Eski Ankaralılar iyi bilir; Gençlik Parkı sadece bir park değil, bu şehrin hafıza defterinin en güzel sayfasıdır.
Bir zamanlar ailelerin en şık kıyafetlerini giyip gittiği, lunaparkındaki dönme dolaptan Ankara’yı izlediği, havuzun kenarında çay yudumladığı o efsanevi mekân…Şimdilerde yine o eski görkemli günlerini anımsatan bir hareketlilik var. Parkın içindeki o geniş havuzun kenarında yürürken, kulağına esintiyle birlikte çocuk çığlıkları ve patlamış mısır kokuları gelir. Seyyar gazozcunun buz gibi şişeyi açarken çıkardığı o “fısss” sesi, yaz sıcağında insana can verir.Dönme dolaba bindiğinde şehir ayaklarının altına serilir. Bir yanda Ulus’un tarihi binaları, diğer yanda Kalesi, öte yanda modern Ankara… O yüksekten bakarken anlarsın ki, bu şehir ne kadar değişirse değişsin, ruhundaki o Cumhuriyet coşkusu ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından kalan o zarif neşe hiç kaybolmamış.Gençlik Parkı’nda bir bankta oturup batan güneşe karşı gazozunu yudumlamak, bu şehrin geçmişine ve geleceğine bir saygı duruşudur. Ankara, geçmişiyle yaşayan ama geleceğe daima umutla bakan o koca yürekli şehirdir.













