14 Temmuz 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Öne Çıkan - Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na “bölünme” yanıtı; Genel Başkanlık yarışına girelim kaybeden CHP’yi salsın

Özgür Özel’den Kılıçdaroğlu’na “bölünme” yanıtı; Genel Başkanlık yarışına girelim kaybeden CHP’yi salsın

Haberton - Haberton
14 Temmuz 2026
- Öne Çıkan
Okuma Süresi:27 dakikalık okuma
A A
0
Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'na "bölünme" yanıtı; Genel Başkanlık yarışına girelim kaybeden CHP'yi salsın
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında gündem hakkında açıklamalarda bulundu.

Özgür Özel, mutlak butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu’na seslendi. Özel, Kılıçdaroğlu’na “Buradan açıkça söylüyorum, açık açık. İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım ve 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle ikimiz tüm üyelerle Genel Başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP’yi salsın, CHP’yi salsın. Kaybeden siyaseti bıraksın.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “Değerli milletvekillerimiz, kıymetli grubumuz, Türkiye’nin dört bir yanından grubumuzu onurlandıran değerli yol arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız, belediye meclis üyelerimiz, derdine derman bulmak için Ankara’ya gelen ve sorununun çözümünü parlamentodan istemek üzere Ankara’da olan, sorunun gerçek çözümünü sağlayacak olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni umudu olarak gören değerli konuklarımız hepiniz hoş geldiniz, hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi. Özel, şunları söyledi: 

“‘KURTARIN BİZİ’ DEDİĞİ ACI FERYADINI DUYDUK”

“Bir haftalık aranın ardından yeniden milletimizin meclisindeyiz. Geçtiğimiz hafta Meclis kapalıydı NATO toplantısından dolayı. Biz geçen hafta toplantımızı Eskişehirimizde yaptık. Grup toplantımızın ardından da toplantımızı dinleyenlerle birlikte, bizi o gün ağırlayanlarla birlikte, il başkanımızla, büyükşehir belediye başkanımızla, büyükşehrimizin ve Eskişehir’in efsane Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’le, milletvekillerimiz ve örgütümüzle birlikte Eskişehir’de sokağa çıktık. Salon coşkuluydu ama Eskişehir sokakları sel oldu, aktı. Bizi bu zorlu dönemde bir bütün olarak bağrına basan, arkamızda duran güzel Eskişehir’e grubumuzdan bir selam yollamak isterim öncelikle. Hafta sonu Adana’da ve Niğde’de milletimizle birlikteydik. Önce Pozantı’da Akçatekir Yaylası’nda, Tekir Yaylası’nda yazı geçiren Mersinli, Adanalı yörüklerle birlikteydik, onların konuğu olduk. Annelerimizin ellerinden öptük, duasını aldık. Bir abimizin ‘Kurtarın artık bizi bu yaşananlardan’ dediği acı feryadını hep birlikte duyduk. Pozantı’da Adana’ya geçtik. Adana’da yazın ortasında Adana’nın bomboş olmasını, günün ortasında sokakların bomboş olmasını ve Adana’nın kavrulduğu o sıcakta Adana’da kimselerin olmamasını beklerken herkes; ‘Bıçak kemiğe dayandı’ diye bağıran Adanalıların, ‘Siftahsız kapatıyoruz’ diyen esnafların, ‘Bizi bu sefaletten kurtarın’ diyen emeklilerin kolumuza girmesiyle Adana’da halkın aşkın selinin önünde kimsenin duramayacağını tüm Türkiye’ye gösterdik. Çukurova’nın yiğit insanlarına buradan bir kez daha sesleniyorum. Sizde bu inanç, bu cesaret oldukça sizi de bizi de kimse yenemeyecek. Bu düzeni değiştireceğiz ve bu topraklara hem adaleti, hem bereketi getireceğiz.” 

“ÇARIKLARIYLA DEVLETİN EN TEPESİNDE AĞIRLAYACAĞIZ”

“Pazar günü sabaha Niğde Ulukışla‘da bir kiraz bahçesinde, o bahçede çalışan köylü teyzelerimizin nasırlı ellerinden çay içerek başladık. Kiraz toplamaya gelenlerin geçim derdini dinledik. Kirazı toplatan, toplama maliyetine satmak zorunda kalanların sıkıntılarını, geçtiğimiz yıllardan birikmiş kredilerin faizlerinin onları nasıl ezdiğini dinledik. Şu kaldı aklımızda kiraz bahçesinden. ‘Bizi unuttular Başkanım’ diyordu bir teyze, ‘Bizi unuttular.’ Kiraz bahçesindeki teyzem şöyle dedi. ‘Sen bizi unutmazsın, oraya çıkınca bu çarıklarımı çıkarıp ben de yanına varacağım.’ Teyzem ile sizin adınıza sözleştim. Teyzem o güzel çarıklarını çıkarmadan o güzel kıyafetiyle biz neredeyse oraya gelecek, devletin en tepesinde onu ağırlayacağız. Niğde merkez tüm Türkiye’yi şaşırttı. Orası da sel oldu aktı. O selin önüne bir engelli aracı geldi. Herkes telaşlandı. Koştuk durduk, ‘Aman ezilmesin’ dedik. ‘Yok’ dedi, ‘Başkanı görmeye geldim.’ Adı, Fuat Baş. Koca kırmızı bir tesbih çıkarttı. ‘Bu tesbihi vermeye geldim’ dedi. ‘Yapma abi ya’ dedim. ‘Al bunu’ dedi, ‘Geri getireceksin. Bunu al, git ve kazan. Başa gel, bu tesbihi geri getireceksin.’ İktidar olunca geri götürmek üzere Fuat Baş abimin tesbihi bizde emanettir.” 

“BİZ MİLLETİMİZİN GÖNLÜNDEYİZ”

“Niğde’de 100 yaşındaki parti üyemiz, en yaşlı kadın üyemiz Müzeyyen Teyze sıcağın ortasında arabasıyla geldi, bizim yanımıza vardı, konuştuğumuz bankın kıyısına oturdu ve ‘Evladım Atatürk’le yürüdüm ben. İnönü’nün peşinden yürüdüm ben. Karaoğlan’ın peşinden yürüdüm. Şimdi partimizin önünde sensin, arkanda yine benim. İktidara yürüyeceğiz’ dedi Müzeyyen Teyze. Bu yüzden bize tesbihini emanet eden Niğdeli Fuat abinin de 100 yaşında gelip gücümüze güç veren ilk Kadın Kolları Başkanımız Müzeyyen teyzemizin, annemizin de umutlarını asla boşa çıkarmayız. Ant olsun ki asla ve asla ne onlara ne bize güvenen hiç kimseye üzüntüyü, yenilgiyi, mahcubiyeti bir daha yaşatmayacağız. Başta Sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, siyaseti masa başında yapanlara, sokağa çıkmayanlara, çıkamayanlara sesleniyorum. Milletimizde korku yok. Milletimizde teslimiyet yok. İnanç var, azim var, kararlılık var. Millet ayaktadır. Halkın coşkun akan selinin karşısında tarih boyunca hiçbir güç durmadı, şimdi de duramayacak. Belki makamlarımız, şatafatlı sahnelerimiz yok. Bazen bir bankın, bazen bir sandalyenin üzerindeyiz. Ama hepimizin içi rahat olsun ki, hepimize müjdeler olsun ki biz milletimizin gönlündeyiz. Milletin gönlündeyiz.”

