Bakın kardeşlerim, insanoğlu dediğin sütten çıkmış ak kaşık değildir. Bazen günün stresiyle kendi kendine çatarsın, zihninden olmayacak laflar geçirirsin, hatta dönüp kendi kendine söylenip durursun. Sonra bir bakarsın, “Ben ne yapıyorum ya?” diye kendini hesaba çekersin.
İşte tam bu insani gelgitlerin ortasında, kulaklıkta o muazzam nida yükselir:
“Affet isyanım benim, halim feryattır benim…”
İnsanın kendi hatasını, kendi içindeki o patlamaları ve acziyetini kabul etmesinden daha büyük bir erdem yoktur bu hayatta. Millet mükemmel görünmek için binbir maske takar; ortalıkta profesör edasıyla, mükemmel insan rolüyle gezer. Ama gece yastığa başını koyduğunda ya da Beşevler’de çay bardağıyla baş başa kaldığında o maskelerin hepsi düşer.
Biz ne yapıyoruz peki? O içimizdeki tatlı-sert çatışmayı, o kızgınlıkları saklamıyoruz. Kendimize iğneyi batırıp, “Ulan yine boş yere gerildin” diyerek kendi kendimizle dalgamızı geçiyoruz. Arada bir kendi zihnimizle atışsak da, günün sonunda basıyoruz kahkahayı! Çünkü biliyoruz ki insan olmak kusuruyla, hatasıyla ve o hatadan dönüp affını istemekle güzeldir.
Gönül sarayını o vicdan azabından, o lüzumsuz iç hesaplaşmalardan temizlemek için bir bardak sıcak çay, bir güzel makam ve katıksız bir iç muhasebe yeter. Affetmeyi de, affolunmayı da bilen insan; dünyadaki en hür adamdır.
Ezcümle: Kendinize bu kadar sert gitmeyin ey okuyucu! Kusurunuzla barışın, içsel kavgayı bir kahkahayla sonlandırın ve Beşevler’in o güzel havasında demli çayınızın tadını çıkarın.
Bütün bu eşsiz eserleri dinlemek, o makamların derinliğinde zihni dinlendirmek isteyenler için albümün adresi: Gülniyaz Mûsiki Topluluğu – Tekke Mûsikisi | Tüm Albüm
Referans Eser: Affet İsyanım Benim & Niyaz-ı Mısrî Kelamları













