Nevşehir’in Göreme beldesinde 29 Ekim’de yaşanan ölümcül kaya çökmesi, Kapadokya’nın simgesi olan peribacalarının dayanıklılığını yeniden gündeme taşıdı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kapadokya Alan Başkanlığının resmî açıklamaları, bölgedeki doğal kaya oluşumlarının yağmur, rüzgâr ve çevresel etkilerle zaman içerisinde değişime uğradığını ortaya koyuyor. Peki, peribacaları neden aşınıyor, çökmeler nasıl meydana gelebiliyor ve bu doğal miras nasıl korunuyor?
Türkiye’nin en önemli doğal ve kültürel miras alanlarından Kapadokya, milyonlarca yıllık jeolojik süreçlerle şekillenen peribacalarıyla tanınıyor.
Ancak peribacalarını oluşturan kayaçlar, doğal aşınma süreçlerinden etkilenmeye devam ediyor. Bölgenin jeolojik yapısı, zaman içerisinde meydana gelen çatlaklar, yüzey kayıpları ve kaya parçalarının kopması gibi değişimlerin incelenmesini gerekli kılıyor.
Kapadokya’da 29 Ekim’de ne oldu?
Nevşehir’in Göreme beldesinde, Göreme Açık Hava Müzesi yakınlarında 29 Ekim 2026 tarihinde kaya çökmesi yaşandı.
Olayla ilgili kamuoyuna yansıyan Adalet Bakanlığı açıklamasına göre Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Çökmenin meydana geldiği alandaki teknik koşulların ve olayın kesin nedeninin belirlenmesi, yetkili kurumların incelemeleri ve soruşturma süreciyle netlik kazanabilecek.
Peribacaları nasıl oluştu?
Kültür ve Turizm Bakanlığının yayımladığı bilgilere göre Kapadokya’nın jeolojik yapısı, bölgedeki geçmiş volkanik faaliyetlerle şekillendi.
Volkanik faaliyetler sonucunda oluşan tüf tabakaları, sonraki dönemlerde yağmur suları ve rüzgârın aşındırıcı etkisiyle bugünkü görünümünü kazandı.
Bölgedeki yumuşak kayaçların farklı hızlarda aşınması sonucunda konik biçimli peribacaları ortaya çıktı.
Kısacası peribacalarının oluşmasını sağlayan doğal süreçler, bu kaya oluşumlarının zaman içerisinde değişmesine de yol açıyor.
Peribacaları neden çökebiliyor?
Kültür ve Turizm Bakanlığının resmî tanıtım kaynaklarında Kapadokya’nın oluşumunda yağmur ve rüzgâr erozyonunun etkisi açıklanıyor.
Bu jeolojik yapı nedeniyle kaya yüzeylerinde zamanla aşınmalar meydana gelebiliyor. Kaya kütlelerinin dayanıklılığı, kayaç özelliklerine ve bulundukları yerdeki jeolojik koşullara göre farklılık gösterebiliyor.
Ancak belirli bir peribacasının neden çöktüğünü söyleyebilmek için olay yerinde yapılacak jeolojik ve mühendislik incelemelerinin sonuçlarına ihtiyaç bulunuyor.
Bu nedenle Göreme’de yaşanan son olayın yalnızca yağıştan veya tek bir doğal etkenden kaynaklandığını kesin biçimde söylemek mümkün değil.
Kapadokya’daki peribacaları nasıl korunuyor?
Kapadokya Alan Başkanlığı, 25 Şubat 2026 tarihli açıklamasında Göreme’de bulunan bir peribacasında devam eden güçlendirme ve restorasyon çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Açıklamada doğal kaya oluşumlarının korunması, mevcut durumlarının analiz edilmesi ve meydana gelen değişimlerin takip edilmesi için çalışmalar yürütüldüğü belirtildi.
Kapadokya Alan Başkanı Cem Aslanbay, bölgedeki kaya oluşumlarında meydana gelen bozulmaların takip edildiğini ve müdahale yöntemlerinin elde edilen veriler doğrultusunda belirlendiğini açıkladı.
Başkanlık ayrıca iklim koşullarının doğal oluşumlar üzerindeki etkilerini azaltmaya yönelik önlemlerin sürdürüldüğünü bildirdi.
Peribacalarında yıkılma tehlikesi önceden anlaşılabilir mi?
Bir kaya oluşumunun güvenli olup olmadığı yalnızca dış görünüşüne bakılarak kesin biçimde belirlenemez.
Kaya kütlelerinin durumu; jeolojik özellikler, çatlaklar, aşınma ve saha koşulları birlikte değerlendirilerek incelenmelidir.
Kapadokya Alan Başkanlığının resmî açıklamalarında vurgulanan mevcut durum analizi ve değişimlerin takip edilmesi çalışmaları da bu açıdan önem taşıyor.
Ziyaretçilerin güvenlik şeritlerini, giriş yasaklarını ve yetkili kurumların uyarılarını dikkate alması gerekiyor.
Kapadokya UNESCO Dünya Miras Listesi’nde
Kültür ve Turizm Bakanlığının bilgilerine göre Göreme ve çevresindeki doğal ve kültürel alanlar, 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı.
Kapadokya’nın korunması, yalnızca turizm faaliyetleri açısından değil, bölgenin jeolojik ve kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılması açısından da önem taşıyor.
Bölgedeki doğal oluşumların izlenmesi ve gerekli koruma çalışmalarının sürdürülmesi, bu eşsiz coğrafyanın korunmasına yönelik çalışmaların temel unsurları arasında yer alıyor.