“ACILI AİLELERİN MÜCADELESİNİN ARKASINDAYIZ”

“Biz, adım adım 21 il dolaştık. 22’ncisi Kırıkkale’ye Cuma günü varacağız. Biz bir yandan yürürken, adalet için yürürken, mücadele için yürürken, yeniyi ararken, yeniyi kurarken bir yandan da uğradıkları haksızlıklar duyulsun, görülsün diye yürüyenler var. Onlardan bir grup da adalet için 21 Ocak 2025’te Grand Kartal Otel’de yakınlarını kaybedenler Bolu’dan Ankara’ya yürüyorlar. Acılı ailelerin yürüyüşünü, Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradan saygıyla selamlıyoruz. Mücadelelerinin sonuna kadar arkasındayız. Onların yanındayız. Kartalkaya’da 36 çocuk, 78 insanımız hayatını kaybetmişti. Elbette otel yönetimi ve İl Özel İdaresi sorumluydu. Ancak asıl sorumlu, oteli işletme belgesi veren, düzenli olarak denetlemekle sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığıydı. Bolu’da oluşturulan bilirkişi heyeti, verilen 3 günlük sürenin sonunda raporunu hazırladı, teslim etmeye götürdü. Rapora baktılar, raporu teslim almadılar. ‘Buradan bakanlığı sil yerine Bolu Belediyesi’ni yaz’ dediler. Dediler ki ‘Bolu Belediyesi sorumluluk alanında değil burası. Buraya ruhsatı veren de denetlemek zorunda olan da Kültür ve Turizm Bakanlığı. Biz bunu yapamayız.’ ‘O zaman istifa yazın, bilirkişilikten istifa edin, bu raporu bize teslim etmeyin’ dediler. Yerine yeni bilirkişi heyeti atadılar. Eski bilirkişi raporunu korsan ilan ettiler. Yeni bilirkişi raporuyla korumak istediklerini koruyan, cezalandırmak istediklerini cezalandıran bir yargılamaya ön açtılar, yol açtılar. Şimdi eşini, annesini, evlatlarını kaybedenler bu tarafa doğru yürüyorlar. Ve diyorlar ki ‘Haksızlığa uğradık. Gerçek sorumlular cezalandırılmadı ve biz sorumluların hesap vermesini, yargılanmalarını istiyoruz.’” 

“FAİLİ MALUM KATLİAMA SESSİZ KALIYORLAR”

“Bugün ‘geçmişteki faili meçhulleri aydınlatıyoruz’ diye algı çalışması yapanlar, faili malum olan bir katliama sessiz kalıyorlar. Aynı Bakanlar Kurulu masalarını paylaşıyorlar. Yüz yüze bakıyorlar. Sonra da dönüp bu millete adalet dağıtacaklarını söylüyorlar. Bin 111 haftadır ‘Cumartesi Anneleri’nin kayıplarını aramak için, onların sesini duyurmak için İstanbul’da oturdukları yerde güya o faili meçhulleri bulacaklar, beyaz Toroslarıyla millete poz veriyorlar, bakanlıklardaki makamlarda oturuyorlar. Bir gün gelecek Cumartesi Anneleri’nde, Kartalkaya’da, Soma’da, Ermenek’te, ne kadar toplumun içini yakan ve bu sistem içinde kendini kurtaran ve onları kurtaranlar hesap verecek, adalet yerine gelene kadar bu mücadele, bizim mücadelemiz olarak sürecek.” 

“TEKLİF YASALAŞIRSA SORUN KALMIYOR”

“Kartalkaya aileleri yürürken kahraman şehitlerimizin aileleri ve gazilerimiz ise verilmeyen hakları için Güvenpark’ta oturma eylemi yapıyorlar. Parti olarak 2 buçuk yılda 163 il ve ilçede bazılarında birden fazla olduğu için toplam 252 şehit ve gazi derneğini ziyaret ettik. Bu konunun sorumlusu MYK üyemiz, emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu oldu. Hem üst yapılarla hem de Türkiye’de yetişebildiği bütün derneklerle yakından çalışıyor. Kendisinin organize ettiği tüm derneklerin temsilcilerinin katıldığı bir büyük çalıştayı 2 yıl önce hep birlikte gerçekleştirmiştir. O çalıştayın sonucunda, 2 günlük çalışma toplantısının sonucunda ortak akılda 18 ayrı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmuştum. Kanun teklifi, Milli Savunma Komisyonu’nda ve ilgili komisyonlarda bekliyor. Teklifin özelliği şu; O kanun teklifi yasalaşırsa şehit ailelerinin, gazilerin hiçbir sorunları kalmıyor. Tüm sorunları, örneğin bugün Güvenpark’ta ortezlerini, protezlerini gösteriyorlar, hepimizin içi sızlıyor. Onun en ucuzunun değil de tıbbın gerektirdiğinin en uygununun ödenmesi, büyük fiyat farklarının çıkmaması, hastanelerde karşılaştıkları zorlukların giderilmesinden tutun sosyal hayata yönelik olarak ekonomik beklentilere yönelik olarak tüm düzenlemeler 18 kanun teklifinde duruyor. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi’nden bir sayın milletvekilinin ifadelerini duyuyoruz. Kanun teklifini görüyoruz. Daha önce genel başkan yardımcısı düzeyinde verilen sözleri, Genel Başkan düzeyinde grupta yapılan konuşmaları takip ettik. Tüm siyasi parti gruplarının, İYİ Parti’nin, Yeni Yol grubunun bu konuda kanun tekliflerini takip ettik, ortaklaşmak üzere gerekli çalışmaları yaptık. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin grubunun da DEM Parti grubunun da grubu bulunmayan bütün milletvekillerinin de bu sese bir kulak vermesini, bu çalışmanın Meclis kapanmadan ki Meclis’in geleneğinde bu vardır. Tatile girmeden önce üzerinde uzlaşılan, toplumsal beklenti yaratmış konularda Meclis’in adım atması, Meclis’in şanına, şerefine, varoluş gayesine uygun çalışmalardır. Bu konuda Grup Başkanvekillerimiz, dünkü MYK toplantısında alınan karar gereğince görevleri üzerine aldılar. Bu konuda gerekli çalışmaları yapacağız. Bundan sonrası için vatan uğruna canını veren şehitlerimizin, geride bıraktıkları yakınlarının ya da uzuvlarını kaybetmiş ya da sağlıkları etkilenmiş gazilerimizin artık bu beklentilerine bir son vermek hepimizin vazifesidir. Buradan yüce Meclis’i bir kez daha göreve davet ediyoruz.”

