Lokman Hekim İstanbul Hastanesi'nden Nöroloji Uzmanı Dr. Semra Acar, “Halk arasında kas erimesi ve hareket kaybı hastalığı olarak da bilinen Amyotrofik Lateral Sklerozun (Als) erken belirtileri arasında el ve ayaklarda güçsüzlük, sık eşya düşürme, konuşma ve yutma güçlüğü yer alabiliyor. Als erken dönemde sinsi belirtilerle başlayabilirken, motor becerilerdeki kayıpların dikkate alınması gerekiyor” dedi.
Lokman Hekim İstanbul Hastanesi'nden Nöroloji Uzmanı Dr. Semra Acar, Amyotrofik Lateral Skleroz (Als) hastalığının hareketleri kontrol eden motor sinir hücrelerini etkileyen ilerleyici bir nörolojik hastalık olduğunu belirterek, erken dönemde ortaya çıkan belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Als’nin beyin ve omurilikte bulunan motor nöronların zamanla işlevlerini kaybetmesi sonucu ortaya çıktığını kaydeden Acar, hastalığın istemli hareketleri etkilediğini ancak çoğu hastada görme, işitme ve dokunma gibi duyuların korunduğunu söyledi.
Düğme İlikleyememek İlk Belirtilerden Biri Olabilir
Als’nin çoğu zaman hafif bulgularla başladığını ifade eden Dr. Acar, bazı hastalarda kalem tutarken zorlanma, düğme ilikleyememe veya eşyaları sık düşürme gibi şikayetlerin görülebildiğini belirtti. Acar, “Bazı kişilerde merdiven çıkarken zorlanma, dengesizlik hissi ya da sık takılma ilk belirtiler arasında yer alabiliyor. Konuşmanın peltekleşmesi ve yutma güçlüğü de erken dönemde ortaya çıkabilen bulgulardandır” dedi.
Kas güçsüzlüğünün Als’de en yaygın belirtilerden biri olduğuna dikkati çeken Acar, hastalıkta kas seğirmeleri, kaslarda incelme, konuşma ve yutma problemleri, hareket kısıtlılığı ve ileri evrelerde solunum güçlüğünün görülebildiğini aktardı. Ancak bu belirtilerin tek başına Als anlamına gelmediğini vurgulayan Acar, benzer şikayetlerin farklı nörolojik hastalıklarda da görülebileceğini ifade etti.
Als’nin kesin nedeninin günümüzde hala tam olarak açıklanamadığını belirten Dr. Acar, hastalığın kadınlara göre erkeklerde daha sık görülebildiğini söyledi. Genetik yatkınlık, aile öyküsü, hücresel düzeyde protein birikimleri, oksidatif stres ve bazı çevresel faktörlerin hastalığın gelişiminde rol oynayabileceğinin düşünüldüğünü kaydeden Acar, şu değerlendirmede bulundu:
“Als vakalarının büyük çoğunluğu ailesel geçiş göstermeden ortaya çıkıyor. Ancak bazı hastalarda genetik mutasyonlar tespit edilebiliyor. Hastalığın ortaya çıkış mekanizmasını anlamaya yönelik araştırmalar devam ediyor.”
Als Tanısı İçin Kapsamlı Değerlendirme Gerekiyor
Als tanısının tek bir testle konulamadığını ifade eden Acar, nörolojik muayene, elektromiyografi (Emg), sinir iletim çalışmaları, manyetik rezonans görüntüleme (Mr) ve çeşitli laboratuvar testlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu incelemelerin Als’ye benzer belirtiler gösterebilen diğer hastalıkların dışlanmasına yardımcı olduğunu aktaran Acar, tedavi sürecine ilişkin de bilgi verdi.
Als’yi tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmadığını belirten Acar, mevcut tedavi yaklaşımlarının hastalığın belirtilerini yönetmeye ve yaşam kalitesini korumaya yönelik olduğunu söyledi. Acar, “İlaç tedavileri, fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, solunum ve beslenme desteği, konuşma ve yutma terapileri ile psikolojik destek Als yönetiminin önemli parçalarıdır. Amaç, hastanın günlük yaşam aktivitelerini mümkün olduğunca sürdürebilmesini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.












