CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından cevaplandırılması istemiyle TBMM Başkanlığına hane halkı borçluluğu ile ilgili soru önergesi verdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, hazırladığı önerge ile ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Yurttaş Veresiye Defterine, İktidar Rakam Masalına Yazıyor!”
Türkiye’de artık gerçek hayat ile iktidarın anlattığı tablo arasında derin bir uçurum vardır. Sarayın ekonomi yönetimi pembe tablolar çizmeye devam ederken, milyonlarca yurttaşımız bırakın refahı, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmiştir.
Bugün mahalle bakkallarındaki veresiye defterleri, bu ülkenin en acı ekonomik raporudur. O defterlerde yazanlar; TÜİK tablolarında görünmeyen yoksulluğun, çaresizliğin ve derinleşen eşitsizliğin açık kanıtıdır.
İktidarın yanlış ekonomi politikaları sonucunda:
Hane halkı borçluluğu tarihi seviyelere ulaşmıştır.
Dar gelirli yurttaşlar kredi kartı, ihtiyaç kredisi ve veresiye arasında sıkışmıştır.
Gıda, kira ve enerji fiyatları kontrolsüz biçimde artarken ücretler erimiştir.
Sosyal yardımlar kalıcı bir çözüm değil, yoksulluğu yönetme aracına dönüşmüştür.
Bugün Türkiye’de insanlar artık geçinemiyor, borçla yaşamaya zorlanıyor.
Ve bu tablo bir “ekonomik tercih”in sonucudur.
Buradan Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek’e açıkça soruyoruz:
Siz hangi veriye bakıyorsunuz?
Sizin “dengeleniyor” dediğiniz ekonomi, vatandaşın mutfağında neden her gün daha da bozuluyor?
Neden yurttaşın geliri değil, borcu büyüyor?
Gerçek şudur:
Türkiye’de yoksulluk artık istisna değil, kural haline gelmiştir.
Gelir dağılımı bozulmuş, adalet duygusu zedelenmiş, sosyal devlet ilkesi ağır yara almıştır.
İcra dosyalarının her geçen gün artması, sadece ekonomik bir veri değil; aynı zamanda sosyal bir çöküşün göstergesidir.
Küçük esnaf veresiye verdiği ürünü tahsil edemiyor, vatandaş ise borcunu ödeyemediği için sistem dışına itiliyor.
Bu bir ekonomik krizden öte, toplumsal bir adaletsizlik krizidir.
Buradan bir kez daha söylüyoruz:
Yurttaşlar bu düzenin yükünü taşımak zorunda değildir.
Bu ülkenin kaynakları bir avuç ayrıcalıklı kesime değil, 85 milyon yurttaşa aittir.
#KatlanmakZorundaDeğilsiniz
Bizler;
Gelirde adaleti sağlayan,
Yoksulluğu yöneten değil ortadan kaldıran,
Sosyal devleti gerçek anlamda hayata geçiren
bir ekonomi anlayışı için mücadele etmeye devam edeceğiz.”
-SORU ÖNERGESİ-
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın, Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 96’ncı maddeleri gereğince Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek tarafından yazılı olarak yanıtlandırılmasını arz ederim.
Bugün Türkiye’de milyonlarca yurttaş, en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanmakta; mahalle bakkallarındaki veresiye defterleri, derinleşen yoksulluğun ve gelir adaletsizliğinin en somut göstergelerinden biri haline gelmektedir. Gıda, kira, enerji ve temel tüketim kalemlerindeki artışlar karşısında hane gelirlerinin erimesi, yurttaşları borçlanmaya ve kayıt dışı dayanışma mekanizmalarına mahkûm etmektedir.
Resmî veriler ile sahadaki gerçeklik arasındaki makasın giderek açıldığı; yoksulluğun, güvencesizliğin ve sosyal dışlanmanın geniş kitleleri etkilediği yönündeki değerlendirmeler, kamuoyunda yaygınlık kazanmıştır. Sosyal devlet ilkesinin gereği olarak, devletin bu tablo karşısında etkin, şeffaf ve ölçülebilir politikalar geliştirmesi zorunludur.
Öte yandan, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri ile Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde; yoksullukla mücadele, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda hukuki bir yükümlülük olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, mevcut ekonomik politikaların dar gelirli kesimler üzerindeki etkilerinin açıklığa kavuşturulması ve alınan tedbirlerin etkinliğinin denetlenmesi kamu yararı açısından zorunludur.
Bu bağlamda;
- Türkiye genelinde, son 5 yıl itibarıyla hane halkı borçluluğunun (bireysel kredi, kredi kartı ve diğer tüketici borçları) toplam tutarı yıllar bazında ne kadardır?
- Bu borçların gelir gruplarına göre dağılımı nasıldır?
- Dar gelirli yurttaşların mahalle bakkalları ve benzeri küçük esnaf nezdinde tuttuğu veresiye borçlarına ilişkin Bakanlığınızın herhangi bir veri toplama veya izleme mekanizması bulunmakta mıdır?
- Varsa, bu borçların tahmini büyüklüğü nedir?
- Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan hane sayısı kaçtır?
- Bu veriler hangi yöntem ve kriterlere göre belirlenmektedir?
- Son 3 yıl içerisinde temel gıda ürünleri, kira ve enerji giderlerindeki artış oranı ile asgari ücret ve ortalama ücret artışları arasındaki fark ne kadardır?
- Sosyal yardım alan hane sayısı son 5 yıl içerisinde nasıl değişmiştir?
- Bu yardımların toplam bütçe içerisindeki payı nedir?
- Sosyal yardımların yoksulluğu azaltmadaki etkinliğine ilişkin Bakanlığınız tarafından yapılmış etki analizleri bulunmakta mıdır?
- Varsa, bu analizlerin sonuçları nelerdir?
- Yoksullukla mücadele kapsamında yürütülen sosyal destek programlarının, kayıt dışı borçlanmayı (veresiye, bireysel borçlanma vb.) azaltmaya yönelik somut bir etkisi olmuş mudur?
- Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliğini ölçen göstergeler (Gini katsayısı vb.) son 10 yıl içerisinde nasıl değişmiştir?
- Bu değişimin temel nedenleri nelerdir?
- Dar gelirli yurttaşların artan borç yükü nedeniyle icra takibine maruz kalma oranı nedir?
- İcra dosyası sayısındaki artışın yıllara göre dağılımı nasıldır?
- Ekonomik kriz koşullarında, küçük esnafın (özellikle mahalle bakkalları) veresiye alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle yaşadığı finansal sorunlara yönelik herhangi bir destek veya düzenleme planlanmakta mıdır?
- Sosyal devlet ilkesi çerçevesinde, yoksulluğun yapısal nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik orta ve uzun vadeli ekonomik programınızda hangi somut ve ölçülebilir hedefler yer almaktadır?
- “#KatlanmakZorundaDeğilsiniz” şeklinde ifade bulan toplumsal tepkinin temelinde yatan ekonomik adaletsizliklere karşı, Bakanlığınızın gelir dağılımını iyileştirmeye yönelik vergi politikaları ve yeniden dağıtım mekanizmaları nelerdir?