“AVRUPA PARLAMENTOSU KARARINI LANETLİYORUZ”

“Şehit ve gazilerimizden söz etmişken bu kürsüden en net şekilde vurgulamak isterim ki kahraman ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri bizim onurumuzdur. Avrupa Parlamentosu’nda Kıbrıs Barış Harekatı’na ilişkin olarak alınan ve iğrenç ithamlarla, ‘haksız’ demiyorum, iğrenç ithamlarla harekât ordumuzu lekelemeye çalışan kararı Cumhuriyet Halk Partisi olarak en sert biçimde kınıyoruz, reddediyoruz ve lanetliyoruz. Yıllarca ağır zulümlere uğrayan, soykırıma varan katliamlara maruz bırakılan, bütün çabalara rağmen barışın sağlanamadığı yerde Karaoğlan rahmetli Ecevit’in o günkü Başbakan Yardımcısı rahmetli Erbakan’la birlikte ordumuzu Kıbrıs’a yollamasıyla, Kıbrıs’ta hem hava indirme tugayının hem çıkartma filolarının başarılı operasyonlarıyla, Kıbrıs’ı işgal etmek değil barışı sağlayacak kadar ilerleyip duran, o gün Ecevit‘in müjdelediği gibi adaya ‘Savaşa değil barış için giden’ Türk tarafına da Rum tarafına da barışı getiren ve yapmış oldukları, katıldıkları operasyonda görevlerini yapan, gerekirse can veren ama bugüne kadar en ufak savaş suçuna varacak bir ithamla dahi karşılaşmamış, asla ve asla yakın yere konulamayan, halen daha ölenlerin Allah’tan rahmet, dimdik ayakta duran o tertemiz pırıl pırıl Kıbrıs gazilerimize atılmaya çalışılan bu iftiranın karşısında tüm gazilerimizi ve şehitlerimizin ailelerini Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak minnetle kucaklıyoruz, ellerinden öpüyoruz.”

“21 EVLADIMIZIN HESABINI O HADSİZDEN SORACAĞIZ”

“Bir kahredici acı haberi de bu hafta Osmaniye’den aldık. MESEM Projesi kapsamında traktör tamiri yaptırılan 16 yaşındaki evladımız Yiğit Mehmet Kesme traktörün hidrolik aksamına sıkışarak feci şekilde can verdi. Yiğit’e Allah’tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz. Ancak Türkiye’de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bunlardan 21’i MESEM kapsamında çalışıyordu. Milli eğitimin başına atanan hadsiz ve liyakatsiz, kifayetsiz, Kurtuluş Savaşı’nın adını değiştirmekle meşgulken onun görev yerinde evlatlarımız canlarını kaybediyor. Bu MESEM Projesinin; mesleki eğitim, sahada eğitim, Almanya’da 40 yıldır bir can almıyorken, bir uzuv kaybı yaşanmıyorken Türkiye’de MESEM Projesinde 21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız? Eninde sonunda soracağız.”

“2018’DEN BERİ BİTMEYEN BİR KRİZİN İÇİNDEYİZ”

“Değerli arkadaşlarım, ülkemizdeki en büyük ve en temel sorun elbette adaletsizlik. Bu adaletsizlik sadece mahkemelerle sınırlı değil. Adaletin terazisi bir bozulunca; gelirde, vergideki büyük adaletsizlik vatandaşın en çok canını yakan konu haline geliyor. Eskiden ekonomik krizler yaşanıyordu. 1994 krizi, 2001 krizi. O yıl yaşanıyor, ya bitiyor ya sonraki yıl yaraları sarılmaya başlanıyordu. Ama 2018’den beri bitmeyen bir krizin içindeyiz. Tek adam rejimine geçildiği günden beri çoklu krizler ortamındayız. Birbirini tetikleyen krizler, birbirini takip eden krizler, bitmeyen krizler ve sonuç olarak yüzde 32’lik enflasyon oranıyla Avrupa’da birinciyiz ve dünyada beşinciyiz. Yüzde 35’lik gıda enflasyonuyla Avrupa’da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. Yoksulluk, işsizlik, gelir adaletsizliği, vergi adaletsizliği kategorilerinde ayrı ayrı Avrupa’da birinciyiz. Bunların hepsi resmi veriler. Türkiye’de verginin yüzde 65’i zengin fakir ayırmayan, dünyanın en adaletsiz vergi sistemi olan dolaylı vergi ile. Yani Türkiye’nin en zengin adamıyla en fakir adamının alışverişte aynı vergiyi ödediği dolaylı vergilerden toplanıyor. Yüzde 24’lük kısım Gelir Vergisinden, ki bunun tam yarısı maaşlarınızdan kesilen vergilerdir. Diğer kısmı da bankadaki mevduattan elde edilen gelirler falan. Toplam 65’in üstüne bunu da koyunca yüzde 89. Türkiye’de vergi vermesi gereken, para kazanan, üreten, hizmet eden, kar eden, ettiği kardan vergi verenler toplam verginin yüzde 11’ini; ya çok daha az ya da hiç vergi vermemesi gerekenler toplam verginin yüzde 89’unu ödüyor. İşte Türkiye’ye 25 yılda dayatılan AK Parti’nin kara düzeni budur. İktidarımızın en temel hedefi önce vergideki adaletsiz bu düzeni değiştirmek, AK Parti’nin kara düzenini yıkıp adaletli bir vergi düzeni getirmektir.”

“EMEKLİYE YAPILAN DÜNYA TARİHİNİN EN BÜYÜK VEFASIZLIĞI” 

“Açlık ve yoksulluk sınırlarından hep bahsediyorum. Açlık sınırı dört kişilik bir ailenin bir ay boyunca sadece karnını doyurmaya yetecek olan mutfak harcamalarının toplamı. Bunu TÜRK-İŞ hesaplıyor. Yıllardır, on yıllardır, 50 yıldır hesaplıyor. Ve TÜRK-İŞ bunu her ay açıklıyor. TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık sınırı 35 bin 750 lira. Kaba bir hesapla bugün ülkede sabit aylık alan 29 milyon kişi var. Emekliler, işçiler, engelliler, dul ve yetim maaşı alanlar. 12,5 milyon da hiç maaş almayan işsizler var. Toplam 41,5 milyon kişi. 41,5 milyon kişi dünyadaki 157 ülkenin nüfusundan daha yüksektir ve Türkiye’de 41,5 milyon kişi açlık sınırının altında yaşamaktadır. İşsizlerin zaten hali perişan. Ama bu ülkede çalışmak yoksulluktan kurtulmaya yetmiyor. Bu ülkede insanlar çalıştıkça da yoksullaşıyorlar. Tarımda çalışıyorlar, ekiyorlar, biçiyorlar. Geçtiğimiz yıla göre daha yoksullar. Sanayide çalışıyorlar, asgari ücret alıyorlar, geçtiğimiz yıla göre daha yoksullar. Türkiye çalışanın yoksullaştığı çok nadir ülkelerden bir tanesi. Yine Türkiye eğitimlinin daha çok işsiz kaldığı, dünyada bir başka örneği yoktur ki Türkiye gibi eğitim arttıkça işsizlik oranı artıyor. Her yere açılan üniversiteler, Devlet Planlama Teşkilatı’ndan mahrum bu ülkede plansızca açılan bölümler… 40 ara eleman lazımken 40 mühendis yetiştirip onları işsiz bırakıp, bir ara elemanı, o aranan elemanı yetiştiremeyen plansız, programsız, düzensiz eğitim sistemi. İşte bunların hepsi, bu ülkeye bu çoklu krizi getiriyor. Yoksulluk sınırı 116 bin 500 lira. Dört kişilik bir ailede dördü de asgari ücretle geçse aldıkları maaş 112 bin lira. Dört kişilik bir aile dördü gece – gündüz çalışacak fabrikada, ama halen daha yoksulluk sınırının altında kalacaklar. Böyle bir düzenin içinde yaşıyoruz. En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Dünya tarihinin en büyük vefasızlığı. Yıllarca çalış, çabala, dirsek çürüt, ellerin nasırlansın, gözlükler büyüsün, kulaklar duymasın. ‘Sen geç, rahat et’ dendiği gün 20 bin lira emekli maaşı. ‘Düzeltelim’ diyoruz, sadece enflasyonun, o da TÜİK’in enflasyonunun bu yıl içindeki kemirdiği kısmı verip ‘23 bin 500 lirayla bundan sonraki altı ay geçinsin’ diyorlar. Bir yıl önce en düşük emekli maaşı alanların sayısı 4 milyon kişiydi. Bugün en düşük emekli maaşı alanların sayısı 5,1 milyon kişi. Yani öyle bir şeyle karşı karşıyayız ki bir yılda 1,1 milyon kişi en düşük emekli maaşı alanlara katıldı. Eskiden en düşük emekli maaşı, oran olarak söylüyorum, 20 bin lirayken ortalama emekli maaşı 29 bin liraydı. Şimdi o 20 bin lirayken 23’e düşmüştü, şimdi 1 milyon 100 bin kişi daha oraya gelmiş. Yani bir kutu kolayı tepesinden tekmeleyerek bastırdığınızda küçültüldüğü gibi, bu iktidar emeklinin tepesine vura vura vura ortalama emekli maaşını en düşük emekli maaşının yüzde 15 üstüne getirmiş. Düşünün, bütün emekliler en düşük emekli maaşının ancak yüzde 15 üzerinde emekli maaşı alıyorlar ortalama olarak. Bu yüzden de her geçen gün sefaleti yaşayanların her geçen gün sefaleti yaşayanların sayısı biraz daha artıyor. Salonlara hapsolan, fildişi kulelerden millete tepeden bakan, milleti karınca gibi gören, başını kaldıranı ezmeye kalkan salon siyasetçilerine sesleniyorum. Bizi yolda çevirip ‘Geçinemiyoruz’ diyen, ‘Kurtarın bizi’ diyen insanların feryadı boşuna değil. Bunu siz görmediğiniz gibi artık millet de kurtuluşu sizde görmüyor. Milletin kurtuluşu gördüğü tek bir yer var, o da seçim sandığıdır; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidara yürüyüşüdür, seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” 

“İLK KEZ BÖYLESİ: BEŞ TAKSİTLE MEYVE – SEBZE”

“Bütün il ziyaretlerinde üzülerek şahit oluyoruz ki üretici kazanamamaktan değil, maliyetini bile kurtaramamaktan şikayetçi. Gaziantep’te fıstık üreticisi bunu söylüyor, kiraz bahçesine gittiğinizde Niğde’de kiraz üreticisi bunu söylüyor, Trabzon’da ve Rize’de çay üreticisi bunu söylüyor, Giresun’da ve Ordu’da fındık üreticisi bunu söylüyor, Ege’de ya da Adana’da pamuk üreticisi bunu söylüyor, bütün Anadolu’da ve Trakya’da buğday üreticisi bunu söylüyor. Maliyet burada, taban fiyat burada, gerçek alım daha da altında. 21 liraya mal edilen; tüm maliyetleri doğru katıldığında, Ziraat Odalarının hesapladığında 21 liraya mal edilen buğdaya 16,5 lira fiyat veriyorlar. Protein hesabıyla, bilmem ne hesabıyla 13-14 lira parayı basan zararın zararına buğdayı alıyor. Bu yüzden bu büyük adaletsizlik üretici açısından dururken bu ürünleri tüketenler ise alamamaktan şikayet ediyor. İlk kez böylesini gördüm. Muğla’da Datça pazarından, ‘Kredi kartına beş taksit sebze-meyve’ diye yazmış. Şu çeyrek karpuzu anlatırlardı da inanmazdık değil mi? Derlerdi ki ‘Bizim memleketimiz bolluk bereket. Kendi kendine yeten yedi ülkeden biri.’ Bu 1980’lerde, 90’larda ders kitaplarında yazan, öğretmenlerin anlatıp bizim inanmadığımız. ‘Öyle ülkeler var, yarım karpuz satılıyormuş. Yarım karpuz. İnanılır gibi değil.’ Diğer tarafta şimdi gördük kendi memleketimizde. Bu bolluğun, bereketin memleketinde çeyrek karpuzları görüyoruz ve kredi kartına beş taksitle sebze-meyve satanları görüyoruz. Bakın ağacında elma 18 liradan toplanıyor, satılıyor. Marketteki fiyatı 150 lira. Ağacında kiraz ki gözümle gördüm, kulağıyla izleyen tüm Türkiye duydu. Niğde’de kiraz bahçesinde 60 liraya alıyorlar. Peki yevmiye kaç para toplayanın? ‘2 bin lira’ diyor. ‘Kaç kilo topluyor?’ diyorsun. ‘En çok 40 kilo’ diyor. Bölüyorsun, 50 lira çıkıyor toplama maliyeti. ‘Yemeği, yol parası 60 lira’ diyor. 60 liraya kirazını satıyor, markette almaya gidiyorsun 250 lira. Çilek 43 liraya alınıyor, 250 liraya satılıyor. Kayısı 20 lira ağacında, 110 lira markette. Karpuz tarlada 8 lira, markette 30 lira. İşte AK Parti’nin kara düzeni, AK Parti’yi iktidarda tutmanın bu millete ağır maliyeti.”

