Öncellikle 8 Mart Kadınlar Günümüz kutlu ve mutlu olsun. Samimiyetiyle, sempatiğiyle, dik duruşuyla ve güçlü kalemiyle Esra Algan ile sanata bakış açısıyla ve son çıkan eseri ”Yasadışı” hakkında samimi sohbet ettik.
Sizi tanımak isteriz. Esra Algan kimdir?
Hatay Dörtyol’da doğdum. OMÜ Sınıf Öğretmenliği ve AÖF Kamu Yönetimi Bölümlerini bitirdim.
Sosyal sorumluluk projeleri yazdım ve aktif olarak içinde bulundum. Edebiyat derneğinde yöneticilik, yayınevlerinde koordinatörlük, ulusal dergide yayın yönetmenliği yaptım.
Eserlerim pek çok dergi ve antolojide yayımlandı. Basılı 7 eserim var. İz Bırakan Kalemler Yayınevi’nin kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni’yim.
Genç yaşta İz Bırakan Kalemler Yayınevinin sahibi olmuşsunuz, yayınevi sahibi olma fikri nerden doğdu ve bu süreci bizi anlatır mısınız?
İlk kitabım Rüzgârgülü’nü bastırıp edebiyat dünyasına giriş yaptıktan sonra yayınevimin vaat ettiği hizmetleri yerine getirmediğini görmek beni hayal kırıklığına uğrattı. Bunun üzerine benim gibi hayal kırıklığına uğrayan yazarlara denk gelmeye başladım. Bir araya toplanarak bir yazar topluluğu oluşturduk. İlk günden adını koyduğumuz topluluk olan İz Bırakan Kalemler, daha sonra birçok yazarla beraber kurduğumuz yayınevinin markası oldu.

Öğretmenlik de yapıyorsunuz, hem öğretmenlik yaparken hem de yayınevi işlerini nasıl yürütebiliyorsunuz?
Çocukları da edebiyat kadar çok seviyorum. Toplumun en saf ve masum kesimi onlar. Bizim topluma bırakacağımız izler onların kalbinden geçiyor. İnsanların hayatına güzel izler bırakmak benim hayat felsefem haline geldi. Çocuklarla vakit geçirmek ve onlarda bıraktığım kalıcı izlerin davranış değişikliğine şahit olmak beni inanılmaz mutlu ediyor. Sınıf benim aynı zamanda terapi merkezim, yazmak ve okumak ise yaşam biçimim. Hayatımın her alanında yüksek manevi tatmin yaşadığım her iki mesleği icra ediyor olmak benim için gurur kaynağı. Ancak bir gün yorulursam eğer, edebiyattan vazgeçemeyeceğimi çok iyi biliyorum.
Sanata bakış açınız nedir?
Sanat, insanın iç dünyasındaki derinliğin, estetiğin ve güzelliklerin dışavurumudur. Sanat dünyanın rengidir ve sanatsız bir toplum siyah beyaz bir dünyadan farksız olur.
Ne türde eser üretiyorsunuz?
Roman, şiir, öykü, kişisel gelişim, deneme ve çocuk kitapları yazıyorum. Şimdiye kadar roman, şiir ve çocuk kitaplarım yayımlandı, diğerleri proje hâlinde.
Şiire ve romana bakış açınız nedir?
Şiir, edebiyatın başlangıcı ve vazgeçilmez unsurudur. Şiir olmasaydı edebiyattan söz edemezdik. Az sözden oluşması çoğu kişi tarafından kolay zannedildiğinden bugün oluşan şiir curcunasında gerçek şiiri ayıklamak oldukça zor oluyor. Ancak yeri edebiyat dünyasında hep aynı kalacak.
Roman, kurgusal bir bütünlüktür. Bu kurguyu doğru yapılandırmak, karakterleri doğru analiz edip okuyucuyla bağ kurmasını sağlamak ve en önemlisi romanı anlatıyor gibi değil yaşatıyor gibi yazmak her yazarın harcı değildir. Bu yakalandığındaysa eğer okurun yeni dünyalara yelken açması kaçınılmazdır.

