi baktığımızda BAM’ın kararını düzeltecek yer Yargıtay zaten. Yani o ifade aslında doğru ama orayı da, o ifadeleri okuyunca insanlar Yüksek Seçim Kurulu’nun bir istinaf mahkemesi tarafından bypass edilmesini, YSK’nın alanına girilmesini, YSK‘nın verdiği mazbatanın yok sayılmasını, YSK’nın yürüttüğü itirazları da karara bağladığı ve kesinleştirdiği bir seçimin yok sayılmasına o kadar çok insanlar tepki gösteriyorlar ki haklı olarak YSK‘nın da burada ‘Durun kardeşim ne yapıyorsunuz?’ demesini bekliyorlar. Öyle bir aktivizm içine girmedi. Ama YSK’nın önüne de alınmış bir kurultay kararı bu konuda gelmedi. Geldiğinde zaten alacağı karar belli, yetkisi belli. O yüzden işte genel merkezde butlan sözcüsü arkadaş şey yapmaya çalışıyor; ‘İnceleyeceğiz, bakacağız.’ Yani ‘Önlerine götürtmemenin yollarını arayacağız’ diyorlar. (‘Olağan kurultay için komisyon kurduk’ diyor Kılıçdaroğlu.) Bir tek onu yapamazlar. Neden yapamazlar? Velev ki şunu kabul ediyorsunuz siz. Ben doğru bulmadım ama siz bunu kabul edip gidip oraya oturdunuz. Dört kurultay yapmışız, dördünü ben kazanmışım ve dört mazbatam var benim. Şuradaki kurultaya itirazen gidip oraya oturuyorlar ve diyorlar ki ‘Biz 4 Kasım 2023 gününe ışınlandık. Geri gittik. Zaman makinesinde geri gittik ve oraya ışınlandık.’ E ışınlandığınız gün, o gündesiniz ya. Mahalle, ilçe, il kongreleri yapıldı. Olağan kurultay günündesiniz ve o kurultayı da ben kazandım. Ama ‘Biz o güne gittik’ diyor ya, olağan kurultay takvimi bitti. Artık kurultay yapman lazım, çağır o delegeyi de kararını versin. Parti de memleket de huzura ersin. Bu noktadayız yani.”

“KEMAL BEY YAPMAMAYA NİYETLİ”

“(Genel merkez cephesinde tedbir konusunda mahkeme kararındaki bir ifadeye dayanak olarak gösteriyorlar. ‘Karar kesinleşinceye kadar tedbiren göreve iadelerine’ ifadesini dayanarak olarak gösteriyorlar.) Büyük bir haksızlık ve çarpıtma Şundan dolayı. Karar kesinleşinceye kadar yani kesinleştiğinde mahkemeye Yargıtay bozduğunda biz geri geleceğiz zaten. Kabul etse, tedbir bitecek zaten. ‘O güne kadar duracaklar’ diyor ama ‘O güne kadar kurultay yapamazlar’ demiyor ki. Bir Genel Başkan’ın görevi delege imzaları geldiğinde kurultayı çağırmaktır. O kurultayı, kendisi zaten o hakkı var. ‘Yapamıyorum arkadaşlar’ dedi. Bakın şu kadarını net söyleyeyim. Türkiye’nin bu konuyu en iyi bilen 34 hocası ‘Yapabilirsin’ diyor. Bu konuda tek uzman yok ki çıkıp ‘Yapamazsın’ diyor. Sadece Kemal Bey ‘Avukatıma sordum. Yapamazmışım’ diyor. Yapmamak üzerine niyetlenmiş. Gerçekten samimiyse, hani bayramda evi önünde Çankaya Belediyesi’nin bankının üzerinde verdiği mülakatta ‘Ben yapabilecek olsam bugün yaparım’ dedi ya. Bugün yapabilir Kemal Bey. Eğer gerçekten samimiyse, gözümüzün içine baka baka yalan söylemiyorsa, bizi kandırmıyor, bu kadar gencin umutlarını kırmıyor ve bu kadar insanı boşu boşuna ağlatmıyorsa delege imzalarını götürsün Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na ve desin ki ‘Yeterli imza geldi, yapabilir miyim?’ Alsın cevabı. Niye kendi avukatına, bu işleri bu hale getirmek için planlanmış olan bu düzeni kuran avukata sorup da karar veriyor ki? Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na sorsun ve ‘Bunlar geldi, bu kurultayı yapmak istiyoruz’ desin. Yapmayacaksa İlçe Seçim Kurulu yapmasın. Ben de itiraz edeceğim yeri bileyim, gideyim YSK‘ya başvurayım. Niye bunun önünü kesiyor? Bu darbeciliktir. ‘Yapabilecek olsam yarın yaparım’ dedi. O zaman eğer şu kadarcık parti ve ülke sevgisi varsa ve şu kadarcık bunca sene kendisine inanan, güvenen insanları kandırmıyorsa, ‘Yapabilecek olsam bugün yaparım’ diyorsa o gün bugündür. Çankaya İlçe Seçim Kurulu’na gidip ‘Kurultay kararı aldık’ diyecek. Çankaya ‘Yapmıyoruz’ derse zaten kendi sırtından gidecek. Neden bu yükü taşıyor bir aydır? Neden bugünden itibaren delegeye rağmen taşıyacak? Yapıyorsa yapsın. O zaman o elinizdeki kararı hakimler okuyacak ve hakimler bu iş için var. Ya da yüksek yargıçlar okuyacak, bu iş için varlar. Bir karar verecekler. O zaman boşu boşuna bu kadar insan Kemal Bey’e niye öfkeleniyor? ‘Yapabilecek olsam bugün yaparım’ dediği gün yapsaydı bitmişti iş. Yapmadıysa bu partinin bin seçilmiş evladı diyor ki ‘Haydi yolla şunu da kurultay gelsin.’ ‘Yok, ben burada kurultaysız oturacağım’ diyorsa o başka bir mesele. O zaman işte öfke oluyor, o zaman kızgınlık oluyor, o zaman parti içinde tartışma oluyor. Şunu söyleyerek sözü sonlandırayım. Bu parti içindeki meseleyi Kemal Bey bugün bitirebilecek yetkide. Onu göstersin. Bunu yapsın, eğer sorumluluk kendi sırtından gidip de ilçe seçim kurulu ‘Yapamazsın’ diyorsa onu bütün Türkiye görsün. Ama cümle alem biliyor ki ilçe seçim kurulu bu kurultayı yaptıracak.” 

“O ZAMAN KOL KOLA GİRERDİK”

“(Kemal Bey niyetli mi sizce?) Bence değil. Maalesef öyle görüyorum. Çünkü bu kadar net bir mevzu varken 27 gündür, ‘Yapabilecek olsam bugün yapalım’ deyip de bir başvurmaz mı insan? Sen başvur, yapmasınlar, birlikte direnelim. Birlikte mücadele edelim. O zaman kol kola girerdik. Yani Kemal Bey’e verilen bu yetki, bu kararla Kemal Bey çıkıp da Genel Başkancılık oynamaya kalkmasaydı seçilmemiş bir şekilde PM’nin içinde MYK atamaya, insanlara görev teklif etmeye, yedi kişilik bir MYK ile ‘Kısa sürede yöneteceğim’ derken 19 kişiye görev teklif edip PM’de çoğalmaya çalışmasaydı, kendisinin PM toplandığında çoğunluk kurultay isteyenlerde iken dokuz arkadaşımızı hukuksuzca ihraç etmeseydi… Bakın o arkadaşlarımızı da MYK’dan YDK’ya yolluyor, oysa ki açıkça yazıyor ki ‘Parti Meclisi tarafından yollanabilir.’ Çoğunluğu yok diye orada, yollayamayacak diye yetkisiz bir organdan yolluyor. Daha o toplantı, YDK toplantısı bugün yapılacak. Yargıtay‘a yazı yazıp ‘Bunların milletvekilliği düştü’ diyor. MYK’dan milletvekilliği düşürüldüğü nerede görülmüş? (Savunmalar verilmemiş.) Verilmemiş. Ondan sonra biz ‘hukuk devleti’ diyeceğiz, ‘savunma hakkı’ diyeceğiz, olacak iş değil.”

“ÇABALAR SARF  EDİLİYOR”

(4 Eylül’de yapılacak bir kurultaya sizin olur verdiğiniz şeklinde haberler çıkmıştı.) “Açıkça anlatayım. Bir kriz günündeyiz, pazartesi akşamı. Salı günü iki taraf da Meclis’te grup yapacağını söylemiş. Bu tabii karşı karşıya gelmek demek. Bu Cumhuriyet Halk Partisi’nin biraz daha güç durumda kalması demek. Bu krizi çözmekle ilgili iyi niyetli çabalar sarf ediliyor. Bu çabalar sırasında bir milletvekili arkadaşımız, Kemal Bey’le de diyalog kuran bir arkadaşımız, ‘Ben Kemal Bey’le konuşsam şöyle olsa’ dedi falan. Dedim ki ‘Konuşun. Konuşun yani, benim açımdan sorun yok.’ Sonra döndü dolaştı dedi ki, ‘Kemal Bey diyor ki, ‘Geleyim, kürsüye çıkayım ve açıklama yapayım. Kurultay’ı 9 Eylül günü topluyorum’ diyeyim’ diye bir teklif olduğu söylendi. O arkadaş tarafından. Tek tepkim şu oldu. ‘Aman 9 Eylül olmasın, o tarihi Sayın Bahçeli zikretti. Bir siyasi parti bir başkası siyasi parti Genel Başkanının zikrettiği günde kurultay toplarsa bu yakışık almaz, yıllarca konuşulur. Gelsin 4 Eylül’de partinin ilk kongresi olan Sivas Kongresi’nin olduğu gün 4-5 Eylül günlerinde topluyorum desin’ dedim. Böyle iyi niyetli bir şey. ‘Tamam o zaman Kemal Bey diyor ki Özgür Bey bir basın açıklaması yapsın.’ Biz yüz yüze, telefonla konuşmuyoruz, yani aracılarla. Desin ki ‘Ben yapmıyorum, Kemal Bey kurultay ilan edecek.’ ‘Fazlasını yaparım’ dedim. Bunu yapacaksa ben o kürsüye çıkarım ‘Şimdi bu kürsüyü Kemal Bey kurultay tarihi ile ilgili bir açıklama yapacak ve kurultaya çağırıyor, krizi çözüyor, kendisine bırakıyorum diye ben konuşurum o kürsüden’ dedim. Bakın bu noktada. Sonra ne oldu biliyor musunuz? O arkadaşın açıklamasına göre, daha sonra. O beni aradı. ‘Abi ben aradan çıkıyorum ‘Kurultay tarihi açıklamayacağım, o tarihte kurultay takvimini başlatacağımı açıklayacağım, bir yıllık bir takvim açıklayacağım’ gibi bir şey söyledi’ dedi. ‘Ben aradan çıktım Genel Başkanım’ dedi. ‘Tamam’ dedim. Sonra da okudum ki, 23:04’te Kemal Bey’den bir teyit almak istemiş, o da diyor ki, o arkadaşın ifadesi. ‘Herhalde birileriyle konuştu ve kararından vazgeçti’ diyor. Yaşanan budur yani. Yoksa biz ‘Kurultay yapacağım’ dedikten sonra bırakın basın açıklamasını dedim ki ‘Ben kürsüyü ona bırakırım çıkarım oradan.’ Diyecektim ki salonda bulunan arkadaşlara. ‘Şimdi biz bu salonu boşaltıyoruz, ben çıkıyorum. Kemal Bey gelecek ve kurultay ilan edecek.’ Ama bakın bizim bir tane olmazımız var. ‘Kurultay yapmam, seçimsiz yöneticiyim’ demesine itiraz ettik. Onun dışında yani öyle kapıları kapattık, müzakere etmedik bilmem ne. Yüz yüze müzakere etmem tabii. Seçilmiş, atanmış meselesinden dolayı. Meşruiyet kazandıramam. Kurultay kararı aldığı an dedim ‘Çay içmeye bekliyorum.’ Yani bu kadar net. Olay şu, geçen gün söyledim. Deniz Bey herhalde onun yayınında söyledim. Karşı karşıya duruyoruz, Kemal Bey bizden bir şey istemiyor. Butlan yönetimi. Bizden yarım kilo et istiyor. Ama kalbimizi istiyor. Yarım kilo et için. Sen kurultay yapmadığında partinin ne beynine kan gider ne parmak uçlarına kan gider ne böbreğine kan gider. Kalbi söktüğünde parti kalmıyor. Siyasi parti kurultaysız yönetilmez. ‘Bana bir şey vermeyin canım. 500 gram et verin, partinin kalbini verin.’ Öyle bir şey olmaz.”

“HİÇBİR ŞEYİN YAPILAMAYACAĞI BİR SÜREÇ OLACAK”

(Yeni parti için adım atarız, dediğiniz bir tarih ya da takvim var mı?) “Şöyle söyleyeyim. Yani bizim takvimimiz, üyemizin, delegemizin, il başkanlarımızın, bu partiyi seven herkesin bizim önümüze koyduğu takvim şu. ‘Parti içinde yapabileceğiniz bütün mücadeleyi verin’ diyorlar. Biz bu mücadeleyi üçe ayırdık; hukuki, siyasi, fiziki mücadele. Başka çaresi yok. Gerektiği yerde toplanıp miting de yapıyoruz, fiziki mücadele dediğim o. Gerekirse direniyoruz. Gerektiği yerde millete gidiyoruz. Siyasi mücadele sürüyor, hukuki mücadele sürüyor. Bunları yapacağız. İlla böyle bir tarih olarak, hani son gün olarak söylemeyeyim ama bir 20 Temmuz tarihi var ki o tarih adli tatilin başlangıcıdır. O zaman işte bir 40 gün sürecek herhalde, 1 Eylül. 40 gün sürecek adli yıl açılışına kadar hiçbir şeyin yapılamadığı bir süreç olacak. O gerçekten insanların ciddi şekilde umutlarını kıracak bir süreç olur. Yeni parti ile ilgili mesele, biz yeni parti kurmanın meraklısı değiliz ve hiç de istemiyoruz. Çok net, çok net. Ama insanlarda şöyle bir duygu oluşuyor ve onu görmek lazım. Ve hak vermek lazım. Birkaç şey var. Şimdi bu dediğim kurultay ‘Ya biz ışınlandık’ diyorlar, o kurultayı kazanmadılar. O kurultaydan önceki genel başkan sıfatıyla olduğu için. 2020 yılındaki pandemide yaptığımız maskeli kurultayı kazandı Kemal Bey en son. Ve altı yıldır kurultay yapılmıyor. Bu hesaba göre, bunlar yok dediğinizde. AK Parti yargısı diyor ki ‘Bunlar yok’ diyor. Kemal Bey de diyor ki ‘Bunlar bunlar yok, ben geldim.’ Şimdi o zaman siz 25 Temmuz 2020 günü seçilmiş oluyorsunuz. Hukuken bunlar yoksa 25 Temmuz 2026’da altı yıldır seçim yapmamış oluyorsunuz. Siyasi partiler kanunu seçime girme yeterliliği maddesi hangi partiler girebilir, hangi partiler giremezde ‘İki kongre üst üste, kongrede normalde iki, uzatma ile üç olduğu için, iki kongre üst üste altı yıl seçim yapmadıysan giremezsin’ diyor. 2020’den altı yıl eklenince 25 Temmuz 2026’ya kadar bir kurultay yapılmazsa seçime giremeyebilir parti. Giremeyeceğini iddia edenler var, girer diye edenler var. Giremez diyenler şöyledir. ‘Bu kurultaylar yoksa altı yıldır kurultay yok, giremez.’ Bazı arkadaşlarımız diyor ki ‘Bu mücbir sebep sayılır, yani mahkeme iptal etmiş. Burada kötü niyet aranmaz ve seçime girebiliriz.’ Peki buna kim ne zaman karar verecek? Seçim kararı alındığı gün, Meclis seçim kararı aldı ya diyelim ki şimdi diyorlar 2028’in Nisan’ı diyorlar falan. Diyelim ki 2027’nin Ekiminde, karar verdi Meclis ve dedi ki seçime gidiyoruz. O gün YSK o karar Resmi Gazete’de yayınlanınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazıyor. ‘Seçime girebilecek partileri bildirebilir misiniz?’ O gün diyor ki arkadaşlar ‘Mücbir sebep kabul eder, iyi niyet gösterir bizi seçime sokar,’ Ya sokmazsa? Ne yapacağız şimdi o gün ya bizi seçime sokmazsa? Bu risk alınır mı? ‘Alırım’ diyenler genel merkezde oturuyor. ‘Alamayız’ diyoruz. Ben partimin seçime girememesini iddia etmiyorum. ‘Ama böyle bir ihtimale tedbir almak lazım’ diyorum. Bunun tedbiri nedir? Derhal kurultay yapmaktır. Bizim verdiğimiz bu imzaları bugün Çankaya İlçe Seçim Kuruluna kurultay kararı bildirirse 25 Temmuz’dan önce seçim yapabiliyor. Bu risk alınır mı? Cumhuriyet Halk Partisi seçimsiz, bu kadar iktidarı değiştirme umudu olmuş, son anketlerde birinci parti olan, hele şimdi CHP’ye geri dönerse Cumhuriyet Halk Partisi, Özgür Özel işte son dün SONAR’ın anketi çıktı yani. Herkesin abone olduğu, takip ettiği. Sekiz puan farkla AKP’nin önündeyiz. Hakan Bayrakçı partimizin böyle destekçisi bilmem nesi değil. Tarafsız, anket yapan birisi. Dün akşam CNN Türk’teydi. Anketi birkaç televizyonda birden yayınlanıyor. Diyor ki, ‘CHP’ye dönerlerse sekiz puan öndeler, başka parti kurarlarsa dört puan öndeler.’ Şimdi bu şartlar altında bu kurultayı yapmak yerine yapmayın partiyi seçime girme riskine sokmak nedir bir kere? Ben bu riski alamam. Öyle olunca da ben daha önce de söyledim. Felaket senaryosu. Yani bir felaketi yaşayacağımız için. Ama felaket senaryosu dediğimiz yerde nedir bu? Bizi partiden çıkardılar, attılar, yok ettiler. Ve partiyi barajın altına ittiler. Görünüyor. Ben gittim, ‘Yokum arkadaşlar’ dedim. ‘Tülay Hanım tanıştığımıza memnun oldum benim de Ankara’da işim kalmadı. Fıratcığım hakkını helal et, Engin Bey ben gidiyorum.’ Manisa’ya gittim eczanemin başına oturdum. Bütün herkes gittik ve butlan yönetimi kaldı. Parti baraj altı. Öyle gözüküyor bütün anketlerde. Bin beter olur, bin beter olur. Sokağa çıkamayan, kimsenin yüzüne bakamayan, kendi ailelerinden gelen tepkileri göğüslemeyen butlan yönetimi kaldı orada, parti baraj altı olur. Ya da kurultayı yapmadılar ve parti seçime sokulmadı. Ne yapacağız biz? O zaman mutlaka bir parti lazım. Felaket senaryosu dediğimiz bu. Ama işi öyle bir tarafa eviriyorlar ki, ‘CHP’den basın gidin, biz size kurultay yapmayacağız, bilmem ne yapmayacağız.’ Bizi yeni yeni bir parti kurmaya bu yönüyle de zorluyorlar. Toplumda da şöyle bir şey var. İki ses duyuyorum. Bir; ‘Partiyi bunlara bırakmayın’ sesi, iki; ‘Çıkın yola arkandayız sesi.’ (İkisi aynı anda nasıl olacak?) İşin tılsımı da orada. İlk gün yüzde 90 ‘Partiyi bunlara bırakmayın’ diyordu, yüzde 10 ‘Hadi’ diyordu. Şimdi yüzde 50-50. Hatta birazcık ‘Yürüyün arkanızdan gelelim’ diyenlerin sesi daha çok. Neden? Kötü niyeti görüyorlar. Ümit ediyorum bugün kötü niyet gibi görünen işi Kemal Bey ve arkadaşları boşa çıkarır. ‘Biz öyle kötü niyetli değiliz’ der. Kurultaya götürür. Ama kurultaysız bir yönetme talebine karşı Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninde oluşan öfkeyi, bunu yapanlara oluşan öfkeyi görüyor. ‘Bunlar bizi felakete sürüklüyorlar. Bir kez daha Erdoğan seçim kazanacak’ diyorlar. Bize ‘Hadi o zaman’ diyorlar. Ve o yüzden de biz tüm yönleriyle bir siyasi parti kurmak ve var olan bazı siyasi partilerle de konuşarak onların tüzüğünü, ismini, logosunu, yönetimini değiştirmek suretiyle hızlı aksiyon alabilmek için iki alternatifli, çünkü yeni bir parti kurarsanız seçime girme yeterliliği için 41 ilde örgütleneceksiniz ki bizim 81 ilde örgütlenmemiz lazım. Üçte bir ilçesinde örgütleneceksiniz. Bizim tamamında örgütlenmemiz lazım. Bir yandan o çalışma sürmeli. Ama bir baskın seçim ihtimaline karşı da bir başka siyasi parti hazır olmalı ve baskın seçimde Cumhurbaşkanı adayını gösterebilecek, grubu olan partiler gösterebilir, 100 bin imzayla gösteririz, orada hiçbir sıkıntımız yok. Milletvekili listelerinin verileceği bir partinin hazır olması lazım. Bunlar CHP’den ümidi kesmek için değil ama Türkiye’yi yönetmeye talip bir parti, her olasılığa hazır olmalıyız. Herkes bilsin ki her olasılığa hazırız. A planımız burada kalmak, B de kalmak, C de kalmak olsun ama bir yerde zurnanın zırt dediği yere gelince Z planı lazım. O planlar da hazır.”

“BÖYLE OYUNLAR VAR”

(O takvim 2027’yi beklemeden mi?) “Tabii tabii, ben size şunu söyleyeyim. (Temmuz ayında bu konuda bir gelişme olabilir mi?) Olabilir. Bakın şunun söylemem lazım. Şimdi bu kurultay yapmayan, bu haldeyiz. En çok da ne duyuyoruz? Şimdi durduk yerde Mehmet Uçum tuttu bir seçim tarihi söyledi. Devlet Bey de dedi ki ‘Seçimler zamanında yapılacak’ dedi. ‘AK Parti böyle söylüyor’ falan dedi. Biz bunları nereden hatırlıyoruz? Bu durduk yerde ‘Seçimler zamanında yapılacak, erken seçim diyen vatan hainidir’ diyorlardı. Ya dönün bakın, 2018 baskın seçiminin ilan edilmesinden bir hafta, 10 gün önce sürekli ‘Erken seçim istemek vatan ihanettir’ diyorlardı. Sonra çıkıp şak diye Devlet Bey ‘Ağustos ayının sonunda erken seçim yapılmalıdır’ dedi. Tayyip Bey Devlet Bey’i ziyaret edip çıktı, 23 müydü 24 müydü 24 Haziran 2018’deki seçim tarihini ilan ettiler. Şu anda öyle bir atmosfer ki, herkes ‘Erken seçim yok, seçim zamanında, yok Nisan’da tarih doğru’ falan. Tuttu Meclis’i hani şimdi 1 Temmuz’da kapanacaktı ya. NATO bahane her sene uzar falan. Yok süreç komisyonu falan. Temmuz ayının sonunda Ağustos ayının başında Ekim ayına erken seçimi koydular. Ne yapacağız? Ne yapacağız? Bu şartlar altında nasıl olacak? O yüzden bizim ona da hazır olmamız lazım. O yüzden her türlü adımı atıp bir partiyi hazır tutmayıp milletin umutlarını kıramam ben. O yüzden bir partiyi hazır tutmak, bir partinin kuruluşu uzun vadeli hazırlığını zaten yapıyoruz. Öbür taraftan da hazır durmak lazım. Kimse şundan korkmasın yani. Şu kabustan insanlar uyanamıyor, teyzeler ‘Sabaha kadar ağladım’ diyor. Gençler ‘Ne yapacağız Özgür Ağabey?’ diyorlar. Şöyle bir şey var. Bir baskın seçim gelir bunlar bir beş yıllığına daha kalırsa, parti bu halde olursa ben de bir seçenek üretmezsem, seçilecek Cumhurbaşkanı adayını gösteremezsem, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, gerçek seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi’nin listelerini veremezsek ne olacak? O yüzden kimse endişe etmesin her ihtimali, yani bu sene Ekim ayında baskı seçimi yapacaklarsa o ihtimale de hazır olmak durumundayız. (O yüzden biz Temmuz’da şeyler göreceğiz gibi.) Tabii tabii. Teknik olarak yani gizemli bir şey de söylemiyorum. Teknik olarak hazırlanıyoruz. O partiye hep beraber geçeceğiz falan filan. Belki o hemen şimdi falan olmaz. Ama her ihtimale karşı hazırlığımızı yapacağız. Hukuki süreçleri tüketeceğiz, Yargıtay’ın kararını önemsiyoruz, Yargıtay’ı bekliyoruz. Bir yandan da ne yapılıyor biliyor musunuz? Bakın istinaf karar verdi, karardan bir gün önce davacı olanlar, davalıya dönüştüler. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne dava açanlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetimine geldiler. Sabah ilk iş avukatlarımızı azlettiler. Kendi avukatlarıyla Yargıtay‘a verdiğimiz dilekçeyi geri çektiler. Birini çekip birini tuttular ki iş uzasın. Şimdi ne yapıyorlar biliyor musunuz? Yargıtay aşaması başlamasın diye dilekçeler müdahillikler bilmem neler, bağırışlar çağırışlar süre oyunları bilmem ne. Bırakmıyorlar ki, yani zaten Yargıtay’a bir istinaf mahkemesi almaması gereken, alamayacağı bir kararla kendini birinci kademe mahkeme yerine koyup da tedbir vererek, Yargıtay’ı işlevsizleştirme ve Yargıtay’ın deyimiyle ‘Tedbir kararı sonuç doğurmamalıdır. Sonuç doğuracak bir tedbir kararı aldılar.’ Ve öbürleri de geldiler, kötü niyetle alınan bu kararın verdiği yetkiyi istismar ediyorlar, kurultay yapmıyorlar. Şimdi Yargıtay’ı bypass edip Yargıtay bu işi adlı yıla kadar görüşemesin diye çaba sarf ediyorlar. Böyle oyunlar var.”

“BURHAN DİYOR, OLUYOR”

(Sizin de orada dilekçeniz var. Bazı hukukçular o dilekçe çekilse süreç daha hızlanır mı şeklinde yorumlar getiriyorlar.) “Orada şöyle bir yanlış var. Yani bizim olduğu gibi dünün davacıları davalı olduğu için onların da dilekçeleri var. Biz dilekçeyi çekeriz bir şey yok. Kemal Bey desin ki ‘Hep birlikte dilekçeyi çekelim, karar kesinleşsin, 40 gün sonra kongre yapalım.’ Olur. Burada bir soru işareti de şu, kararın kesinleşmesi de bu butlan kararının kesinleşmesi, daha doğrusu ‘Kurultayda haksızlık yapıldı, şaibe yapıldı’ gibi şüphelere dayanan ama ceza mahkemesinin beklemeyip büyük bir hukuksuzlukla akıl almaz bir şekilde hukuk mahkemesinin verdiği bir kararın kesinleştirilmesi de partimiz açısından doğru bir iş değildir. Ama Kemal Bey illa bu yolu zorluyorsa hep beraber bütün dilekçeyi çekelim. Ama onlar dilekçeyi çekmeyi kabul etmedikleri için, işi uzatmaya çalıştıkları için zaten bu durumdayız. Yoksa biz o yola da varız. Ama onu yapacağına bugün kurultay kararı alsa, hiç olmazsa partimizi öyle bir kararı hem Türk siyasi hem hukuk tarihinin bir kararı lekesini kesinleştirmemiş oluruz. Çünkü Yargıtay dediğinde ceza davaları beklersin ve ceza davasını sizler takip ediyorsunuz. Bu biliyorsunuz bir meczup, cezalar almış, suç fabrikası haline dönüşmüş birisinin Bursa İl Başkanımıza yaptığı bir sosyal medya hakaretine mahkeme açılmasının, ‘Siyasi partilerin mahkemesini ben görmem’ deyip Ankara’ya yollanmasının, bir yıl burada kuluçkada tutulmasının, sonra birden belli aralıklarla Erdoğan’ın ‘Efendim şaibeli kurultay’ demesinin, sonra partimizde önemli görevler yapmış birisinin bu konuda tweet atmasının, sonra önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun KRT televizyonuna çıkıp ‘Buna cevap verilmelidir’ demesinin üzerine başladı ama bunların hepsi ne zaman başladı biliyor musunuz? 22 Ekim tarihinde başladı. 1 Ekim, 2 Ekim tarihinde Bakan Yardımcısı Akın Gürlek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na yollandı. 9 Ekim’de göreve başladı. 22 Ekim’de bunlar oldu. 30 Ekim’de Ahmet Özer tutuklanarak ilk operasyon başladı. Yani bir paket var. Akın Gürlek’in İstanbul’a gidişi, Ahmet Özer’le başlaması, Beşiktaş ile devam etmesi, 19 Mart’ta İBB gözaltılarının yapılması, aynı tarihlerde bakın, o tarihte 22’sinde göreve başlamasından 10 gün, Ahmet Özer’i almasından 8 gün önce şaibeli kurultay lafına tepki verilmesi ve onun üzerinden işin oradan da başlaması. Bir paket olarak geliyorlar. Bir paket olarak yürütüyorlar. Bu arada şu iki detaya dikkat çekmek isterim. 19 Mart tarihinden 8 gün önce, 11 Mart günü Ekrem İmamoğlu tutuklanmadan 8 gün önce TGRT ekranlarında bir sayın gazeteci, Kaynağımdan şimdi gelen bilgiye göre söylüyorum, Ekrem İmamoğlu bayramdan önce gözaltına alıp tutuklanacak’ dedi. Bu sayın gazeteci, bu söylediğinde haklı çıktı. Bu sayın gazeteci Cumhuriyet Halk Partisi’ne ilişkin TGRT ekranlarında oturup kararlar veriyor. Mesela dokuz milletvekilinin ihracını da bu sayın gazeteci duyurdu. O günlerde ‘İhraçlar gündemimizde yok’ diyordu butlan MYK’sı. Ama o gazeteci, aynı gazeteci ‘Şu dokuz milletvekilinin partiden ihracı gündeme gelebilir’ dedi. O dediği isimler 10 gün sonra ihraç oldu. Sinan Burhan’dan bahsediyorum, hani hangi gazeteci diye bir şüphe varsa. Sinan Bey gazetecilik yapıyor. Kaynağından aldığı bilgi ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının bayramdan önce tam dediği gibi tutuklanacağını TGRT ekranlarında söylüyor. Yine o gazeteci bu partinin en bilindik 20 milletvekili varsa bunlardan dokuzunun isimlerini tek tek vererek söylüyor. Yine o gazeteci dün yapılacak MYK’da il başkanlarının ihraç edileceğini ve bazılarının disipline verileceğini söylüyor. Ben size bir şey söyleyeyim. Pazartesi günü, bu Salı günü işte gruplar yapılmadı falan. Partinin çok önemli bir ismi, Kemal Bey yönetimi ile konuştu. Bu hafta herhangi bir ihraç olmayacağını, herhangi bir görevden alma olmayacağını Kemal Bey’in grup toplantısı yapmayacağını, bu hafta bir görevden alma ve ihraçlarla Ankara’daki tansiyonun şehirlere gitmeyeceğini söylediler. Sayın Kuşoğlu söyledi bunu. Bakın pazartesi günü Sayın Kuşoğlu diyor ki ‘Yok.’ Dün sabah Sayın Kuşoğlu diyor ki, hani aracılık eden iyi niyetli kişiye, ‘Kesinlikle ihraç yok, görevden alma yok’ diyor ama Sinan Burhan çok emin. ‘Görevden alınacak’ diyor ve Sinan Burhan’ın dediği oluyor.”