“İŞTE AKP’Yİ İKTİDARDA TUTMANIN MİLLETE AĞIR MALİYETİ”

“Diğer taraftan devam edeceğimizi söylemiştik. Eskiden ‘akpden.com’ vardı. Birinci site sultancılarda, ikinci site butlancılarda kaldı, kullanmıyorlar. Biz de ‘akpden.net’ yapmıştık. ‘akpden.net’te bu sefer bir cep telefonu faturası var. En ucuz tarife. 9 GB internet, asla gençlere yetmez. 750 dakika konuşma, 500 SMS, fiyatı 310 lira. Ama  ‘akpden.net’te sepete eklediğinde bak karşına neler çıkıyor? İlk Tesis Özel İletişim vergisi 58,33 lira. Özel İletişim Vergisi 31 lira. Katma Değer Vergisi 68 lira. Telsiz kullanım ücreti 26,98 lira, Damga Vergisi 4,74. Toplam vergi 190 lira. Paket 310 lira, vergi 190 lira, fatura 500 lira. İşte Adalet ve Kalkınma Partisi’ni iktidarda tutmanın millete ağır maliyeti.  ‘akpden.net’ önceki haftalarda duyurduğumuz oyun konsolu, cep telefonu, bilgisayar, motosiklet hesapları ile birlikte milletimizin incelemesine ve sandık başına gittiğinde değerlendirmesine arz olunur.”

“BİZ KAYBETMEYİ REDDEDEN CHP’YİZ”

“Bu ülkede maalesef adalet yok. Olmadığı için refah da yok bereket de yok. Fatih Sultan Mehmet şöyle söylemiş, ‘Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın alırsan adalet ölür. Adalet ölürse bu devlet ölür.’ Milletin gönlünden ve gözünden düşen bir avuç insan, kendi menfaatleri için Türkiye’de adaleti öldürdüler. Biz 2023 Kasım’ında hep birlikte partimizde büyük bir değişimi gerçekleştirdik. Dört ay sonra yeni kadrolarımızla hep beraber, daha çok kadına, daha çok gence güvenerek, ölçme değerlendirmeye güvenerek, her adayımızı mutlaka nüfusun uygun olduğu, yarışın riskli olduğu yani kesin kazanma, kesin kaybetme durumları dışında mutlaka anketler yapılarak belirledik. Ve yapılan ilk seçimde söz verdiğimiz gibi Adalet ve Kalkınma Partisi’ni ilk kez yendik, 47 yıl sonra da partimizi ilk kez birinci parti yaptık. O günden bu yana demokrasi dışı tüm saldırıların hedefi olduk. Biz kaybeden değil, kazanan CHP’yiz. Biz kaybetmeyi reddeden CHP’yiz. ‘Bir seçim kaybedersek ertesi gün kurultaya gideceğiz ve aday olmayacağız’ diyen, Tayyip Erdoğan’ın çeyrek asırdır çektiği resti ilk kez gören, ‘Kaybedersem görevde kalmayacağım, sen de kalmayacak mısın?’ diye sorup Tayyip Bey’in sesini duyamayan CHP’yiz.”

“BU OPERASYONLAR TALİMATLI BİR YAPI TARAFINDAN YAPILDI”

“Bugüne kadar Cumhurbaşkanı adayımız dahil toplam 34 belediye başkanımıza 34 operasyon düzenlediler. Şu anda 24 belediye başkanımız halen tutuklu. Bu operasyonların büyük bölümü İstanbul’da, yargı içinde oluşturulan talimatlı bir yapı tarafından yapıldı, herkesin gözünün önünde oldu. Sonra o yapının başı, güya tarafsız, geldiği yer Bakan Yardımcılığı, oradan başsavcı. Güya tarafsız. Ertesi gün Bakan, ertesi gün il başkanları toplantısında ‘Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim’ diyor. Dün olduğu gibi üstünde savcı cübbesi varken partinin başarısı için çalışıyor. Bugün de Bakan kimliği ile ‘Partimin başarısı için çalışacağım’ dediği birinin geldiği ve hepimizin duyduğu, herkesin bildiği şekilde ‘Ankara’da başsavcı, vekiller değişecek. Çünkü dediğimiz operasyonları yapmıyorlar.’ Dedikleri şudur, şöyle anlatalım, şöyle basitçe anlatalım. Bir belediyenin nasıl denetleneceği bellidir. Ya rutin denetlenir, yani rastgele ya da düzenli zamanlarda gidilir ve evraklar istenir. İşi bilen denetçiler tarafından, müfettişler tarafından denetlenir. Bir eksik görülürse sorulur, kusur görülürse yazılır, suç şüphesi varsa bakanlıktan yargılanmak için izin istenir. Eğer bir iddia varsa, yani birisi şikâyette bulunduysa, ihbarda bulunduysa gidilir; o ihbar incelenir, aynı usullerle denetim ve yargıya doğru gidilir. Bunun dışında bir denetleme yolu ve yöntemi yoktur. Belediye başkanlarına sabahın köründe gidip; evini, belediyesini, ofisini basıp; her şeye el koyup ondan sonra, yani delilden suça, suçtan suçluya gitmek gibi evrensel bir yargılama yöntemi varken önce suçluya karar verip, hedeftekini alıp, bütün her şeyi alıp, sonra bütün firmalara çalışanlara, ‘Seni içeri attım, tutukladım. Malına, mülküne çöktüm. En hassas yerini buldum, örneğin bekarsın, tek çocuklu evde yalnız bir kadınsın. Seni içeri attım. Sonra ‘Haydi bakalım şunun altına bir imza at. Başkanı suçla. Onu alayım, seni salayım.’ Sistem bu. Ankara’nın ‘Yapmam’ dediği sistem bu. Ankara’nın yıllardır direndiği; başsavcısı, başsavcı vekilleri, savcılarıyla ‘Burası Ankara böyle olmaz, birisi hedefe konulup da operasyon yapılmaz. Sen siyaseten hedef aldın diye yargı buna alet edilmez’ dedikleri, son kararname ile dağıtılan, yerine açık açık İstanbul’da bu operasyonları yapanın oradaki yardımcılarının gelip buralara başsavcı yapıldıkları, başsavcı vekilliklerinin dizayn edildiği bir süreçte şimdi Ankara’da da başladılar.” 

“GÖZÜMÜZ, KULAĞIMIZ ADLİYEDE”

