YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin partisinin Genel Merkezi’nde basın açıklaması yaptı.
Özlale, ekonomik gerçeklerden kopan hisse değerleri, yüksek getirili fonlar ve denetim süreçleri hakkında kamuoyunun yanıt beklediği ciddi sorular bulunduğunu belirtti. Şüpheli fonların büyüklüğünün 10 milyar dolar düzeyine ulaştığının ifade edildiğine dikkat çeken Özlale, olası zararın küçük yatırımcıya ve kamuya yüklenmemesi çağrısında bulundu. Özlale, bazı şirketlerin piyasa değerlerinin ekonomik büyüklükleriyle açıklanamayacak seviyelere ulaştığını belirterek, “250 çalışanı olan küçük bir finans şirketi Türkiye’nin en büyük sanayi holdinglerinden daha değerli hale gelebiliyor. Küçük bir denizcilik şirketinin piyasa değeri ülkenin en büyük telekom operatörünü aşabiliyor. Ekonomik temelden kopmuş bu fiyatlamalar piyasanın doğal sonucu olarak görülemez. Ortada açıklığa kavuşturulması gereken bir sanal kurgu ve kamu otoritesinin ağır bir denetim zaafı vardır” dedi.
Özlale, basın açıklamasında şöyle konuştu:
“KURUMSAL GÖRÜNÜM VE YÜKSEK GETİRİ VAADİYLE TASARRUF SAHİPLERİNİ ADETA PUSUYA DÜŞÜRMÜŞTÜR”
“Bugün Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel’in başkanlığında ekonomi kurmayları olarak geçtiğimiz haftadan beri süregelen finans piyasalarındaki çalkantılı düzeni konuştuk, değerlendirme yaptık. Türkiye’nin sermaye piyasalarında göz yumulan kara düzenin sonuçlarına bugün bütün ülke olarak maruz kalıyoruz. Birkaç şirket, birkaç aracı kurum, birkaç portföy yönetim şirketi ve fonlar üzerinden ekonomik gerçeklikle bağını yitirmiş hisse değerleri maalesef oluşturulmuştur. Bu şişirilmiş değerler kurumsal görünüm ve yüksek getiri vaadiyle tasarruf sahiplerini adeta pusuya düşürmüştür. Bugün şüpheli fonların büyüklüğünün yaklaşık on milyar dolar düzeyinde olduğu ifade edilmektedir. Somut örnekler üzerinden gidecek olursak 250 çalışanı olan ufak bir finans şirketi bugün borsada Türkiye’nin en büyük sanayi holdinglerinden daha değerli hale gelebiliyor.”
“KAMU OTORİTESİNİN AĞIR BİR DENETİM ZAAFI OLDUĞU ŞÜPHESİZDİR”
“Küçük bir denizcilik şirketinin piyasa değeri ülkenin en büyük telekom operatörünün değerini aşabiliyor. Ekonomik temelden kopmuş bu fiyatlamalar piyasanın doğal sonucu olarak elbette görülemez. Ortada açıklığa kavuşturulması gereken bir sanal kurgu ve kamu otoritesinin ağır bir denetim zaafı olduğu şüphesizdir.”
“BU İNSANLARIN YALNIZ PARALARI DEĞİL, GELECEKLERİ DE ÇALINMIŞTIR”
“Üstelik bu mesele yalnızca borsadaki rakamlardan da ibaret değildir. Yüksek riski fonlara bulaşmayan, tasarruflarını daha korunaklı olduğunu düşündüğü araçlara yatırıp maaşıyla ay sonunu getiremeyen çocuğunun eğitimini kirasını ve yarını için küçük birikimini korumaya çalışan vatandaşın hayatta kalma çabası da bu kara düzende maalesef istismar edilmektedir. Tasarruflarını bir zenginleşme hevesiyle değil hayat pahalılığı karşısında tutunacak son bir çare olarak değerlendirenlerin yalnız paraları değil gelecekleri de çalınmıştır. O yüzden de bu insanların çaresizliğini kazanca çevirenler ve göz yumanlar hesap vermelidir.”
“HER AŞAMADA KAMU KURUMLARININ İZNİ, GÖZETİMİ VE MAALESEF SESSİZLİĞİ VARDIR”
“Arkadaşlar bir şey hatırlatmak gerekiyor. Bundan yaklaşık bir yıl önce Kasım 2025 dönemin SPK Başkanı ve bizzat Hazine ve Maliye Bakanı aynı kürsüde borsada manipülasyona izin vermeyeceğini söyledi. Buna rağmen ilk düzenleme ancak Ağustos 2026 yapıldı. Aradan geçen yaklaşık on ayda üzerinde şüphe olan yapılar dört beş kat büyüdü. Şimdi burada sormak gerekiyor.”
“HER AŞAMADA KAMU KURUMLARININ İZNİ, GÖZETİMİ VE MAALESEF SESSİZLİĞİ VARDIR”
“Denetleme ve düzenleme kurumları onca uyarıya rağmen neden bu kadar uzun süre bekledi? Sermaye piyasası kanunu açık bir şekilde piyasa dolandırıcılığını ve yapay fiyat oluşumunu suç sayarken bu girişimler hakkında bugüne kadar herhangi bir işlem yapılmadı. Sosyal medya paylaşımı nedeniyle bile insanlar rahatlıkla gözaltına alınırken milyarlarca dolarlık şüpheli işlemler karşısında bu sessizlik tabii ki kabul edilemez. Fonların, Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu’nda yani TEFAS’ta nitelikli yatırımcıları açılması üzerinde şüpheli olan hisselerin endeksleri alınması ve finansal yapılar üzerindeki devir ilişkileri kendiliğinden gerçekleşemez. Gelinen bu tabloda her aşamada kamu kurumlarının izni, gözetimi ve maalesef sessizliği vardır. Bu kararları kimlerin hangi kriterleri göz önüne alarak verdiği mutlaka kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Uluslararası kuruluşların borsamızı öncü piyasalar kategorisine düşürme ihtimali gündeme gelmeden önce maalesef tasarruf sahibini ve yatırımcıyı koruyacak etkili adımlar atmayan iktidar vatandaşın birikimini tehlikeye girdiğinde değil, uluslararası itibar maliyeti doğduğunda harekete geçen bir anlayıştır.”
“BU TABLO AKP’NİN KARA DÜZENİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR”
“Yeni sermaye üstelik bu yeni düzenle beraber yeni sermaye ve personel yükümlülükleri şüpheli işlemlerden kazanç sağlayanlardan çok işini kurallara uygun yapan küçük ve orta ölçekli şirketleri etkilemektedir. O yüzden düzeni kuranların kazançlarını çok daha önce realize edip bu piyasadan çıkma ihtimali de ayrıca araştırmalıdır. Maalesef arkadaşlar bu tablo AKP’nin kara düzeninden bağımsız değildir. Ve Türkiye bu filmi ilk defa izlememektedir. Kimi zaman inanç ve hemşerilik bağı kimi zamanda kırsal kalkınma vaadiyle tabeli holdingler yaratılarak AKP döneminde vatandaşlar mağdur edilmiştir. Bugün de aynı işlevi lisanslı kurum görüntüsü, profesyonel fon yönetimi söylemi ve olağanüstü getiri vaadi görüyor. Hikâye değişiyor ama küçük tasarruf sahibinin güveni üzerinden kurulan istismar düzeni değişmiyor. Bu örneklerin çerçevesinde yıllardır AKP’li siyasetçilerin ve bürokratların adının alınması da tesadüf değildir. Bir dönem SPK’de ortaya saçılan nüfuz ve çıkar ilişkileri hala milletimizin hafızasındadır. Bugün de bazı üst düzey siyasetçi ve kamu görevlilerinin yüksek kazanç sağlayan fonlarda hesaplarının bulunduğu iddiaları tüm toplumda açıkça konuşulmaktadır. Artık tamamıyla bürokratik oligarşiye dönüşen bu düzende kamu görevlilerinin görevini kötüye kullanarak vatandaşı mağdur etmesi AKP’nin kara düzeninin ülkeye getirdiği bir noktadır. Bu iddiaları örtbas etmek değil. Bütün belgeleriyle aydınlatmak namuslu kamu görevlerinin ve iktidarında görevidir. Siyasi iktidarın alışa geldiği bu çıkar ağı küçük yatırımcıyı savunmasız bırakmaktadır.”
“KİMLER ÇIKIŞINI TAMAMLASIN DİYE ZAMAN KAZANILDI?”
“Şimdi buradan birkaç tane soru sormak istiyoruz.
- Hangi üst düzey siyasetçi ve kamu görevlisi bu yüksek getireli kazanç sisteminden kazanç sağladı?
- Hangi kamu görevlerini denetlemekle görevli yapılarda yatırımı veya çıkar ilişkisi vardı?
- Hazine ve Maliye Bakanı’nın uyarısından on ay sonra neden işlem yapıldı?
- Yani neden on ay Hazine ve Maliye Bakanı ve eski SPK Başkanı uyarısına rağmen neden on ay beklenildi?
- Kimler çıkışını tamamlasın diye zaman kazanıldı?
- Manipülasyondan yararlananların varlıkları şimdi vatandaşın vergisiyle mi kurtarılacak?
Bu sorulara ikna edici cevaplar verilmeden yapılacak hiçbir açıklama kamu vicdanını rahatlatmayacaktır.”
“OLUŞAN ZARAR VATANDAŞA, VERGİ MÜKELLEFİNE YÜKLENMESİN”
“YENİ Parti ekonomi kurmayları olarak derhal atılması gereken adımları da burada sizinle paylaşmak istiyorum.
1) Şüpheli işlemler hakkında suç duyurusu yapılmadıysa gerekçesi açıklansın, yapıldıysa kapsamı kamuoyuyla paylaşılsın.
2) Sermaye piyasasında oluşan riskin banka veya tasarruf finans sistemi üzerinden daha geniş bir alana taşınmasına izin verilmesin.
3) Fonlar halka açılmadan önce kimlerin içeride olduğu, sonra kimlerin ne zaman, hangi tutarlılarda çıkış yaptığı siyasetten bağımsız olarak incelensin.
4) Fonlara, hisselere ve olası devirlere ilişkin bütün kamu kararlarının hangi ölçütlerle alındığı açıklansın.
5) Kamu görevlerinde siyasetçilerin yatırımları karar süreçlerine katılımları ve olası çıkar çatışmaları bağımsız denetim açılsın.
6) Ve en önemlisi oluşan zarar vatandaşa vergi mükellefine yüklenmesin.”
“BİZ MAĞDURU DEĞİL, BU DÜZENİ SORGULAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ”
“Arkadaşlar biz YENİ Parti olarak mağduru değil bu düzeni sorgulamakla yükümlüyüz. Borsada yaşanan çöküş ve bazı fonların temerrüte düşmesi elbette tek başına bir Ponzi düzeninin ya da dolandırıcılığın kanıtı değildir. Ancak bu ihtimali araştırmak getirilerin kaynağını ortaya koymak, varlıkların nasıl değerlendiğini ve ödemelerin hangi kaynakla yapıldığını açıklamak denetim kurumlarının birinci görevidir. Hukuki nitelendirme bağımsız yargının işidir, siyasi sorumluluk ise bugünden ortadadır. Uyarılara rağmen önlem almayanlar, verdikleri izinleri açıklamayanlar ve çıkar çatışmalarını denetlemeyip bizzat onun parçası olanlar görevlerini yapmamışlardır. Bu yaşananlar bir büyük yapısal sorunun da sonucudur. İktidarın uyguladığı bozuk ekonomi programının ve kurduğu çarpık düzenin yarattığı ekonomik tahribat küçük yatırımcının yüksek getiri vaadine neden sarıldığını da göstermektedir.”
“FATURANIN BİR KEZ DAHA MİLLETE KESİLMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
“İktidarın politikaları ücretleri ve birikimleri eritmiş, halkı yoksullaştırmış gelir ve servet adaletsizliğini derinleştirmiştir. Çalışanlar ev ve otomobil sahibi olmayı bir yana bırakıp kiralarını, faturalarını, çocuklarının okul masraflarını karşılamaya çalışmaktadır. Bir yanda dürüst emeğin karşılıksız kaldığı diğer yanda kaynağı açıklanmayan servetin sergilendiği bu düzende vatandaşın umudu da kolayca istismar edilmektedir. Bugün konuştuğumuz mesele o yüzden basit bir borsa haberi ya da bir finans piyasasıyla ilişkili durum değildir. Geliriyle yaşayamayan, insanlara son umut diye pazarlanan bir sistemin siyasi, nüfus ve bürokratik kayıtsızlık altında korunup kollanmasıdır. Biz küçük tasarruf sahibinin parasını ve geleceği çalan bu düzeni değiştireceğiz. Faturaların bir kez daha millete kesilmesine de asla izin vermeyeceğiz. Teşekkür ederim.”













