Türkiye’de çocuk işçiliği 2025 yılı itibarıyla kritik seviyeye ulaştı. TÜİK’in yayımladığı “İstatistiklerle Çocuk 2025” verileri, çocukların hem ekonomik hem sosyal risk altında olduğunu net şekilde ortaya koydu.
İş gücüne katılım oranı yüzde 25,5’e çıktı
TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocukların iş gücüne katılım oranı %25,5 olarak kaydedildi. Bu oran, her 4 çocuktan birinin çalıştığını gösteriyor.
Cinsiyete göre dağılım ise dikkat çekici:
- Erkek çocuklarda: %36,5
- Kız çocuklarda: %13,9
Bu fark, çocuk işçiliğinin özellikle erkek çocuklar arasında daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’de 21 milyondan fazla çocuk var
2025 verilerine göre Türkiye’de toplam çocuk nüfusu (0-17 yaş) 21 milyon 375 bin 930 olarak açıklandı. Bu, toplam nüfusun %24,8’ine karşılık geliyor.
Yani ülkede yaklaşık her 4 kişiden biri çocuk. Bu büyüklük, çocuk işçiliği sorununu daha da kritik hale getiriyor.
Yoksulluk çocukları çalışmaya itiyor
Verilere göre çocukların önemli bir bölümü ekonomik risk altında:
- Çocukların %36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında
Bu oran, çocuk işçiliğinin en temel nedenlerinden birinin ekonomik koşullar olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Eğitimde kopuş sinyali
Eğitim verileri de tabloyu destekliyor:
- Ortaöğretimde okullaşma oranı yaklaşık %82,9 seviyesinde
Bu, her 5 çocuktan yaklaşık 1’inin lise düzeyinde eğitim dışında kaldığı anlamına geliyor. Eğitimden kopuş, çocukların çalışma hayatına yönelmesini hızlandırıyor.
Devlet koruması altındaki çocuk sayısı dikkat çekiyor
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre:
- Kuruluş bakımında bulunan çocuk sayısı: 15.508
- Aile yanında destek verilen çocuk sayısı: 181.202
Bu veriler, sosyal destek ihtiyacının büyüklüğünü gösteriyor.
SONUÇ: Çocuk işçiliği artık sistemsel bir sorun
2025 verileri net bir tablo ortaya koyuyor:
- Çocukların önemli bir kısmı çalışıyor
- Yoksulluk yaygın
- Eğitimden kopuş sürüyor
Bu üçlü birleştiğinde çocuk işçiliği kaçınılmaz hale geliyor.