“Çankaya Belediye Başkanımızı, Hüseyin Can’ımızı gözaltına aldılar. Yurt dışındaydı, haber geldi. ‘Kapıyı kırmayın, yedek anahtarı komşuyla yollayayım’ dedi. Belediyeye mesaj çektim, ‘Yardımcı olun polise, ne istiyorlarsa baksınlar’ dedi. Bütün her şeyin içinde yeni belediye başkanı olup da önceki dönemden devam eden çöp ihalesinin yeniden yapıldığında şüpheli şekilde belirlenen maliyetin yüzde 1’in de altında, yüzde 0,41 ile düşük birinin tahmin etmesinden şüphelenip, o ihaleyi iptal etti. İki ay sonra yenisini yaptı. 4 milyon lira daha aşağıya, belediyenin karına bir ihale sonuçlandı. Bunu şikâyet etmişlerdi. Müfettiş baktı ve ‘olumlu’ yazdı. Teftişe Sayıştay geldi, raporuna ‘İhalenin iptalinde kamu kararı görülmüştür’ notunu yazdı. Birileri bu ihale iptalini, Ankara’da bir şey olmuyor, İstanbul’a bildirdi. İstanbul’dan biri dosyayı aldı. Önce kendi geldi, sonra dosyayı açtı. İstanbul’dan bir başsavcı vekili Ankara’ya geliyor, dosyayla birlikte geliyor. Hüseyin’in yaptığı bu işi bu boyutta ele alıyor. Sorulan, basına yapılan serviste ‘rüşvetler, onlar bunlar’ havalarda uçuşurken dün gördük ki Allah’a şükür bu konuşulanın dışında hiçbir şey yok. Ama şimdi buradan usul bu ya hedef kim? Hedef orada Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’ydu, CHP’nin başarılı belediye başkanlarıydı. Şimdi Ankara’ya gelindi, Ankara’da hedef kim? ‘Canını yakalım CHP’nin, canını yakalım Özgür Özel’in. Hüseyin Can Güler’i hedefimize oturtalım.’ Bunu buradan, bu yüce çatının altında, tutanak alında, milletin gözünün önünde, sizlerin şahitliğinde, tarih önüne emanet ediyorum. Gözümüz, kulağımız adliyede. Bir yandan da yeni atamalardan sonra yeni görev dağılımları olacak. Tutuklamaları yapacak hakimlere görevi vermeden soruyorlar, büyük büyük isimler söylüyorlar Cumhuriyet Halk Partisi’nden. ‘Önüne bu gelirse delile mi bakacaksın, gözünü kırpmadan tutuklayacak mısın?’ Gözünü kırpmadan tutuklayacak olanları o görevlere koymaya, böylesine bir gayri nizami, aslında var olmaması gereken bir mülakat yapmaya, koşul olarak da ‘Acaba bir sonraki operasyon şuna mı, buna mı, ona mı?’ denen herkesin ismini verip ‘Önüne gelirse, tutuklaman istenirse talebe mi uyacaksın, delil mi arayacaksın?’ diye sorulduğu bir sürecin içindeyiz.” 

“BÖYLE BİR UCUBELİK VE VİCDANSIZLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

“Ülkeyi yönetenler artık vicdandan, adil yönetiyor görüntüsü vermekten, mahkemeleri sanki varmış gibi göstermekten bile vazgeçmiş durumdalar. Geçen hafta Ekrem İmamoğlu’nun, sevgili Başkan’ın yargılandığı dava. 147 ayrı iddia. ‘İmamoğlu Suç Örgütü’ deyince herkese yöneltilen iddiadan alınacak ceza ona da. O yüzden o konuda onun da savunma yapması lazım. Öyle ki 12 Eylül’de DİSK ana davasında toplam 136 gün savunma yapılmış, başkan her tarafına iştirak etmiş. 21 gün aralıksız kendi savunmasında sözü kesilmemiş. 12 Eylül yargısı; Abdullah Baştürk. Yine FETÖ’cüler yargılama yaparken Danıştay baskınını yapan kişiyi 46 saat dinlemişler. Binaya giriyor, vuruyor ve gidiyor. 46 saat savunmuş kendini ve sözünü kesmemişler. Ekrem Başkan her bir şeyde bir söylemek istediğinde ‘Başkan otur, savunma sıran gelince her birine tek tek istediğin kadar cevap vereceksin’ diyen, bir yerden gelen talimatla ‘Efendim 9’unda mahkemeyi bitireceğim. O güne kadar savunmalar bitecek. Haydi çabuk.’ Birçok kişinin avukatını kesmiş. Avukatın savunmada sözünün kesildiği nerede görülmüş? Ekrem Başkan’a gelmiş, ’6 saatin var. Bütün avukatların ve sen 6 saatte savunmanı yapacaksın.’ Böyle bir noktayla, böyle bir ucubelikle, böyle bir hukuk tanımazlıkla, böyle bir vicdansızlıkla karşı karşıyayız.” 

“O AVUKAT, BİNAMIZ İŞGALE UĞRADIĞINDA ORADAN POZ VERDİ”

“Ama bir yandan da şunun farkındayız. Bu kürsüden 1,5 yıl boyunca şunu anlatmadık mı? ‘Hepsi yalan, TGRT’de İBB Davasıyla ilgili ne anlatılıyorsa, TV 100’de ne konuşuluyorsa, servis edilip de orada burada, A Haber’de ne haysiyet cellatlığı yapılıyorsa göreceksiniz iddianamede bile olmayacak’ dedik. Saydıklarımızın hiçbirisi iddianamede yok. Olanların kanıtı yok. İlk her şeyi başlatan gizli tanık iddianamede yok. ‘Tek ben gördüm, ben duydum’ dediği ifadeler noktası virgülüyle alınmış gizli tanığın adı değiştirilmiş. Çünkü birisi vazgeçmiş. Hani sen görmüştün, sen oradaydın. O orada değil, onun yerine bu burada. Yani mesela bir tiyatro oyununda tiyatro sanatçısının benim gibi sesi kısılsa, hasta olsa, sesi hiç çıkmasa onun yerine başkası oynar oyunu. Futbolda oyuncu sakatlanır, değiştirirsin. Yerine bir başkası oynar oyunu. Çünkü oyundur o, başkası oynasa da olur. Gizli tanıkta oyuncu değişikliği mi olur? Bir şeyi ‘Ben gördüm, söylüyorum. Adımı gizlerseniz tanıklık ederim’ diyen kişiyi noktasına virgülüne aynı ifadeyle ‘O kişi değil bu kişi, hatta er kişi değil artık dişi, İlke geldi’ diye oyuncu değişikliği mi olur? Böyle vicdansızlıklarla karşı karşıyayız. Geçen gün hayretlere düşerek izledim. Bir köşe yazarı diyor ki, ‘Murat Ongun iddia etti’ diyor, ‘Efendim şu avukat benden para istedi. Böyle bir şey olabilir mi? İddia doğruysa vahim, yalansa daha vahim’ diyor. Yahu çok iyi de bizzat bir tutuklu, halen tutuklu. İfadesinin halen arkasında. Dedi ki ‘Bana geldi bir avukat, bu ifadeye imza at. 2 milyon doları da şuraya at. Seni savcıya götüreceğim, serbest kalacaksın’ dedi diye bunu söyledi. Bu ifade tutanağı Silivri’de kayıtlara girdi. Kişi de bunu söyledi. Ben de bunu Bayrampaşa’da otobüsün üstünden avukatın adını vererek söyledim. Adını vererek. Değerli köşe yazarı. O gece ne oldu biliyor musun? ‘Buna imza at, şuraya da parayı at, dışarı çık’ diyen avukat cep telefonlarını evde bırakıp bir başka arkadaşının arabasını binip Antalya’ya Kepez’e doğru yola çıkıp, orada Yunan Adası’na geçmek için tekne ayarlayıp, jandarmaya yakalandı Kepez’de. Getirildi, mahkeme karşısına çıkarıldı. Kendisine ev hapsi verildi. Şu anda ev hapsi de kaldırıldı. Binamız işgale uğradığında ‘Burada temizlik başlamış’ diye bizim CHP Genel Merkezinden poz veriyor o avukat. Sen diyorsun ki ‘Böyle bir iddia varsa vahim. Yalansa dahi vahim.’ Olmuşu var, suçüstü yakalanmışı var, delili var, kaçışı var, gelişi var, ev hapsi var, salınışı var, ortada dolaşıyor adam. Oradan, bir yerden duyulmuş, buna şaşırmalar. Bu kadar somut gerçekler ortadayken buna şaşırmayıp da tutup oradan bir şeyi cımbızlayıp ona şaşırmalar. Kim neyin şakasını yapıyor? Kim kimi kandırıyor? Kim hangi tiyatroyu oynattırıyor? Bunların hepsini görmek lazım.”

“54 GÜNDÜR MİLLETİMİZLE, ÖRGÜTÜMÜZLE BERABERİZ”

“Son olarak şunu anlatayım. Butlan kararının üzerinden tam 54 gün geçti. 54 günde biz 21 il dolaştık. Milletimizle beraberiz, örgütümüzle beraberiz. Örgütün dikine hiyerarşisini ne kararı verenler kırabildi ne karardan nemalananlar. 74 il başkanı ilk günden beri aslanlar gibi durdular, durmaya da devam ediyorlar. Butlanı kabul edeni millet sokağa çıkartmıyor. Butlanı kabul edenin illerde millet selamını almıyor. Butlana direnenleri omzunun üstünde taşıyor. Böyle bir sürecin içindeyiz. O kararla birlikte bir tartışma, ‘Efendim tedbirle geldik. Biz tedbirle geldiğimiz için biz kongre yapamayız.’ Tartışmayı normalde bitirecek iş bu işin uzman görüşü. Konunun bütün profesörleri ortak metin yayınladı. Dediler ki ‘Tedbir kurultaya engel değildir, aksine bir an önce yapılmalıdır.’ Kanunu çıkaranlar, çıkarırken burada çalışan hocalar görüş verdiler, makale yazdılar. ‘Derhal yapılmalıdır’ dediler. ‘Yapamazsın’ dediler. Kim dedi? ‘Bir tane avukatım var, o dedi.’ Binin üzerinde delege imzaları teslim ettiler. İmzaları verdik, üstünden bir ay geçti, hiçbir şey söylemeyip üstüne yatıyorlar. Bir yandan da orada, burada televizyona çıkınca, ‘Tedbir var, kurultay yapamayız’ diyorlar. Oysa o imzalar gereğince alıp da İlçe Seçim Kurulu’na başvursa, yapıyorsa yapacak, yapmıyorsa yapmayacak. Hepimiz göreceğiz. Bundan da kaçıyorlar.” 

“MİLLET GÜNÜ GELİNCE SORACAK BUNUN HESABINI”

“Bir yandan partinin, Parti Meclisi üyeleri, bu kararı kabul etmeyenler daha doğrusu Parti Meclisi yetkisinde olan MYK onayını getirmeyince, milletvekillerimizi PM’den değil, tutup da usulsüzce MYK’dan atınca Parti Meclisinden istifalar oldu. Yedeklerin çağrılmasına rağmen 23 kişi kaldı ve ‘40’ın altında kalırsa derhal kurultay’ diyor kanun. Yapmıyor. Öyle oturuyorlar. Diğer yandan 54 gün geçti, istinaf BAM 36’nın kararı vermişler, herkes ne diyor bize? ‘Yargıya saygı duyun, sakin olun, bekleyin, Yargıtay’ı bekleyin.’ 54’üncü gün. Dosyayı Yargıtay’a göndermediler. İlk 10-15 gün kendi kendine butlancılarla kararı alan, ‘Bir dilekçe yaz, cevap yazayım, inceleyeyim, yapayım’ diye oyalama senaryoları. Bir aydır bir düğmeye basacak mahkeme başkanı, basmıyor. Düğmeye basma yetkisi oradaki müdürde. Yazı yazmış yetkiyi üstüne almış ondan habersiz onaylanmasın diye. Adli tatil gelene kadar onaylamamak için ‘Müzakere var basamadım, NATO vardı gidemedim, bilmem ne yapamadım.’ Şimdi 3 günlük rapor daha almış, o düğmeye basamasın ki kararı Yargıtay’a yollamasın. Dikkat, kararı alan, kararı Yargıtay’a yollamamaya çalışıyor. Üst mahkemenin denetimine sokmamaya çalışıyor 54 gün geçmiş. ‘5-6 gün daha sallarsam araya 40 gün adli tatil girer, belki bunlar yılar, partiyi oraya bırakır, maksat hasıl olur, ben de bu işlerden kurtulurum.’ Aldığı karara güvenmeyen, Yargıtay’ın bozacağını adı gibi bilen, istinaf mahkemesinin tedbir kararı alması sonuç doğuracağı için diplomasını yırtıp atan, yetiştiren bütün hocaların ‘yapamazsın’ diye yazdığı, makaleler yayınlanan yerde şimdi rapor almak suretiyle düğmeye basma görevini de memurdan kendisine alarak, verilen talimatı uygulayanın muradını ben biliyorum. Ama bu millet günü gelince soracak bunun hesabını. Soracak bunun hesabını.”

“MİLLET UMUDU YENİ PARTİDE ARIYOR”

“Bir yandan da ‘Efendim yeni parti kurulur mu, efendim kurulmasın nereye gidiyorsunuz? Niye gidiyorsunuz? Anlayamadım.’ Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor yeni partiyi. Böyle soruyor böyle kolumu cimciriyor yeni parti diye. Yeni partiyi nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, ‘Alın terinin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım’ diyenler arıyor. Yeni partiyi bu ülkenin ‘Artık bu ülkede yaşamayacağım ve dünyanın başka bir tarafına gideceğim’ diyen gençler soruyor. Ondan sonra diyor ki ‘Anlamadım niye yeni parti’ diyorsun. Hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, kendini altı yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın, eline verilen delege, ki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil sana vermiş. İnsan bundan bir şey anlar ya. O seçimde, ‘İradesi sakatlandı’ dediğin seçimde sana oy veren 500 delege imza vermiş, ‘Gel kurultayı yenileyelim’ diye. Ona yok. Bu kurultayda bin 333 delege tarihin en yüksek oyuyla, oyunu kaybetmemeye yemin etmiş, kazanan CHP’nin iktidar yürüyüşüne vermiş. ‘Ben kurultay yapmayacağım. Yaparsam Eylül’de başlayacağım, Nisan’a kadar sallayacağım. Erken seçim olursa AK Parti‘ye böyle yakalanacağım, bütün umutları kaybettireceğim.’ Ondan sonra, ‘Ya yeni parti niye konuşuluyor, hiç anlamıyorum.’ Millet anlıyor niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arıyor. Yolda da söyledim, şunu söylüyorum buradan. Ömrüm boyunca kendimden önce görev yapan Genel Başkanlarla konuşurken düğmem açık konuşmadım. Adlarını anıp bir kere kötü kelime söylemedim. Benden önceki Genel Başkan demediğini bırakmadı. ‘Olsun o beni eleştirir, onun hukuku bana emanet’ dedim. Şimdi buradan söylüyorum. 2023’te yapılmış seçim için 2025’te seçilmiş il başkanlarını görevden alıyorsunuz. 60 tanesi sizin döneminizin il başkanını, ‘Niçin seçilmiş CHP’ye saygı duyuyorsun, atanmış benimle yürümüyorsun?’ diye bu partinin evlatlarını kıyıyorsunuz, partiden atıyorsunuz. En sonunda da dönüp dolaşıp ‘Öyle yapamam, böyle yapamam’ diyorsunuz. Giderken 1 milyon 250 bin üye vardı, 2 milyona çıkardık Allah’a şükür. ‘Etmeyin istifa’ dedim. Maalesef 50 bini istifa etmiş. 1 milyon 950 bin üyemiz var. 

“KAYBEDEN CHP’Yİ SALSIN”

“Görüyorum ki ‘Ben aday olmam. Hiç olmadım. Aday gösterilirsem olabilir’ falan lafları yeniden geri gelmiş. Tam zamanı. İlk kez Sayın Kılıçdaroğlu size bu kürsüden ki bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz. Ben orada oturdum, burada oturdum. Alay ediyorlar benimle. Alay oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm. Bu kürsüden ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Son sahibi ne benim ne sensin. Madem ki partilisin, madem ki bölünmek istemezsin, madem ki bölünme olursa AK Parti‘ye yarayacak diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun. Buradan açıkça söylüyorum, açık açık. İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım ve 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle ikimiz tüm üyelerle Genel Başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP’yi salsın, CHP’yi salsın. Kaybeden siyaseti bıraksın. Sayın Kılıçdaroğlu çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum. İkimiz yarışalım 2 milyon üye ile. Yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Bu aziz milletin ve bu aziz emanetin önünde tarihi çağrımı yapıyorum. 2 milyon üye ile yarışalım, yüzde 90’ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum. Arkadaşlar ‘Bilmiyorum, duymuyorum, konuşmuyorum’ diyerek değil, siyaset iddia ile olur. ‘Partiyi birinci parti yapmazsam siyaseti bırakıyorum’ demiştim, yaptım. ‘Yüzde 90 oy almazsam siyaseti bırakıyorum’ diyorum. Kazanmak, galibiyet iddia işidir. Ortaya koyuyorum. Buyursunlar, bekliyorum. Saygılar sunarım.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Temmuz ayında çerçeve yasayı çıkaralım

Sonraki Haber

Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde tarım arazisinde yangın

Haberton

Haberton

Son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, spor ve ekonomideki gelişmeler, yerel ve dünya haberleri haberton.com'da. Haberton, sizin için tonla haber! Türkiye’de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşabileceğiniz yeni mecranız.

İlgili Haberler

Gaziosmapaşa davasında ara karar açıklandı; Cezaevinde felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy'a tahliye!
Öne Çıkan

Gaziosmapaşa davasında ara karar açıklandı; Cezaevinde felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy’a tahliye!

14 Temmuz 2026
Güzelbahçe Belediyesi'ne ikinci dalga operasyon: 4 gözaltı
Öne Çıkan

Güzelbahçe Belediyesi’ne ikinci dalga operasyon: 4 gözaltı

14 Temmuz 2026
Ejegül davasında yargılanan Ayşe Tokyaz'un cinayet sanığı: İntihar olup olmadığı araştırılsın
Öne Çıkan

Ejegül davasında yargılanan Ayşe Tokyaz’ın cinayet sanığı: İntihar olup olmadığı araştırılsın

14 Temmuz 2026
Eski futbolcu Nihat Kahveci, eşini darbettiği iddiasıyla gözaltına alındı; İfadesinin ardından serbest bırakıldı
Öne Çıkan

Eski futbolcu Nihat Kahveci, eşini darbettiği iddiasıyla gözaltına alındı; İfadesinin ardından serbest bırakıldı

14 Temmuz 2026
Tarımda plansızlığın faturası ağır oldu; geçen yıl 10 liraya satılan soğan bugün 70 lira!
Öne Çıkan

Tarımda plansızlığın faturası ağır oldu; geçen yıl 10 liraya satılan soğan bugün 70 lira!

14 Temmuz 2026
Ahbap Derneği soruşturması genişleyebilir; MASAK raporları inceleniyor
Öne Çıkan

Ahbap Derneği soruşturması genişleyebilir; MASAK raporları inceleniyor

14 Temmuz 2026
Sonraki Haber
Aydın'da tarım arazisinde yangın

Aydın'ın Sultanhisar ilçesinde tarım arazisinde yangın

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Gaziosmapaşa davasında ara karar açıklandı; Cezaevinde felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy'a tahliye!
Öne Çıkan

Gaziosmapaşa davasında ara karar açıklandı; Cezaevinde felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy’a tahliye!

14 Temmuz 2026
Düğün görüntüleri teslim edilmeyen çifte 200 bin lira manevi tazminat
Yerel Haberler

Düğün görüntüleri teslim edilmeyen çifte 200 bin lira manevi tazminat

14 Temmuz 2026
Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov:1 ya da 2 transferi kampa yetiştireceğiz
Spor Haberleri

Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov:1 ya da 2 transferi kampa yetiştireceğiz

14 Temmuz 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Başkale’de lavanta tarlası ilgi odağı oldu

14 Temmuz 2026
Yaşam

Deniz kaplumbağalarının cinsiyetini çevresel faktörler belirler

14 Temmuz 2026
Yaşam

Ağaca yıldırım düşme anı kamerada

14 Temmuz 2026
Yaşam

Sabiha Gökçen Hava Trafik Kontrol Kulesi, 15 Temmuz’da kırmızı beyaza bürünecek

14 Temmuz 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Bodrum'da otluk alanda çıkan yangın, ormana sıçradı

Bodrum’da otluk alanda çıkan yangın, ormana sıçradı

- Haberton
14 Temmuz 2026

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, otluk alanda çıkıp ormana sıçrayan yangın, ekiplerin müdahalesi ile 1 saatte kontrol altına alındı. Yalıçiftlik Mahallesi'ndeki saat...

Çamaşırlarınız yıkandıktan sonra bile kötü kokuyorsa dikkat! Nedeni sandığınızdan farklı olabilir

Sabah ağzınız kupkuru uyanıyorsanız dikkat! Nedeni basit bir susuzluk olmayabilir

Altın bozdurmak için doğru zaman ne? Uzmanlar bu 7 işarete dikkat çekiyor

Adınıza açılmış gizli hat var mı? Dakikalar içinde sorgulamanın yolu

Güncel Haber

Gaziosmapaşa davasında ara karar açıklandı; Cezaevinde felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy'a tahliye!

Gaziosmapaşa davasında ara karar açıklandı; Cezaevinde felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy’a tahliye!

14 Temmuz 2026
Düğün görüntüleri teslim edilmeyen çifte 200 bin lira manevi tazminat

Düğün görüntüleri teslim edilmeyen çifte 200 bin lira manevi tazminat

14 Temmuz 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton