Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “10 yıl önce bu Meclis’e, bu Meclis’in iradesine ve bu milletin iradesine darbe yapılmak istendi. Hepiniz şahitsiniz. O gün bu Meclis kapalıydı ve bu Meclisin açılmasını, toplanmasını öneren, açıldıktan sonra da gelebilen milletvekilleriyle, Ankara’da olan ve Meclis’e ulaşabilen milletvekilleriyle sabaha kadar darbeye karşı direnen, kapalı olan Meclis’i açtığımız için de hedef haline gelen, bombardıman altında kalan milletvekillerinden birisiyim. O gün Meclis’in açılma fikrinin sahibi olan milletvekiliyim. AK Partili mevkiidaşlarımızı, yöneticileri arayıp, ‘Bu, demokrasiye karşı yapılan bir darbedir. Biz, seçilmişlerin arkasındayız. Meclis açılsın. Meclis’i teslim etmeyin’ diyen kişiyim ben” dedi. Özel, şöyle devam etti:
“AK PARTİLİLER ATATÜRK POSTERLERİNİ CHP’LİLERDEN İSTEDİ”
“10 yıl geçti üzerinden. Bugün olsa aynı tutumda olurdum. O gün çok çeşitli tartışmalar geliyordu. Çok tartışıldı. ‘Tiyatro değil, kanlı bir darbe’ diyen kişiyim. O günden bugüne de fikrim hiç değişmedi. Hiçbir tutarsızlığım yok. Bu açıdan da tarihin doğru tarafında durmuş olmanın kıvancı içindeyim. Şehitleri rahmetle, gazileri hürmetle bir kez daha anarım. O gün Meclis’te şöyle bir hava vardı. Evet, artık anlaşıldı sadakate değil, liyakate bakmak lazımmış. Cumhuriyet’in değeri anlaşıldı, kuvvetler ayrılığının değeri anlaşıldı. Birilerini bir yerlere sırf alnı secdeye varıyor diye getirmenin yanlışlığı anlaşıldı. ‘Kim olursa olsun ama liyakatli olsun’ dendi. Bir anda AK Parti İl Başkanlıklarına Atatürk resimleri asıldı, ilk kez, hızla büyük posterler, arandı, bulundu, bizlerden istendi. İllerimizde AK Parti İl Başkanlıkları, büyük Atatürk posterini Cumhuriyet Halk Partililerden istediler. Laiklik vurguları yapıldı, ‘Bundan sonra bu yanlışlar yapılmayacak, demokrasinin değeri anlaşıldı’ dendi. Ama 10 yılın sonunda elde ne var? FETÖ’nün her türlü, ordudaki yapılanması, yargıdaki yapılanması, emniyetteki yapılanması, Diyanet yapılanması hepsi ele alındı ama FETÖ’nün siyasi ayağına gelince iş durdu. Hatta geçmişte FETÖ’nün siyasi ayağı konuları üzerine açılmış bazı soruşturmaların ya da yazılmış bazı yazıların yeni yeni ortaya çıktığı ve o yazıyı yazan isimlerin de şu andaki yeni pozisyonlarının çok manidar olduğu ortaya çıktı.”
“ŞÜPHELİ BİR DURUM VAR”
“Bugün gelinen noktada örneğin bu Meclis, araştırma komisyonları kurdu. Araştırma komisyonları kurulur, çalışır, görüşler yazılır, karşı oylar yazılır, bu basılır ve tarihe kalır. Bunun istisnası, 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’dur. Komisyon, raporunu yazdı, Cumhuriyet Halk Partisi de bir karşı oy yazdı. Yazdığı karşı oyda sorular vardı. Hulusi Akar’ın yanıtlaması gerekip yanıtlamadığı, gelip Meclis’te yanıtlamadığı sorular vardı. Dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan’ın Meclis komisyonuna gelmemesinin eleştirisi vardı, yanıtlaması gereken sorular vardı. Ya da darbe girişiminin önceden haber alındığı, gereğinin yeterince yapılmadığına dair, o günkü gelen erken istihbaratın kıymetlendirilmediğini dair, adeta darbenin yapılmasının beklendiğine dair, sonra da sonuçlarından istifade edilmeye çalışıldığına dair şüphelerin yazıldığı, ‘Bunlara cevap verilmezse darbe ile yüzleşilmez, çünkü bu istihbaratı değerlendirmeyenler ülkeyi yönetmeye devam mı edecekler?’ soruları vardı. Bunlar parti olarak değil kişiler üzerinden soruldu. Çünkü o istihbarattan haberi olup gereğini yapmayanların birisi Genelkurmay Başkanlığında, MİT’in başında duracaklar mıydı? Şimdi birisi Milli Savunma Komisyonu Başkanı, birisi Dışişleri Bakanı mesela. Bu yüzden bu rapor hiç basılamadı. Bu da çok önemli, şüpheli bir durumdur.”
“DARBE BİRLİKTE SAVUŞTURULDU”
“Bunun yanında bir de şunu söyleyeyim. Bir teessüf, bir üzüntümü ifade etmen lazım. Darbe dediğin iktidara yapılır. İktidar, darbe geldiğinde ya teslim olur ya direnir. Ondan beklenen direnmesidir. Ama darbe olduğunda herkes döner, muhalefete bakar, ana muhalefetin gözünün içine bakar. O gece biz gözümüzü kırpmadan darbenin karşısında, seçilmişlerin arkasında durduk. O gün darbeye muhatap olan iktidar, sokakta da Meclis’te de bizleri demokrasiden yana ve kendilerinden yana bir yönde gördüler. Ve darbe birlikte savuşturuldu. O gün saldırılan şey sandığın kendisiydi, seçilmişlere saldırıyordu birileri. O gün darbe başarılı olsaydı Fethullah Gülen, Humeyni gibi Ankara’ya inecek, devletin başına bir seçilmiş değil, seçilmemiş, kendisini oraya atamış, ardına da yönetici kademeleri atayacak birisi gelecekti. Biz bununla mücadele ettik. Şimdi bu Meclis’in durduğu yer, AK Parti Genel Merkezi’nin durduğu yer, bütün siyasi partilerin durduğu yer, Anıtkabir’in durduğu yer, Çankaya Belediyesi. Dün akşam Çankaya Belediyesi’nin seçilmiş, 30 yaşında seçilmiş genç belediye başkanına bomboş, bırakın tutuklamayı gözaltını, ifadeye bile çağrılmaması gereken, defalarca denetlendiğinde, Sayıştay‘ın, ‘İhale yenilenmiş, daha ucuza verilmiş, kamu yararı sağlanmış, burada suç yoktur’ dediği dosyadan tutuklandı. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’nın bir sözü var. ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ diyor. Türkiye’yi kazanacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, Cumhurbaşkanı Adayımız tutuklandı. Bugün ben 15 Temmuz’a ilk anda ‘darbe’ diyenim. Hepiniz şahitsiniz ve bütün AK Partili arkadaşlar şahit.”
“19 MART’LA DARBE SÜRECİNİN FAİLİ OLDULAR”
“19 Mart’a da ilk günde ‘darbe’ dedim. 15 Temmuz’da darbenin muhatabı olanlar, 19 Mart sonrası darbe sürecinin nasıl faili oluyorlar? Nasıl susuyorlar? 15 Temmuz’da onlara darbe olurken birlikte direndiklerimize, partimizin seçilmişlerine yapılan, ayrıca partimizin Genel Başkanına yapılan, partimizin kurumsal kimliğine yapılan darbede artık Türkiye’deki siyasi partiler düzenini de ortadan kaldıran butlan sürecine nasıl susuyorlar? Nasıl yol veriyorlar, nasıl yön veriyorlar, nasıl bundan medet umuyorlar? Darbe gecesi, darbeye ‘darbe’ deyip sizinle canını ortaya koyan kişiyi darbeyle uzaklaştıracaklar ve partinin başına bir atanmışı getirecekler. Benim ömrüm, darbe gecesi ‘Özgür Özel‘in tutumuna bakmam, Kemal Kılıçdaroğlu tankın yanından sıvıştı, Bakırköy Belediye Başkanı’nın evinde terlikle darbeyi izliyor’ diyenlere karşı, ‘Özgür Özel‘in tutumu, partinin tutumudur’ diye mücadele ederek geçti. AK Partililer Kemal Bey’i tankın yanından sıvışmakla, Özgür’ü de darbe gecesi kahraman olup ama partinin esas bakılacak yerinin Genel Başkanın tutumu olduğunu hatırlatmakla devam ediyorlardı. Ben bu duruma karşı Kemal Bey’i savundum, partimi savundum. Şimdi AK Parti yapılan bir seçim yok sayıp, üst üste aldığımız dört mazbatayı yok sayıp, bizi görevden uzaklaştırıp Kemal Bey’i göreve getirmeyi ve oradan da Sayın Erdoğan’ın butlan kararından 20 gün önce söylediği gibi ‘İnşallah pek yakından milletimize yakışır bir ana muhalefet partisine sahip olacağız’ dediğini de hatırlatırım. Teessüf ederim; 15 Temmuz darbesinde gelip ‘Seni alnından öpeceğim’ deyip de bugün gelip butlanı seyreden AK Parti’nin içindeki herkese.”
“KENDİSİNE YAPILAN HAKSIZLIĞI BANA YAPMAKTAN MEDET Mİ UMUYOR?”
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, “Sayın Kılıçdaroğlu bugün sizin FETÖ tarafından desteklendiğinizi ifade etti” sorusu üzerine şunları söyledi:
“Kemal Bey bu zor soru. Şöyle zor soru. Yıllarca bu soruyu bana AK Partililer, AK Partili grup başkanvekilleri, AK Partili siyasetçiler ya da zaman zaman yazan – çizenler yazınca sizler sordunuz. ‘Ya FETÖ’cülerin, yurtdışındaki FETÖ’cülerin Kemal Bey’i desteklediklerine ne diyorsunuz?’ dediniz. Biz de dedik ki ‘Onların hükumetle derdi var diye muhalefete, muhalefetin yaptığı, ortaya çıkardığı bir dosyaya destek veriyorlarsa bu FETÖ’cülük anlamına gelmez’ diye. Şimdi Kemal Bey kendisine çokça yapılan bu haksızlığı bana yapmaktan medet mi umuyormuş? O zaman şöyle bir şey olur. Bunun ilk dalgasına nasıl geri püskürdüğünü hatırlamak lazım. Bunun ilk dalgası bayramlaşma için Türkiye’nin dört bir yanından gelen belli sayıda insana hitaben yapılan konuşmada da böyle bir vurgu yapılmıştı. Cevabı dönemin Genelkurmay Başkanı’ndan, Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi kumpas davalarının mağdurlarından, ölenlerin yakınlarından geldi. Ali Tatar‘ın abisi Ahmet Tatar‘ın Kumpas-Der’inden geldi. İlker Başbuğ’dan geldi. ‘FETÖ‘ye karşı yanımızda dimdik duran, o günlerde bir tek yanımızda olan Özgür Özel’e kimse FETÖ yakıştırması yapamaz’ demişlerdi.”
“KEMAL BEY BUNA VERİLECEK CEVABI UNUTMUŞ”
“Ayrıca bir şey daha söyleyeyim, Kemal Bey sağ olsun, şeyi çok veciz kullanıyor. ‘Hukuka uymayacak mıyız, mahkemeleri dinlemeyecek miyiz, mahkemeleri yok mu sayacağız?’ filan. Ben Hulusi Akar’a demiştim ki ‘Sana silah arkadaşların hakkını helal etmiyor. Sana silah arkadaşların hakkını helal etmeden öldüler. Sen FETÖ’nün önünü açan, yolları temizleyip ona otobanı açan insansın’ filan. Bana dava açmıştı. Yedi yıl önce 500 bin lira, tarihinin en büyük tazminat davası. Biz o davayı kazandık. Davayı kazanan avukat Hüseyin Can Güner. 254 amiral, general, albay Hulusi Akar döneminde lehime tanıklık yapmak için mahkemeye dilekçe verdiler. O yüzden kime ‘FETÖ’nin tarafındasın. FETÖ’cüler seni destekliyor’ derken herkesin ayağına denk alması lazım. Hep o savunuları biz buralarda güçlü yaptığımız için, Kemal Bey’in o kası ve hafızası zayıf kalmış. O yönüyle herhalde buna verilecek cevabın bu olduğunu unuttu ki böyle bir imada bulunmuş.”












