13.2 C
Ankara
24.1 C
İstanbul
25 C
İzmir
Cumartesi, Eylül 18, 2021
Diğer
    Ana SayfaHaberlerYaşamŞiddetin Anatomisi

    Şiddetin Anatomisi

    Avatar of ulaş köksal
    Ulaş Köksalhttps://haberton.com/
    Ulaş Köksal, 1976 Manavgat doğumlu, Üniversite eğitimini Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünde tamamladı, Mali Müşavirlik yapmakta, Borges okumaları arasında ayrı bir yere koyduğu bir yazardır.

    Haftanın Öne Çıkanları

    Şiddetin Anatomisi! Bir resmin kanattığı kalplerin karanlığa isyanıydı iki çocuğun sessizliği. Bu topraklarda sessizlik öğretiliyordu yıllardır çocuklara.

    Büyüklere cevap verilmez saçmalıklarının gölgesinde yaşanan zayıflıklar, hep karanlığı getirmişti.

    “Bond.E. çocukluğun, nedenlerini bilmeden itaat etmeye zorlanılan bir dönem olduğunu vurgulamaktadır (1986, s.16-19) Evlerin düzenlenmesinden, eğitim kurumlarındaki kural ve normlardan, mahalle kültüründe işleyen tüm dinamiklerden amade bir varlık olarak çocukluk dönemi itaatler ve utanmalar alanı olarak iş görmektedir. Bond.E. tam da bu yüzden toplumun kendi yarattığı şiddet aracılığıyla kendini bir arada tuttuğunu ve bundan en çok zarar görenlerin ise çocuklar olduğunu söylemektedir (1986, s.22- 23). Ona göre modern dünyanın görkeminin altında bu şiddet var ve ne yazık ki varoluşumuzun ihtiyaç duyduğu estetik, düşünsel gereksinimler temel gereksinimler olmaktan çoktan çıkartılmıştır (1986, s.23-24). Bond, E. (1986).”

    Şiddet duyunca hepimizi ürperten bir kelime. İnsanın acizliğinin vazgeçilmez başrol oyuncusu, tarihin baş mimarı. Hepimize küçüklükte enjekte edilen bir yaşam sıvısı. Hepimizin hayatına sokulan Amerikan kahramanlarının yarattığı gücün yansıması. Öznesi kazanmak ve itaat üzerine kurulu bir oyun.

    Bu oyuna farkında olmadan alet edilen milyonlarca çocuk! Ülkemizde son zamanlarda türeyen mafya dizilerinin de amacı bu aslında, okuyan, sorgulayan gençlik yerine kişisel çıkarlar için her şeyin mubah görüldüğü ,”kazanmak” dışında hiçbir değer yargısı olmayan, her şekilde kolayca yönlendirilebilecek bir insan topluluğu. Delikanlılığın kitabını yazandan, günde 3-5 kişi öldürüp te biz de esrar eroin olmaz biz delikanlıyız diyenine, sevdiği kadının hayatta başka bir seçeneğinin olamayacağını üstüne başa başa vurgulayan sapkın ilişkilere kadar uzanan saçmalıklar silsilesi. Ondan sonrada her gün işlenen kadın cinayetlerinin havada savrulup giden dumanı…

    Suç, suçlu bu kavramlar artık anlamını yitiriyor bu karanlığın içinde. Hepimiz suçluyuz gibi saçma sapan başlayan sohbetlerin sonunda herkesin karanlığına gizlenen şiddetin gölgesi yine bir kadının üzerine düşüyor. Hayatın doğru tanımının kültürden, sanattan, şiirden, hoşgörü ve empatiden geçtiğini anlayamayan, anlayamayacak olan gizli sarıklıların ateşi, toplumun üzerinde yandıkça bir şeyleri düzeltmemiz imkânsız.

    Masumiyet karinesi bir çocuğun göbek bağında gizli galiba. Tüm tarih boyunca olduğu gibi göbek bağı kesildikten sonra çocukla kurulan düşünsel köprü hayatın temellerini şekillendirmeye devam ediyor. Keşke göbek bağını saklayabildiğimiz gibi o masumiyeti de saklayabilsek ve onu kaybettiğimiz zaman çıkarıp enjekte ederek fabrika ayarlarımıza geri dönebilsek.

    Zaman yanan bir ağacın acısına acımasızca eşlik ederken, insan; hırsının ihtişamında yok olmaya doğru yol almaya devam ediyor. Bir kaplumbağanın çığlığına tüm anılarımızı hapsederken yok olup gidenin aslında hayatın gülen yüzünün olduğunu ve hayat kendini her şekilde yenilerken, insanın da her şekilde yok olmaya yaklaştığını fark edemeyişimizin yüksek gürültüsü hepimizi sağır ediyor. Yanan ormanlar değil, bir yaşam döngüsü.

    Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı bir yok oluşun ayak izleri. Hayal kırıklığına uğrayan insanın tekrar ilk haline dönememesi gibi hayatın dinamiklerini kıran insanoğlunun doğayla beraber kendisini de yok edişindeki pervasızlığına anlam katma telaşı, her şeyi daha da içinden çıkılmaz bir şekle sokuyor. Bir tarihin yok olduğunu anlayamayan zihinler anlamsız ve geçmişi olmayan beton yığınlarıyla insanları satın alabileceklerini düşünerek kendi acizliklerinin resmini çiziyor. Ve ne yazık ki hayatı gerçek “beyaz et” liler şekillendirip hazin sona hepimizi yaklaştırıyor. Ve anlamsız bir son.

    • “Şiddet Üzerine”, Adam Sanat, (Çev. Cevat Çapan), Sayı:6, s:16-26”

    Haber Bültenimize Abone Ol

    En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

    Çok Okunan Kategoriler

    Güncel Haberler

    İlgili Haberler