“SARAYIN APARATLARI PLANLADI, ŞU AN PARTİDE GEZİYORLAR”

(Neye bağlıyorsunuz?) Akın Gürlek’ten başkası biliyor olabilir miydi Ekrem İmamoğlu’nun ne gün gözaltına alınıp ne gün tutuklanacağını? Daha hiçbir şey yok görevi başında. ‘Kaynağımda aldığım bilgi’ diyerek söylüyorlar. Kaynağı ya Akın Gürlek’in kendisi, ya Akın Gürlek’ten sağlıklı bilgi alan bir başkası. Onların bildiği ile Ekrem İmamoğlu tutuklandı. Onların bildiği ile milletvekilleri ihraç oluyor. Onların bildiği ile CHP’nin il başkanları alınıyor. Sayın Kuşoğlu Perşembe sabahı ‘Yok öyle bir şey’ diyor. ‘Bu hafta görevden alma yok’ diyor ama Sinan Burhan biliyor. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkezinin iletişiminden sorumlu olan kişi TGRT‘de bir yıldır bu yalanları, bu iftiraları arkadaşlarımıza ve bizlere atan kişi. Benim ki şimdi ortaya çıktı, gidip de İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında önce itirafçı olan, onu itirafçı eden ve sonradan onun ismini verdiği… İtirafçı olmayan birine de ‘Bunları söyle, şu kadar para ver. Savcıyı ayarladım, serbest kalacaksın’ diyen, reddedildiğini de benim öğrendiğim, Bayrampaşa mitinginde ilan ettiğim, o gece telefonunu İstanbul’da bırakıp birinin arabasıyla Yunanistan’a kaçmak üzere giderken Antalya Serik’te yakalanan kişi, partiye poliste girildikten saatler sonra partinin balkonuna gidip ‘Burada arınma başlamış’ deyip poz veren, çay – kahve içen kişidir. Öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz. Yani İBB davasının insanları iftiracı olmaya hem de bunu iftira etmek ve para vermek karşılığı yapan İBB borsasından dolayı ben ifşa ettiğimde jandarma tarafından yakalanıp ev hapsine konulan avukat şimdi bizim partide geziyor. O yüzden yani öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz. Ferdi Zeyrek komada iken ‘Çarpıldı’ diye bir çirkin, iğrenç karikatürü Akit gazetesine çizen kişi ‘Müjdeler olsun’ diye partide çikolata dağıttı o gün. Öyle böyle bir kumpasla, öyle böyle bir saldırıyla, öyle böyle bir ihanetle karşı karşıya değiliz. Cumhuriyetinin kurucu partisine yapılıyor bunlar. Erdoğan diyor ya ‘Şikayet eden CHP’li, şikayet edilen…’ Bütün bu kumpası sarayın aparatları planladı. Onlar geziyor partide şu anda.” 

“BİR MENFAAT BİRLİĞİ OLUŞMUŞ GÖZÜKÜYOR”

“Mesele Erdoğan ile millet arasındadır. Özgür Özel ile Kılıçdaroğlu arasında bir mesele değildir. Erdoğan ve millet arasında. Millet iktidarı değiştirmeye karar vermiş. Erdoğan da ne yapıp edip kalmaya karar vermiş. (Kemal Bey de Erdoğan’ın kalmasına mı yardımcı oluyor?) Görünen şu… Erdoğan’ın planı ve bunun üzerinden Akın Gürlek’e verdiği görevle bizi önce adaysızlaştırma, şimdi kurumsuzlaştırma, mümkünse lidersizleştirmeye çalışıyorlar. Burada bir menfaat birlikteliği oluşmuş görünüyor. Nedir? 31 Mart seçimlerinin yenilgisiyle ülkede iktidarı kaybedeceğini anlayıp, 31 Mart seçiminin yenilgisini hazmedemeyen ve ona saldıranlar ile son kurultaydaki delegenin kararını hazmedemeyip, ‘Acaba butlanla, mutlanla partiye dönüp orada yeniden iktidar olur muyuz?’ diyenler. Bu butlan davasını bir fırsata çeviren AK Parti yargısı ve sonucuna rıza gösteren bugünkü yönetici arkadaşlar. Onlara yakışan ‘Biz bu oyunun parçası olmayız. Partimizi paralize etmeyiz’ demekken, ‘Geldik, oturduk ve bizi yöneteceğiz’ diyorlar.”

“YANLIŞ MADDEYE BAKTIKLARINI DA SÖYLEYEYİM”

(Grup başkanısınız, size doğru da bir hamle yapılabilir mi?) “Yapıldı, Meclis Başkanlığı’na. (Düşürülmesi?) İşte çalışıldı. Meclis Başkanlığı’na grup başkanı olmadığımız, odanın bizden alınıp kendilerine verilmesi, grup başkan vekillerinin düşürülmesi ile ilgili çabalar oldu. Biz zaten kapalı grubumuzu toplantıya çağırmıştık. Mahkeme kararı da çıkınca ilk kapalı ki grup iç yönetmeliği diyor ki ‘Grup Başkanlığı bir şekilde boşalırsa ilk kapalı grupta derhal yeni grup başkanı seçilir.’ Şimdi her ne kadar hukuksuz bulsak da tanımasak da mahkeme kararı Kemal Bey’i Genel Başkan yaptı ya grup iç yönetmeliği diyor ki ‘Genel Başkan milletvekili ise grup başkanı olur, değilse gruptan yenisi seçilir.’ Öyle olunca biz ilk kapalı grupta bir grup seçimi yaptık. (Onun için üç gün önceden çağrılması gerekmez mi?)  Üç gün önceden çağrılmıştı zaten. Ayrıca ‘Üç gün önceden çağrılması gerekir’ diyenler yanlış maddeye de bakıyordular. Ama biz üç gün önceden de çağırmıştık. Üç gün önceden tedbiren çağırmıştık, bir gün önceden de bir kez daha duyurduk. Şöyle söyleyeyim. Yanlış maddeye baktıklarını da söyleyim. ‘Seçim yapacaksan üç gün önce haber ver’ diyor. Ama bir başka madde ‘Herhangi bir sebeple boşaldıysa ilk kapalı grup toplantısında derhal seçilir’ diyor. Biri olağan seçim, biri hızlı yapılması gereken durum. Zaten bunu Meclis Başkanlığı açısından bakıldığında bizim hazirun liste, üç gün önceden alınan karar, bir gün önceden yapılan duyuru ve yollanan yazılar. Ayrıca yine hazirun listeleri tek tek, ıslak imzalar, mühürlü oy pusulaları, atılmış oylar. Hepsi mevcut. Meclis Başkanlığı da dedi ki ‘Usulüne göre yapılmış seçimle Özgür Özel Grup Başkanı’dır. Diğer arkadaşların da grup başkanvekilliği devam ediyor.’ Bu sefer ne yaptılar? İki arkadaşımızı disipline vermek suretiyle üyeliklerini düşürerek parti içindeki bir görevmiş gibi görüp grup başkanvekilliğini düşürmeye çalıştılar. O konuda iç hukuk bugün tükeniyor. Üç gün içinde Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak o kararın da geri alınması için gerekli çaba içinde olacağız. (Hep adliye koridorlarındasınız artık) Yani öyle yapıyorlar.” 

“BEN O RESTİ KENDİM ÇEKMİŞİM”

“47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmış birisi var. O birisi kurultayda sizin gözünüzün içine baka baka… Sayın Kılıçdaroğlu’na söylüyorum. Demişim ki… O kurultaydan önce de gezdiğim il kongrelerinin hepsinde de söylemişim. ‘Nasıl Ecevit 1970’lerde girdiği iki yerel, ikisi genel dört seçimde de partiyi birinci parti çıkardıysa ben de bunun sözünü veriyorum. Partimi birinci parti yapmadığım takdirde kurultayı toplayacağım ve aday olmayacağım’ demişim. Ben bunu yerel seçimlerden önce de birçok yerde söylemişim. ‘Biz birinci parti olacağız, olmazsak görevi bırakacağım’ demişim. Seçim gelmiş, 47 yıldır birinci olamayan parti birinci parti olmuş. 23 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi‘ne… Erdoğan’ın ağzından söylüyorum, hatırlatmak için. ‘Ey Bay Kemal ben birinci olmazsam bırakırım, senin bu cesaretin var mı?’ demiş. Biz bu resti görememişiz. Hatta kavgalılarken Devlet Bey’e de söylüyordu. ‘Sayın Bahçeli… Sayın Kılıçdaroğlu ben kazanamazsam yarın görevi bırakıyorum. Siz de bırakır mısınız?’ diyordu. O restler görülemiyordu. Ben o resti kendim çekmişim. Kurulduktan beri hiç seçim kaybetmemiş AK Parti’yi CHP yenmiş 23 yıl sonra. Kurulduktan beri hiç kaybetmemiş Erdoğan’ı Özgür Özel yenmiş. ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ diyen Erdoğan’ı Ekrem İmamoğlu yenmiş. Başkent’te Mansur Yavaş yüzde 60 oy almış. Türkiye’de 15 büyükşehir, 21 il, nüfusun yüzde 65’i kazanılmış. Bu Genel Başkan’a ve bu başarıya kuruyorlar bu kumpası. Bu Genel Başkan bunu yaptıktan sonra 680 oy aldığı delegenin tamamının imzalarıyla kurultay topluyor. Tamamının oylarıyla seçiliyor. Bir olağan kurultayın sonunda da bin 303 oy alıyor. Parti tarihinin en yüksek oyuyla seçilen Genel Başkan’ı oluyor. Yine bu bin 303 oyun yanında 1960’ların sonundan beri yaptığımız çarşaf liste – anahtar liste uygulamasında rahmetli İnönü’ye, rahmetli Ecevit‘e, rahmetli Baykal‘a, Kemal Bey’e nasip olmayan bir şey nasip oluyor. Anahtar liste delinmeden geçiyor ilk kez parti tarihinde. Bu ne demek biliyor musunuz? Ben buna teşekkür konuşması yaparken şöyle konuşmadım. ‘Gördünüz mü bin 303 oy aldım, gördünüz mü listem delinmedi. En başarılı Genel Başkanım.’ Dedim ki ‘Bu bin 303 oyun üçünü bile kendime saymıyorum. Bu bin 303 oyun bin 303’ü de partinin içinde bulunduğu zor duruma, Türkiye’yi kurtaracak yegane güç oluşuna, buradaki birlik ve beraberlik ihtiyacına verilmiş destektir.’ Şimdi bu noktada bu kurultaydan sonra butlan kararıyla bizleri gönderiyorlar. ‘Biz geleceğiz, kurultaysız oturacağız, partiyi de mahkeme kapılarında süründüreceğiz’ diyorlar.”

“İŞGALE TESLİM OLANLARIN PARTİSİ DEĞİLİZ”

(Baba ocağına veda etmeye son noktanız ne olacak? Salı için grup toplantısını genel merkez ‘Biz yapacağız’ dedi ama siz ne yapacaksınız?) “Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantısı yapacaksa grup yönetim kurulunun kararıyla olabilir. Ya da milletvekillerinin beşte birinin imzasıyla olabilir. Üçte biri gelirse açılır. 111 milletvekilinin ‘kurultay’ dediği yerde siz kurultay değil de grup toplantısı yapmaya çalışıyorsanız… Ne sayınız var, ne yetkiniz var, olacak iş değil. Kısaca şu kadarını söyleyeyim. Memnuniyet duyduğun bir şey var baba ocağı benim yıllardır söylediğim bir şeydir ve o terim bana aittir. Şimdi bakıyorum, butlan yönetimdeki arkadaşlar da baba ocağı demeye başlamışlar. O baba ocağından bizi polis söktü, attı. O baba ocağına er ya da geç döneriz. Birinci meselemiz bu. İkincisi ne için ‘baba ocağı’? Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olsun diye. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu partiyi Sivas Kongresi’ni birinci kongresi kabul ederek, Türkiye’de önce kongreleri gezip kurtuluşu, sonra kuruluşu örgütleyerek ve kaybetmek üzere değil kazanmak üzere kurdu. Kongrelerini yaptı, Kurtuluş Savaşı’nı başlattı, Cumhuriyeti kurdu ve bugünlere geldik. Yenilmeyi kabul eden, işgale teslim olanların partisi değildir Cumhuriyet Halk Partisi. İşgalcilerle işbirliği yapanların partisi de değildir Cumhuriyet Halk Partisi. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işgali altındadır. O işgale teslim olmayacaklarını göstermek için delege imzalarını Çankaya Seçim Kurulu’na vermek durumundalar. Yoksa parti AK Parti işgalinde kalır. Bir siyasi partiyi o partinin üyeleri, o üyelerin seçtiği delegeleri değil de rakip partinin yargı kollarının verdiği bir kararla birileri yönetiyorsa o parti işgal altındadır. O işgalin kaldırılması lazım. Biz işgale direnenlerin partisiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi 12 Eylül’de kapatıldığında işgal altındaydı. Daha sonra Erol Çevikçe ve arkadaşları tarafından bir başka 9 Eylül günü, 1992’de yeniden açıldı. Biz bir kurultay yapıp da yeniden o partiye seçilmişler gelene kadar parti işgal altındadır.” 

“GENEL MERKEZDEN ÇIKAMADILAR”

“Biz de buna karşı vermemiz gereken tüm mücadeleyi vereceğiz. Ben yarın Denizli‘deyim, öbür gün Burdur‘dayım. Butlan kararından sonra yedi il gezdim. Butlandan sonra Ankara dışına çıkabilen, genel merkez dışına çıkabilen kimseyi görmedim ben. Yarın sekizinci, dokuzuncu ildeyim. Türkiye ayakta, millet ayakta. Biz Türkiye’nin kurtuluş umuduyuz. Emeklisinin de emekçisinin de esnafının da çiftçisinin de balıkçısının da arıcısının da kurtuluş umudu biziz. Bu iktidarın değişme umudu. Dört gençten üçü bavulları kafada toplanmış gidecekken, 31 Mart akşamı bir seçim daha kalmaya karar verdiler. Biz o gençlerin umuduyuz. O yüzden yeni parti olursa Özgür Özel‘in yeni partisi olmaz. Yeni parti olursa Cumhuriyet Halk Partisi, AK Parti işgalinde olduğu için ve bu insanların umudu ortadan kaldırıldığı için gençlerin yeni partisi olur, emeklinin yeni partisi olur; emekçinin yeni partisi, esnafın yeni partisi, çiftçinin, balıkçının, arıcının yeni partisi olur. O partinin tek görevi bu iktidarı değiştirmektir. Biz bu iktidarı değiştirme motivasyonumuzu kaybetmediğimiz için saldırı altındayız. Kaybı kabul etmeyen, kazanan CHP işgal altındadır. Seçilmiş CHP işgal altındadır.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Gelinini öldüren kayınpeder, cinayetten önce elinde tabancasıyla dua etmiş

Sonraki Haber

Futbol turnuvasında kavga; polis ve esnaf takımları birbirine girdi

Haberton

Haberton

Son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, spor ve ekonomideki gelişmeler, yerel ve dünya haberleri haberton.com'da. Haberton, sizin için tonla haber! Türkiye’de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşabileceğiniz yeni mecranız.

İlgili Haberler

'İBB Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı kaçırıldı' iddiasına soruşturma
Öne Çıkan

‘İBB Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı kaçırıldı’ iddiasına soruşturma

18 Haziran 2026
İBB Kültür A.Ş. Yöneticisi Erhan Karaal’ın kaçırıldı mı: 14 saattir haber alınamıyor
Öne Çıkan

İBB Kültür A.Ş. Yöneticisi Erhan Karaal’ın kaçırıldı mı: 14 saattir haber alınamıyor

18 Haziran 2026
Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü İsmail Kartal oldu
Öne Çıkan

Fenerbahçe’nin yeni teknik direktörü İsmail Kartal oldu

18 Haziran 2026
CHP'li Gökhan Günaydın'ın tedbir kararı kaldırıldı
Öne Çıkan

CHP’li Gökhan Günaydın’ın tedbir kararı kaldırıldı

18 Haziran 2026
MSB: İtalya'ya ait savunma sistemi Konya'da konuşlandırıldı
Öne Çıkan

Konya’da kritik konuşlanma: NATO’nun hava savunma sistemi devrede

18 Haziran 2026
Kapatılan maden ocağında mahsur kalan işçiye ulaşma çalışmaları devam ediyor
Öne Çıkan

Kapatılan maden ocağında mahsur kalan işçiye ulaşma çalışmaları devam ediyor

18 Haziran 2026
Sonraki Haber
Futbol turnuvasında kavga; polis ve esnaf takımları birbirine girdi

Futbol turnuvasında kavga; polis ve esnaf takımları birbirine girdi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Bakan Göktaş, KKTC'de konuştu: Dijital ağları küresel dev tekellerin hakimiyetine terk edemeyiz
Dış Haberler

Bakan Göktaş, KKTC’de konuştu: Dijital ağları küresel dev tekellerin hakimiyetine terk edemeyiz

18 Haziran 2026
Ege Üniversitesi operasyonunda araç ve taşınmazlara el konuldu
Yerel Haberler

Ege Üniversitesi operasyonunda araç ve taşınmazlara el konuldu

18 Haziran 2026
Altınordu'da Kerem Matışlı pişmanlığı
Spor Haberleri

Altınordu’da Kerem Matışlı pişmanlığı

18 Haziran 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Sındırgı’da yeni yuvaları çok yakında teslim edeceğiz

18 Haziran 2026
Yaşam

Dron destekli denetimde yakalanan kaçak avcılara 92 bin lira ceza

18 Haziran 2026
Yaşam

Avcılar’da tekmeli yumruklu sokak kavgası kamerada

18 Haziran 2026
Yaşam

MKE’nin yeni platformu ‘MAP DUAL’ test atış faaliyetini gerçekleştirdi

18 Haziran 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Türkiye'nin tüketim mal ve hizmetleri fiyat düzeyi endeksi 60 oldu

Türkiye’nin tüketim mal ve hizmetleri fiyat düzeyi endeksi 60 oldu

- Haberton
18 Haziran 2026

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye'nin 2025 yılı sonuçlarına göre tüketim mal ve hizmetlerine ilişkin fiyat düzeyi endeksinin 60 olduğunu açıkladı....

Türkiye’de su krizi kapıda mı? Baraj doluluk oranları alarm veriyor mu?

Sık unutkanlık normal mi? Her unutkanlık masum olmayabilir

Yapay zekâ ile ders çalışmak başarıyı artırır mı? Eğitimde yeni dönem başladı

Klima açık uyumak zararlı mı? Doğru kullanılmazsa sağlığı etkileyebilir

Güncel Haber

Bakan Göktaş, KKTC'de konuştu: Dijital ağları küresel dev tekellerin hakimiyetine terk edemeyiz

Bakan Göktaş, KKTC’de konuştu: Dijital ağları küresel dev tekellerin hakimiyetine terk edemeyiz

18 Haziran 2026
Ege Üniversitesi operasyonunda araç ve taşınmazlara el konuldu

Ege Üniversitesi operasyonunda araç ve taşınmazlara el konuldu

18 Haziran 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton