7 Kasım 2026, Cumartesi
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Yazarlar - Unutmanın merhameti

Unutmanın merhameti

Peyami Altunsuyu - Peyami Altunsuyu
7 Kasım 2026
- Yazarlar
Okuma Süresi:9 dakikalık okuma
A A
0
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

İnsanın, hayatta zamanın bıraktığı bir “iz” olduğunu düşünürüm bazen.

Bir kayanın bütün katmanlarına bakarak dünyanın milyonlarca yılını nasıl okuyabiliyorsak, bir insanın hafızasına bakarak da onun içinden geçen bütün zamanı okuyabiliriz bence.

Yaşadığımız, gördüğümüz, duyduğumuz, kokladığımız ne varsa hepsi bir yerde durur bence, hiçbiri kaybolmaz.

Belki de bu kadar çok şeyi biriktirdiğimiz için o biriktirdiklerimizin çoğuna ulaşmamız yasaklanmıştır. “Bir güç” geçmişimizin tamamına bakmamıza, en azından şimdilik, izin vermek istemediğinden hafızamızın kapılarını bize kapatmıştır.

Her şeyi kaydedebiliriz. Fotoğraf çekebiliriz, sesleri saklayabiliriz, kütüphaneler kurabiliriz, binlerce yıl önce bir kil tablete kazınmış bir yazıyı okuyabiliriz, bir yıldızın milyonlarca yıl önce yola çıkmış ışığını görebiliriz, ölmüş insanların seslerini yeniden dinleyebiliriz, bütün bu mucizeleri gerçekleştirebiliriz ama en basit şeyi yapamaz, dün öğle yemeğinde ne düşündüğümüzü hatırlayamayız.

Unuttuğumuzu bile unuttuğumuz şeyler vardır içimizde.

Bir koku alırız ve bir anda sarsılırız.

Hiç ama hiç aklımıza gelmeyen bir sokak çıkar karşımıza o kokuyla birlikte, bir mutfak çıkar, bir çocukluk öğleden sonrası çıkar, bir el çıkar, bir korku yapar bunları bize.

Tüm bunları nerede, ne zaman sakladığımıza dair hiçbir fikrimiz yoktur.

Proust, çaya batırılmış küçük bir kurabiyenin içinden koca bir hayatın akıp geldiğini anlatır bizlere.

Aslında kaybolmamışlardır, sadece biz onlara giden yolu bilmiyoruz.

Bir kayıp eşya bürosu gibi kurgulanmıştır hafızamız.

Her şey oradadır ama hiçbir şey tam olarak yerinde değildir. Aradığımızı bulamaz, aramadığımızı buluruz, en çok ihtiyaç duyduğumuz bir isim dilimizin ucunda takılıp kalır, yıllardır düşünmediğimiz saçma bir şarkı ise sabah gözümüzü açar açmaz kafamızın içinde çalmaya başlar ansızın.

Ve tüm hafızamızda en geniş yeri hatırlamadıklarımız kaplar.

Bazıları, hatırlanmayanların bir tür “yara” deposu olduğunu söyler. Acıtan, utandıran ne varsa oraya gömdüğümüzü, gömdüklerimizin zamanla çürüyüp ruhumuzu zehirlediğini anlatırlar.

O mezarı açıp içindekileri gün ışığına çıkararak iyileşeceğimize inananlar çoktur.

Belki de kendilerince haklılar.

Hatırlamak istemediklerimiz fazlaca var.

Ama insana bütün unuttuklarını geri verdiğimizde geriye kalan şeyin yaşayabileceğini pek sanmam.

Maalesef bütün çıkmaz da burada başlıyor.

Hatırlamanın bizi insan yapmasında, unutmanın ise bizi bir şekilde hayatta tutmasında.

Birinden vazgeçemeyiz.

Öbürünü seçemeyiz.

İkisini barıştıramayız.

Ve bu yıpratıcı çelişkiyle her sabah uyanırız.

Zaten düşünsenize, eğer her şeyi kendiliğimizden hatırlayabilseydik onca anıta, onca müzeye, onca arşive, “unutmayacağız” diye yazılmış onca pankarta ne gerek vardı?

Bütün toplumlar sürekli hatırlamamızı, geçmişi omzumuzda taşımamızı, ölüleri unutmamamızı isterler.Bunu sürekli deklare ederler.

Anlaşılmaz olan ise, bunu isteyen aynı toplumların işine gelmeyen ne varsa sessizce silmesi, ders kitaplarından çıkarması, adlarını sokak tabelalarından sökmesi.

Hatırlatmak ile unutturmak aynı elin iki parmağı.

Hatta biraz daha derine, biraz daha ayağımızın yere basmadığı yerlere inelim.

Eski Yunan’da ölüler yeraltına indiklerinde Lethe’den, unutuş ırmağından içerlerdi.

Platon’un anlattığı efsanede de yeniden doğacak ruhlar önce unutuş ovasındaki o sudan içmek zorundaydı.

Nasıl oluyor da insanoğlunun yaratabildiği en büyük mitoloji, yeni bir hayata başlamanın şartını unutmak olarak koyabiliyor?

Neden ruh geçmişini hatırlayarak yeniden doğamıyor?

İnsanlar, önceki hayatın yükünü taşıyarak yeni bir hayat yaşanamayacağına inanıyorlardı herhalde.

Ve unutmayın ki aynı Yunanlılar ilham perilerinin annesini Mnemosyne, yani “Hafıza” olarak tanımlamışlardı.

Bütün sanatlar hafızadan doğuyor, yeni hayat ise unutuştan.

Bu ikisinden hangisine inanacak insan?

Hangisi daha çekici gelecek ona?

Her şeyi hatırlayan ama yaşayamayan bir şair olmak mı, yoksa hiçbir şeyi hatırlamayan ama yeniden doğabilen bir ruh olmak mı?

Nietzsche, her anı hemen unutarak yalnızca anın içinde yaşayan otlayan bir sürünün mutluluğuna imrenmiyor muydu?

Borges’in hiçbir şeyi unutamayan Funes’i, her yaprağı ve her bulutu ayrı ayrı hatırladığı için düşünemez hale gelmiyor muydu?

Eğer bu doğruysa, düşünmek de bir tür unutmak değil midir?

Varın siz, unuttuklarımızın bizi nasıl ayakta tuttuğunu düşünün.

Bir de bu karmaşık yapı aşka bulaşmış.

Sevdiğimiz birinin bizi hiç unutmamasını istiyoruz.

Bizi bırakanı ise bir an önce unutmak istiyoruz.

Neden kendi hafızamızı temizlemeye uğraşırken bir başkasının hafızasında sonsuza dek kalmak istiyoruz?

Sevgiden mi?

Ölümsüzlük arzusundan mı?

Bir başkasının zihninde yer kaplamanın verdiği o tuhaf güç duygusundan mı?

Yıllar önce bitmiş bir aşkın, bir gece yarısı hiçbir sebep yokken geri gelip insanı yatağında doğrultmasının ardında neler oluyor?

Neden ayrılığın acısını hafifletmesi için zamana yalvarıyor, sonra o acının da hafiflemesinden korkuyoruz?

Ama daha şaşırtıcı olanı…

Hayatının hemen her gününü tarihiyle, havasıyla, giydikleriyle hatırlayabilen o birkaç insanın bunu bir armağan olarak değil, bir yük olarak anlatması.

Hafızayı kusursuz hale getirmek de mutlu olmaya yetmiyor.

Mutluluğu hatırladıklarınızla unuttuklarınızın arasındaki o bulanık sınırda aramak zorundasınız.

Ve hatırlamakla yükümlü kılınmış ama unutarak yaşayan bu canlılar bir gün unutulacaklarını biliyorlar.

Bu gerçek onlara bildirilmiş.

“Senden sonra kimse seni hatırlamayacak,” denmiş.

O gerçeği bilerek, onun soğukluğunu her an ensesinde hissederek nasıl yaşanacak?

İnsanoğlu unutulacağını bile bile nasıl hiç unutulmayacakmış gibi yaşamayı başarıyor?

Ben her zaman, hafızamızdaki karanlığın asıl nedeninin zamanla kurduğumuz tuhaf ilişkide olduğuna inandım.

Geçen her anın bir daha geri gelmeyeceğini bilmekle o anı yaşamayı aynı anda bilinçli bir şekilde taşımamız mümkün değil.

An kısa, kayıp sonsuzdur. İkisini yan yana koyduğunuzda kayıp anı yutar.

Kaybettiğimizi bildiğimiz halde kaybettiğimize inanmamamız hayatta tutuyor bizi.

Zihni bu kadar parlak olan insanoğlunun her şeyin geçip gittiğini bildiği halde buna inanmamasının, hayatını ancak bu tuhaf “reddedişle” sürdürmesinin anlaşılmaz mekanizması sanırım hafızamızın o ulaşılamayan kuytusunda gizli.

Zamanın açıkça ifade ettiği o acımasız “geçti” hükmüne karşın hafızamızdaki bir ses bize “hiçbir şey kaybolmadı, hepsi burada” diye fısıldıyor. Aynı karanlıktaki bir başka ses de “kaybolanı arama” diyor ve ikisi birlikte sözlerini dinletiyorlar.

Eğer bir gün hafızanızın bütün kapılarını açarsanız, her kaybı aynı anda, aynı keskinlikle yaşarsınız, hayat dayanılmaz olur.

O unutulmuşların arasında sadece “yaralar ve utançlar” değil, bizi yaşatan merhamet de saklı.

Unutmayı tümüyle yendiğimiz gün insanoğlu bir daha hiçbir şeyi affedemez, hiçbir şeyi bırakamaz, kimseyi yeniden sevemez.

Ancak unutarak yaşayabiliriz biz.

Bütün inançların ölümden sonrası için “acısız” bir dünya vaat etmesi, belki de acısızlığın ancak unutuşla mümkün olduğunu bildiğinden.

Ama aynı inançlar, aynı töreler, aynı vicdan size hiç durmadan “unutma” diyor.

Ölülerinizi unutma.

Borcunu unutma.

Nereden geldiğini unutma.

Her şey size “hatırla” diyor ve siz hatırlayamıyorsunuz.

Hatırlayarak yaşayamıyorsunuz çünkü.

Ve yaşamak için unutmanız gerektiğinden…

Bu unuttuklarınızdan…

Bu kayıplardan…

Suçluluk duyuyorsunuz.

Suçluluk duymadan unutmanız mümkün değil çünkü.

Suçluluk, unutmanın bedeli.

O suçluluğu saklayacağınız bir yer lazım size yaşayabilmeniz için.

Hafızanızın karanlığına saklıyorsunuz siz de.

İnsanoğlu bu bildiğimiz yaşam biçimini sürdürdüğü sürece kendi hafızasının tamamına ulaşamayacak.

Onun için hiçbir zaman zamanın sırrını çözemeyecek.

Sır unuttuklarımızın arasında gizli.

Zaman, hatırlamadıklarınızda saklanıyor.

Bütün geçmişi kendi derinliğinizde taşıyorsunuz.

Onun için onu hep hissediyor ve hiç hatırlayamıyorsunuz.

Hatırlarsanız yaşayamazsınız çünkü.

Sırrı çözer ama ertesi sabah unutursunuz.

Etiketler: peyami altunsuyu
PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Uludağ’da yiyecek arayan ayı ve 3 yavrusu görüntülendi

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu

Peyami Altunsuyu,siyasetten sanata, spordan toplumsal meselelerin en kuytu köşelerine kadar her konuda kalem oynatan gazeteci yazar.

İlgili Haberler

Yazarlar

Geçmişin gölgesi yeni bir aşkın üzerine düşmemeli

7 Kasım 2026
Bizden geriye ne kalacak? Geleceğin arkeologları çağımızı nasıl hatırlayacak?
Yazarlar

Bizden geriye ne kalacak? Geleceğin arkeologları çağımızı nasıl hatırlayacak?

5 Kasım 2026
"Bir dertliyim, derdim vardır": Dünya çarkıfeleği dönerken Beşevler’de sakin kalmak
Yazarlar

“Bir dertliyim, derdim vardır”: Dünya çarkıfeleği dönerken Beşevler’de sakin kalmak

5 Kasım 2026
Mustafa Doğan ile şiirden tiyatroya uzanan, çok yönlü bir edebiyat yolculuğu
Yazarlar

Mustafa Doğan ile şiirden tiyatroya uzanan, çok yönlü bir edebiyat yolculuğu

5 Kasım 2026
Boşandığı eşle tekrar evlenmek
Yazarlar

Boşandığı eşle tekrar evlenmek

4 Kasım 2026
Kalabalıklar içinde tenha: Suret çok, sîret yok
Yazarlar

Kalabalıklar içinde tenha: Suret çok, sîret yok

4 Kasım 2026

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Yazarlar

Unutmanın merhameti

7 Kasım 2026
Bursa’da aynı yöne giden otomobillerin çarpıştığı kaza kamerada
Yerel Haberler

Bursa’da aynı yöne giden otomobillerin çarpıştığı kaza kamerada

7 Kasım 2026
Bursa’da eğlence mekanına tüfekli saldırı
Yerel Haberler

Bursa’da eğlence mekanına tüfekli saldırı

7 Kasım 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Uludağ’da yiyecek arayan ayı ve 3 yavrusu görüntülendi

7 Kasım 2026
Yaşam

Bursa’da kullanılmayan tekstil fabrikasında çıkan yangın söndürüldü.

7 Kasım 2026
Yaşam

Genç kızın estetik ameliyatı ölümle bitmişti: Sağlık Bakanlığı soruşturma iznini onayladı

6 Kasım 2026
Yaşam

Madencilerden yer altında yangın tatbikatı

6 Kasım 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Saçlarınıza sürekli keratin yaptırıyorsanız dikkat! Fazla bakım saçları yıpratabilir mi?

- Tuğçe Karafakıoğlu
7 Kasım 2026

Parlak, yumuşak ve pürüzsüz saçlara sahip olmak isteyen kadınların tercih ettiği keratin bakımları, kuaför salonlarında ve evde kullanılan saç bakım...

İnsanlar neden cenazelerde siyah giyer? Yasın rengi her kültürde aynı mı?

Kanser tedavisinin görünmeyen kahramanları! Hayat kurtaran ışınların arkasında kimler var?

Avustralya’nın çizgili hazinesi numbatlar için koruma çağrısı: Nesli tükenme tehlikesi tamamen geçmedi

Mezarlara neden su dökülür? Yüzyıllardır süren geleneğin asıl nedeni ne?

Güncel Haber

Unutmanın merhameti

7 Kasım 2026
Uludağ’da yiyecek arayan ayı ve 3 yavrusu görüntülendi

Uludağ’da yiyecek arayan ayı ve 3 yavrusu görüntülendi

7 Kasım 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton