Ankara’yı yüksekten izlemek denince akla hep Çankaya ya da Kale gelir ama Mamak’ın o dik yokuşlarının tepesinden şehre bakmanın tadı bambaşkadır.
Gün batıp da havanın o tatlı alacakaranlığı çöktüğünde, Mamak sokaklarından aşağıya doğru süzülen ışık denizini izlemek insana ayrı bir efkâr ve huzur verir.
Mamak’ın yokuşları serttir; kışın buz tuttu mu araba çıkmaz, yazın sıcağında tırmanırken adamın nefesini keser. Ama o sokaklarda yürürken pencerelerden dışarı sızan yemek kokuları, açık bırakılmış balkon kapılarından yükselen televizyon sesleri ve kapı önlerinde oturan komşuların kahkahaları bu şehri şehir yapan esas ruhtur.
Yokuşun başındaki bakkaldan alınan gazozla mahalle meydanına bakarken, Ankara’nın o samimi, gösterişsiz ama sıcacık yüzünü görürsün. Mamak; emeğin, alın terinin ve komşuluğun hâlâ ilk günkü gibi taze kaldığı, Ankara’nın en masum, en delikanlı köşelerinden biridir.