Kaç eseriniz var? İsimleri nelerdir?
7 adet eseri edebiyat dünyasına kazandırdım.
- Rüzgârgülü- Roman
- Kırlangıçların Göçü-Şiir
- İz Bırakan Kadınlar-Derleme
- Yosun Yeşili- Roman
- Aklımda Deli Sorular/Uzay-Çocuk Kitabı
- Çocuk Atatürk-Çocuk Kitabı
- Yasa Dışı- Roman
İlk gözbebeğiniz olan eseriniz “Rüzgârgülü’’ hayatınıza neler kattı?
Rüzgârgülü benim 17 yılda yazdığım bir eser. Yaşadığım bir travmayı atlatmak için yazdığım günlükler sonucunda kurgulanarak ortaya çıktı. Kendi hayatımdan 2 yıllık bir kesit kurgusal bütünlükte anlatılıyor. Günlükten romana dönüşme sebebi ise yaşadığım bu iki yılın ibretlik bir hikâyesinin olmasıydı.
Rüzgârgülü benim bu dünyanın kapısını aralamamı ve edebiyata duyduğum aşkı kendime kanıtlamamı sağladı. Bu kitapla okurlarım beni yazmaya teşvik etti ve Rüzgârgülü ciddi bir okur kitlesi kazandırdı bana.
Son zamanlarda çıkış yapan “Yasadışı’’ yeni romanınız nasıl doğdu?
Bir gün uyandığımda içimde yenemediğim fırtınalarla savaşmak zorunda kalmıştım. Bu savaşı yine kalemimle aşmaya karar verdim. Telefonu elime alıp not defterine sabah saatlerinde günlük olarak yazmaya başladığım Yasa Dışı romanım, gecenin ilerleyen saatlerinde 75 sayfaya ulaşmıştı. Günlük olmaktan çoktan çıkmış, novella olabilecek kadar gelişmiş olan yazdıklarımın henüz bitmediğini ve içimdeki savaşı nihayete erdiremediğimi fark ettiğimde yazmaya devam ettim ve iki yıl boyunca yazdım. Yazmaya başlarken aklıma, hayalime gelmeyen bir kurgu yumağının içinde boğulup kaldığımda artık bu kitabın bir nihayete ermesi gerektiğine karar verip kalanını bir hafta içinde tamamladım.
“Yasadışı’’ romanınız hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?
Yasa Dışı, bir savcının Yasa dışı kimliğini ele alıp onun psikolojik sorunlarının derinliğine inerken büyük bir travma sonrası gizlenmiş hayat hikâyesini anlatıyor.
Ana tema bireyin kendi yasalarını yaratma cesareti diyebilirim. Toplumun kurallarına uymayan ama yine de doğru olan bir hayatı yaşamak üzerine. Bugün sorguladığımız kimlikler üzerinde geçmişin hangi travmalarının izi olabileceğini ve yargıladığımız bir karakterin hangi travmadan sağ çıktığını kurgusal bütünlükte anlatmaya çalıştım.
Yaşamanın, başka hayatlara dokunduğunda ancak anlam kazanacağını satır aralarına sakladım.
Ayrıca, bireyin adalet kavramını kendi içinde nasıl sorguladığını da ele aldım.
‘’Yasadışı’’’ romanınızın kapak tasarımı kendiliğinden mi oluştu?
Kapak tasarımını bir arkadaşım yaptırmak istedi. Çalıştığı oldukça başarılı bir tasarımcıya yaptırdı. Ben de kitabın ana teması ile ilgili birkaç fikirle kapağın şekillenmesini sağladım.
‘’Yasadışı’’ romanınızda aşkı da kurgulamışsınız, bu aşk kurgusu hakkında merakımızı gidermek amacıyla kısaca bilgi verebilir misiniz?
Aslında günümüzdeki ilişkilerde aşk konusu çok karmaşıklaştı. İnsanlar ne yaptığını, ne dediğini, ne istediğini ve hatta ne hissettiğini bilemez hâle geldiler. Hissettiği duygunun ayrımını dahi yapamaz oldular; aşk mı, tutku mu, ihtiyaç mı, bağımlılık mı yoksa kendi eksikliklerini tamamlama ihtiyacı mı?.. İlişkilerin başlaması ve bitmesi dahi artık kelimelerle olmuyor. Bir ilişkinin yürümesi için duygu aranmıyor ya da duygu olsa da ilişki yaşanmayabiliyor. Eskiden saf sevgi ile yapmacık sevgi sorgulanırken artık ilişkiler büyük bir muamma hâlini aldı. Yasa Dışı’nda biraz da bundan dem vurdum.
Aşk kendi benliğinin idrakinde, âşık olunan varlığı içselleştirerek yeni, soyut ve saf bir benliğe bürünmektir. Onun varlığı ya da yokluğuna bağlı olmaksızın derin hisler besleyebilmektir. Beklentisiz, hesapsız, çıkarsız…

İz Bırakanlar Kalemler yayınevinden yeni doğan markanız ‘’Ldyia’’ yayıncılık hakkında bilgi verebilir misiniz?
Lydia Yayıncılık, benim profesyonel yayıncılık hayatıma attığım büyük bir adım oldu. Yayıncılığa İz Bırakan Kalemler markası ile başladım, ancak eser sayımız üç yılda 100’ü geçince yeni ve vizyoner bir marka daha kurma gereği duydum. Süreç beni bunu yapmaya itti.
Lydia, gelecek vaad eden, iddialı ve çeviri eserlerin yayınlandığı bir marka olarak adından çokça söz ettirecek. Yasa Dışı, Lydia Yayıncılık’ın ilk kitaplarından biri oldu ve bu marka çatısı altında hazırladığımız birbirinden değerli eserlerle her geçen gün daha güçlü adımlarla yolumuza devam edeceğiz.
Tabii, eserleri ayırt etmek çok zordur yine de sormak istedik. en sevdiğiniz eser hangisidir?
Tabii ki Rüzgârgülü. O benim ilk göz ağrım ve hayatımdan bir kesit.
İlham kaynağınız nelerdir?
Kendi hayatım en büyük ilham kaynağım. Gözlem ve empati yeteneğim, izlediğim filmler, takip ettiğim güncel olaylar, okuduğum kitaplar kendi kitaplarımın kurgusunu oluşturmama yardım ediyor.
Aynı zamanda editörsünüz, editörlüğünüz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Aslında editör değilim. Yayınevini kurduğum günden beri çalışmaya yeltendiğim birçok editörün beni hüsrana uğratması ile başladım bu işe. Edebiyata olan ilgim, eğitimim ve işin başa düşmesi durumlarını varsayarak yayınevimde çıkan birçok kitabın editörlüğünü yapmak durumunda kaldım. Basılmadan her kitabı editörden geçmiş dahi olsa mutlaka okurum.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Herkes kendine biçilen zaman dilimi miktarınca gelip geçiyor bu hayattan. Önemli olan bu yolculukta hayata anlamlı ve güzel izler bırakabilmektir.














İz bırakan kalemleri birlikte kurduğumuz,halen ikinci kitabımın yayınlandığı yayınevi sahibisi Esra Algan ile yaptığınız röportaj için ikinizi de kutluyorum.Eserlerinin çoğunu okudum.Nice başarılara imza atması dileğiyle…
Birlikte kurduğumuz iz bırakan kalemler yayın evi sahibisi Esra Algan ve sizi kutluyorum.Değerli bir söyleşi olmuş.